Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Rusya, 23.6.1922 günü Enver, Halil, Dr. Nazım ve hepsini hudut dışına atıyor.

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 279) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Halil Paşa’dan Enver Paşa’ya mektup;) 

                                   Moskova 12.01.1921 

    “Karahan şu beyanatta bulundu, İngilizler bize Londra’da Krasin vasıtası ile Afganistan, İran, Türkiye’de inkılap yapılmaması ve buralarda İngiliz aleyhine propaganda edilmemesini teklif ediyorlar.” 

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 315) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Enver Paşa’nın Halil Paşa’ya Berlin’den 4.12.1920 tarihinde yazdığı mektuptan alıntı:)

    “Eski Memaliki Osmaniye’nin (Osmanlı mülklerinin) confederation şeklinde ipkası (yerinde tutulması) lâzımdır.  İngilizler buna bir türlü razı olmayacak.” 

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 279) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Enver Paşa’dan Halil Paşa’ya gelen 15.01.1921 tarihli mektupta, Enver’in İtalyanlarla silah alımı işini görüştüğünü yazıyor🙂

    Burada gerek Türkiye ve gerek Rusya için her şey almaya imkân vardır. Bunları nakil için üç adet sefine (gemi) emrimize müheyyadır (amadedir)İtalyanlar bizim vasıtamızla malumat (bilgi) bekliyorlar.  Krasin Londra’dan buraya geldi. Cebinde Rus – İngiliz Muahedei iktisadiyesi (ekonomik antlaşması) vardır. Bunda Rusların şarkta ne kendileri ve nede başka bir fırka tarafından propaganda icrasına (yürütülmesine) mümanaat edecekleri (engel olacakları) şartı vardır. Krasin ile konuşuldu. Bu şartın hakikatle tatbik edilemeyeceğini söyledi. Çiçerin de bunu söylemişti. Anadolu ahvali (durumu) benim oraya azimetimi (gidişimi) mucip (icap eden) bir şekil almıştır.   Enver” 

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 267) kitabından birebir alınmıştır.

        

  • “Şark Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir Hazretlerine; 4.12.1337                                                                                                                          Ankara 

             .. Mithat Efendi meselesine ait bulunan evrakı, Adliye Vekâletine etrafı ile tetkik ettirdim. ..  Celalettin Arif, Hüseyin Avni ve Necati Beylere ait olarak şimdiye kadar gönderilmiş olan evrak dosyasını da Adliye Vekâletinin nazarı dikkatine arz eyledim. .. 

                          TBMM Reisi Başkumandan Mustafa Kemal”   

    Bir taraftan tut emri, diğer taraftan siyanet (destek).  Mithat Ankara’ya gidiyor. Mustafa Kemal Riyasetindeki Heyeti Vekile huzura celp olunuyor. Kendisine nasihat veriliyor; “Karabekir’i kızdırma!” denilerek. 

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 264) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’N NOTU (1996): Ve Kâhya Yahya masum diye Trabzon’a dönüyor. Askeri birliklerin arasında bir yerde 51 kurşun ile öldürülüyor.

  •                    “Şark Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir Paşa Hazretlerine; (1)

            Trabzon vaziyetini, Hükûmeti mülkiye (siyasi hükümet) vaziyet (durum) ve vesaiti (araçları) ile takip ettirmek daha münasiptir (uygundur).

                                    TBMM Reisi Başkumandan Mustafa Kemal”

    Sami Bey’den Yahya hakkında bilgi geldi; 

             “Şark Cephesi Kumandanlığına 26.11.1337 Trabzon  

    Kâhya’nın, malum olan siyasi cereyandan başka suiistimalâtı (kötülükleri), Trabzon’da bir de iskele Hükûmeti vardır dedirtecek bir mertebeye çıkmıştı. Kâhya, Santa eşkıyası ile temasta, Dumra eşkıyasına hami (arkalayan, taşıyan, himaye eden), iskeleye istediği rüsumu (gümrük vergisi), vaz’a (uygulamaya) kadir idi.                                                

                                                                    13. Fırka Kumandanı Sami” 

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat – Terakki Erkânı, Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 245) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Trabzon Müdafai Hukuk Cemiyeti Reisi Ahmet Bey, Karabekir Paşa’ya Yahya’yı fazla sıkıştırıyorsunuz, haksız muamele ediyorsunuz, diyor. Kemal Paşa da Karabekir’i uyarıyor, Trabzon Mülki idaresine burnunu sokma diyor.  

    BAKKAL’IN NOTU (2015): Kahya Yahya Trabzonludur. Trabzon kayıkçılar kethüdası yani kâhyasıdır. Denizle olan bağı nedeniyle hem Yahya Kaptan hem de Yahya Kâhya olarak bilinmektedir, bunun içindir ki Yahya Kaptan ile karıştırılmaktadır. İttihat ve Terakki yanlısı olan Yahya Kâhya ise Enver Paşa taraftarlığıyla bilinirdi. İttihat ve Terakki yönetimine karşı olmasıyla tanınan ve Komünist Parti taraftarı Mustafa Suphi’nin ölümünden de sorumlu olduğu söylenmektedir. Yahya Kâhya Çetesi Trabzon’da konuşlanmış ve yaklaşık 3.000 silahlı milisten oluşmaktadır. Enver Paşa’nın Anadolu’ya geçme girişimlerinde baş aktör Yahya Kâhya ve çetesidir. Yahya Kâhya düzenli orduya katılmak istememiştir. Yahya Kâhya Mustafa Suphi hadisesi nedeniyle Karabekir’in emriyle 1921’de tutuklanıp, Sivas’ta yargılanır ve beraat eder. Daha sonra Yahya Kâhya ‘Sanki ben bu işi tek başıma mı yaptım, çok üstüme varırlarsa her şeyi açıklarım’ demeye başlar… Yahya Kâhya bir yıl kadar sonra 3 Temmuz 1922’de faili meçhul bir cinayete kurban gider. Cinayeti Topal Osman’ın işlediği şayiası yayılır. Zira olay yerinde iki sabıkalı adamı görüldüğünden bu iş Osman Ağa’ya nispet edilmiştir. Laz Topal Osman ile Karadeniz’de Rumlara karşı çok katliamlar yapmış biridir.

  • (Kâzım Paşa’nın Trabzon Mebusu Hilmi Bey hakkında yazısı:)

              “Erkânı Harbi Umumi Riyasetine (Genelkurmay Başkanlığı’na) Kars 23.11.1337

                .. Hilmi Bey hakkında hiçbir fena muamele yapılmadığı halde, bir takım iftira ve yalanları havi (içeren, ihtiva eden) telgraf keşidesi ile memlekete bir fesat tohumu saçmaya başlamış ve bilhassa ordu hakkında, aleti şer (kötülük aleti) tabirini (nitelemesini) kullanmak cüretkârlığına kadar varmış olduğundan mumaileyh (söz konusu kişi) hakkında derhal muamelei kanuniyenin tatbik ve icrasıyla ordunun hukuk ve haysiyetinin muhafaza buyurulması, aksi halde tahaddis edecek (meydana gelecek) vekayiden (olaylardan) ordunun mesuliyet (sorumluluk) kabul edemeyeceği.  

                                      Şark Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir.”

    (Hilmi Bey kazım Paşa’yı şikâyet ediyor:)

    “Büyük Millet Meclisi Riyasetine (Başkanlığına);

      Şark Cephesi mezuniyetimden (görevimden) bilakaydüşart (kayıtsız şartsız) istifade edebilmek hukukuma (yararlanma hakkıma) tecavüz ve beni aleti şerleri vasıtasıyla (ona alet olan şerli adamları aracı ile) vapura binmekten men etti. Büyük Millet Meclisi’nin  kararları herhangi bir kumandanlık tarafından tasdik edilmedikçe kabili icra olmadığına (uygulanamayacağına) bir misal daha….”  

    (Dâhiliye Vekâletine de durumu bildiren bir telgraf çekiyor;) 

                  “Reisi Sani (ikinci başkan) Adnan, Eskişehir Eyup Sabri, İzmir Yunus Nadi, İzmir Mahmut Esat, Erzurum Hüseyin Avni, Trabzon Hafız Mehmet Beylere çekilen müşterek telgraflar; Şark Cephesinin mütecavizane (saldırganca) müdahalesiyle mezuniyetimden serbest istifadeden men edildim. Vapur dolapları içinde bırakılarak, bindirilmedim.”

    (Trabzon Mebusu Hilmi Bey’in Kâzım Paşa’ya cevabı:)

          “Paşa …. Yahya tutulamadı fakat kardeşi ve altı adamı gece yarıları hanelerinden zorla alınarak, kalede askeri hapishaneye tıkılmış ve tahammülün fevkinde (dayanıklılıklarının üzerinde) işkenceler yapılmıştır.  Cümlenin (hepsinin) kolları bağlanarak süngülü muhafızlar marifetiyle şadaidi malum bir mıntıkaya (şiddetli oluşları ile bilinen bir yere) çırılçıplak gönderilmişler. Ve her tevakkuf mahallinde (durdukları yerde) altlarını pisletinceye kadar tahkir (aşağılanmış) ve darp edilmişlerdir (dövülmüşlerdir). Vilâyete sordum, haberim yoktur diyor. Sami Beyle mübahaseye (konuya) bu kapıdan girdim. İleri geri konuşuldu. Ben, benim değil, Bolşevik idarenin, memleketin vahdet (birlik) ve selametini ihlal ettiğine kaniim (inanıyorum).

    (Hilmi Bey Kâzım Paşa’ya cevabında kendisine yapılan kötülüklerden bahsederek:) 

    Ortada çirkin ve gayriahlaki bir hareket var.   Bana izafe edilmek (yakıştırılmak) istenen yalancı sıfatına yalan söyleyenler layıktır. Ve henüz bu yalancılarla teşriki mesai ettiğinizi (birlikte hareket ettiğinizi) görmek kadar elim bir hal tasavvur edemiyorum (düşünemiyorum).”                               30.11.1337 Trabzon Ardahan Mebusu Hilmi”

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 215, 216) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halk hükümetine Erzurum’da müsaade etmedim. “Erzurum Erzurumlularındır.” propagandasının harici düşman tarafından geldiğini haykırdım!

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 206) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Halkın yönetime güveni kalmamış ve kötü idareden o kadar bıkmış ki şehirler, yöreler ve etnik guruplar başlarının çaresine bakma ihtiyacındalar. Düzce, Yozgat ve birçok yerde Çerkezler ve Koçgiri’de Kürtler bağımsızlık için isyan ettiler, Kars’ta, Erzurum ve Konya’da bolşevik yani sosyalist bir hükümet kurmaya kalktılar, bunların hepsi kanla bastırıldı. Bunlardan önce Ermenilerin de Erzincan’da bir arayış içerisinde oldukları gerçektir. Bütün bunların sebebini sadece dışarıda aramak, emperyalist ülkelerde aramak eksik bir analiz olur.

  • Mustafa Kemal Paşa bir taraftan Enver’den, bir taraftan benden çekiniyordu. .. Esasen şark zaferini müteakip; “Muzaffer kumandanlardan diktatör olduğunu tarih gösterir. Karabekir’e karşı müteyakkız (dikkatli) olunmalı, hususiyle (özellikle), asar, keser, söz dinlemez!” gibi propagandalar kulaklarıma mütemadiyen (sürekli) geliyordu.

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 205) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • ” 18.11.1337 Şark Cephesi Kumandanlığına;

    1- Ardahan Mebusu Hilmi Bey Ankara’dan geldi. Moskova’ya gidiyor. Elinde Mustafa Kemal Paşa tarafından Fuat Paşa’ya (Ali Fuat Cebesoy’a) bir tezkere var. Hilmi Bey’in Enver Paşa ile görüşmeye mezuniyetini (iznini) mutazammındır (içermektedir). Hilmi Bey’e göre Mustafa Kemal Paşa’nın şartları; Enver Paşa, Harp devam ettiği müddetçe Anadolu’ya gelmeyecek. Türkiye’nin İngilizlerle musalaha (sulh, barış) akdettiği takdirde âlemi İslam’ın aleyhinde teşebbüsatta (girişimde) bulunmayacak. Enver Paşa sulhtan (barıştan) sonra da Türkiye’yi bir müddet rahat bırakacak. Hilmi Bey üçüncü maddeyi reddettiğini ve yalnız iki maddeyi iblağ için (bildirmek için, tebliğ için) gitmekte olduğunu söyledi. … Kemal Paşanın çok ahlaksız olduğundan bahis ve bazı vakayı serdettikten (olayları yazdıktan) sonra, bu idare devam edemez, Kemal Paşa sükûta mahkûmdur diyor. Ankara’da Envercilik pek kuvvetli olduğunu . .. Meclis’te mütesanit (birlik içinde) kırk ittihatçı mebus olduğunu, Kemal Paşa’yı devirmek pek mümkün ise de buna vaziyetin müsait olmadığını anlattı. 

                                                                    13. Fırka Kumandanı Sami.” 

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 202) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halil Paşa mektubu okuduktan sonra şöyle söyledi; “İngilizlerin, Ferit Paşa’nın beni takip etmeleri ve memlekette bulunmaklığıma müsaade etmemeleri tabii idi. Fakat Anadolu Hükümetimden kovulacağımı hiç te ümit etmiyordum.  Mustafa kemal Paşa haris (hırslı) bir arkadaştır . .. bütün bu işleri herkesten daha iyi yapacağı kanaatini besleyen Enver Paşa’dan korkuyor.” 

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 196) kitabından birebir alınmıştır.

  • 24.10.1921’de Matbuat ve İstihbarat Müdürü Umumisi Muhittin Bey’in bana Tiflis’ten gönderdiği mektup;

    “..Son defa Ankara’da Matbuat ve İstihbarat Müdürü, ondan evvel Mebus, Vatan’ın Başmuharriri idim, şimdi ise bir serseri!  …Ankara’nın havası ile bir türlü imtizaç edememiş (uyum sağlayamamış), .. çünki bugünkü Ankara, ..asap ve ahlaki çürümeye mahsus bir cehennem halini almıştır.   

    .. memleketin bu kadar hanüman (hane, ev, bark) pahasına idame ettiği mücadele bir kör dövüşünden başka bir şey değildir.  Tahakküm ve istibdat (baskıcı rejim) bahsinde ise, bizim memleket şimdiye kadar bu hususta yalnız şekil değiştirmiştir; Enver tahakkümünde yumruk hâkim idi, bugünkü idaremiz için de aynı şeyi söylemek kabildir. 

    .. programsız, fikirsiz bir cemiyet içinde daima münferit (ferdi, kişisel) ifadelerdir ki, hâkim olur…  

    İslam İhtilal Cemiyetleri İttihadı’na (birliğine) gelince, bunun pek faideli (yararlı) bir teşebbüs (girişim) ve müessese olduğuna katiyen kanaat getirdim.   

      .. Bugün Ankara’da mukaddes Anadolu mücadelesini idare edenler arasında Fransızlar ve İtalyanlarla gizli münasebet idame (ilişki kurma) ve hatta şirket akdedenler (şirket kuranlar) bulunduğunu nasıl pek iyi biliyorsam, … Ankara’nın yeni siyaseti, içinde Enver bulunduğu için, bu cemiyeti baltalamaktır. İngilizleri hayli sevindirecek olan bu siyaset, … bindiğimiz dalı kesmek nevinden (türünden) bir şey oluyor. .. Talat ölünceye kadar gerek önde, gerek arkadaşlarında Anadolu işlerine karşı kati bir âdemi müdahale (müdahalesizlik) siyaseti fikri hâkim olmuştu; buna tamamen vakıf (biliyorum) ve kaniim (inanıyorum).   .. İttihat ve Terakki’nin merkez ve sol unsurlarından başka bir şey olmayan Kuvveyi Milliyeciler de.. .. Benim gibi 1920 Mayısından 1921 Mayısına kadar Ankara’da bulunmuş ve işlerin iç yüzünü yakından seyretmiş olsaydınız, değil sadece Enver ve arkadaşlarının ve onlarla beraber hepimizin ihtiras ve nefsaniyetlerimize (bencilliklerimize), bilakis daha birçok şeylere birden, vicdanınızın bütün galeyanı ile isyan ederdiniz. Bendeniz isyana dahi imkân bulamadığım için istikrah ile (ikrah ederek, tiksinerek) buraya geldim!  ..Unutulmamalıdır ki Enver ve arkadaşları bu defa gayet mühim bir meseleyi ortaya atmış bulunuyorlar; İçtimai İnkılap (sosyal devrim)!  .. İşte bu iki kelime program olacak ve o zaman şahsiyetler, faniler (ölümlüler) bir tarafta kalarak, memlekette ilk defa olarak fikir ve program saltanatı kurulacaktır. … o kadar parlak sözlere, Meclis’te her gün okunan dualara, Hacıbayram Camiinde müraiyane (riyakârca, ikiyüzlülükle) eda edilen (kılınan) namazlara, ancak kelimeden ibaret olan halk ve millet hükümetine rağmen, Anadolu halkı mücadeleyi tutmamakta ve bilakis ona karşı isyan etmekte ısrar etmiştir. ..eğer Yunanistan dâhilden hasta olmasaydı içtimai hareketçilerle (sosyalistlerle) beraber şimdiye kadar askeri hareketçiler de mağlup olmuş bulunacaklardı!  .. İçtimai (Sosyalist) Hareket taraftarları ne Mustafa Suphi gibi bir serseri nede yeni mektepten çıkmış çocuklardan ibaret idiler. ..  memleketler bu asırda fikirle, sistemle, usulle, yani ilim ile idare edilir olduğuna iman etmek lâzım. 

    1908 tarihinden beri bu memleketi askerlik idare etti, bunun neticesi şudur ki memleket bugün bütün müessesatı siyasiye (siyasi kurum) ve içtimaiyesi (sosyal yapısı) yıkılmış, bütün akaidi(kaideleri) sarsılmış, kıvamı içtimaiyesi(sosyal kıvamı) bozulmuş, menabii iktisadiyesi (ekonomik kaynakları) kurumuş bir halde bulunuyor. 

    ” ..Bu asırda memleketler şahıslarla değil, fikirle, şahıs mücadeleleri ile değil fikir mücadeleleri ile idare edilir. Usulü değiştirmek için zaman her zaman zamanıdır. “Zamanı mı?” nakaratı, bir buçuk seneden beri daima ekseriyetle durmuş olduğu halde, işte bugün başladığımız yerde durmakta olmaktan başka yeniden pek yorulmuş memlekette şimdi şiddet ve ehemmiyeti asla yukarıda saydığımız isyanlara benzeyen bir mücadelei dâhiliye (iç mücadele, iç savaş) tehlikesi karşısında bulunuyoruz. .. Ankara’da mevcut bir entrika dolabının dâhili ve harici iki maksatla Paşa’yı (Mustafa Kemal Paşa’yı) pek zaif olan noktasında bin türlü riyakârlıklar (ikiyüzlülüklerle) ve dalkavukluklarla köpüklemiş ve köpüklemekte olacaklarını daha çok kuvvetle tahmin ederim. Hayır, Paşa’m! Garp ile anlaşmak imkânı yoktur; böyle bir imkâna ihtimal vermek tarihi okumamak ve şu on üç seneyi yaşamamak demektir.  ..  Dünya şeraiti (şartları) hakkında Ankara’da büyük bir âdemi vukuf (vakıf olamamak, bilgisizlik) hüküm sürmektedir. Rus ve Rus siyaseti hakkında, hakâyıka müstenit (gerçeğe dayalı) bir noktai nazara (görüş açısına) malikiyet (sahip olma) hususunda sade Ankara’nın değil, hatta nezdi alinizde (yüce şahsınızda) dahi kafi (yeterli) malumat (bilgi) ile mücehhez (donatılmış) bulunmadıklarına delalet (şahitlik) edecek bazı emareler (bulgular) gördüm . Bunun sebebi, şimdiye kadar Rusya’yı tanımak hususunda ciddi olarak hiçbir şey yapılmamış bulunmasındadır.         

                                                                                       Muhittin”

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 182 ile 189 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Muhittin Bey Çok önemli ve doğru bir değerlendirme yapmış. Akıllı ve bilgili ve demokrat bir insan. 

  • 3-4.10.1921 .. Her şeyden evvel Kayıkçılar Kâhyası Yahya ile en nüfuzlu adamlarının ani ve aynı anda tevkif edilmesini …  emrettim.  Trabzon Kayıkçılar Kâhyası ehemmiyetsiz bir adam iken, bir taraftan Enver ile diğer taraftan Mustafa Kemal Paşa ile muhaberesi kendisine ehemmiyet (önem) verdiriyor.     

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 166, 167) kitabından birebir alınmıştır. 

    BAKKAL’IN YORUMU (2015): Mustafa Suphi ve arkadaşlarını bu Kâhya’ya feci şekilde öldürten Kemal ve Karabekir Paşalar, onu ortadan kaldırmaya karar almışlar.

  • (İttihat ve Terakki Kongresi 4 gün sürmüş ve 8 Eylül 1921’de dağılmış:) 

    1- Cemiyet kendisini İslam İhtilal Cemiyetleri ittihadının (birliğinin) Türkiye’deki mümessili ad ve

    2- Cemiyet içtimai (sosyal) ve iktisadi (ekonomik) akide (kural) ve mefkureleri (fikirleri) itibariyle komünist olmamakla beraber … emperyalizm ile fiili mücadeleyi .. hilafet ve saltanat makamını muhafaza etmeyi esas meslek (ideoloji, siyasi yol) olarak kabul eder.    

    3- ..geniş halk tabakalarının fiili ve hakiki iştirakine (katılımına) müstenit (dayanan, istinat eden) bir idarenin memlekette tatbikini bir umdei esasiye ittihaz eder (esas kural olarak kabul eder).  

    5- Tedricen (daha sonra, arkasından)  kavanini mevcude (mevcut kanunlar) ihlâl edilerek, şahsi diktatörlüğe ve bu sebeple halkın ve memleketin menafii hakikiye (gerçek menfaatine) ve siyasiyesinde gayri kabili telif (açıklanması mümkün olmayan) mühlik harekâta yol açan idarei hazıraya, (mevcut idareye) karşı münhasıran (sadece) hal’i harp (savaş durumu) dolayısıyla şimdiye kadar sükûti (sessiz) bir hal almış olan Cemiyet (İttihat ve Terakki Cemiyeti) … artık faaliyete geçmeye karar vermiştir.  

    7- Büyük Millet Meclisindeki Cemiyet azalarının, kavanini hazıraya (mevcut kanunlara) tevfikan (uyarak) İttihat ve Terakki Fırkası namı altında serbest bir suretle faaliyeti siyasiyeye (siyasi faaliyete) geçebilmelerine intizar eder (geçebilmelerini bekler).  

                                                         Kongre İcra Bürosu Talat, Nazım, Halil” 

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 158 ile 162 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Rusya Hâriciye Komiseri Çiçerin’in de İngilizlerle bir sulh (barış) ihtimaline karşı, Enver’in Anadolu’da bir inkılap yapması için muavenet (yardım) ve müzahereti (arka çıkma) vaadinde bulunduğu anlaşılmıştır.

      .. Enver Paşa ve rüfekası (arkadaşları) tarafından tertip edilen (düzenlenen) Halk Şuralar (toplulukları) Fırkasının … elim mevaddından (üzüntü veren vaatlerinden) bazıları şunlardır;

      “Kadın ile erkek arasında hiçbir fark kabul edilmeyecek, … kariye (köy), Nâhiye, vilâyetle idarei mahalliyelerin (yerel yönetimlerin) mahalli şura heyetlerine terki (yerel yönetimlerine bırakılması), … zaman-ı sulhta (barış zamanında) ordunun milis (silahlı halk birliklerine, düzensiz halk askerlerine) haline ifrağı (dönüştürülmesi), .. Bilcümle memurlar, polis, jandarma o günkü kuvveti elinde bulundurması fırkai galibenin (kazanan tarafın) vasıtai cebir (baskı aracı) ve tahakkümü (baskısı) olduğunda, adliye memuriyetleri de dâhil olduğu halde, ahaliye kendi memurlarını intihap etmek (seçme) hakkının verilmesi ve zabit ve efradının (subay ve erlerin) hukuku siyasiye itibariyle aynı derecede bulunması, arazinin köylülere taksimi, serbestii vicdanın (vicdan özgürlüğünün yani ifade özgürlüğünün) Türkiye’nin siyaseti vecibesinde (siyasi görevinde) daima nazarı itibara (göz önüne) alınmasıdır. .. Enver namına gelen bilcümle eşhasın (bütün şahısların) ve gerekse … bizzat Enver’in tevkif olunarak .. doğruca Ankara’ya izamı (gönderilmesi).

                                                                       Kâzım Karabekir 09.06.1921″

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 152, 153) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bilhassa Acara ve Batum’da Enver’in programını izahla (açıklayarak), Bolşevik olduğunu, dinden çıkarak, kadınların erkeklerle birlikte açık gezeceklerini, halka anlatarak hissiyatı dîniyeleri (dini hisleri) tahrik olunuyor.   Enver’in şahsına hücum edilmelidir. ..   bir zamanlar Almanlarla, şimdi Ruslardan külliyetli miktarda para alarak … herkese gazeteler anlatmalıdır.

                                                                           26.05.1921 K. Karabekir.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 144, 145) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2012): Kâzım Paşa, Enver Paşa’nın Türkiye’ye gelmesinden korkuyor, belki ülkenin zararı açısından belki de kendi menfaatinin gereği, onun geleceğini karalıyor. Bir zamanlar onun en yakın adamı olmasına rağmen, Enver’e bütün kapıları kapatıyor.

  • (Kemal Paşa’nın Kâzım Paşa’ya mektubundan;)

    “Enver Paşa’nın .. Anadolu’ya girmeye teşebbüsü varidi hatırdır (hatırda tutulmalıdır). .. Müessir tesir (etkili müdahale) ittihazı (tedbiri, önlemi) muvafık (uygun) olur.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.

  • “14 Kanunuevvel (Aralık) 1336

    …  Mustafa Kemal Paşa biraderime de, İngilizlere her türlü vaatlerine rağmen pek bel bağlanmayarak, Sovyetlerle bir ihtilaf çıkarılmamasını, mamafih (bununla birlikte) büsbütün de onların elinde oyuncak şekline atılmamasını tavsiye ettim. 

                                                                                             Enver”

     Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cemal Paşa Anadolu’ya gelmek üzere iken Tiflis’te vuruldu. Cenazesi günlerce bir camide kaldı.

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kardeşim Kâzım   .. Ben İtalya ve Almanya’dan silah ve cephane getirtmek yolunu bulmak için bir kere daha kısa bir müddet için oraya gidiyorum. Enver 28.9.1920 ”

    Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.