Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Halkçılık çaresizliktir. Kütle sabırla işlenmelidir; Sabırsız değiştirici, değiştirmek istediği kütlenin biçimsizliğini alır. Kemal ve Ziya, en çok ihtilâlci oldukları zaman bile devlet memuruydular.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 590 ile 597 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Yusuf Kamil Paşa, Namık Kemal’e “Haberin var mı? Nazır Paşa Hazretleri (Fuad Paşa) sizin için ne diyorlar? “Kemal’i yola getiremediğim için mümkün olsa asardım, astıktan sonra da altına geçip ağlardım..” dediğini naklediyor. Namık Kemal “Kalp kalbin aynasıdır.” cevabını veriyor. Rusya’da İttihat ve Terakki’nin Cemal Paşa’sı Nazım Hikmet ile sofradalar. Va-Nü (Vâlâ Nurettin) anlatıyor: Cemal Paşa “Nazım şayet eski vaziyetim olsaydı, dedi, ben seni şimdi astırır, darağacının altında ağlardım.” Buyurun cevabı: “Aramızdaki fark şu ki Paşa, ben seni astırır ama altında ağlamazdım.”

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): Sürgündeki Ziya Paşa ve Namık Kemal’in eşleri ve çocukları rahat ve bolluk içinde, İngiliz mürebbiyeler, dadılar, aşçı ve hizmetliler var evlerinde.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 574) kitabından not olarak alınmıştır.

  • “Devlet kapısından geçinen İstanbul halkının, kıçına turp sokulsa, harekete mecalleri (takatleri) olmayacak.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 566) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Namık Kemal’in oğlu Ekrem Bolayır’a Babası sürgünde iken bile Abdülhamit çok ilgi gösteriyor. Maalesef 1933’te Üniversitelerdeki Kemalist devrim sırasında tasfiye ediliyor (okuldan atılıyor). Namık Kemal’in bir beyti:   

    Musırrım (ısrarlıyım), sabitim ta can verince halka hizmette

    Fedakârın kalır ezharı (yüzü, görüntüsü) daima kalbi millette.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 535) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • (Paşa’nın memorandumu aşağıdadır:)

    “Avrupalılar zannederler ki Türkistan’da (Türkiye’de) zulüm gören ve bela çeken ve her türlü hakarete uğrayan, yalnız mahkûm Hıristiyan milletidir.  Hâlbuki bu böyle değildir… Müslümanlar ki… onlar gayrimüslim milletlerden daha çok ezilip harap olmuşlardır. …”   

    “Ve diyorlar ki, bizim milletimiz askerlikten başka bir şeye elvermez. Ve tevekkül itikadı (aza kanaat etme inancı) çalışkanlığımıza engel oluyor. …” 

    “Bizim Milletimizi diğerleri gibi sanayici ve çalışkan olmaya engel olan sebep, sadece mülki idare usulümüzün yolsuzluğudur. Herhangi bir yerdeki insan, kendisi gibi bir insanı, adi ve bayağı sayarak kullanabiliyorsa, o insanın kendi aklının ve dünyanın verimlerini elde edebilmek için zahmete katlanmak gerekmez…”  

    “Fransız Milleti, hürriyet sayesinde, dünyanın en aktif ve en zengin milletlerinden sayılır oldu.”  

    “Serbestlik nizamı kurulduğunda, devletin bünyesi kuvvetleneceğinden, yabancı müdahalelerden kurtulup ve çeşitli mezheplerde bulunan her kavim hakkında eşitlik yaratıp, hepsinin vasisi ve koruyucusu olur.” 

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 554 ile 558 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Mustafa Fazıl Paşa; Namık Kemal, Ziya Paşa, Suavi ve Agâh gibi hürriyetçilerin hamisi (koruyucusu) ve finansörüdür. Mısır Hidiv’i Ali Paşanın torunu olan Mustafa Fazıl Paşa, Yenilikçiler, yani Jöntürkler sürgüne tabi tutulup da Paris’e gitmeden önce Padişah’a memorandum niteliğinde lâyiha sunuyor.  İlginç ve güzel bir lâyiha. Bu memorandum ya da lâyiha 1867 yılında İstanbul’da 50.000 adet basılıp dağıtılıyor ve çok beğeniliyor. Lâyiha özetle yukarıdaki gibidir.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Mustafa Fazıl Paşa sürgünden önce Maliye Nazırlığı da yapmış.  Sultan Aziz’in Fransa seyahati üzerine Sultan’la anlaşıp İstanbul’a dönüyor. Ve Yeni Osmanlılardan (Jöntürklerden, Yenilikçi Osmanlılardan) yayınlarını durdurmalarını istiyor, Namık Kemal pes ediyor, Ziya Paşa Hidiv’den aldığı para ile Hürriyet’i çıkartmaya devam ediyor. 

  • “Aydın, geçimi için çalışmanın ötesinde, düşünme için zamanı olan kimsedir. Aydın’ın bağımsızlaşması burjuva olmasıdır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 541) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Arap en çok diliyle övünür. Tüccar bir kavim olan Araplara, mümkündü, en çok dil oyunları gerekiyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 463) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Prof. İlhan Arsel: Arap peygamberi Muhammed’in Kuran’da “Ben Araplar içinde en güzel konuşan kişiyim.” diye yazdığını hatırlatıyor.” (1)

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 463) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2022); Bu söz bir ayet değil, Kur’an’da yok bu bir hadis.

  • “Tarihin soyutlaması bir ulusun dehasını ortaya çıkarır; Ulusun en soyut özelliği ise dilidir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 447) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1995): Gücü çok seviyor, güreşlere düşkün, deve, koç, horoz güreşlerini de çok seviyor. Hatta galip gelen hayvanlara devlet adamlarıyla generallere verdiği madalyalardan takıyor. Ve hemcinslerine meylediyor, yani homoseksüel iddiası var.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 432) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Aşabilmek için yalnızca eleştirmek yetmiyor; açıklayabilmek gerekiyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 429) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Namık Kemal’in Ali Paşa için yazdığı bir şiir:)  

    “Ali, bu devleti sana muhtaç gösterip. 

    İkbal-ü mesnedinde bekadan ümidi kes.  

    Bilmem nedir lüzum-u vücudu habisin.

    Dünyayı boynuzun mu tutar hey öküz teres?”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 416) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İltizam, kamu yönetiminde rüşveti meşrulaştırmaktır. Kamu görevlisi (mültezim)  hazineye ödeyeceği ile toplayacağı arasındaki farkı maksimize etmeye çalışıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 412, 413) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Osmanlı’da Devletin, vergi gelirlerinin toplanması işini bir kişi ya da kuruma ihale ile devretmesine iltizam, bu işi yapana mültezim deniyor. Bu sistem İngiltere ve diğer ülkelerde Osmanlı’dan 150-200 sene önce kaldırılmış.

  • “Mithat Cemal Kutay’a göre, “Fuad Paşa, Namık Kemal’i altında ağlamak şartı ile asmak istedi.” …Mustafa Kemal’in de Nazım Hikmet için; “İncir ağacına asıp altında ağlamak gerek.” dediği ileri sürülür. Her ikisi de yakıştırma olabilir. Fuad’ın rüşvetçi olduğu kesin. Fuad Galatasaray Lisesini kuruyor.     Fuad ve Ahmet Cevdet Paşa “Şirket -i Hayriye”  adında bir anonim şirket kuruyorlar (Şehir içi vapur hatlarını çalıştıran şirket), ve Kavaidi Osmani adında Osmanlıca gramer hazırladılar.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 411) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Abdülaziz, Mısır Hidiv’i İsmail’in kızı Tevhide ile evlenmek istiyor. … Sadrazam Fuad, … Mısır Hidivi’nin daha da şımaracağından endişe ediyor. Evliliğe karşı çıkıyor. Padişah ısrar ediyor: Sadrazam diretiyor. En sonunda görüşünü bir kâğıda yazıp Padişah’a sunuyor: “Kullarında iki hal vardır, birisi sadece Fuad’lık, o birisi Sadrazamlıktır. Fuad’lık, efendimizin rahatı ve gönlü neyi isterse onu yapmaktır. Sadrazamlık: çaresiz, bazı görüş belirtmeye mecbur eder. .. Anın içün (onun niçin), bu akşam senin Mısır Valisi’ne gitmeni tensip edemem (uygun bulamam) ve bu ifademi veliyyinimetin ayakları bastığı yerlere yüz bin kere yüz sürerek arz etmemi yine, Sadrazamlıkla sana teklif eylerim.” Sultan, Fuad’ı sadrazamlıktan azlediyor. Osmanlı Padişahına hitaben mektup yazılmaz. Bir aracıya, son zamanlarda ise başmabeyinciye (padişahın baş Özel Kalemi’ne) yazılırdı. Ancak bu evlilik de gerçekleşemiyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 409) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Keçecizade Fuat Paşa’ya Beşik Uleması deniliyor, çocuk yaşta profesör oldu. Tıp okudu Fransızcayı çok iyi bilir. Bir İngiliz Leydi Fuad’a, bir Müslüman olarak kaç karısı olduğunu soruyor. Fuad “Kocanız gibi iki” diyor. “Ancak o birisini saklıyor, ben saklamam.” diyor.   Fuad, delidolu, cesur, kavgacı sert.     

  • “Kendisini özel giysileri ile kabul etmek isteyen Sultan Abdülaziz’i bile “Efendimiz İstirahat buyuruyorlarmış, neden rahatsız ettik.” diye terk ederek, elbise değiştirmeye zorlayan bir Babıali bürokratı oldu. Sf. 397 

    Medeni Kanunun alınmasını ilk kez önerdi. Olmadı, Ali Paşa döneminde Mecelle (Osmanlı Devletinin Medeni Kanunu) yazıldı.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 397 ile 407 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Ali Paşa Arapça, Farsça biliyor. 1832’de tercüme odasına verilmiş. Burada bir yılda çok iyi Fransızca öğrenmiş. Kindar. Şinasi’ye fena halde kinli olan Ali Paşa, Sadrazam olunca, saçkıran hastalığından dolayı sakalını kesmesini bahane ederek onu görevinden alıyor. Tayin emrine: “Rütbesinin ref’i, maaşının kat’i, memuriyetten def’i.” diye ilginç bir not yazıyor.

  • “Türk aydını tarihi, .. Halkı yenilikçi yapma mücadelelerinin tarihidir. ..  Amerikan siyaset tarihi, halkı kandırıcı kurnazlıkların tarihidir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 400) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2008): Halkı yanıltıcı kurnazlıkların zirvesi Türkiye tarihidir. Dünyada hiçbir halka bizim halkımıza uygulanan beyin yıkama yöntemi bu kadar derin ve yaygın bir işlem uygulanmamıştır. Bu konuda hiçbir ülke elimize su dökemez.

  • “Halil İnalcık şunları yazıyor: “Siyasi tarih bakımından Senedi İttifak, Büyük Ayan’ın devlet iktidarını kontrol altına alma girişimini ifade eder, Gülhane Hattı ise ona karşı Padişah’ın mutlak otoritesini savunarak, merkeziyetçi devlet idaresinin, başka deyimle bürokrasinin işlere mutlak bir şekilde el koymasını ifade eder.”

    Tanzimat diktatoryası en yüksek noktasına Ali Paşa ile çıktı….. Abdülaziz’in, Ali Paşa’nın (Sadrazam) ölümü üzerine “Artık hür’üm” dediği de biliniyor. İbn ül Emin Mahmut Kemal “Türkiye siyasi ricali (reisleri) arasında bahşiş kabul etmeyen kişidir.” diyor, Ali Paşa hakkında.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf. 385 ile 396 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Babıali: Saray’dan ayrı ve devlet işlerinin görüldüğü yer. Sadrazamların makamının olduğu yer. Abdülmecit ve kısmen Abdülaziz devri saraydan çok Babıali’nin güçlü olduğu devirler.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Reşit Paşa İngiliz, Ali ve Fuat Paşa’lar ise Fransız yanlısı, her üçü de mason.

  • “Demokrasi diktatoryadan geçer…. Jakoben diktatoryası olmasa Fransız İhtilali’nin getirdiği burjuva demokrasisi olmazdı.   Mahmut, Senedi-i İttifak-ı (Üçüncü Selim’in memleketin ileri gelenleri ile birlikte, yönetimi paylaştığı ve onlardan yenilikleri destekleme sözü aldığı bir senet)  yırtmakla, önce Ayan’ı sonra da yeniçeriliği ortadan kaldırarak bir diktatorya ve demokrasi düzenine kapıları açmış oluyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 385) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): Reşit Paşa, Tanzimat Fermanı’nı okuduğu zaman Hüsrev Paşa Sadrazam’dı. Birkaç yıl sonra Reşit Paşa, Hüsrev Paşa’nın bu görevi sırasında rüşvet aldığını ileri sürerek Meclis-i Vâlâyı Ahkâm-ı Adliye (Meclisin Yüksek Hüküm Mahkemesi, Yüce Divan gibi) bir özel mahkemeye verdi ve Hüsrev’i mahkûm ettirdi. “Diktatorya için bu gerekti.” diyor Yalçın Hoca. Hüsrev Paşa “gulam” sisteminin son büyük temsilcisiydi. Gulam, oğlan çocuk, Osmanlı’da homoseksüel yapılmış oğlan çocuk demek, aynı zamanda bunlar köle statüsünde. Hüsrev Paşa kölelikten Sadrazamlığa çıkıyor. Konağında 40-50 köle eğitti, bu köleler mahkemede Hüsrev Paşa’nın aleyhinde şahitlik yaptılar.  Hüsrev Paşa Türkiye’nin ilk şapka reformunu gerçekleştiren adam, Selimiye Kışlasının açılışını yapan adam. Hüsrev Paşa gerici değil.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 383) kitabından not olarak alınmıştır.