Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Şıpka Kahramanı Süleyman Paşa, Askeri Okullar Başkanlığına gelince (1908)  bütün ders kitaplarını Türkçeye tercüme ettiriyor.

    Ama tarihi tercüme ettirmiyor. Oturup bir tarih kitabı yazıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 70) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Daha önce tüm medreselerde kitaplar sadece Arapçaydı. İlk Türkçümüz de tarih (!) yazıyor.

  • “Osmanlı üzerine önemlice bir kaynak sayılan David Urguhart, Türk bayrağının da Bizans’tan miras kaldığını ileri sürüyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 60) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Osmanlılar edebiyatı İran’dan alıyorlar. (Bizans’ta edebiyat yok)  Biz Türklerin bir teorik geleneği olmaması, sanat birikiminin bulunmaması, Türkçenin basitliği; Biz Türkler için sevinç değil üzüntü kaynağıdır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 55 ile 59 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Yalçın Küçük Hoca Türklerin köksüzlüğü üzerine geniş bir inceleme yapmış.

  • “Türkler üstünlük duygusuna sahip oldukları zaman, Türk olduklarını bilmiyorlar. …. Aşağılık duygusunun içine ve ağızlarına kadar gömüldükleri zaman Türk olduklarını bilmeye başlıyorlar. 

    Bilinçsiz aşağılık duygusu, kendine güvenmemek olarak ortaya çıkıyor.      

    Kendi gücüne güvenmemek başkalarının gücünü ve özellikle dış faktörü abartmak olarak ortaya çıkıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 23 ile 25 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “N. Machiavelli’in Cumhuriyete gelinceye kadar Türkiye’yi (Osmanlı Devleti’ni) bir tür Cumhuriyet ya da Cumhuriyet yakını bir yönetim olarak düşündüğüne hükmetmek mümkün.”…  buna bir krallık denemeyeceği, çünkü ölen kralın yerine çocuklarının değil güçlü olanlar tarafından bu pozisyona seçilenlerin hükümdar olduğu” kaydedilmektedir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 22) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Marks ve Engels de Osmanlı hakkında böyle düşünüyorlar.

  • (Erasmus’un sözü;)

    “Mademki söyleyeceklerim doğrudur, ne diye susayım?”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Üstünlük duygusu ile aşağılık kompleksi birbirine çok yakın olarak bulunuyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Düşünmenin yolu: Bir: nicelin nitele dönüşümü, İki; reddin reddi, Üç; zıtların birliği. Bu üçü diyalektiği meydana getiriyor.  Zıtların birliği yaratıcı düşünce için çok büyük bir açıklık sağlıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kanun, Fatih’ten sonra Grekçe’deki Kanen den dilimize geliyor. İngilizce de Canon “yol” ve ” kural”  anlamına geliyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Batı Avrupa dillerinde düşünme ile gebe kalma aynı kelimelerle ifade ediliyor: Conception. Tam karşılığı kavrama ve gebe kalma demek oluyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dil eyleme dönüşmüş düşüncedir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yaşamak, büyük ölçüde merak etmektir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Fransız Coq, “Hürriyet”i iki nüsha olarak içli dışlı camekânına yapıştırmış ve gelip geçenler de bu yasak gazeteyi hiç çekinmeden okumuşlardı.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 680 ile 691 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Bu olay hemen Zaptiye Kumandanı Hüsnü Paşa’ya iletiliyor. Devlet, kapitülasyonlar gereği ticarethaneye müdahale edemiyor. Zaptiye camekândaki gazeteye elini uzatınca Coq sahibi olan seksenlik ihtilâlci ve cesur bir adam, gelen zaptiyeleri dışarıya atmış ve sefarete şikâyet etmiş. Fikri Paşa özür dilemek zorunda kalmış. Başka bir örnek daha verelim: İngiliz Büyükelçisi Sir Henry Bulwer, kocası Türk olan bir Rum hanıma âşıktı. Sonunda nüfuzunu kullanarak kadının kocasını Sakız Adası’na Vali tayin ettirdi.  Sultan Aziz Sadrazam Ali Paşa’yı hiç sevmediği halde, Avrupa da çok tanınmış olmasından dolayı görevden almıyor.

  • (Falih Rıfkı Atay “Başveren İnkılapçı” adlı yapıtında:)

    “Ali Suavi, .. bugün bile değme fikir kahramanlarının dokunamayacağı ileri fikirler ortaya atmıştır. 1870 sularında, Hilafetin dinde yeri olmadığını söylemek ve yazmak, eğer Latin alfabesi dilimize uygun düşerse yazıyı değiştirmenin şeriatla hiçbir ilgisinin olmadığını iddia etmek, kitabına resim koyduğu için kendisine zındık diyenlere karşı, Peygamberin bile resminin yapılabileceğini ortaya atmak, üstelik bunları pekiyi bildiği din esaslarına göre izah ederek…” 

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 659 ile 661 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Ali Suavi, tarihte Çırağan Vakası denen bir olayı örgütlüyor. Çırağan Sarayı’nın kapısına bir kalabalık toplayarak gösteri yapıyor. Bu gösteri haber alan Merkez Komutanı Yedi-Sekiz Hasan Paşa zor kullanarak halkı dağıttı. Bu arada Ali Suavi bir cop darbesiyle öldürüldü. Ali Suavi, Kur’an’ın Türkçe yazılabileceğini yazdı.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Bir dönem, 1940’lı yılların kahramanı, Türkçü vs. diye pompalanan Ali Süavi, dedikodu makinesini icat eden adam, Klasik yöntemleri var: Polisle anlaştı, satıldı, arkadaşlarını sattı..

  • “Taşralı olmak, aydın olmakla zıttır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 647) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Namık Kemalin görüşleri:)

    “Bir kavmin yalnız siyasi ahlakı bozulursa içlerinden bir 14. Luis çıkar “devlet benim şahsımdan ibarettir.” der, her istediği hükmü gerçekleştirir. Siyasi fikriyatı yanlış bir yola gider, aralarından bir Büyük Napolyon peydah olur, tüm yeryüzünde saltanat sürmek için güya Fransa’nın şan ve büyüklüğünden tutturarak üç-beş milyon nüfusun kanını ziyan eder. İkisine de kötülük bulaşırsa, morali bozulmuş bir vücudun, maddi uzuvlarında ortaya çıkan ahlak-ı faside gibi (bir ur gibi) bir Üçüncü Napolyon çıkagelir, bulaştığı siyasi bünyeyi maddi ve manevi inkıraza (çöküntüye) müstait (uygun) olabilecek bir hale getirir.” Sf. 644, 645     

    Namık Kemal 28 Ekim 1872’de İbret’te yazdığı Efkâr-ı Umumiye (Kamuoyu) adlı yazısında: “Böylece, hem insan aklının en büyük ayırt edici olduğunu yazarak aydınlanma çağının temel ilkesini yansıtıyor ve hem de halkın gücünden daha büyük bir güç olamayacağını ortaya koyarak, demokrat ilkelerin başlıcalarından birisini Türkiye’ye ithal ediyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 643 ile 645 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Demokrat tutarlı olamaz. ..Çünkü demokrat hareket tutarlı olamaz, çünkü bilimsel temelden yoksundur.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 630) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1873 yılı Mart ayında Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre oyunu sahneye kondu.   Ertesi gece o piyes ikinci defa oynandığı sırada Kemal ve arkadaşları tevkif olundular. İbret Gazetesi kapatıldı. Kemal Magosa’ya ve arkadaşları Rodos ve Akka’ya sürüldüler. Bu sürgünde Kemal, Ahmet Mithat ve Ebuzziya Tevfik korunuyorlar. Kemal Magosa’da çok rahat yaşıyor ve pek verimli oluyor. Para açısından hiç sıkılmıyor. Özel sekretere sahip oluyor. Üç yılda çok yazı yazıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf.616 ile 621 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Kemal’in Magosa’da iken Osman isminde birisi ile homoseksüel ilişkisi olduğu tahmin ediliyor.

  • “Aydın, doğarken filolog doğar, aydın sözlük kullanır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 599) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Türkçede bir ihtilâldir. Şinasi şunu yapmaya çalıştı: Dili halklaştırmak, Türkçeyi kütleleştirmek.” Sf. 588 

    “Niyazi Berkes: “Yeni Osmanlılardan hiçbiri, din, devlet, dil konuları üzerinde Şinasi’nin bıraktığı yerden bir adım ileriye gidememişlerdir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 588 ile 589) kitabından birebir alınmıştır.