Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Eleştiri, anlamanın en önemli yöntemlerinden biridir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 340) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yenilikçi var olan aydınla kavga edendir.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 337) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Hasan İzzettin Dinamo Ant Dergisine 7 Nisan 1970 günü anlatıyor;)

    “Birkaç sosyalistçe şiir karalamaktan iş nereye gelip dayanmıştı. Devlet gücü bir tek insana karşı harekete geçince korkunç bir şey oluyordu.  Çine’de ünlü jandarma taburu var.     Kafama, suratıma yediğim ağır yumruklarla nakavt olmuş gibiydim. … sekiz on jandarma beni anadan doğma soyarak, sırtüstü soğuk betona yatırdılar. Hayati’nin (Üstçavuş) eğilip cinsel organıma dikkatle baktığını ayırt ettim.  “..sünnetli olmasına sünnetli ama bu onun gavur olmadığını ispatlamaz.” dedi. “Yahudiler de sünnet oluyor. Bağlayın şunun kamışına bir ip.” Çevrede ipe benzer bir şey bulamadıklarından bir jandarma erinin getirdiği teli sarmaya başladılar.   Hayati;  “Ulan herifin şeyini keser bu. Boşuna başımıza iş mi açacaksınız? Bir kınnap bulun hiç olmazsa” dedi. Kınnabı sıkıca bağladılar. Birisi kınnaba asılınca bağırmak zorunda kaldım. Yemekhane kahkahalarla çınladı. Sonra Hayati bir jandarma erini çağırarak “Tükür şunun ağzına!” dedi. Ağzımı zorla yırtarcasına açarak hazırladılar. Kendisine buyruk verilen jandarma “hak tüv” diyerek ağzıma tükürdü. Hayati üstçavuş bir başkasını parmağı ile gösterdi “Sen de sümkür bu gâvurun ağzına!” diye emretti. O da ağzıma sümkürdü. Bir sürü genç insan elimi yüzümü sımsıkı tuttuğundan kafamı oynatamıyordum. Ağzıma dolan iğrenç yabancı maddeleri dışarı püskürtemiyordum.    Hayati bir başka jandarmaya “Haydi sen de işe bu hergelenin ağzına!” dedi. Jandarma hiç ikirciklenmeden yanıma diz çöktü ve ağzıma pek az da olsa çöğürdü. Biraz sonra Hayati jandarmaya şöyle bağırdı; “Ulan bu herifin ağzının içine sıçacak kimse yok mu?” Etrafta hiç kimse bu korkunç işe yanaşmak istemediyse de, Hayati bir jandarmayı kolundan kavrayarak; “Sıyır ulan donunu, sıç bakalım şu hergelenin ağzına!” diye bağırdı. “Aman Komutanım, ben az önce ayakyoluna (tuvalete) gittim bende bir şey kalmadı, yapamam!” dedi. Üstçavuş öbür jandarmaları da sıkıştırdıysa da hiç birisi bu iğrenç işe yanaşmadı. O zaman” Bırakın öyleyse kalsın.” diye emretti.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 313, 314) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dr. Çetin Yetkin ‘Siyasal İktidar Sanata Karşı’ adlı yapıtından; ‘Hasan İzzettin Dinamo, 1935 – Yılında Ankara 1.Ağır Ceza Mahkemesi, gizli örgüt kurma ve bildiri yayınlama iddiasıyla dört yıl ağır hapis cezasına çarptırılıyor. .. 1943 – Yılında bir yıl … 1944 – Yılında bir yıl hapis cezası verilmiştir. Dinamo yedi yıl askerlik yapmış ve bu askerliği süresince toplam olarak on ay hapis yatmıştır. 6-7 Eylül olaylarında da tutuklanan Dinamo 4,5 ay tutuklu kalmıştır.’”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 307 ile 309 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Hasan İzzettin Dinamo Sivaslı. 1920 yılında Sivas Öğretmen Okulundan mezun sosyalist ve şair. Sivas’a ilk tren gelişini anlatan “Tren” şiiri İsmet Paşa’nın tren siyasetine aykırı olduğu için  “Yukarıdan gelen emirle” dört yıl hüküm giyiyor. Yıl 1935.

  • “1949 Yılı başlarında Adnan Adıvar ile Cihat Baban İstiklâl Mahkemelerinin lağvını isteyen bir yasa önerisi verdiler. Rasih Kaplan İstiklâl Mahkemelerinin bir “hatıra” olarak saklanmasını istedi. 28 Nisan 1949’da Yasa kabul edildi.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 249) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Şevket Süreyya… köylü kurnazıydı.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 197) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Geçmişin şimdiki zamanı etkilemesi için bilinmesi gerekmiyor. Geçmişin ağır baskısı altında ezilmemek için, bilinmesi gerekiyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 160) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1938 Nazım Hikmet mahkûm. Abdülkadir anlatıyor; “O gün ikindi vakti avluda dolaşırken telefona çağırdılar Nazım’ı. Ben de gittim arkasından. Sadri Etem telefon eden. İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’yı görmüş. “Özel mektup yazarsam Atatürk’e kendisi götürürmüş, mektubu verirmiş, ona beni affettirirmiş. Şuna bak sen…”  İstenen mektubu yazmış olduğunu belirtmek durumundayım. Mektup sonuç vermiyor.  Ve Nazım’ın mektubu;

                    ‘Cumhurreisi Atatürk’ün Yüksek Katına

                Türk Ordusunu “İsyana teşvik” ettiğim iddiasıyla on beş yıl ağır hapis cezası giydim. Şimdi de Türk Donanmasını “İsyana teşvik etmekle” töhmetlendiriliyorum. Türk İnkılâbına ve senin adına and içerim ki suçsuzum.    Askeri isyana teşvik etmedim.   Kör değilim ve senin yaptığın her ileri dev hamlesini anlayabilen bir kafam, yurdumu seven bir yüreğim var. Askeri isyana teşvik etmedim. Yurdumun ve inkılâpçı senin karşında alnım açıktır.   Yüksek askeri makamlar, devlet ve adalet, küçük büyük bürokratlar gizli rejim düşmanlarınca aldatılıyorlar. Askeri isyana teşvik etmedim. Deli, serseri, gerici, satılmış, inkılap ve yurt haini değilim ki, bunu bir an olsun düşünebileyim?….. Askeri isyana teşvik etmedim….Senin eserin ve sana aziz olan Türk dilinin inanmış bir şairiyim. Sırtıma yükletilen ve yükletilebilecek olan hapis yıllarını taşıyabilecek kadar sabırlı olabilirdim.  Büyük işlerin arifesinde seni bir Türk şairinin felaketi ile ilgilendirmek istemezdim. Bağışla beni. Seni bir an kendimle meşgul ettimse, alnıma vurulmak istenen bu “İnkılâp askerini isyana teşvik” damgasının ancak senin ellerinle silinebileceğine inandığımdandır.    Başvurabileceğim en inkılâpçı baş sensin. Kemalizm’den ve senden adalet istiyorum.  

      Türk İnkılâbına ve senin başına and içerim ki, suçsuzum.                                                                                        Nazım Hikmet RAN

    YÖN Dergisinin notu; Nazım’ın bu mektubu Atatürk’e verilmek üzere, şairin bir yakınına verilmiştir.  Fakat o sırada hastalığı ağırlaşan Atatürk’e bu mektup bu yüzden sunulamamıştır. Nazım bu mektubu yazmasını isteyen Sadri’ye telefonda çok kızıyor. “Ben her vatandaş gibi pullu dilekçe yazarım.” diyor. Ve hırsla telefonu kapatıyor ama mektubu da yazıyor. Bu mektubun Mustafa Kemal’in eline geçip-geçmediği meçhul.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf. 140 il 142 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1960 öncesinde öğrenciliğimde Fikir Kulübü Başkanlığı yaptığım dönemde, Sanatseverler Kulübünde bir oturum düzenledik. “İkinci Yeni” anlatılmak üzere İlhan Berk’i çağırdım. İlhan Berk çok net bir biçimde İkinci Yeni’yi ve şiiri anlattı. “Taş düştü bu şiir değildir, taş uçtu bu şiirdir.” dedi. Hükûmet komiseri işte burada canlandı. “Olmaz” dedi “Bu komünistliktir, taş uçtu şiir demek komünistliktir.” Hazır kuvvetlere haber saldı. İlhan Berk’e not gönderdim. On beş dakikada taşı uçurmaya son vermesini istedim.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sabahattin Ali’nin

    ‘Memleketten Haber şiiri;

    Hey Anavatan’dan ayrılmayanlar 

    Bulanık dereler durulmuş mudur?

    Dinmiş mi olukla akan kanlar 

    Büyük hedeflere varılmış mıdır?     

    Asarlar mı hala hakka tapanı  

    Mebus yaparlar mı her şaklabanı 

    Köylünün elinde var mı sabanı 

    Sıska öküzleri dirilmiş midir?     

    Atatürk’ü hicvettiği iddiası ile bir yıl hapis cezası aldı, 10. yıl affından çıktı.  Tekrar öğretmen olmak için başvuruyor, zamanın Milli Eğitim Bakanı bir tür pişmanlık veya sadakat belgesi getirmesini istiyor.  Sabahattin Ali “Benim Aşkım” adı ile 15.01.1934 tarihli Varlık Dergisi’nde sadakat şiiri yayınlandı. Sadakat şiiri dört kıta. Bir mısraına örnek;

      ‘Kısacası; Gönlümü verdim Ulu Gazi’ye!

      Göğsümde şimdi yalnız O’nun aşkı yatıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 138) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ali Fuat Paşa yazıyor; “Stalin bizi 22/23 Şubat 1921 gecesi kabul etmişti. Stalin; “Sizinle ittifak akdedemeyiz (anlaşma imzalayamayız) çünkü İngilizlerle ticaret muahedesi (antlaşması) yapacağız. Bundan amaç ticaret anlaşmasının Fransa ile … İngiltere’nin ve sonuç olarak Amerika’nın rekabetini tevlit etmek (doğurmak) ve bunların bizlere karşı olan ittifakını (birliğini) parçalamaktır. Biz muhtaç olduğumuz maddeleri İngiltere’den alır ve Antanta’nın (Amerika, İngiltere, Fransa üçlü ittifakı) ittifakını parçalayarak önemli bir başarı sağlamış oluruz. Binaenaleyh (bundan böyle) bu ticaret mahkemesi ne zarar verecek. Her şeyden tevakki etmek (çekinmek) sizin de menfaatiniz icabıdır. İttifaktan amacınız para, silah ve insani yardım ise bunu derhal yapacağız. Kardeşlik muahedesini imza ederiz. Çünkü onda ticaret muahedesine zarar verecek bir şey yoktur.”  Stalin açık, dürüst, ..doğru konuşuyor.

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 124) kitabından birebir alınmıştır.

  • Batı dünyası ile her kucaklaşmasında ilk adımı Türkiye attı. Türkiye, sürekli olarak batı dünyası ile kucaklaşmak istedi. Sovyetler Birliği bunu sürekli olarak bildi… Önlemeye çalıştı. Türkiye emperyalizm tarafından itildiği sürece Sovyetler Birliği ile dostluğun değerini anladı.

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ütopyacılar çok çalışkandırlar.    

    Korku ve hedonizm (gövdecilik) birbirinden ayrılmıyor. Korkak ve hedonist aynı zamanda tembel oluyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 135, 136) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Vâlâ; ‘Madrid’de Yahya Kemal’i bir sinir hastalığına yakalanmış buldum. Varşova’dan beri sefirliğini yaptığı Mustafa Kemal’in kendisini takip ettirdiği ve Türkiye’ye getirtip mahvedeceği kanısındaydı.’”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Vâlâ Nurettin’in büyük şair Yahya Kemal Beyatlı ile ilgili tespiti çok acı. Zaten Yahya Kemal hemen bütün şiirlerini Cumhuriyet’ten önce yazmış. Mustafa Kemal’den çok korkmuş, eğilip ayağını öpecek kadar korkmuş, Mustafa Kemal’in toplum önünde eşini dudağından öpmesine katlanmış, bir büyük şair.

  • “İlerici – tutucu ayrımını yeniden yapmak, ilerlemek için zorunludur.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 122) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yerel olana tutunmak, bir aşağılık kompleksi belirtisi oluyor.  Yerellik, benliğini, yabancı gözüyle bulmaya çalışmak oluyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Toygar’ın Tarla adlı şiirinden;

    Emmim kızı Ayşa 

    Tarlada gebe kaldı Ali’den  

    Bizim sarı inek

    tarlada buzağıladı sarı tosunu

    Demem köylü Mehmet 

    Ahmed’i tarlada serdi yere 

    Hamdüsenamız 

    Tarladan yükseldi Mevla’ya 

    Ve tarladan bastık küfürü 

    Kör feleğe”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1940 Yıllarından beri, saz şairi ile halk türküsünü, Türkiye’nin temel kültürü yapmak için çaba vermiş olanlar, bir Abidin Dino, iki  Pertev Naili Boratav, üç İlhan Başgöz, dört Bedri Rahmi Eyüboğlu, beş Sabahattin Eyüboğlu,. Bunların ilk üçü Türkiye’yi terk etti, son ikisi ise eş olarak yabancıları seçti. Yabancı eş ile yaşayanlar da yurtdışında yaşamayı seçmiş sayılabiliyor. 

    Türkiye’de saz şairi, halk türküsü, yazma, ibrik ve kilimi bir tapınma düzeyine çıkaranlar… Tümü de yurt dışında yaşamayı seçmiş oluyorlar.  Bu bir sapmadır.  Bilim sapmalar üzerinde düşünerek gelişiyor.

    Tezi yazıyorum: Yerellik her zaman bir savunmadır.

    Tezin uzantısını yazıyorum: Yerellik Türk gericiliğinin malı değil ne yazık! Türk ilericiliğinin hastalığıdır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Çalışmalarımda ortaya çıkarmaya çabaladığım temel çizgi etrafında kalan Türk aydını, uzun süre ya TKP (Türkiye Komünist Partisi) üyesi ya da sempatizanıdır. Hiç olmazsa karşıtı değil.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Şiddet ve ideoloji bir tahterevallidir; İdeolojinin tek başına yükselmekte göründüğü zaman, şiddet aşağıdadır, şiddet ideolojiyi yüksek tutandır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.