Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Hareket Ordusu, ne düzenli bir Ordudur, ne de düzenli bir Ordunun parçası, tümüyle gönüllülerden kurulan, sayısı ve yönetimi çok milli olmayan tam bir silahlanmış halk topluluğudur. Resmi ordu ile bir ilişkisi yok.  …yalnızca, İttihat ve Terakki’nin militanı olan bazı genç subaylar bulundular. Yer yer birlikte komuta ettiler.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 555) kitabından birebir alınmıştır.

  • Engels ve Diyalektik Materyalizm, düşünüş ile ruhu ve varlık ile tabiatı birbirine benzetirler. Hâlbuki düşünüş ruhun bir faaliyetidir, tamamen aynı olamazlar.

    Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 2. Baskı 1976 Sf. 46) kitabından dil içi çevrilerek alınmıştır.

  • Bir kimsenin başka kimselerin yarattıkları değerlere bir hak olarak el koyabilmesi onlara sahip olabilmesidir.

    Alıntı: 100 Soruda Ekonomi El Kitabı – Sadun Aren kitabından dil içi çevirisi yapılarak alınmıştır.

  • “Dış savaşta, bir eğilim olarak sıradan er ölürken, iç savaşın belli başlı kurbanları seçkinler arasından çıkıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 553) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dünyanın her yanında ve tarihin her kesitinde yenilikçiler, içinde yaşadıkları toplum için bir tür acayip yaratıklardırlar.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 551) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ahlak yalnızca harekette vardır. Hareketsiz olanın ahlakı yoktur.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 541) kitabından birebir alınmıştır.

  • (İlber Ortaylı’dan alınmış:)

    “Akif, Trablusgarp Savaşı sırasında Sırat-ı Müstakim’de, Osmanlı ve İslam Muhibbi (seveni) Almanlara Açık Mektup”  yayınlıyor.” “Biz mahvolursak doğunun anahtarı Almanların değil rakiplerinin eline geçecektir. Doğuyu korumak ve uygarlaştırmak, doğuya doğru Osmanlı ile birlikte gitmek, Doğu’yu al! Ticaret ve sanayi için kazanmak… işte kendisini bilen Osmanlı ve Alman Hükümetleri için büyük bir program.”  

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 533) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Ahlaklı olabilmek için mutlaka kavga etmek gerekiyor, çünkü kavga bir hareketi içeriyor.  

    Duran bir nesnenin ahlaklı olup olmadığına karar vermek imkânsızdır: çünkü ahlak mutlaka bir harekette ortaya çıkıyor. Ancak her hareket de, ahlak araştırmasının alanına girmiyor, yalnızca iradi (bilinçli) olan hareketler bir ahlak sisteminin içinde oluşuyor.   

    Ahlak iradi hareketlerin başlatıcısıdır.  

    Ahlakın kaynağını akılda bulmak imkânsızdır.   

    Kapitalist sistemde akıl, dürüst olmayı değil, dürüst olmamayı gerektirir.  Ahlak karşı harekettir.. Ahlaklı olmak, ancak ve yalnızca, karşı hareket durumunda kendisini gerçekleştirir.   

    Ahlak karşı harekettir ve ahlaklı olmanın tek karşılığı var: “Ahlaklı davrandım ” duygusu.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 529, 530) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1940 Yıllarında Yeni Sabah Gazetesi “Şair Tevfik Fikret’in eserlerini yakmak lâzım” başlıklı yazıyı yayınladı. Cevabını Tan Gazetesinden Sabiha Sertel verdi. Kamplaşma mahkemeye kadar uzadı. Yaşamında yargılanmamış olan Tevfik Fikret, öldükten yıllar sonra yazdıklarından dolayı mahkeme önüne çıkmak zorunda kalmıştı.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 531) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Halit Ziya’ya (Uşaklıgil) göre Tevfik Fikret, pek az okur bir şairdir.  Az bilen ve felsefi gelişmelerden habersiz bir şairdi. Birincilikle bitirdiği Galatasaray’dan aldığı ansiklopedik bilgiler, bir insan sevgisini ve insan sevgisinin zorunlu uzantısı olan Tanrısızlığa açılmayı sağlamaya yetiyor.    

    Çok bilen şair var mı? Veya çok bilen şair olabilir mi? Nazım ne kadar biliyordu?”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 528) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Cevat Şakir’in Resimli Ay’da çıkan bir yazısından dolayı; Zekeriya Sertel ile birlikte Ankara İstiklâl Mahkemesinde yargılandığı ve mahkûm olarak Bodrum’a sürüldüğü doğru.  Ancak, Cevat Şakir’in politikaya pek ilgisi yok. Üstelik kendi ifadesinden de anlaşılıyor, Cevat Şakir bir politik dergide, yazmadığı bir yazıdan dolayı mahkûm olmuş. Cevat Şakir Abdülhamit’in ünlü Paşalarından Şakir Paşa’nın oğludur. İngiltere Oxford Üniversitesinde öğrenimini bitirmiştir.    

    Cevat Şakir’in dramı, kaçışının nedeni, bu baba katlidir. “Babam çiftlikte her zaman suikasttan korktuğu için, yanında çeşitli tabancalar ve silahlar bulunduruyordu.     … Tartışma öyle bir raddeye vardı ki, benim üzerime ateş etti. Ben rastgele oradaki bir tabancayı alarak, ona doğru nişan almadan ateş ettim. Öldü! Ben de ölümden beter mahvoldum.””

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 518, 519) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Siyaset, eylem halinde felsefedir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 517) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bundan yüz yıl önceki Türk aydın kadınının, bugünkü aydın Türk kadınından daha kültürlü olduğunu söyleyebiliyorum.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 510) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “… normal sohbet sırasında ve kalabalık içinde, Hilmi’nin “Herkes bir meslek (siyasi ideoloji) sahibi oldu, ben bir şey olamadım, ne olsam acaba?” sözleri üzerine Baha Tevfik’in “Sosyalist ol be Hilmi!” dediğini Münir Süleyman yazıyor.  Hilmi o arada Sosyalizmin ne olduğunu soruyor. Baha cevap verip anlatıyor. Sosyalist Hilmi veya daha sonra Sosyalist Fırkanın yayın organı İştirakten dolayı İştirakçi Hilmi böylece ortaya çıkıyor.     

    İştirakçi Hilmi kırmızı yelek giyiyor. Sosyalist Fırkası, Meşrutiyetten sonra İstanbul’da çok önemli grevler örgütlüyor ve gerçekleştiriyor. Kuşkucu bir göz Hilmi’nin önayak olduğu grevlerin çok büyüğünün Fransız sermayesine ait işyerlerinde olduğunu, İngiliz sermayesine ait işyerlerine dokunulmadığını rahatlıkla saptayabiliyor.   

    1920 Yıllarının etkili Novıy Vostok, Yeni Doğu, dergisinde çıkan bir incelemede, Hilmi’nin İngiliz casusluk servisinin hizmetinde olduğu kaydediliyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II -Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf.499-500) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Beşir Fuat Türkiye’ye materyalizmi getirmeyi bir görev bildi.   

    … maddiyun akımının başlatıcısı oldu. Fizik ve kimya yasalarının insan vücuduna ve topluma olduğu gibi uygulanabileceğine inanıyor ve savunuyor.  Vali babası ile bulunduğu Adana’da, çocukluğunda, Cizvit Okuluna gidiyor, papazlardan ders alıyor.   Tıp öğrencilerinin yeterli ölçüde ceset bulamamaları nedeni ile araştırma yapamadıklarını düşünüyor, vücudunun, deney yapmaları için tıp öğrencilerine verilmesini vasiyet ediyor. 

    Felsefede Beşir Fuat, Baha Tevfik ile devam ediyor.   Baha Tevfik 1884’de İzmir’de doğdu. 1914’de ve otuz yaşında apandisitten ölüverdi. Yalnızdı. Cenazesini dört hamal taşıdı.    

    Baha Tevfik 1911’de ilk olarak Felsefe Mecmuasını (dergisini) çıkarmış. Bir Felsefe Tabirleri Kamusu (Felsefe Deyimleri Sözlüğü) yapmaya çalışmıştır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 493) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • İmparatorluğun 214 adet Veziri olmuş;79 Türk, 33 Arnavut, 5 Rum, 11 Boşnak, 3 Hırvat, 11 Gürcü, 2 Ermeni, 20 Sırp, Fransız, İtalyan, Hersekli, Dalmaçyalı ve Rus. Bu devşirmeler arasında Türkçe bilmeyenler çoktu. Romanyalı tarihçi Lorga “Venedik arşivleri İstanbul’dan, Saray’dan gönderilmiş o devrin Rumcası ile yazılmış siyasi belgelerle doludur.” der. Devşirmeler millete değil padişaha hizmet yarışındaydı. Azınlık hâkimiyetine karşı ilk önce bayrağı Genç Osman açtı. O’nu da Kara Davut adında bir Boşnak devşirmesi vezir öldürtmüştür.

    Alıntı: Milliyetçi Sanayi Sistemi – Ali Bayındır, kitabından birebir alınmıştır.

  • “İnsan yaratmak, düşünmeyi ve duymayı öğretmekle eş anlama geliyor.   Sevmeyi öğrenmek, karşı cinsin duymasını duymaktır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 488) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Hamit “Aşiret Mektebi” açtı. Osmanlı toprakları içindeki Arap ve Kürt aşiretlerinin reislerinin çocuklarını burada toplamaya çalıştı. Bunlara gerekli özen gösterildi.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 484) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Bayram Kodaman, “Abdülhamit Dönemi Eğitim Sırları” adlı kitabından: “Rüştiyeler 250’den 600’e, İdadiler 5’ten 104’e, Darülmuallimler 4’den 32’ye çıkartılmıştır. Yine 18762da sayıları 200 olan iptidai okullarına 4.000 – 5.000 civarında yenileri eklendiği gibi  …..     taşraya ilk defa orta öğretim müesseseleri ve öğretmen okulları, bu dönemde götürülmüştür. Böylece Tanzimatçıların İstanbul’u hedef alan maarifçiliği terk edilmiştir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 481) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1874 Yılında İstanbul’da on tane kız rüştiyesi var. Toplam 294 öğrencisi var. 8 Şubat 1870 Pazar günü… Maarif Nazırı (Öğretim Bakanı) Saffet Paşa’nın nutku ile Darülfünun (Fenlerin kapısı, Üniversite) açıldı. Müdür Tahsin Efendi Türkçe, Efganlı (Afganistanlı) Cemalettin Efendi Arapça, muallimlerden (öğretmenlerden) Aristokli Efendi Fransızca birer nutuk söylediler.   

    İstanbul Üniversitesi üç dilde açılış konuşmalarıyla enternasyonal bir kurum olarak açılıyor.   Kısa bir süre sonra Hoca Tahsin’in vermiş olduğu bir ders dolayısıyla kapatılıyor.   

    Tekrar ve daha düzenli bir şekilde açılması Abdülhamit’in saltanatı sırasında oluyor.   

    Hamit tahta geçişinin 25. yılını, ülkeye, bir üniversite hediye ederek kutluyor. Hamit ‘in Hattı Hümayunu ile 3 Ağustos 1900 tarihinde Darülfünun u Şahane açılıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 479 ile 482 arası) kitabından birebir alınmıştır.