Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Ali Fethi (Okyar) Abdülhamit’i tahttan indirildikten sonra Selanik’e götürüyor. “Hiç şüphesiz şahsen merhametli idi. Otuz üç yıllık saltanatında icrasını emrettiği ölüm fermanı sayısı on bir idi.” diyor. Mithat Cemal Kuntay: “Hamit üç şeyden korktu: Hal’ edilmek (tahttan indirilmek), öldürülmek ve idam cezası vermek. Abdülhamit, eniştesi Mahmut Celalettin Paşa’yla Sadrazam Mithat Paşa’yı Taif Kalesinde boğdurtarak öldürttü. Sarayındaki bir harem ağasını da astırarak idam ettirdi. İkisi özel ve gizli üçüncüsü resmi olan bu üçünden başka saltanatında ölüm vakası yoktur.” .. her on yılda bir idam yapılmış.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 362, 363) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İsmail Hami Danişmend; “Musikiyi, Guatelli ve Lombardi adında iki İtalyan öğretmenden öğrenmişlerdir, Sultan Hamit’in garp (batı) müziğini şark (doğu) müziğine tercih etmesi, işte bundandır. Özellikle Türk müziğini hazin bulduğundan bahsedilir.”  diyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 355) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sultan Hamit casusluk ve siyasi polis faaliyetlerini düzenlemek için bu konuda uzman olan İntendandurrant Fleischer’i Türkiye’ye davet ediyor. Fleischer Türkiye’ye danışmanlık yapıyor. “Çalışmalarım başarılı oldu.”  diyor.  “Türkler, bütün geri kalmış toplumlar gibi, üstün bir taklit ve izleme kabiliyetine sahiptir.” diyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 351) kitabından birebir alınmıştır.

  • “14 Temmuz 1880’de iki taraf arasında yapılan bir sözleşme ile Osmanlı Hükümeti, Osmanlı rütbesi ve üniforması taşıyacak bazı asker ve sivil uzmanları kadrosuna alıyor.  

    Times Gazetesi “İstanbul’da Alman subayları” başlığı altında tepkisini ve hayretini yazdı.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 350) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Gerçek olan şudur; Türk tarihinde bazı sultanlar, Türk tarihindeki bazı Cumhurbaşkanlarından çok daha fazla halkını sevmiştir.    

    Ayrıca yapıcı bir sultan olduğu için Sultan Hamit, halkı tarafından da sevilmiştir. Sultan Hamit aydınların çok kızdığı ve halkının çok sevdiği bir sultan olmuştur.     

    Sultan Hamit, halkına yol, eğitim, güven, hastane verebilmek için canla başla çalışmıştır. Ancak, halkının kişiliğinin olmasını, özgürce düşünmesini, ayağının üzerinde kalkıp durmasını, tek kelimeyle yaratıcı olmasını hiçbir zaman istememiştir.    

    Buradan şu çıkıyor; Halkçılık tek başına iyi değildir. Başkaldıran da, ezen baş ta halkçı olabiliyor.   

    Hamit, medrese düzenine son vererek bugünkü eğitim sistemine geçişte en önemli adımları atanların başında geliyor.  

    Abdülhamit zamanında dış ticaret ağırlıklı İngiliz etkisi ortadan kalktı. Bunun yerini Avusturya ve Almanya aldı. (1)

    Prof. Aliev “Sultan, emperyalistler arası çelişkileri zekice kullandı.” diyor. Abdülhamit, Türkiye’nin bütün kurumlarını, başta Ordusunu Alman nüfuzuna (etkisine) açtı; Bu nüfuz ile yetişen ordusunun bazı subaylarına bakılarak, bir zaman geldi, Türkiye’ye Enverland denildi.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 292 ile 302) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2008): Bu son bilgi, Abdülhamit’in neden hırpalandığını izah ediyor. İngiltere’nin dış ticaretteki payı 1876 ile 1910 yılları arasında, % 61’den 35’e düşmüş.

  • “…başlarında Okul Komutanı Süleyman Paşa olmak üzere Harbiye öğrencileri harekete geçiyor. Taşkışla ve Gümüşsuyu barakalarındaki askerler de İstanbul Komutanı Refik Paşa’nın komutasında Dolmabahçe Sarayını kuşatıyorlar. Artık Aziz’in tahtta son günü gelmiştir.    Aydınlar Partisinin (Aydınlardan oluşan siyasi bir birliğin) darbeden önce Murat Efendi ile anlaştığı biliniyor.   Murat Efendi tahta çıkıyor, ama kendisi deli çıkıyor.  Yerine aklı başında ve özgürlük vadeden Abdülhamit’in geçirilmesi gerekiyor. 14 Aralık 1876’da Anayasa ilan ediliyor.    Anayasanın ilanından en az bir yıl önce, zamanın Birleşik Krallık Büyükelçisi Sir Henry’nin böyle bir girişimden haberinin olduğunu gösteriyor. (1)

     Sir Henry, Mithat’ın önce 1875 Aralık ayının başında, kendisine haber ilettiğini ve birkaç gün sonra şahsen gelerek bilgi verdiğini anlatıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 315, 316) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1); Kaynaklar; Mithat Paşa’nın oğlu Ali Haydar Mithat’ın ‘Mithat Paşa’nın Hayatı’ adlı kitabı ve Sir Edwin Pears’ın 1917’de yazdığı ‘Abdülhamit’in hayatı adlı kitabı.

  • Türk Aydını bir Paşaya intisap ederek geliyor ve bilincinde değil ama bir dayanak buluyor; Bu sistem Osmanlı Paşaları için bir devlete intisap biçimini alıyor ve sürüyor.     … sivrilmiş olan ya da sivrilmek isteyen Paşalar içinde bu sürecin dışında kalan yok. (Bu sürecin) çok zaman başlatıcısı Paşanın kendisidir.   Hüseyin Avni Paşa, hastalığını bahane ederek Avrupa’ya gitti ve İngilizler ile temas etti. Anlaştı. Bir anlamda İngiltere’ye intisap etti. (1) 

    Mahmut Nedim Paşa, Duyun-u Umumiye’nin borçlarını hafifletmek için çok şiddetli tedbirler almıştı. Mahmut Nedim Paşa hiçbir elçilik ile görüşmeden bu kararları açıklıyor. Borç faizlerinin 5 yıl süre ile sadece yarısını ödeyeceğini, faizlerin geriye kalan yarısı için ise % 5 faiz ile tahvil vereceğini ve kuponların yarısını tenzil edeceğini (indirme yapacağını) ilan etti. Bu, borçların bir kısmını ödemekten vazgeçmek anlamına geliyordu. Çok şiddetli protestolar geldi. Çeşitli kaynaklar Mithat’ın darbe sırasında bu durumu eski biçimine sokmaya söz verdiğini kaydediyorlar.      

     Gerek Sovyet ve gerekse Amerikan Türkologlar 1873-1876 dönemini kapsayan çok büyük bir kıtlık yaşandığında birleşiyorlar.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 312 ile 314 arası ) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Hüseyin Avni Paşa ile Mithat Paşa, Abdülaziz’i indiriyorlar. Meşrutiyet’i ilan etme şartı ile, önce V. Murat’ı sonra da II. Abdülhamit’i padişah yapıyorlar. İngiltere bu senaryoyu neden oynatıyor? Çünkü o sırada Sadrazam olan Mahmut Nedim Paşa, Mahmut Nedimof denilecek kadar Rus yanlısı bir sadrazam. İngiltere, Osmanlı’nın Rusya’ya yem olmamasını istiyor. Ayrıca Mahmut Nedim Paşa Osmanlı’nın borçları için bir program yapıyor ve borçların bir kısmını ödeyemeyeceğini ifade ediyor. En büyük alacaklımız olan İngiltere’nin bu duruma müdahale etmesi çok normal. Peki, ona intisap eden Mithat Paşa ve diğer Paşalar bunu biliyorlar mıydı? Bence biliyorlardı, iktidar hırsı ile dolu Paşanın menfaati ile emperyalistin menfaati çakışırsa intisap kaçınılmaz oluyor. 

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Mithat Paşa, Süleyman Demirel, Turgut Özal, Kemal Derviş, Bunlar, benim tespit edebildiğim, alacaklıların, güvenilir adamlarıdır. 

  • “Mithat Paşa Büyük Tuna’ya vali atandığı zaman “Köy Sandıkları” kuruyor. (1863) 

    …. üç yıl sonra yani 1866 da Osmanlı Hükümeti bütün Vilâyetlerde bu tür sandıkların kurulmasını emreden kanun çıkarmıştır. . .. Bu sandıklar sonradan Ziraat Bankası’nı oluşturmuştur.     Sandıkların çalışmasını Müslim ve gayrimüslim halkın temsilcileri denetliyorlar.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 306 ile 309 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Mithat Paşa’nın birinci sadareti 3 ay, ikincisi daha kısa sürüyor. Köy Sandıklarından sonra Belediye Sandıklarını da kuruyor. Amaç, köylüyü tefecinin elinden kurtarmak. 5 Şubat 1877 de sürgüne gönderiliyor, tüm Avrupa başkentlerinden üzüntüler ifade ediliyor. Avusturya-Macaristan İmparatoruna sürgün haberi verilince: “Aman Allah’ım, bu Türkler adam olmayacak!” diyor.

  • “9 Mayıs 1876 günü, Fatih Camii Medreselerinde 250 softa (dini eğitim gören öğrenciler) dersleri bırakma kararı aldı. Çok kısa bir zaman içinde 5.000 softanın bir araya gelerek bir mitingi başlattıkları görüldü.    Öğrenciler hızla silahlanmaya başladılar.  O sırada Rusya’nın İstanbul Büyükelçisi olan Graf İgnatiyef, 1875-1877 yıllarına ilişkin anılarında, softalara silah ve para dağıtımını İngiliz Hükümetinin yaptığını ileri sürdü Bütün kaynaklar, softaların miting ve silahlanmasında doğrudan doğruya Mithat Paşa’nın eli bulunduğu konusunda en küçük bir kuşkuya bile yer bırakmıyorlar.  12 Mayıs tarihinde softalar Babı Ali’de “Sadrazamla Şeyhülislam’ı istemeyüz!” diye şiddetli slogan attılar. Olaylar burada durmuyor; Öğrencilerin aktif olarak harekete getirilmesiyle Mithat, önce Aziz’i (Padişah Abdülaziz’i) ve sonra da onun yerine tahta çıkarttığı Murat’ı tahttan indiriyor.

    Hüseyin Avni Paşa 1875 yılında, kısa Avrupa seyahatinde, Londra’da yetkililerle Sultan Aziz’in (Abdülaziz’in) tahttan indirilmesi konusunda görüşmeler yaptı ve anlaşmaya vardı. İngiltere ilişkisi de Mithat’ın Hüseyin Avni ile işbirliği yapmasını kolaylaştırıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 292 ile 302 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Abdülhamit 1876’da Mithat Paşa’nın ihtilâli sayesinde tahta çıkınca, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ebuzziya Tevfik ve Mithat Paşa gibi beş ihtilâlcinin de sürgününü yazıyor. Sonra vazgeçiyor Mithat Paşa’yı Edirne’ye vali yapacak iken sadrazam yapıyor. Daha sonra Hamit, Mithat Paşa’yı sürgün ederek amcası Abdülaziz’in intikamını alıyor. Mithat Paşa Sadrazam olunca da komiteci davranışlar gösteriyor, Ordu ile işbirliği yapmak gereği duyuyor.  Ve daha önce Sadrazam ve Seraskerlik yapmış olan Hüseyin Avni Paşa’yı seçiyor. Çok ilginç, Hüseyin Avni Paşa’ da İngiliz yanlısı.  

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Bu Osmanlının ilk organize ihtilâlini, çok iyi bir komitacı (örgütçü) olan Mithat Paşa organize ediyor. Bunu yaparken İngiltere’ye dayanıyor. İngiltere Mithat Paşa gibi bir reformcuya bu desteği vererek Rus yayılmacılığına karşı Osmanlı’yı güçlendirmeyi hesaplamış olabilir, nitekim iki yıl sonra 1877’de çıkan ve tarihimizde 93 Harbi olarak bilinen, ağır yenilgi aldığımız Rus harbi de bu tahmini doğrulayan sonuçlar veriyor. Ancak, İngiltere Osmanlı devletini yıkmak için Mithat Paşa gibi akıllı ve hırslı bir taşeron ile çalışmayı da sever.

  • “Türkiye’nin ilk örgütlü ihtilâl girişimi; Kuleli Vakasını tertip edenlerin (düzenleyenlerin) reisi, 46 yaşında Süleymaniyeli Şeyh Ahmet’tir. Namık Kemal’e göre, Şeyh Ahmet, yalnızca özgürlükçü olmakla kalmıyor, aynı zamanda özgürlükçülerin de duayeni (en kıdemlisi) oluyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 281 ile 285 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1867 Yılında Vilâyetler Yasası çıktı, ilk önce Büyük Tuna Vilâyetinde denendi. 

    Yeni Vilâyetler düzenlemesinin en ilginç yanı, valinin yanında seçimle gelen bir Umumi Meclis’in bulunmasıdır.  

    Yasa, ….İkisi Müslüman ve ikisi Müslüman olmayanlardan olmak üzere, her sancaktan dört üyenin seçilmesini hükme bağlıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 271 ile 274 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2008): Umumi Meclis halen Vilâyetlerde görev yapan ve seçimle iş başına gelen üyelerden oluşan, İl Genel Meclis’i gibidir. Bu meclisin o zaman açılması, demokratikleşme açısından çok önemli bir adımdır.

  • “1868 Şurayı devlet, Meclis-i Mebusan’dan önce meşruti yönetimin (Padişah ve seçilmişlerin ortak yönetimi) bir kurumu kabul edildi. Sultan’ın mutlak iktidarını sınırlayıcı bir kurum olarak ve büyük sevinç gösterileri ile karşılandı. 1868 yılında Mithat Paşa ilk Şurayı-ı Devlet Reisi oldu.  

    Sultan Abdülaziz, Şurayı Devlet’in açılış töreninde; “Kim olursa olsun, hangi millete mensup bulunursa bulunsun, bütün erbabı iktidarın (İktidardaki, yönetimdeki herkesin) Şurayı Devlete dâhil olmasını isterim.” diyor.   

    Şurayı Devlet, üyelerinin, atama ile belirlendiği bir tür temsili meclis olarak düşünülüyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 271 ile 275 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2008): Danıştay olarak da adlandırılıyor ancak, bu kurum, Padişahın yetkilerini sınırlayan, onu denetleyebilen bir kurum olarak Danıştay’dan daha güçlü bir kurum.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Şurayı-ı Devlette çeşitli milletlerin temsilcileri de var; Gregoryen Ermenilerini; Ohannes Dadyan, Katolik Ermenileri; Mihran Düzyan, Musevileri; Halim Efendi, Grek yani Rum milletini ise İstefaniki Bey temsil ediyorlardı.

  • “Türkiye, on dokuzuncu yüzyılda, yirminci yüzyılın ikinci yarısına göre çok daha enternasyonal bir ülkedir. Osmanlı vatandaşı, Cumhuriyet yurttaşına göre çok daha geniş ufukludur; Çünkü günlük pratiği enternasyonaldir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 269) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Taşralı rahatlayınca küstah oluyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 268) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bureau çuha demek oluyor. Fransa’da kamu yöneticileri üzeri çuha kaplı masada oturuyorlar. Bürokrat buradan geliyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 266) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Tanzimatçılar ,… Darül Fünun’un (Fenlerin Kapısı, Üniversite) nasıl kurulacağını belirlemek üzere, Önce Encümen-i Danış’ı (Danışma Komisyonunu, Akademiyi) kurdular.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarihin düz yolunda “iyi tahsil” iyidir, tarihin dönemeçlerinde “iyi tahsil” iyi değildir.   İyi tahsil görenler, tarihin dönüm noktalarında ayak bağıdırlar. Geriye çekerler. “İyi tahsil” kendisine kadar olan düzeni çok iyi içeren bu düzene çok bağlı olan eğitim demek oluyor.  Ancak, tarihin dönemeç noktası, bir düzenden diğerine kıvrılmayı anlatıyor.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 250) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Osmanlı düzeninde Bizans’ta olduğu gibi, ilmiye, mülkiye, seyfiye (Seyf kılıç demek, askerler) kadroları var.  İlmiye sınıfının iki temel ayrıcalığı var;

    1-İlmiye sınıfından olanların boynu vurulmaz. Bütün Osmanlı tarihinde ilmiye sınıfından idam edilenler çok azdır. Bunlar da idam edilmeden önce, sınıf değiştirilerek, terfi ederek mülkiye sınıfının elbisesini giyerler. Ancak vezir yapılarak boyunları vurulur.

    İkinci ayrıcalıkları da, Bizans’ta da var, “arpalığı” hep kendisinde kalıyor.  Hâkimler ve kadılar da ilmiye sınıfında yer alıyorlar.  

    Abdülmecit dönemi, Vehbi Efendi adında bir Maarif Vekili (Öğretim Bakanı), ilmiye mensubu bir kişi, Padişah’ın eteğini öpeceğine, ayağını öpüyor. Padişah eteğini gösterip: “Bunu öpmeli!” diyor. Ve yanındaki Rauf ve Reşit Paşalara hitaben; “Bu da ulema taklidi.” diyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf.240 ile 249 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ciddi bir tarihçi ve Mecelle’yi (Tanzimat’tan 1926 yılına kadar yürürlükte olan Medeni Kanun’u) hazırlayan adam.  Tarih-i Cevdet, bugün okutulan hurafelere göre daha az zararlı ve daha çok yararlı olacağına inanıyorum.   Tarihçi olduğu için bütüne bakmak gereğini duyuyor, bu, tarihçi olmanın ilk koşulunu da içeriyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 237) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Babıâli’nin ilk tercümanlarından Yahya Naci’nin torunu, Yahya Naci bir Bulgar mühendisi iken din ve uyruk değiştirip, Osmanlı oluyor.  Ve Ahmet Vefik de babasından birçok dili daha iyi biliyor.  Lehçe-i Osmanî’yi yazıyor, Bursa da vali iken tiyatroyu kuruyor.

    Ahmet Vefik 73 ve 3 günlük sürelerle iki defa Sadrazamlık yapmış ve Bana Sadrazam değil Başvekil deyin” diyen ilk kişi. Ahmet Vefik ilk Meclis-i Mebusan’ın (1876) reisi. Çok küstah bir Başkan; Mebuslardan birinin sözünü “Sus Eşek!” diye kesiyor. İlk Meclisin hem Başkanı hem de Başvekil olan Ahmet Vefik Paşa, Meclis’in kapatılmasını Padişah’a teklif eden adam.

    Vezirler öldüğünde adet üzere, nereye gömüleceği Padişah’a soruluyor. Hamit; Kayalar Kabristanına defnediniz ki Robert Kolejinde çalınan çan sesleri, kıyamete kadar kulaklarında çınlasın dursun!”  demiştir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 229 ile 236 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Ahmet Vefik Paşa Robert Koleji’nin yerini Amerikalılara satmış.