Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Marks; “Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre” ilkesine geçilebileceğini ileri sürüyor.  

    Böyle bir tarife katılmadığımı ifade etmek durumundayım. Yeteneğine göre ödüllendirme, somutta iş yapma farklılıklarının kabulünü de beraberinde getiriyor. Engels Anti Dühring’de ısrarla buna karşı çıkıyor… Değil hamal ile mimar arasında farklı ödemeye, bunların ayrı insanlar olarak varlığına bile karşı çıkıyor.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 299) kitabından birebir alınmıştır.

  • Lenin, “Demokrasi bir devlet biçimidir, hâlbuki biz Marksistler devletin her türüne karşıyız. Devlet, sınıflar var olduğu sürece duruyor ve demokrasi hep sınıfların varlığında ortaya çıkıyor.” 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 292) kitabından birebir alınmıştır.

  • İsimler başta ayırmak için kullanılıyor ve bu nedenle sürülerin isimleri olmuyor.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 292) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demokrat yılgın ve yılışık insan türüdür.  Ancak “Devrimci”  demokratın kıymeti harbiyesi vardır.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 280) kitabından birebir alınmıştır.

  • İttihat ve Terakki ilk ciddi gerilla hareketini yapmışlardır.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 277) kitabından birebir alınmıştır.

  • İdris Küçükömer, Mustafa Kemal Paşa’yı İngiliz ajanı ilan etti ve ben hiç katılmadım. Ancak Mustafa Kemal Paşa’nın hep İngiltere ile uzlaşmak istediği kesindir.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 275) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çocukluğu, kural bilmez olarak tanımlıyorum. 

     .. Yüz yaşında olsa bile kural bilmeyen yaratık çocuktur.  

    Kural bilen adam uygar adam demektir.  

    Bir insan kendi gücünü görüyor ve bunu abartıyorsa romantiktir.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 275) kitabından birebir alınmıştır.

  • Wiltek, Osmanlının yükselme döneminde Ankara’nın büyük orta Anadolu’nun başkenti olduğunu kaydediyor. 

    Goltz Paşa 1913 yılında resmi bir yazıyla yeni başkent fikrini ortaya atıyor, Çanakkale Boğazı zorlandığı zaman Eskişehir ciddi ciddi başkent olarak düşünülüyor.  

    Ben Türkiye Cumhuriyetine başkent olarak Bolu Ovasını düşünüyorum.  Bu yörede küçük başkentin çirkinleşmesini imkânsız görüyorum. 

    Bir de Türklerin, Kürtlerin, Ermenilerin, Arapların bir bölümünü, Elenlerin bir bölümünü, başlangıçta hiç olmazsa birleşik Kıbrıs’ın oluşturacağı bir  “birlik” başkenti Van Gölü çevresini hayal ediyorum.  

    Bunlar olacaktır. Bundan hiç kuşku duymuyorum.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 271) kitabından birebir alınmıştır.

  • Akdeniz’in adı bütün dillerde; karalar arası denizdir. Karadeniz’in eski adı İyi Komşuluk denizidir.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 260) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstanbullu için esas sevişme türü, erkeğin erkekle ve kadının kadınla sevişmesidir. 

    İstanbullunun karşı cinsi sevmesinde Kırım savaşı önemli bir yer tutuyor; savaşta yaralı İngiliz subaylarına hastabakıcılık yapmak ve güzel vakit geçirmelerini sağlamak için İngiliz asil kızları, hemşireciliğin kurucusu Florance Nightingle de bunlar arasındadır. İstanbul’a akın ediyorlar. İstanbullu bunların aşklarını görüyor ve kadın ile erkek arasındaki aşkları taklit etmeye başlıyor.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 256) kitabından birebir alınmıştır.

  • Savaş, teorik eylemdir. Savaş psikolojik süreçtir. 

    Dünya yeniden felsefeye ihtiyaç duyuyor.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 247) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kemal Paşa ve arkadaşları çok muhafazakâr bir ekiptir. 

    Ankara’ya yerleşir yerleşmez hem Çerkez Ethem’in partizan kuvvetlerini ve hem de Mustafa Suphi’nin Ekim Devrimine bağlı … Alayını temizlemek istiyor. Bu iki tasfiyeyi nerede ise aynı hafta ya da aynı ay içinde gerçekleştiriyor ve işte tam bu sırada, ilerleyen Elen kuvvetlerine karşı büyük bir “zafer” kazanıyor. Bu, sözde Birinci İnönü zaferidir.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 247) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gelibolu’nun küçük yaylalar, tepeler, vadilerle örülmüş sırtlarında belli olmayan hiçbir şey yoktur; düşman, gemileri ve Anzaklar ile bizim taraf iç içe yaşıyor.  Gelibolu, komutanlık ya da deha savaşı değildir; bir kütle ya da inat savaşı olarak tarihe yazılıyor.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 245) kitabından birebir alınmıştır.

  • Değişmenin kendisi gelişmedir. İç savaş, insanı değiştirerek geliştirme sürecidir. İnsanı iş yapmaya alıştırma dönemidir. İnsanın ufkunu genişletme zamanıdır.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 244) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’de yeni bir iç savaş dönemine girildiğini gösteren işaretler beliriyor.   İç savaş, devletin egemenlik coğrafyasında otorite yetmezliğini görmesidir.    

    Birinci iç savaş; .. 15/16 Haziran 1826 tarihinde zamanın düzenli ordusu Yeniçeri Ocağının lağvedilmesiyle sona eriyor.   

    İkinci iç savaşın tamamlanma tarihi 1926 sayılabilir.  Üçüncüsü, eğer 1968 yılından başlatılırsa 1978 – 1980 yıllarında sona eriyor ya da bastırılıyor.   Birincisi Tanzimat’ı, İkincisi Cumhuriyet’i, Üçüncüsü tekelli baskı düzenini doğuruyor. 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 243) kitabından birebir alınmıştır.

  • … insanlarımız, iç savaş koşullarında yaşadıklarını bilmek durumundadır.    Her iç savaş bir dış savaştır.  

    Her düzen sıçraması bir iç savaşla geliyor.  

    Saptayabildiğim birinci iç savaş; Üçüncü Selim ile başlıyor. Üçüncü Selim Nizamı Cedit kurma girişiminden çıkıyor.   

    Tanzimat, önce Türkiye’de ilerici sayılmalıdır. Kemalizm, kendisine çok benzediği için reddediyor; Türkiye solculuğu, Kemalizm’i solculuk olarak da yaşatmak istediği zamanda, Tanzimatı işbirlikçi olduğu gerekçesiyle, reddetme gereğini duyuyor. 

    İkinci iç savaş ise Cumhuriyet’i doğuruyor. . .. 1926  yılını, ikinci iç savaş döneminin sonu sayıyorum.  

    Üçüncü İç savaş; ,, başlangıç tarihi 1965 yılından sonraki herhangi bir yıl olabilir.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 240, 241) kitabından birebir alınmıştır.

  • Osmanlı medeni kanunu olan Mecellenin bir ilkesi var; sıkışırsa genişler. 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 237) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’de şiddetin beş alanı vardır; 

    Kürt alanının şiddet alanı olduğu kesinleşmiştir.   

    Entelektüel şiddet ikinci alandır.   

    Üçüncü şiddet alanı, gençlik ve özellikle üniversite gençliğidir.   

    Dördüncü şiddet alanı, işçi sınıfı.  

    İslami radikalizm, bir yeni şiddet alanı yaratmaya çalışıyor.   

    İslam bütün dinler içinde şiddete en çok eğilimlisidir.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 236, 237) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mustafa Kemal ise nerede ise hep keşif müfrezesi ile çalışıyor. Resmi Komünist Fırkası, Yeşil Ordu, Serbest Fırka Kemal’in keşif partilerinin pek bilinen örnekleridir.   Orta Asya’da Kemal, keşfe gönderdiklerinin çoğunu kendisi yok ediyor, ya da yok olmasını istediklerini keşif birliklerine zorluyor.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 233, 234) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan aklı insanın en büyük silahıdır; yanılmaya sürekli bir eğilim taşıyor.   Tarih insan aklının en büyük kaynağıdır; insan aklı, en çok tarihte yanılıyor.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 221) kitabından birebir alınmıştır.