Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • .. Erkânı Harbiyei Umumiye Riyaseti verilmiyor idi. Ordu Müfettişi kalacaktım. Fakat bunda da bir şart vardı: Eğer doğuda kalmak istersem Ankara’da oturacaktım. Ordu Müfettişlerinin mıntıkalarında oturması lüzumunu İsmet Paşa’ya izah ettim. “-Şu halde!. Ordu Müfettişliği merkezi Ankara olduğundan bunu kabul edersiniz.”  dedi. “Peki!” dedim.

    (Karabekir Erzurum’a veda etmeye gideceğini söylüyor. 1 Eylülde, İsmet Kâzım Karabekir’i korkutmak istiyor:)

    “-Kâzım! Çok korkuyorum, seni Erzurum’da vuracaklar.” 

    (Karabekir Mustafa Kemal’e allahaısmarladığa gitmişti. Gazi de onu korkutuyor.)

      “-Paşa’m dikkat et, Erzurum mebusları aramızı bozmaya çalışıyorlar!

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 170) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Lozan Sulh Muahedenamesinin 8. Maddesi aynen şöyledir;

    Madde 8; Payitahtlık ihtiyacı için İstanbul … “

    Bu ibare İstanbul’un Payitaht olmasının ifadesi. Oysa o sırada Saltanat ilga edilmiş (kaldırılmış) ve Hilafet te İstanbul’da kalmıştı. 

    Bunun sebebini İsmet Paşaya sordum. İsmet Paşa iyi dinledi fakat hiç cevap vermedi. Bunu Mustafa Kemal Paşa’nın arzusuyla yapmış olduğuna benim hiç şüphem yoktu. Nitekim bir müddet sonra, onu bu arzularından ebediyyen (sonsuza kadar) uzaklaştıracak bir teşebbüste (girişimde) bulunmaya mecbur kaldım.   

    19 Ağustos Pazar akşamı, Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşalar, Latife Hanım ile bana akşam yemeğine geldiler. Mustafa Kemal Paşa; “Hocaları toptan kaldırmadıkça hiçbir iş yapamayız. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkılabı yapamazsak, başka hiçbir zaman yapamayız.!”  Ben; “- Dini, olduğu gibi bırakmalı ve hükûmet ne buna tesir yapmalı ve nede tesiri altında kalmalıdır.” 

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 165, 166) kitabından birebir alınmıştır.

  • 14 Ağustos 1923, Heyeti İlmiye şerefine Türk Ocağı’nda verilen çay ziyafetinde ilk tehlikeli hamle ortaya çıktı. … Mustafa Kemal Paşa … Kur’an’ı Türkçeye aynen tercüme ettirmek arzusunu ortaya attı.

    (Karabekir buna karşı çıkıyor:) 

    Mustafa Kemal Paşa; “-Evet Karabekir! Arapların yavelerini (boş ve anlamsız laflarını) Türk oğullarına öğretmek için Kur’an’ı Türkçeye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım! Ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler!”  

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 158, 159) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Rauf Orbay 4 Ağustos 1923’de Lozan’dan gelen İsmet’i karşılamamak için Başbakanlıktan istifa ediyor. Mustafa Kemal üç aday gösteriyor. Bu adaylardan biri olan Fevzi Paşa “Ben siyasetle uğraşmak istemiyorum.” diyor. Fethi Bey; “Başvekilliği yapacak iktidarımın olmadığını, yani aczimi tekrar ederim.” diyor. Sırada Kâzım Paşa var:) 

    Mustafa Kemal Paşa kati bir tavırla;

    “-Şu halde Başvekil Kâzım Karabekir’dir.!” “-Önce sizinle yalnız konuşmak istiyorum.” ..Benden önce o söze başladı; “-Karabekir önce şunu söyleyeyim ki, eğer ben siyasetten çekilirsem yerime Fevzi Paşa’yı geçiririm. Şimdi sen mütalaanı (değerlendirmeni) söyle bakalım.?”  

    “-Eğer vaktiyle söylediklerinize ve Millet Meclisi kürsüsündeki beyanınıza .. göre, çekilmek kararında iseniz, milleti kararında serbest bırakmanızı şerefli tarihimiz için de sizden rica ederim! … Hiçbir sebep ve bahane ile halkı tazyike (baskıya) ve idareyi istibdada (baskıcı, faşist idareye) çevirmeye taraftar değilim. Ne Fethi Bey arkadaşımızın ve ne de Hilafet ve Saltanatın herhangi bir tarzda yeniden bir elde toplanmasına taraftar olanların fikrinde değilim.”

    Mustafa Kemal Paşa; “-Senin şartların çok ağır. Fethi Bey çok daha müsait fikirde.” 

    Aynı gün Fevzi Paşa’ya sordum; “-Paşa’m hükûmet reisliğini siz neden kabul etmiyorsunuz ?” 

    Fevzi Paşa; “- Oraya insanı düşürmek için getirir de ondan. Ben o oyuna gelmem!”

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 153) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Temmuz 1923 Ankara İstasyonundaki kalemi mahsusa (özel kalem) binasında Fırka nizamnamesini (parti yönetmeliğini) müzakere ettikten (görüştükten) sonra Gazi; “Dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkûmdurlar. ..Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Bunun için önce din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz. Partiyi bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz!” 

    (Kâzım Karabekir bu düşüncesinin sakıncalarını söylüyor:)         

    Mustafa Kemal Paşa “Dini ve ahlaki inkılap (devrim)  yapılmadan önce hiçbir şey yapmak mümkün değildir…” 

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 143, 144) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Karabekir anlatıyor:)

    .. Bazı vekillerin de dâhil olduğu bir seçim komitesi teşkil etti ve reisliğini de üzerine aldı. Bu komitede benim de bulunmaklığımı arzu ettiler. İstasyondaki malum (bilinen) binada toplandık. Gazi’nin ilk teklifi şu oldu; “Millet bana güvenoyu versin ve mebusların seçimini bana bıraksın.”  Bu teklife itiraz ettim; “Milletin size itimat etmesi tabiidir, fakat bu itimat onun haklarına sahip olmanızı icap ettirmez. Böyle bir seçime seçim denilemez ve bu tarzda toplanacak Meclis’e de Millet Meclisi denilemez.”

       .. İkinci guruptan kimse namzet (aday) gösterilmedi.  Gazi; “Ben muhalif istemiyorum.” diyerek kendisine sözle veya yazılarıyla en çok sadakat gösterenleri … ve hemen bütün karargâhının mensuplarını namzet gösteriyordu.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 137, 138) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Karabekir anlatıyor:)

    18 Temmuz 1923’de Trabzon’dan gelen haberler kötü. Basın, Ali Şükrü’nün ölümünden Mustafa Kemal’i suçluyor.  Mustafa Kemal Paşa bana şunu söyledi; “Trabzon’da kanayan bir yara var. Sen bunu vaktiyle söndüremedin. Şimdi de yine kaynamaya başladı. Bu sefer kuvvetli bir yumruk hak ettiler. Bunu nasıl yapmayı muvafık bulursun?”

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 139) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Karabekir buna karşı çıkıyor.

  • 1 Nisan 1923’de Meclis seçime karar verdi. 6 Nisan’da Mustafa Kemal, Ben, İsmet ve Ankara ile Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti İdare Heyetleri toplandık. Yeni intihap (seçim) için umdeleri tespit ve hazırladık.  Müdafai Hukuk gurubunun yeni intihap (seçim) için kabul eylediği dokuz umde (ilke) ve bir noktai nazar (bakış açısı);  Halk Fırkasının Prensipleri;

      Umde (ilke) 2-…Dayanağımız TBMM olan makamı hilafet, İslamlar arasında bir makamı muallâdır (yüce makamdır).  

      Umde (ilke) 6- … Ordu mensuplarının geçim ve refahı özellikle gözetilecektir. 

      Umde 9 –  … inşaat ve tamirat için yer yer inşaat şirketleri teşkili (oluşturulması) tevsik (sevk etme) ve temin ve ferdi teşebbüsleri arkalamaya yarar yasalar çıkarılacaktır.  

      8 Nisan 1339 Ankara ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyetleri Reisi Gazi Mustafa Kemal. Mustafa Kemal’in Halk Fırkasının umdelerini (ilkelerini) tefsir ederken (açıklarken) 5.Madde; “Yeryüzünde bir hilafet makamı bulunmazsa İslam âlemi kendisini imamesiz kalmış bir tespih gibi dağılmış, perişan görür.”

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 132 ile 136 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Mustafa Kemal Paşa, 23 Ocak 1922 Bursa:)

    “Hilafetin yalnız Türkiye halkına değil, bütün İslam âlemine şümulü (kapsaması) olması hasebiyle (nedeni ile) bu makam hakkında bir karar vermek Türk Milletinin salahiyeti (yetkisi) haricindedir.”  

    (Mustafa Kemal 3 Şubat 1922 İzmir’de:)

    “Bizim dinimiz en makbul ve en tabii bir dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla, fenne (tekniğe), ilime ve mantığa tetabuk etmek (uyumlu olması) lâzımdır. Bizim dinimiz bunların tamamına mutabıktır (uygundur).” 

    (Karabekir anlatıyor:)

    5 Şubatta Akhisar’da iken Ankara’dan Ali Fuat Paşa’dan bir şifreli telgraf geldi. “Gazi’nin geçen yıl millete verdiği söz mucibince (gereğince) bir tarafa çekilmesi şartı ile kendisine bir saray ve ayda on bin lira muhassesat (ödenek) verilmesi hakkında Riyasete bir takrir (kanun teklifi) verilmiştir. Müzakereye (görüşmelere) koyalım mı?” Mealinde (anlamında) idi. Gazi buna çok kızdı, rengi kaçtı. .. Mütalaamı (değerlendirmemi) sordu; O hâlâ hilafeti uhdesine (üzerine) almaya ve eski mefkuresine (fikrine) kavuşmaya uğraşırken ..   “Baştan sona bu kararı kimsenin teklifine lüzum kalmadan siz verirsiniz!” dedim. Bu cevabımı beğendi. 

    7 Şubat 1922 Balıkesir Ulucami. Mustafa Kemal minbere çıkarak mükemmel bir hutbe okudu. (1)

    Akşam bu hutbe hakkında görüşümü sordu; “Dünya işlerini camilere soktuğumuzun acısını çektiğimiz yetmez mi Paşa’m? Ve neden bilhassa siz başkumandan olduğunuz halde, dinle, hilafetle bir din adamı gibi herkesten daha ileri giderek meşgul oluyorsunuz? .. bu yol da esasen tehlikelidir.”

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 120 ile 125 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Bu hutbenin tamamı kitapta var.  

  • (Karabekir anlatıyor:)

    “14 Kasım akşamüstü, Gazi, Fevzi Paşalarla ben trenle Ankara’dan İzmit’e hareket ettik. Gazi pek asabi idi; “Muhaliflerden Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey Ankara’ya matbaa makinesi getirtmiş. Tan adında bir gazete çıkartacakmış. Siz hala uyuyor musunuz?” diyerek, yaveri Cevat Abbas Bey’e iyice veriştirdi ve “Yakın! Yıkın!” diye de çıkıştı.”

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Karabekir anlatıyor:)

    “Meclis’te bir cereyan hâsıl olmuştu; beni ikinci reis yapmak. Özellikle İkinci Gurup bunu ısrarla istiyordu. Sebep olarak da Gazi’yi iyi idare edebileceğimi söylüyorlardı yahut ta beni onun karşısına dikmek istiyorlardı. Kabul etmedim.”

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 111) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Karabekir Paşa anlatıyor:)

    “31. Teşrinievvel (31.10.1922) sabahı Çankaya’da Gazi’yi ziyaret ettik, salona girince; Hayrola! Doğu ve Batı cepheleri Kumandanları bir arada, ne haber? Dedi. İsmet Paşa da ziyaretimizin maksadını teklif ettiğim tarzda, apaçık söyledi. Gazi sükûnetle dinledi fakat renkten renge giriyordu. ..Bana sert sert bakarak “Peki Paşa’m ne tarzda istiyorsanız söyleyin yazayım.” dedi. Dedim; “Paşa Hazretleri umumun arzusu; Saltanat mülgadır (kaldırılmıştır), Hilafet Hanedanı Ali Osman’a aittir” den ibarettir.  Rıza Nur Bey takririnin (kanun teklifinin) 6. Maddesini tadil edici (değiştirici) yeni bir takrir teklif eder. … mesele güzel hallolur.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • (1924 CHP Gurup toplantısındaki konuşmalar, Kâzım Paşa günlüklerine yazmış:) 

    Karabekir; “…hayatımın, bütün hesaplarını, günü gününe, hatta saati saatine verebilirim. Sf. 30 

    Dr. Hilmi Oytaç (Malatya) (1); “..Benim bildiğim İnönü…Stalinkâri kafaları koparmasını bilen bir adamdır.”

    Karabekir; “Vicdanınıza, milli vicdana soruyorum; İstiklâl Savaşının Kolordu Komutanları nerede? (Sf. 53) Siyasi ya da herhangi bir hadisenin tarihinde hatıramızı yazıp ortaya atmazsak, gerçek bir tarihin ortaya çıkmasına imkân var mıdır? Öyleyse, ben bir kitap yazarsam, neden suç sayılıyor?  Belgelere dayanılarak yazılmış 3.000 kitabım yakıldı! Ben bir Avrupalı kafası ile hareket ettim; hatırat yazdım. Fakat evimde sükûnetle otururken bile polislerin tarassudu (gözetimi) altında kaldım. Milliyet Gazetesi beni ihanetle suçlamıştır. …Sorarım size, Ben bir hain miyim? Ben bu vatana savaşarak görevimi ifa etmedim mi? Yakamazsınız kitabımı!  Ancak şu ve şu noktalar yalandır diyebilirsiniz.    Rica ediyorum, okullarda, üniversitelerde verilecek derslerde yapılageldiği gibi, yine, bir halaskâr (kurtarıcı) aramayalım! Etmeyelim! Bu, tehlikelidir. .. Ben belgeleri tarihe sundum, memlekette tarih yazılmayacak mıdır? Sf.55 

    Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’ye sorunuz: Bu memleket savaşın başında ya Bolşeviklere teslim olunacaktı, ya da Amerikan mandasını kabul edecekti: Bunlara engel olan, işte ben’im!  

    Veriniz kararınızı: İsterseniz gider evimde otururum.  .. Gelecek için tekrar tekrar ricam budur: Genç nesiller için verilecek olan fikir, şu ya da bu kişinin kurtarıcılığından ziyade, herhangi bir düşmanlığa karşı, ruhen isyana hazır olmalarıdır. ..Vaziyet çok nazikti, Sakarya zaferinden dolayı üç rütbe birden alarak müşir (mareşal) olmuş olan ve en büyük bir unvan sayılan Gaziliği de almış bulunan herhangi bir başkumandanın daha büyük ve son olan bir zaferden dolayı alacağı rütbe, üç ay önce meclis kürsüsünden yaptığı vaad mucibince (gereğince), sinei millette (milletin içinde) bir fert olmasının hakikatte kolay olmadığı görülüyordu.  … gıyabımdan “Karabekir’le çok çetin uğraşacağım.” dediğini de işittiğimden, çok nazikleşen vaziyetimi, hüsnü idarede (güzel idarede) aynı zamanda milletimizin menfaatlerine uygun gördüğüm fikrimiz kabulünü temine uğraşıyordum. Sf.103

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 30, 103 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL”IN YORUMU (1)(1996): Bu kişi bir doktor!

  • “..Bazı eşhasın (şahısların, kişilerin) ifadelerine nazaran ikisi asker ve biri sivil elbiseli ve müsellah (silahlı) olduğu anlaşılan üç şahsın taarruzuna duçar olarak,  Yahya Kahya Efendi ile misafiri İzzet Bey ve Şoför Mustafa maktulen (katledilerek, öldürülerek) terki hayat etmişlerdir (dünyayı terk etmişlerdir). .. Maktelin (katledilen yerin) tahminen iki yüz metre üst tarafında cephanelik ve topçu parkı bulunduğu gibi bin metre alt tarafında Hücum Taburu Karargâhı olan Kırmızı Kışla ve garp (batı) cihetinde  (yönünde) keza 1500 metre mesafede topçu mevzii (yerleri) bulunmaktadır. ..Jandarma Alay Kumandanı İsmail Hakkı Bey maktelin (katledilen yerin) üst tarafında ve on dakika bir mesafede ikamet etmektedir (oturmaktadır). …          Köylüler en ziyade, Hücum Taburu Zabitanından Ali Rıza Efendinin mezaliminden (zulümlerinden) bahis (konu) ve şikâyet etmektedirler. Yahya Kâhya vakası münasebetiyle (dolayısı ile) heyetçe ifadesine müracaat olunan Ali Rıza Efendi’nin kemali cesaretle (tam bir cesaretle); “Bana müsaade etsinler, iki kişiye 120 şer değnek vurayım, katilleri meydana çıkartırım.” 

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 370) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kâhya’nın katillerinin Ankara’dan gitmiş Osman Ağa’nın adamları olduğunu, Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey öğrendi. Akrabasından birisi de bu işte zimethalmiş (yardımcı imiş), hakikat anlaşıldı, fakat çok geçmedi, bu, Mebusu da Ankara’da boğdular. (1)

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 358) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2015): Ali Şükrü’den bahsediyor.

    BAKKAL’IN NOTU (2015) Yahya Kâhya: Trabzonludur. Trabzon kayıkçılar kethüdası yani kâhyasıdır. Denizle olan bağı nedeniyle hem Yahya Kaptan hem de Yahya Kâhya olarak bilinmektedir, bunun içindir ki Yahya Kaptan ile karıştırılmaktadır. İttihat ve Terakki yanlısı olan Yahya Kâhya, Enver Paşa taraftarlığıyla bilinirdi. İttihat ve Terakki yönetimine karşı olmasıyla tanınan ve Komünist Parti taraftarı Mustafa Suphi’nin ölümünden de sorumlu olduğu söylenmektedir. Yahya Kâhya Çetesi Trabzon’da konuşlanmış ve yaklaşık 3.000 silahlı milisten oluşmaktadır. Enver Paşa’nın Anadolu’ya geçme girişimlerinde baş aktör Yahya Kâhya ve çetesidir. Yahya Kâhya düzenli orduya katılmak istememiştir. Yahya Kâhya Mustafa Suphi hadisesi nedeniyle Karabekir’in emriyle 1921’de tutuklanıp, Sivas’ta yargılanır ve beraat eder. Daha sonra Yahya Kâhya ‘Sanki ben bu işi tek başıma mı yaptım, çok üstüme varırlarsa her şeyi açıklarım’ demeye başlar… Yahya Kâhya bir yıl kadar sonra 3 Temmuz 1922’de faili meçhul bir cinayete kurban gider. Cinayeti Topal Osman’ın işlediği şayiası yayılır. Zira olay yerinde iki sabıkalı adamı görüldüğünden bu iş Osman Ağa’ya nispet edilmiştir. Laz Topal Osman ile Karadeniz’de Rumlara karşı çok katliamlar yapmış biridir.

  • Enver Paşa Buhara’da 4 Ağustos 1922 günü öldü. Cemal Paşa Tiflis’te 10 Temmuz 1922’de iki yaveri ile birlikte öldürülüyor. Faili meçhul kalıyor.

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 355) kitabından birebir alınmıştır.

  • Enver Paşa’nın bir sözü “Ben her halde Mustafa Kemal Paşa ile çalışmayı bizim eski kılıbık (Talat Paşa) ile çalışmaktan uygun bulurum.” 

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 279) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rusya, 23.6.1922 günü Enver, Halil, Dr. Nazım ve hepsini hudut dışına atıyor.

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 279) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Halil Paşa’dan Enver Paşa’ya mektup;) 

                                   Moskova 12.01.1921 

    “Karahan şu beyanatta bulundu, İngilizler bize Londra’da Krasin vasıtası ile Afganistan, İran, Türkiye’de inkılap yapılmaması ve buralarda İngiliz aleyhine propaganda edilmemesini teklif ediyorlar.” 

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 315) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Enver Paşa’nın Halil Paşa’ya Berlin’den 4.12.1920 tarihinde yazdığı mektuptan alıntı:)

    “Eski Memaliki Osmaniye’nin (Osmanlı mülklerinin) confederation şeklinde ipkası (yerinde tutulması) lâzımdır.  İngilizler buna bir türlü razı olmayacak.” 

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 279) kitabından birebir alınmıştır.