Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “… Reisicumhurumuzun aynı zamanda başkumandan olması çok mahzurlu (sakıncalı) olacaktır. Her tarafta siyasi münasebetlerimiz (ilişkilerimiz) kesilmiş bir halde iken, sırf dâhili işlerle uğraşmak yüzünden zatı samileri (yüce kişi) istiklâl harbinde askeri planımızın gereği başkumandanlığı zamanında uhdenize (üzerinize) alamadınız ve bu yüzden batı ordusu çeteciliğe döküldü ve istiklâl harbi de beyhude (boş) yere en az bir yıl uzadı.” 

    Mustafa Kemal Paşa; “-Bir millete ancak bir Gazi olur, bu yürüyüşümüze ayak uydurmaya çalış!”   

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 274) kitabından birebir alınmıştır.   

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Mustafa Kemal Karabekir’i Musul’a saldırtmak istiyor, Paşa buna yanaşmıyor.

  • 24 Mart Şevket Turgut Paşa’nın cenaze töreninde Fevzi Paşa ile tekrar görüştüm; Erkânı harp zabitlerimizden ve tarihçilerimizden dahi hakikatleri gizlemek ve her şeyi Mustafa Kemal Paşa yaptı diye yapılan dalkavukluk yarışına ordu kumandan ve erkânı harbiyesini de iştirak ettirirlerse, neticenin pek vahim (kötü, korkunç) olacağına dikkati çektim. Fevzi Paşa “Tarihi hakikatler gizlenemez. Nasıl olsa ortaya çıkar, amma şimdi sırası değil!” dedi.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 264) kitabından birebir alınmıştır.

  • 19 Mart’ ta Kadıköy’deki evinde.

    (Karabekir, Mustafa Kemal’in kendisini ekarte etme faaliyetlerini anlatarak buna neden göz yumduklarını soruyor;) 

    3 Mart 1924 tarihli Erkânı Harbiyei Umumiye Kanunu’nun 9. Maddesi, Gazi’nin emrine, sizin vasıtanızla, bütün orduyu da vermiş bulunuyor. Bu şekilde ordu keyfi idarenin tam bir aleti olacaktır.

    9. Madde; Reisicumhur’a niyabeten (halef olarak, yerine bakan olarak) ordunun hazarda (barış döneminde) emir ve kumandasına memur en yüksek makamı askeri olmak üzere Erkânı Harbiyei Umumiye Riyaseti tesis olunmuştur (kurulmuştur) Erkânı Harbiyei Umumiye Riyaseti vazifesinde müstakildir (bağımsızdır).   

    Fevzi Paşa .. uzun gençlik Erkânı Harp (Kurmaylık) hizmetini Şemsi Paşa gibi …  Cahil ve müstebit (despot) bir Arnavut’un maiyetinde geçirmesi gibi talihsizliğinin esiri olarak, dediği dedik bir amire karşı durabilecek bir yapıya malik (sahip) değildi.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 261) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5-6 Mart gece yarısından sonra Halife Çatalca’dan Eksprese bindirilmiş ve hudut dışına çıkartılmış! Hanedandan 100 kadar erkek ve kadın da çıkarılmıştır.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 250) kitabından birebir alınmıştır.

  • … Halife benim mıntıkamda olmasına rağmen bana bu hususta bir haber dahi verilmiyordu. Ve Meclis kararından önce konu Vilâyetlere tamim ediliyor. … ” …bu hususta henüz Millet Meclisi’nin kesin kararı taayyun (belirlenmiş) etmemekle beraber, ıslahatın (iyileştirmenin) hututu esasiyesi (ana hatları) bervechiatidir (aşağıdaki gibidir); … bil cümle (bütün) mekâtip (katipler, yazıcılar) ve medâris (müderrisler, ders verenler) bütçesiyle, memureyn (memurlar) ve mensubeyniyle (onlara bağlı olanlar) beraber Maarif Vekâletine rapt olunacaktır (bağlanacaktır). … Şeriye Vekâleti kabineden yani idarei siyasiyeden nez edilecek (ayrılacak) ve Türkiye’ye mütehassıs (özel) olmak üzere bir Baş Müftü tayin olunacaktır. … Cumhuriyetin dini, resmi dini İslam olarak mahfuz (hıfzedilmiş, saklanmış) olduğundan, teşkilâtın isabet ve kuvveti zâhirdir (açıktır, görünmektedir). … siyasetle iştigal etmesi (meşgul olması, ilgili olması) lâzım olmadığından, şimdiye kadar kabineye dâhil olan Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) de kabineden ve idarei siyasiyeden ihraç olunacaktır (yürütmeden, hükümete bağlı olmaktan çıkartılacaktır). … esasen hilâfet hükümete dâhil olduğundan… hilâfetin sebebi vücudu kalmamıştır…   Her hususta müteyakkız (teyekkuzda, tetikte) bulunulması ehemmiyetle (önemle) teyit olunur. Dâhiliye Vekili Ferit, Kütahya Mebusu”

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 244 ile 253 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karabekir diyor ki, Ankara’nın ABD mümessili (temsilcisi, o yıllarda ABD Büyükelçiliği İstanbul’da) Mr. Bornes beni ziyaret etti:

    “Sivas Kongresinde Mustafa Kemal Paşa’nın Amerika Ayânına (Senatosuna) müracaatla (başvurarak) bir heyet gönderilmesini ve Amerikan mandası istediklerini.” söyledi. Bu işin yanlış olacağını … anlattım. “-Hayır! Yanlış bir anlama yok. Harbord’un raporunda apaçık beyan olunmuştur. Erzurum’a geldikleri zaman, sizin bunu şiddetle reddetmeniz ve halkın da sizin yanınızda oluşu işi durdurmuştur.” dediler.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 244, 245) kitabından birebir alınmıştır.

  • “-Mustafa Kemal Paşa’yı Lozan’dan aldığınız ilhamlarla bir inkılâba teşvik ediyorsunuz! Ben de dâhil olduğum halde mahvımıza kadar yürümek isteyenler görülmektedir.”

    (Ve Karabekir İsmet’i ikaz etmeye devam ediyor:) 

    “Bu işin gideceği yer, Fransa büyük inkılabının kin ve iftiralarla dolu kanlı ve mundar tarihidir. .. Kuvvetli bir parti, kuvvetli bir meclis yerine bir askeri karargâh kurulması çok tehlikeli neticeler verebilir. Bir çok kıymetli başları boğarak yapabileceğimiz işler, yine birçok başların boğulmasıyla alt üst olabilir..” 

    İsmet; “-Kâzım eğer hükümetten çekilirsem muhalif bir parti yaparım.”

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 242, 243) kitabından birebir alınmıştır.

  • 4 Ocak 1924’te İsmet ile Çankaya’da yalnız görüştüm. … Mustafa Kemal Paşa’yı bu yola sevk edenlerle, Sultan Hamit’i kızıl sultan yapanlar arasında zerre kadar fark olamaz. .. Milletin olgun başlarını boğdurmakla tarihimizin yüzünü kızartacaklardır. . İsmet her zamanki gibi beni haklı buldu.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 240) kitabından birebir alınmıştır.

  • 3 Ocak 1924 Refet ve Rauf ile görüştüm. Rauf Bey, Dâhiliye Vekili Ferit Bey’in, bazı mebusların mektuplarını çalmak için verdiği mahrem (gizli) bir emri okudu. Bundan Başvekil hatta Reisicumhur’un haberinin olacağı ve hatta onların emri olmadan Dâhiliye Vekilinin böyle bir işe cüret edemeyeceği üstünde karar kıldık.  Mütarekenin (Mondros Ateşkes Anlaşmasının) ilk zamanlarında İsmet Paşa bana yazdığı mektupta Ferit Paşa hükümetinin mektuplarımızı açtırdığı şüphesini yazıyor ve mundar bir idare diyor, bu işi nefretle yâd ediyordu. Şimdi bu işi Başvekilliği zamanında kendisi yaptırıyordu. Kendisi Cumhuriyetin birinci Başvekili.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 238) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarih, Aralık 1923 İstiklâl Mahkemesi eski Ankara Valisi, İttihat ve Terakki fedaisi, İzmir suikastı davasında asılan Abdülkadir ve eski İstanbul mebusu, Enver Paşa’nın yaveri ve Binbaşı Şükrü Beyleri tevkif etmek (tutuklamak) istemiş, saklanmışlar.  … Sevgi ve saygı ikna ile kazanılır. Korkutmaktan, sindirmekten doğacak, ancak nefrettir.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mustafa Kemal Paşa’nın İsmet Paşa’ya “Benden sonra senin gelmen için, lâzımını yapmalıyız.” dediğini arkadaşlarımız kulaklarıyla duymuşlardı.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 228) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarihi rezaleti 16 Aralık 1923’te Gebze’de Kemalettin Sami Paşa ile yalnız kalınca öğrendim. Fevzi Paşa imzasını taşıyan bir emirde; Eğer İstanbul’da Padişahlık lehine bir isyan çıkarsa kolordusuyla İstanbul üzerine harekete geçmesi emrolunuyordu. On ikinci fırkanın alelacele doğuya sevki de, herhangi bir harekette benim emrime geçeceği endişesi imiş.

    (Osman Paşa’nın fırkası kış günü doğuya gönderildi:)

    Fevzi Paşa İstanbul’a geldi; … bu faaliyetlerin sebebi seni ordudan istifaya mecbur etmek için sebepler hazırlamak! 

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 228) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mahkeme Heyeti Mustafa Kemal Paşa’nın emrine kul olan zatlardı. Fındıklı sarayı salonunda münevver kadın – erkek İstanbul halkını hayli güldürdüler.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 225) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): 8 Aralık 1923’te İstanbul basınının sesini kesmek için İstiklâl Mahkemesi Heyeti İstanbul’a geliyor. Kolordu Kumandanı Şükrü Naili Paşa bunları istasyonda karşılıyor, onlar da iadei ziyarete gidiyorlar, Kâzım Paşa’nın bu gelişten haberi yok oysa 1. Ordu Müfettişi. Bu İstiklâl Mahkemesinin Reisi Topçu İhsan Bey

  • 26 Kasım 1923’te İstanbul’da Meclis başkanı Fethi Bey’e bir teklif götürdüm. “… askerlerin siyasetle uğraşmaması esasına tekrar dönmeliyiz. .. Ben askerlikte kalmayı tercih ederim. Ortada endişe edecek bir şey de kalmaz.

                  “Büyük Millet Meclisi Reisliğine, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisliğine, Müdafai Milliye Vekâletine;

      ..Asker – Mebus arkadaşların, ya Mebusluğu veya askerliği tercih ederek diğerinden affedilmeleri, selameti memleket namına (memleketin geleceği adına) elzem olduğunu arz eylerim. Bu hususun Teşkilatı Esasiye’nin (Esas Kanunun, Anayasanın) bu babdaki noktasına da tevafuk etmiş (uygun) olur.”

                             İstanbul Mebusu ve 1. Ordu Müfettişi Kâzım Karabekir.     

    (On bir ay sonra Kemal Paşa cevap veriyor:)

    “1-Bana olan itimat ve muhabbetinize istinaden (dayanarak) gördüğüm ciddi lüzum üzerine, derhal mebusluktan istifanamenizi telgrafla Meclis Riyasetine bildirmenizi teklif ederim….

    2- Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Müşir (mareşal) Fevzi Paşa Hazretleri aynı lüzuma mebni (dayanarak), teklifim üzere istifanamesini vermiştir.   

    3 – 3. ordu Müfettişi Cevat (Cevat Rifat Atilhan), 1. Kolordu Kumandanı İzzettin, 2. Kolordu Kumandanı Ali Hikmet, 3. Kolordu Kumandanı Şükrü Naili, 5. Kolordu Kumandanı Fahrettin (Altay) 7. Kolordu Kumandanı Cafer Tayyar Paşalar Hazerâtına (hazretlerine) yazılmıştır.   

    4- Telgraf başında haberdar etmenize muntazırım (bekliyorum).

                                                     3.10.1924 Mustafa Kemal”

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 221) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanin gazetesinin 11 Kasım 1923 tarihli nüshası (sayısı);

    “Millet Meclisinin bu kadar kayıt altında (baskı, kontrol, vesayet) kaldığını, hariçte verilen kararları tescil (onaylama) mevkiine indirildiğini görmek cidden elim oluyor. Hilâfet bizden giderse, beş on milyonluk Türkiye Devletinin âlemi İslam içinde hiç ehemmiyetinin kalmayacağını, Avrupa siyaseti nazarında da küçük ve kıymetsiz bir hükûmet mevkiine düşeceğimizi anlayabilmek için büyük dirayete lüzum yoktur…” 

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 207) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Karabekir anlatıyor:)

    12 Kasım 1923’te Halife Mecit Efendiyi ziyaret ettim… Korkak bir eda ile şunları söyledi; “Benim bu sarayda, resim takımlarımla bir iki bohçam var. İstemezlerse bunları alır giderim!”  Bu sözleriyle ve tavırlarıyla tehdit edildiğini anlatmak istiyordu.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 194) kitabından birebir alınmıştır.

  • Meclis’in 291 azasından, rey esnasında 158’i bulunuyor. (1)

    Mustafa Kemal Paşa, mefkuresi (fikirleri) olan, hilafet ve saltanat makamına geçmesini, arkadaşlarının önlediğini görünce, Cumhurreisliği’ne de mani olacakları endişesi ile işi çabucak bitirmek suretiyle… Mustafa Kemal Paşa, şerefimizle hatta canımızla oynamaktadır.  Ali Fuat Paşa ve Siyasi Mümessil (temsilci) sıfatıyla İstanbul’da bulunan Dr. Adnan Bey’le de görüştüm. Hepsi de Mustafa Kemal Paşa’nın bu hareketinden teessür (üzüntü) duymuşlardı.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 193 ile 202 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Karabekir Cumhuriyetin ilanını 30 Ekim’de öğreniyor, Refet ve Rauf Paşalar da top seslerinden anlıyorlar.

  • Karabekir, 27 Ekim 1923’de Trabzon’dan Ankara’ya gidişte halk ile görüşüyor: 

    “İstiklâlimizi kurtardık fakat Hürriyetimizi kaybedeceğimizi” apaçık gelip bana söylüyorlardı. 29 Ekim 1923’te Trabzon Müdafai Hukuk Merkezi Heyeti ziyaretime gelerek.

    “İstiklâlimizin sevincine doyamadan, hürriyetimizi elimizden alıyorlar. Padişahların istibdadından nice kurbanlar pahasına uzun yılların emeği ile kurtulan bu millet, şimdi bir kumandanın idaresine mi girecek?

    Bugün yok yere estirilen anarşi havasının da sebebi budur.” diyorlar.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 192) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Vatandaşlar Mustafa Kemal’in Başkumandan olur iken sinei millet (millete dönme, mevki ve makamı bırakma, sade vatandaş olma) sözünü hatırlatıyor.

  • (Karabekir, Kürtleri en eski Türk ırkı olarak tanımlıyor:) 

    Kürtler en zayıf zamanımızda dahi içten ve dıştan yapılan her türlü tahriklere rağmen, bana olan sevgi ve güvenlerini daima göstermişler ve milli hükümetimize karşı sadakatten ayrılmamışlardı. Fakat 2. Büyük Millet Meclisi’ne İkinci Guruptan kimse alınmamak hatasına, bunların sadakatle hizmet eden bir iki mebuslarının alınmaması hatası da eklenmişti. İkinci Büyük Millet Meclisi, doğunun gözünü doyurmuyor ve onlarda endişe uyandırıyordu. 

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 188, 189) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Kâzım Paşa, Fevzi Paşa’ya bir şifre ile halkın Mustafa Kemal hakkındaki düşüncesini aktarıyor. Erzincan 21.10.1923 tarihli şifrede (gizli yazıda) Mustafa Kemal’in diktatör olması endişesini halkın ağzından yazıyor.

  • (Karabekir anlatıyor:)

    Erzurum’dan ayrılacağım sırada Müdafai Milliye Müsteşarı Selahaddin Adil Paşa’dan aldığım bir mektup beni hayrete düşürdü. Mektup şöyle idi;      

    “Ankara’dan ayrıldığınız çok fena olmuştur. Şarka gitmenizin sırası değil idi. Gazi, tekrar Hilafet ve Saltanatı almak için teşebbüslere girişmiştir. Bu tehlikeli işi ancak siz burada önleyebilmiştiniz. Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Fevzi Paşa’ya tahriren (yazılı olarak) bildirdim ve mesuliyetini (sorumluluğunu) belirttim. Ne Meclis ne de kimse Gazi’nin arzusunu önleyecek halde değildik.”

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.