Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Meclis-i  Vâlâyı Ahkâm-ı Adliye, Tanzimat diktatoryasının özel mahkemesi olarak da çalıştı.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 382) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995) İlber Ortaylı; Adli Kararlar Yüksek Kurulu, Ahmet Mumcu ise Adalet-Hukuk İşleri Yüksek Kurulu diye adlandırıyorlar. Bu mahkeme de tıpkı İstiklâl Mahkemesi gibi, iktidarın siyasi rakiplerini cezalandırıyor. Bir farkı var ki, daha merhametli çünkü cezalarını sürgün olarak veriyor.

  • “Prens Sabahattin tam bir Tanzimat düşmanı olarak ortaya çıkıyor; “Türkiye Nasıl Kurtulur?” adlı eserinde; “Tazimatın özü; İleride gösterileceği gibi, gelirleri bir merkeze toplayarak, büyük bir yönetim hayatı cemaati (topluluğu), yani merkezi yönetim örgütü ile çerçevelenecek bir memurlar topluluğu meydana getirmekten başka bir şey değildir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 374) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Prens Sabahattin ve Tanzimat, bireycilik alanında bir gelişme sağlamadı diyor.

  • “Dönmeler daha ortodoks (militan, tutucu)olurlar.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 307) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Günümüzde de çok dindar olanların çoğu başka bir dinden dönme olduğunu bilen insanlar. En Türkçü görünenler Kürt veya Zaza kökenli olanlar. Resmi ideoloji, mahalle baskısı veya gelecek kaygısı bu insanları bozuyor.

  • “Büyük Britanya’nın İstanbul Büyükelçisi Sir Henry Bulwer 1857 yılında Türkiye’deki ilk mason locasını kurdu, bunu bir yıl sonra 1858’de Fransız Büyükelçisinin kurduğu, Unıon d’orient (Doğunun Birliği) Locası izledi. Fuad bu locaya kayıt oldu.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 415) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kepler, insanlığın kaydettiği ilk büyük yasa arayıcısı oldu. Yasa aramak, düşünmeyi öğrenmeye başlamak demektir.   Yasası bilinen hareket yapıcıdır.  Kepler müzikten büyük bir zevk alıyor, Galileo da öyle, bir enstrüman çalabiliyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 295) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Aziz Nesin anlatıyor; “4 Aralık 1945 günü…. CHP’nin el altından çabalarıyla, yardımlarıyla, kışkırtmalarıyla, Tan Gazetesi ve Basımevi polislerin gözleri önünde ve onların korumaları altında yıktırıldı… ertesi günü 5 Aralıkta İstanbul’daki bütün lokantaların yemek listesinde Rus salatasının adı Amerikan salatası oluyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf.260) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Rus Çorap Pazarı’nın adı Us Çorap Pazarı oldu. Tan adlı işyerlerinin adı değişti. Sorguya çekilen bir aydın; -Efendim ben antikomünistim!” Dedikçe “-antikomünist, manti komünist! Ben anlamam, sen komünistsin ya, ona bak. Nasıl komünist olursan ol, orası beni ilgilendirmez.” Diyor.

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): Osmanlı’da bürokrata erbabı-ı kalem (kalem ustası) deniliyor. Uzun yıllar bürokratı sadece kalem tanıtıyor. Masa kullanılmıyor. Arap alfabesi sağdan sola yazıldığı için masaya pek ihtiyaç duyulmuyor. Çünkü sağ ele alınan kalem, biraz bükülen vücutla, sol ayak üzerine konulan kâğıda yazılabiliyor.  Latin alfabesinin alınması Türkiye de çok önceleri de tartışıldı. Namık Kemal Bey buna karşı çıktı. Bu karşı çıkış son derece akılcı ve materyalist. Masa ihtiyacının ortaya çıkacağını söylüyor. Ve her kâtibin boynuna bir masa asmak gerekeceğini söylüyor.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf.256) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Eğer yanlışlar bir nakarat haline gelmişse, doğruların ayrı bir makamdan fakat ısrarla tekrarlanması zorunlu oluyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 246) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Osmanlı fetih modeli üç öğeye dayanıyor.

    Bir; Fethedilecek yerde toplumsal hoşnutsuzlukları saptamak.

    İki; Hoşnutsuzluğu ve hoşnutsuzlukları biri birine karşı kullanmak.

    Üç; Fethedilen yerleri olduğu gibi bırakmak. Bu maddelerin uygulanabilmesi için iki koşul gerekiyor; Bunlardan birisi dinsel bağnazlıktan uzak durma. İkinci koşul ise çok etkin propaganda ve casus ağının kurulması.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 251) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Büyük adamı büyük yapan menşei (kökeni) değildir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İngilizcede orta, ortalama ile adi ve bayağı aynı kelime ile ifade ediliyor, mean. Orta veya ortalama hiçbir zaman yaratıcı olamıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 242) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Örgütsüz halka hiç güven olmaz. Örgütsüz halk bir yığındır, yığına güven olmaz.  Eğilir, döner, tekrar eğilir. Örgütsüz halkın kapısı hep açıktır, her geleni tatmin etmeye çalışır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 200) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kilise okullarında Türkçeden başka, batı dillerini ve Grekçeyi çok iyi öğretiyorlar. Ve kilise Osmanlı Devleti’nin tercüman deposu. Tercüman Osmanlı Devletinin dış ilişkilerini yürüten kimsedir. Yunan isyanından sonra bu depodan yararlanılmıyor. Ve Türk aydını yabancı dil öğrenmek zorunda kalıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 171) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Görüntü ile öz birbiriyle çelişmese bilim olmazdı.” Marks.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 207) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yenilenin aklı, genellikle yenenin gücünün büyüsüne kapılır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf.200 ve 202) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın isyanı, büyümesi, Osmanlı’da yenileşme ihtiyacını dayatıyor. Hatta modeli de veriyor.

  • Yeniçerilik, merkezi otoriteyi sınırlayan bir işleve sahip.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 162) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bektaşiler; ya övünüyorlar, ya da dövünüyorlar. Ya da her ikisini birden yapıyorlar.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 192) kitabından birebir alınmıştır.

  •  “3.000 yeniçerinin olay sırasında öldüğü, 7-8 bin yeniçerinin yakalanarak idam edildiği ve 200 bin kadarının da İstanbul’dan sürüldüğü.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi, 2. Basım 1985 – Sf. 187) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Mora’da Yunan isyanı çıkmış, Mora Valisi Hurşit Paşa, Tepedelenli’yi bastırmaya gönderiliyor. İsyan 1821’de başlıyor. Mahmut, Yunan isyanına rağmen, bastırma işini bırakmıyor. 1829 Yılında Yunanistan bağımsızlığını ilan etti. 15-16 Haziran 1826 günü Vakayı Hayriye, hayırlı olay, yeniçeri ocağının ortadan kaldırılması. Cesur bir karar.

  • “Bir; Ayrıcalıklı durum, kolaycılığa ve kolaycılık da dejenerasyona yol açıyor. 

    İki; Tarihin ilerleme motoru çelişkidir. Çelişkilerin derin olmaması tarihin ilerlemesinin son derece yavaş olması ve zaman zaman durması sonucunu doğurur.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 161) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yeniçeri ulemadan icazet almadan hiçbir ayaklanma yapmadı.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I -Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 160) kitabından birebir alınmıştır.