Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Somut zengindir; soyutlama, kavramlaştırma ve giderek bilim, zengin somutun işlenmesine dayanıyor. Büyük sanatçı veya büyük bilim adamı, “muttarit muhteriz” damlalar türünden somut değişiklikleri kimyasal bir kaynaştırma ile soyutlayabilendir; çok zor bir iş olduğunu kabul etmek gerekiyor.            

    İhtilâller her zaman rastlanmayan somutluklar oluyorlar, ihtilâller tarihin patlama düzeyine ulaşmış hızlanmalarıdırlar; bu nedenle büyük zenginlikleri taşıyorlar. Bu nedenle kavranması kolay olmayan teorik açıklıklar gösteriyorlar.  İhtilâller, teori düzeyine çıkmış, somutluklardırlar.

    Türkiye devrimci bir dönemden geçiyor; bir düzenden diğerine atlıyor. Bu, başta elit olmak üzere insanların yüzünü değiştiriyor ve aydınlarını yüzsüzleştiriyor.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tekeller mutlaka ülke dışı ekonomik hareketlilik istiyorlar. .. Türkler, dışarıda iş yapmasını, diğer tekellerle ortaklık kurmayı, Arap liderlere rüşvet vermeyi öğrendiler.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir büyük zekâ, eğer şehirlerarası bir yoldaki bir dinlenme tesisinin helasında para toplamaya memur edilirse, bir süre sonra mutlaka geri zekâlı olacaktır. Çünkü zekâsı yaptığı işe uymak durumundadır.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tüketim araçlarında bir ihraç kapasitesi yaratabilmek için gelir bölüşümünü hızla bozmak zorunludur. .. Ücretler hızla düşürülür, Türk Lirası sürekli devalüe edilirse, ihracatı arttırmak bir mucize değildir, ancak bunları hızla yapmak gerekiyorsa, mutlaka kan akıtmak ta gerekli oluyor.  

    Türkiye, emperyalist devlet düzenine giriyor.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mustafa Kemal, yirminci yüzyıl Türk politikacıları içinde en temkinlisi ve ufku en dar olanlarından birisidir; yönetime gelmesinde, yorgun ve yenilgiye alışmış, yenikçi Türk halkının psikolojisine uygun düşmesinin ayrı bir ağırlığı olduğunu düşünüyorum.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

  • … Devleti şişler demeti olarak anlatmaya çalıştım. Her zor bir vektör yada şiştir. .. Diktatörlük şişlerin hepsinin yönünü birleştirerek kalın bir şiş oluşturmaktır. Demokrasi şişlerin yönlerinin birbirinin şiddetini azaltacak biçimde birbirleriyle çeliştikleri bir durumdur.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye Cumhuriyeti düzeni bitmiştir. Birinci düzen kendi mantığı içerisinde canlılığını yitirmiştir; bundan kuşku duymuyorum.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye Cumhuriyeti, İkinci Dünya Savaşının sonunda Amerikan emperyalizmiyle eklemlenirken, içeride tehdit altındaydı ve bunu dıştan tehdit görüntüsüyle örtmeye çalışıyordu.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • Basın, bir kurum olarak devlet zor’unun bir koludur. “Dördüncü kuvvet” sözü artık kesinlikle doğrudur; yasama, yargı ve yürütme türünden ve bunlarla hiç çelişmeyen, bunlarla iç içe, bir zor aygıtıdır.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Emperyalist düzeni sürdürebilmek için “yenmek” ve eğer vulgar sözcükler kullanacak olursak, arada bir sorun çıkararak sağa veya sola dayak atmak gerekiyordu.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlar aklındaki düzenlerle okuyorlar. Her akıl düzeni bir sözcükler demetidir. …  Keynes, “bizim türümüzden yetişenler için güçlük, yeni düşüncelerde değil, eskilerden kopmadadır.” diyor.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Asimilasyon, tam karşılığının “benzetme” olduğu, düşünceyi eskisine benzetmek, yeniliği öldürmenin kesin yollarından birisi olarak ortaya çıkıyor.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yol ayrımları, aynı zamanda bütün yolların birleştiği yerlerdir ve çok zaman unutuluyor. Sıçramak için ise toprağa hızlıca basmak zorunlu oluyor.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.

  • 30 Ağustos 1924 Dumlupınar Abidesi’nin temel atma törenine gittik. Konuşmalar yapıldı. Gazi’nin yüzüne karşı aşırı riyakârlıkla dolu. Hele muallimler (öğretmenler) nâmına ve avukatlar nâmına diye söylenenler hiç te yakışmıyordu. Fevzi Paşa da yağ çekiyordu. ..Darülfünun Emini (üniversite rektörü) İsmail Hakkı (Baltacıoğlu) Bey bütün milletin gayret ve fedakârlığını belirtti. .. Sözlerinin Gazi’nin hoşuna gitmediğini apaçık gördüm. Nitekim az sonra bu hakikat meftunu (gerçek düşkünü) adam yerinden azlolundu (atıldı)!

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 300) kitabından birebir alınmıştır.

  • Az sonra biz Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adıyla Meclis’te faaliyet için resmen Dâhiliye Vekâletine müracaat edince Mustafa Kemal Paşa da Halk Fırkasının başına Cumhuriyet kelimesini koydurarak Cumhuriyet Halk Fırkası adını verdirdi 21 Kasım 1924 İsmet Paşa da Başvekillikten hastalığı bahanesi ile istifasını verdi. Yerine Fethi Bey Başvekâlete getirildi.  ….TCF’yi kurduk ama çok çektik. .. tevkif olunarak (tutuklanarak) İstiklâl Mahkemesine verildik. Onbeş yıl bir düziye takip ve taciz olunduk. Bütün bunlar çok acıdır. İnsanlarda hayat denen şeyin kıymeti ancak hürriyet iledir.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 330) kitabından birebir alınmıştır.

  • (6 Ekim 1924 İstanbul’un kurtuluş günü kutlaması. Musul hududunda İngiliz tayyareleri (uçakları) hududu geçmişler. Durum kritik. 8 Ekim; Fevzi Paşa İngilizlerle bir harp ihtimalinin mevcut olduğunu belirterek Kâzım Paşayı Ankara’ya çağırmış. Nasturî Çetesi isyan etmiş ordu bastırmak için üzerlerine yürümüş ve sınır geçilince veya İngilizler sınır ihlâlinden şüphelenince uçakları kaldırmış. Kâzım Paşa Musul işinin bir macera olacağına inanıyor. Fevzi Paşa farklı düşünüyor:)

    Fevzi Paşa; “-İcap ederse yeni bir harbi de göze aldık. Musul bizimdir! Mademki sulhen (barış içerisinde) vermiyorlar, harben almak için Gazi ısrar ediyor. Hükümette bu fikirde bizde muvaffak olacağımıza şüphe yok. İcap ederse Musul’a değil daha uzağa da gideriz.” Fevzi Paşa Diyarbakır Kolordu Kumandanı Cafer Tayyar Paşa’ya verdiği şu son emri öğrendim;

    “-İcap ederse eşkıyayı Londra’ya kadar takip edeceğiz.”

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 312) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mektupların açılma meselesi daha 12.02.1924’te Büyük Millet Meclisi kürsüsüne kadar çıkmıştı; İsmail Canbulat Bey kürsüden bunu yapanlara rezil, sefil insanlardır! Dedi. Dâhiliye Vekili bu olamaz demesine rağmen Rauf Bey göz hapsinin bile söz konusu olduğunu söylüyor. “Mebuslar hakkında göz takibi yapıldığını işaret sayılabilecek vesika (belge) gösterebilirim.” dedi.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 302) kitabından birebir alınmıştır.

  • 19 Haziran 1924 Recep Peker ile Kürt konusunu görüşüyoruz. Recep Bey; “Memurlar siyasete karışmış, bazıları İngiliz Muhipleri (sevenleri) Cemiyetine de girmiş. Yenilerin de bir şey bildikleri yok. Gündelik ne iş gelirse onunla meşgul oluyoruz.” dedi.

    (Bunu söyleyen içişleri bakanı, Başbakanlık’ta yapan bir adam:)

    Recep Bey’e şu tavsiyede bulundum. “- Hemen Kürtlük hakkında her dilden eserleri toplayıp tercüme ettirin…. Kürtlüğe ve Ermeniliğe ait hadiseleri olduğu gibi tespit edin.”

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 285) kitabından birebir alınmıştır.

  • 30 Nisan 1924 İsmet Hasta, sormaya gittim. İsmet; “-Kâzım Musul boş! Şunu işgal ediversene!“

    “-Lozan muahedesini siz yaptınız. …askeri harekât yapılmayacağınızı siz imzanızla kabul ettiniz!“

    Bir zamanlar yılgınlık hastalığına tutulanların şimdi gurur illetine (hastalığına) yakalarını kaptırdıklarını görüyorum. ..  Bu Kürtlerle de tehlikeli işler yapabilirler.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ben İstiklâl Harbinde doğu mıntıkası gibi çok hassas bir sahada İstiklâl Mahkemesiyle iş gördürmedim.

    Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 278) kitabından birebir alınmıştır.