İdeolojisiz toplum yönetilemiyor. Fetiş, ilkelin ideolojisidir.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 110) kitabından birebir alınmıştır.
İdeolojisiz toplum yönetilemiyor. Fetiş, ilkelin ideolojisidir.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 110) kitabından birebir alınmıştır.
… eğer tampon ön Kafkasya’da bugünkü Azeri, Ermeni, Gürcü devletlerinin federasyonunda realize edilebilseydi, Türkiye’nin sınırı çok daha başka ve oldukça daha küçük olabilecekti.
Bağımsız Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’ın bolşevize edilmeleriyle, Sakarya Zaferi eş tarihlidir; Artık tampon Türkiye Cumhuriyeti, Kürdistan’ı ve İzmir’i içine alabilecek bir biçimde genişletebiliyordu.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 110) kitabından birebir alınmıştır.
Apo Kürt insanını değiştirmek için Kürt alanında bir iç savaşı kaçınılmaz görüyor. Savaşlar yol açıcıdır ve tarihi hızlandırıyorlar. Hızlanma ayrışma ve bütünleşmedir. Nükleer enerji, çekirdeğin parçalanmasından doğar. Bölünme şiddettir.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 108) kitabından birebir alınmıştır.
… köylü, acısını dövünerek yada yüzünü parçalayarak göstermek gereğini duyuyor. Burjuva acısını bile en az çabalar yasasına göre duyabiliyor.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 101) kitabından birebir alınmıştır.
Felsefesi ve iç konuşmaya dayalı romanı olmayan bir toplumun dilinin gelişebileceğini ve böyle bir dilin gelişmiş sayılabileceğini hiç düşünemiyorum.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.
Devletin ortaya çıkması için ise burjuva sınıfının gelişmesinin değil, doğumunun önemli olduğunu düşünmeye başlıyorum; devlet, burjuvaziye, sınıfını geliştirmek ve zenginleştirmek için gerekiyor.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.
Millet, tarih sahnesine kapitalizmle birlikte çıkıyor. Daha önce var olan, parçalılıktır. Daha önceki aidiyet durumu, çok büyük ölçüde fizikseldir ve güçten, birlikte iş yapmaktan, ganimet toplamaktan, var olabilmekten, savaşmaktan kaynaklanıyor; eninde sonunda bir güçlü liderin etrafında toplanma olarak beliriyor.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.
Sıradan insan için önemli olan tarihtir. Bilimde ise tarih yöntemi ön plana çıkıyor; .. Tarih yöntemi bilimin en büyük kaynaklarından birisi oluyor.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.
…Her devlet düzeninin ideolojiye ihtiyacı vardır. İdeoloji, birikmiş şiddettir ve yöneten ideoloji geçerli olduğu sürece, çıplak şiddete ihtiyaç azalıyor. Türkiye’nin emperyalist planlar yapması dönemi başlamış görünüyor. Böyle bir dönemde, ufku Abdülhamit’ten de Enver’den de daha sınırlı bir Mustafa Kemal yetersiz kalıyor.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 94) kitabından birebir alınmıştır.
Mustafa Kemal çok vesveseli, hep kıstırılmışlık kompleksi içerisinde yaşayan, sevgisiz bir insandır. Annesini sevmez; mütarekede (ateşkes yıllarında) İstanbul’da annesiyle değil Pera Palas’ta kalmayı tercih ediyor. Annesinin cenazesine gitmiyor. Latife’yi de sevdiğini gösteren hiçbir işaret yok.
…Yabancı kaynaklar, Kemal’in asker yürüyüşü ile dans ettiğini kaydediyorlar. Sevimli olmaz.
Sevgisiz ve acımasızdır. Maliye Nazırı Cavit Bey’i astırdığı akşam, bir balo düzenlemeye dikkat ediyor.
Mustafa Kemal, geç kalmış ve bu nedenle fazla gelişmemiş bir Müthiş İvan veya Sekizinci Henry dir. … Mustafa Kemal de beraber yola çıktığı, yada kendisinden önce yola çıkan bütün liderleri temizledi.
.. Sevgiyi bilmeyen, acımayı bilmeyen, kimseye güvenmeyen, herkesi kendisine karşı komplo hazırlayıcısı olarak gören, bir aydınlanmacı despot olan Mustafa Kemal’i hiçbir romancı ya da yönetmenin sevimli yapabileceğine ihtimal vermiyorum.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.
Apo kardeşimin, Kürtlerin rönesansını, bir Türk düşmanlığı yaratmadan gerçekleştirmeye çalıştığını yazdım…
Ben sadece “Bu PKK’yı ne yapmalı?” diyorum.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 86) kitabından birebir alınmıştır.
Galileo’nun insan düşüncesine eşsiz katkısı, hareketin değil, hareketteki değişmenin önemli olduğunu göstermesidir, bir düşünce alışkanlığı ve bir düşünme yöntemi olmak durumundadır.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 86) kitabından birebir alınmıştır.
Avrupa ve Amerika’da insan sürüdür.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 82) kitabından birebir alınmıştır.
… Eşitsiz gelişme yasasına göre ise, devrimin realize edilebilmesi için, sınıfların gelişmesinin ve çelişkisinin derinliğinin çok ileri boyutlara varmaması gerekiyor; böyle düşünüyorum.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.
Kemalizm bir yana, Kemal Paşa’nın itibarının resmen de indirileceği bir dönem başlıyor.
Bütün çalışmalarımda Kemal Paşa’nın devrimci geçmişi olmayan, oldukça tutucu ve son derece sınırlı ufuklu bir burjuva demokrat olduğunu gösterebilmiş durumdayım.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.
Devrim, şiddet kullanarak şiddeti çözme sürecidir.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 62) kitabından birebir alınmıştır.
Her emperyalist ülke, kendisini emperyalist olarak kabul ettirebilmek ve bunu sürdürmek için, mutlaka, belli aralıklarla ülke toprakları dışında kuvvet kullanmak zorundadır. Emperyalist aşamanın ordusu profesyonel ordudur.
Politik ordu, profesyonel olamıyor.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (2019): Müthiş bir öngörü, bilimsel bakabilmenin sonucu.
Bir tez yazıyorum; Tekelli düzen, çelişkileri algılayan aklı siliyor.
Bir tez daha yazıyorum; Tekelli düzen insansızlaştırma sürecidir.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.
Tekelli düzende sokaktaki insanın kültürü reklam kültürüdür; dili, reklamcının basit düşünmeye mahkûm eden dili oluyor. Hobson, emperyalizm ile halk yönetiminin ortak hiçbir yanı olmadığını ileri sürüyor. Bu saptama 1902 tarihlidir ve her geçen zaman Hobson’u doğruluyor. Tekelli ve emperyalist düzene geçen her ülke halk yönetimini bir kenara atıyor.
Başkanlık sistemi, bürokratik yönetime en uygun sistemdir.
Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1996): Hoca’nın 1992 yılında öngördüğü şeyler. Bir bir gerçekleşiyor.