Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Türkçülük, çaresizlikten doğuyor. …Ernest Jaeck adlı bir Prof. Almanya tarafından Pantürkizm’in resmi yöneticiliğine teorisyen olarak atandı.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 181, 182) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Efendi” kelimesi Türkçeye, Grekçe “Ofendis” den geçmiş. Dillerin çoğunda “ekonomi” kelimesi koca, huzband veya efendi kelimesinden türemiştir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 169) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Celalettin Paşa 1869’da “Eski ve Yeni Türkler” adlı kitabı yayınladı. Türkçülük akımının ilk büyük isimlerindendir.  Mustafa Kemal, O’nu Türk Dilini Tetkik Cemiyetinin başına getirdi. Nazım Hikmet’in annesinin dedesidir.   

    Bu Mustafa Celalettin Paşa’nın asıl adı, Konstantin Borjenski (Konstantin Polkonic Borjenski) olduğu biliniyor. Polonyalıdır ve asil bir aileden geliyor. Konstantin Borjenski 1848 yılında Polonya İhtilaline katılıyor, payına yenilgi düşüyor. Konstantin Müslüman oluyor, Türkçeyi öğreniyor, kurmay oluyor, Ömer Paşa’nın kızıyla evleniyor. Her dönme türünden, Ortodoks bir Türkçü kesiliyor. Sf. 129, 130     

    Süleyman Sami: Yusuf Akçura, Sami için “Bence Faraşerli Şemsettin Sami Bey, Üçüncü devre Türkçülüğün önemli simalarındandır.” diye yazdı. Türk Meşhurları Ansiklopedisinde, Ana dili Rumca olduğundan o zamanki yazılarında Türkçesi pek şivesizdir der. Agâh Sırrı “Sami’de asıl zayıf olan Türkçedir.” der. Süleyman Sami “İstanbul Türkçesini, Türkçenin kreması ve çiçeği olarak kabul etmemizi gerektiren şey, onun yapısı, telaffuzu, inceliği ve deyimlerinin zarafetidir.” der. Güzel Türkçe militanı olan Sami Bey’in Türkçeyi iyi bilmemesi, Türk olarak doğmamış olmasından doğuyor.   Grand Larouse Encyclopedique, “Frasheri” maddesinde, Şemsettin Sami’nin Arnavut olmakla kalmayıp, aynı zamanda bir Arnavut Milliyetçisi olduğu yazılıyor.   

     1879’da “Cemiyet-i İlmiyye-i Arnavvudiyye” adlı bir dernek kuruluyor. Şemsettin Sami bunun üyesi ve yaşı 29 dur.   

     Agâh Sırrı “O önce Arnavutçanın alfabesini, sonradan da Arnavutçanın gramerini meydana getirmekle bu dernekte kendi payına düşeni yaparak Arnavutlara da büyük hizmetlerde bulunmuştur.” diyor.

    Necip Asım da Türkçülüğün sınır bölgelerinden geliyor. Anadolu’nun Arap nüfusa en yakın olan kasabalarından Kilis’te dünyaya gelmiştir. Ziya Gökalp’in Kürtçe bildiği ve Kürtler üzerinde araştırmalar yapmış olduğu kesin gözüküyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 129 ile 141 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2008): Yalçın Küçük daha sonraki yıllarda, Ziya Gökalp’in Kürdo-Judaik olduğunu da ifade ediyor. Hoca 2007 yılında; “Türk-İslam Sentezi bir İsrail projesidir.” diyor. Bu tespit çok önemli ve bence de doğrudur. Türkleri Araplara düşman ederek İsrail ile daha çok yakınlaşma sağlamak ve Arapları izole etmek için ideal bir projedir. 1800’lü yılların ortalarından itibaren, Yahudilerin Filistin’e yerleşmek için büyük mücadeleler verdikleri ve II. Abdülhamit tarafından püskürtüldükleri biliniyordu, onlara arazi sattığı da yeni bilgiler arasındadır. İşte bu Yahudi etkinliklerine paralel olarak Osmanlı’da Türkçülük akımı başlıyor, öncülerinden Mustafa Celalettin Paşa Polonya, Şemsettin Sami Arnavut, Ziya Gökalp ise Kürt milliyetçileri olarak başladıkları hayatlarında birden bire Türkçülüğün önderleri oluyorlar. Ve Osmanlı’da etnik bilinçlenmenin ateşi yakılıyor. Zaten Osmanlı Devletini bir an önce parçalamak için böyle bir akıma ihtiyaç vardı, tam da bu sırada ortaya çıktılar. Bu, normal bir çıkış değil.

  • “6 Tane Osmanlı (Germiyan ve Dulkadiroğlu dâhil), 4 Adet Grek, 3 Adet Rus ve Slav, 1 Adet Venedikli, 4 Adet Çerkez, 2 Adet Gürcü, 2 Adet Giritli, 13 Adet Milliyeti belli olmayan. Toplam 36 Padişahın, Kanuni’den sonrasının annesi Osmanlı değil.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 41, 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bir yazıda ki’lerin çokluğunun bir anlamı var; Sözler içten değil, düşünce özgün değil, demek. Ki’leri bol bir anlatım hep ukalâ izlenimi bırakıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 162,163) kitabından birebir alınmıştır.

  • (İlber Ortaylı’nın II. Abdülhamit Döneminde Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu adlı kitabından;)

    “Colmar Freiherr Vo der Goltz özellikle genç subayların eğitiminde etkin rol oynadı. On iki yıllık ilk çalışma döneminde Harbiye Mektebi’nde ders kitabı olarak okunmak üzere 4000 Sayfadan fazla Türkçe broşür ve ders kitabı yayınladı.”    

    “Öncelikle eğitim gören genç subaylar ve subay adaylarını etkilemeyi bildiğinden bu guruplarda Alman hayranlığı yarattı.”  

    “Kasım 1895’de Almanya’ya dönünceye kadar kontratı (İş sözleşmesi) üç kere uzatıldı.”

    “Goltz Paşa 1908 devriminden sonra (II. Meşrutiyetin İlanından sonra) tekrar çağrıldı.”

    “Alman yetkililerinin de dediği gibi, Osmanlı Ordusunun durumu hakkında Alman askeri yetkililerine günü gününe bilgi vermekten çekinmeyen bir reformcu idi. “Goltz Birinci Büyük Savaş içinde de geldi. 1916’da Mezopotamya’da öldü.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 122, 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Şemsettin Günaltay ve Hasan Reşit Tankut: “Bu millet yarattığı kültür eserlerinin adını ve bu eserlere bağlı fikir sistemlerini Asya’dan sonra Avrupa’ya, Amerika’ya ve bütün dünyaya birlikte götürmüş ve içlerine girdiği uluslara da yaymıştır.  

    Türk jenesisinin ürünü olan Güneş-Dil Teorisini Büyük Şef Atatürk’ün dehası aydınlattı.diyorlar.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 41, 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Behçet Kemal Çağlar, Ergenekon adlı oyununun Ozan adlı şiirinden örnekler😉  

    “Türk örnektir Tanrı’nın her pürüzsüz huyuna.  

    Dünya yaratılmıştır Türk’ün yüzü suyuna.    

    Türklerden ün almışsa yeryüzünde kaç kişi.  

    O kadardır Tanrının toprakta belirişi.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 41, 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Osmanlı düzeninin son yıllarında İslamcı militan Şemsettin Efendi, daha sonraki yıllarda Prof. Şemsettin Günaltay adını alıyor ve 1950’den önceki son Başbakan. Başbakanlığı döneminde İlahiyat Fakültesini Cumhuriyete kazandırıyor. … Günaltay Kemalist dönemde bir ara, şizofrenik özellik kazanan Türkçülük akımının da taraftarları arasına giriyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 102) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kaçınılmazlık varsa sorumluluk yoktur.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İmam-ı Gazali, İhya-yı Ulum-ud Din adlı kitabında Türklerin aşağı bir yaratık olduğunu iddia ediyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • (İbrahim Necmi Dilmen’den alıntı:)

    “Güneş-dil teorisinin asıl büyük hedefi, Türk dilinin yeryüzü dillerine ana kaynak olduğu davasının ispatıdır.” İ.N. Dilmen.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Ord. Prof. Fuat Köprülü’nün “Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine etkisi” adlı kitaptan;)

    “Bizans esnaf örgütü ile Osmanlı devri esnaf örgütü arasında bazı benzerlik noktaları pek göze çarpıcı olduğu gibi….. Bizans İmparatorlarının yabancı tüccarları memleketlerine çekmek için verdikleri imtiyazlar (ayrıcalıklar) yani kapitülasyonlar, yalnız Osmanlılarda değil, Selçuklularda, hatta Akdeniz kıyılarına hâkim çeşitli İslam devletlerinde de vardı.  Selçuklular, Hıristiyan devletlerle ve özellikle Bizans ile haberleşmelerinde Rumcayı kullandılar. … 14. Yüzyıldan başlayarak hemen hemen 16. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı Padişahlarının da bu kuvvetli geleneğe uyduklarını görüyoruz. 15. Yüzyılda Fatih’in ve II. Bayezit’in Rumca yazılmış fermanları bugün elde mevcuttur.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 46 ile 52 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Tarihi, kişilerin zaafı (zayıflıkları) veya üstünlüğü biçiminde almak bir bilgisizlik türüdür.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye… 1930 yıllarında, ulusal bilince ulaşma sağanağı altında yıkandı.   

    Ulusal bilince ulaşma ciddi ve kocaman adamların bilimsel sayılabilecek malzemelerle bir halkın beynini yıkaması demekti.  

    Rastlantı, bilimsel olarak açıklanamayan beraberliklere verilen addır. Dünyada rastlantı olmaz ancak bilimin ve bilimsel iktidarın ulaşamadığı alanlar olur. 

    Rastlantının reddine yönelik bilimsel çaba, zaman zaman tarihin derinliklerine inmeyi zorunlu kılıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 41, 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Köksüz Türk, Anadolu’daki ilk devletine “Roma Selçukluları” adını uygun görüyor. Resmi yazışmalarını Arapça yapıyor. Ve yöneticilerine Keyhüsrev, Keykavus, Keykubat türünden Farsça isimler koyuyorlar. (Rum Arapçada Roma demek)   Bu devletin yıkıntıları üzerinden büyümüş şairi de Arapça Romalı anlamına gelen Rumi kelimesini beğenerek Mevlana Celaleddini Rumi oluyor. Türkçe, yok denecek kadar az şiir yazıyor, bunun yerine ve başka dillerin yanında Grekçe şiir yazmayı deniyor, yazıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2008): Biz tarihlerimizde Anadolu Selçuklu Devleti diyoruz ancak bu devlet kendisine Roma Selçukluları adını vermiş.

  • “X. Yüzyıl Arap coğrafyasında, İbn Havkal’a göre Türk köleleri çok aranan, çok değerli köleler. Abbasi Halifesi Mu’tasım Türk kölelerden savaşçı birlikleri kuruyor. Selahattin Eyyubi Türklerden köle birlikler kurma gerektiğini daha da geliştirdi: Ordusundaki Ermeni ve zenci köleleri ortadan kaldırarak yalnızca Türk ve Kürt kölelerden birlikler kurdu.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 34 ile 37 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Özellikle teorik birikimi yoksul, bilimsel bakış açısı zayıf olduğu için, her eylemde geçici ile kalıcıyı birbirinden ayırt etmekte başarısız toplumlarda, bir eylem bin yazıdan etkili olabiliyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • “18. Asra gelinceye kadar Osmanlı Devletinde yüksek memuriyetlere çıkanlar arasında Türkoğlu Türklere az tesadüf edilir.  

    Türkler yalnızca Yeniçeriliğe ve yüksek kamu hizmetlerine değil, memur yetiştiren okula da alınmıyor.  Ancak Türkler doğuda köle olarak yaşadıkları pek çok devlette en yüksek kamu görevlerine tırmandılar.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Tanzimat programı Osmanlı toprakları üzerinde… halklardan ve milletlerden bir Osmanlı Milleti yaratmaya çalışıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 180) kitabından birebir alınmıştır.