Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Sultan Mahmut’un önceleri sağ kolu olan Hâlet Efendi, önceleri o kadar çok aydını ölüme gönderdi ki, artık devlet ileri gelenleri Hâlet Efendi’yi ancak; “Yazık! Bu çok genç.” veya “Yazık! Bu çok yaşlı.” diyerek ve bir ölçüde durdurabiliyorlardı. Önceleri buna kanan Hâlet Efendi’nin, sonunda “Boynu vurulacak hep orta yaşlıyı ben nereden bulayım?” dediği biliniyor.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 156) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yavuz ve Kanuni zamanlarında İstanbul’da matbaa vardı. Yahudi ve Ermenilerde var.    İstanbul’a matbaa girmesine ferman var; Türkçe ve Arapça kitap basımına izin yok. … Ulema ayrıcalıklı bir sınıf olduğu için; Yer yer kast özelliği gösteren ve kendi çıkarlarını kıskançlıkla koruyan bir sınıf.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 160) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Matbaada Türkçe ve Arapça kitapların basılmasının yasaklanması, hattatların (yazıcıların) işine geliyor, ama daha çok, ulemanın bilgisinin veya bilgisizliğinin tekelini ellerinde tutmasına yarıyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (2010): Matbaanın geç gelmesi, inançlı halkın okuma özürlü olmasından kaynaklanıyor. İş yapamayacak bir sistemi neden kursunlar ki? Şöyle ki; İbrahim Müteferrika 1700’lü yıllarda kurduğu matbaada toplam 27 kitap basıyor hemen hiç birini satamıyor.

  • “Fetiş yaratabilmek için, anlaşılmaz yapmak gerekti.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bir; Kemalist devrim kendisini abartmak ve tekil göstermek durumunda.      

    İki; Türk Milliyetçiliği bu dönemde doruk noktasına çıktı.

    Üç; İhtilal yakın geçmişini kötülemek zorunda.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mahmut bir diktatörlüğün temellerini attı.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 156) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Batı Avrupa’da “özgürlük”, feodalite yıkılıp güçlü merkezi devletler kurulduğu zaman geldi.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Osmanlı’dan bir miras var; Kendini korumak, alternatifi yok etmek demek. (1) Sf. 148

    Osmanlıda Padişahların kızlarından olan erkek çocukları hemen boğduruluyordu. Mahmut bunu yasakladı.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 148 ile 155 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2015): Nazım Hikmet’in Kemal Paşaya hakaret eden şiiri, Yalçın Küçük’ten alıntı:

    Nazım Hikmet’in Mustafa Suphi İle İlgili Şiiri:

    “Trabzon’dan bir motor açılıyor

    Sa-hil-de-ka-la-ba-lık!

    Motoru taşlıyorlar

    Son perdeye başlıyorlar!

    Burjuva Kemal’in omuzuna binmiş

    Kemal kumandanın kordonuna

    Kumandan Kâhya’nın cebine inmiş

    Kâhya adamlarının donuna

    Uluyorlar

    Hav… hav… hak… tü.” 

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Yalçın Küçük Hoca katılmıyor ama bence, Çerkez Ethem alternatif olunca yok edildi. Mustafa Suphi, Türkiye-Sovyet görüşmelerinin eşiğinde, Cavit Bey Türkiye – İngiltere arasındaki Musul görüşmelerinin eşiğinde ortadan kaldırıldılar.

  • “Prens Sabahattin çok gerici bir politikacı çok gerici ve hevesli bir sosyolog olmasının yanı sıra bir sahtekârdır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 154) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2008): Hoca, sosyalist olduğu için ve Prens de Osmanlı’nın ilk bilinçli liberali olduğundan ona ve onun gibi olanlara tarafsız bakamıyor.

  • “Laisizm Türkiye’de İkinci Mahmut’un üç düşmanıyla savaşından ortaya çıktı. Mahmut Yeniçeriliği ortadan kaldırdı. Ancak Yeniçeriliği ortadan kaldırmak, aynı zamanda, İslamik bir tarikatı, Bektaşiliği yerle bir etmek demek oluyordu. Mahmut bunu da yaptı. İslam’ın bir türüne acımasız savaş açtı ve kazandı. Mustafa Kemal’den yüz yıl kadar önce! Tekkeler İkinci Mahmut tarafından kapatıldı. Mahmut ulema (Kadılar ve Müderrisler yani profesörler) ile savaş yaptı. Mahmut Yeniçeri ile savaştığı zaman Yunan isyanı var. (1) Mahmut böyle bir durumda hiç tereddüt etmedi; İstanbul’daki Rum Patriğini, Patrikhanenin önünde astı. Mahmut; “Ben tebaamdaki (Bana bağlı olan halkların dahi) din farkını, ancak Cami, havra ve kiliselerine girdikleri zaman görmek isterim.” Sultan Mahmut laik olmak mecburiyetini duydu ve bunu ilan etmekten çekinmedi. Türkiye’ye laisizm geldi; fazla kalamadı, çünkü pratik olarak geldi; teorik olamadı.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf.144 ile 147 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1995): Üstelik ayrılıkçı hareketlerin en büyük dayanakları da kiliseler olmasına rağmen.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Mahmut’un yeniçeriliğe kini çok büyük, o kadar ki, ocağı kapattığının üçüncü günü Mehter Takımını kaldırıp Mızıka-yı Hümayun’u kuruyor. İstanbul’da Mahmut’a Gâvur Padişah diyenler olmuş.

  • “Yenilgi en pahalı öğretmen, en ucuz öğretmen, bilimdir. Eğer bir toplumda bilimsel gelenek varsa, bilim raflardaki kitaplarda değil de toplumun bireylerinin davranışlarına içerilmiş bir biçimde varsa, en ucuz öğretmen bilimdir. Çünkü böyle bir durumda bilim hava gibidir, havanın varlığı değil yokluğu fark edilir.  Bilim, sadece yol göstermez, topluma içerildiği zaman, aynı zamanda, yol açar. Bu yüzden ihtilâlcidir. Yenilgi öğretmenlerin en pahalısı; Çünkü öğretim programı bilime dayalı değil, tepkiden kaynaklanır. Bu yüzden Türkiye’nin aydın tarihi, tepkilerin tarihidir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 135 ile 143 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İnsanlar büyüdükçe kişisel iradelerine bağlı eylem alanları daralıyor. Hoşnut eden değil, sorumluluk ve zorunlulukla kendisini kabul ettiren eylem türleri ön plana çıkıyor. Sultan Selim Hint ve Avrupa’dan ithal edilen kumaşların imali (üretilmeleri) için Üsküdar’da kumaş atölyeleri açtırdı. Yenilikçi Padişah, nerede ise tekstile dayalı sanayi devrimi ile aynı on yıllarda, İstanbul’da da dokuma atölyelerini kuruyor. Sf.137, 138

    Selim pek kararsız bir yenilikçiydi.  İlmiye reformunun başına getirdiği Hamidizade Mustafa Efendi’yi Şeyhülislamlığa getirmesinden 1,5 yıl sonra Manisa’ya sürgün ediyor. Yeniçeri ve ilmiye sınıfının baskısı ile geri adım atıyor ve bu onun sonunu hazırlıyor. Sf.141

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 135 ile 141 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1- Arpalık ve maişetlerin (Devletin bazı arazileri yararlılığı görülenlere vermesi, maişet ise geçim demek) iltizam (ömür boyu , sürekli mülk kullanma hakkı) ….verilmeyerek,  emanet yoluyla ve belli bir ücret karşılığında ehliyetli ve insaflı naiplere (naip; başkasının yerine, burada devletin yerine bir işi idare eden güvenilir kişi) verilmesi. (1)

    2- Anadolu ve Rumeli kadılarından hastalıklı ve ihtiyar olanlar hariç, kazalarını (karar verme yetkilerini) naipliklere vermeyerek bizzat kadılıklara gitmeleri.  

    3- Kadılıklara, hizmetkâr, cehele (cahil) makulesinden (takımından, gurubundan) hiç kimse tayin edilmeyerek, imtihansız olarak kadı tayin olunmaması.

    4- Hiçbir yerde halka zulüm ve eziyet yapılmaması ve yapanların kadı defterinden silinerek (halka zulüm ve eziyet yapan kadıların görevlerine son verilerek), hakkından gelinip, yerine uygun olanın tayin edilmesi. “Sultan Selim, sınav yapılmadan kimseye müderris yani Profesör unvanı verilmemesini, .. sınavda ancak “âlâ” (pekiyi) derece ile geçenlerin Profesör yapılmalarını… ve mutlaka hepsinin kendi fermanıyla olmasını emrediyor.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 134, 135) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1995): Kadılara, öğretmenlere ve bazı kamu görevlilerine görev sürelerince geçimlerini karşılamak üzere, maaş yerine arpalık denilen kıymetli araziler veriliyordu. Son zamanlarda görevine son verilmiş kadıların bile bu arpalıkları devam ediyormuş. Bu emirle onu ortadan kaldırıyor.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Böylece, Üçüncü Selim kadı ve müderris belirleme yetkisini Şeyhülislam’ın elinden alıyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (2008): Osmanlı Devlet geleneğinde bürokratların göreve gelişlerinde hassas bir seçim söz konusuydu, yani atamalar bugün ülkemizde olmadığı kadar ciddiyetle yapılan bir işti.

  • “Yenilik hareketi,… yeni bilim adamı ve yeni aydını yaratmak demek… eskisini ortadan kaldırmak demek… Selim bunu biliyor. Sf.128 

    “Avrupa’ya fen ve maarif talim eylemek için ilk talebe İshak Bey’i, Üçüncü Selim Avrupa’ya gönderdi.  Üçüncü Selim 1793 yılında İhtilal Fransa’sının Dışişleri Bakanlığı’na resmen başvurarak, Türkiye’de görev yapacak uzmanlar istiyor.  

    Tahta geçişinin ertesinde… devlet büyüklerinden, ordu bürokrasisinin görevli ya da görevsiz ileri gelenlerinden, ulemadan kurulu bir “Meşveret Meclisi” (Danışma Meclis’i) toplamıştı. (1)

    Üçüncü Selim’in Babıali’ye (Hükümet’e) gönderdiği bir Hattı Hümayun; “Devletin gelir ve giderinin durumunu biliyorsunuz. Eğer bana, şimdilik kuru ekmeğe kani ol derseniz ben razıyım. Eğer birine saldırırsam babası da böyleydi diye dil uzatacaksınız. Bana beyan edin Allah aşkına, devlet elden gidiyor, sonra yararı olmaz. Ben bildiğimi size ifade ettim. Siz de Devlete hissemendsiniz (hissedarsınız).”   Bürokratlara… Devletin hissedarları gözüyle bakıyor.      Sultan Mahmut danışma yerine merkezi otoriteyi güçlendirmeyi ön plana aldı. (2) 

    Şurayı Devlet mutlak iktidarın sınırlandırılması demekti.” (3)

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf.128 ile 131 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKAL’IN NOTU (1) (1995):(Üçüncü Selim Meşrutiyete hatta demokrasiye geçişin kapısını elleri ile aralıyor. Danışma Meclis’i kuruyor ve bu Meclis’i her önemli konuda topluyor sık sık topluyor.

    BAKKAL’IN NOTU (2) (1995): Nitekim Tanzimat Paşaları Reşit, Ali ve Fuat Paşalar bir aydınlar iktidarı kurdular. Ama Kemal, Ziya, Şinasi Beyler için danışma en önemli şey oldu. 1860 sonlarında Şurayı Devlet (Danıştay) kuruldu.  

    BAKKAL’IN YORUMU (3) (1995): Tarih, yenilikçilerden sonra bir reaksiyona sahne oluyor. Ama bu tam veya keskin bir antitez oluşturmuyor. Genç Osmanlıların Şurayı Devlet’i, Üçüncü Selim’e gönderme yapıyor. Abdülhamit’e gelince de İkinci Mahmut’un merkezi otoritesine dönüş var. II. Meşrutiyet ise Genç Osmanlılara gönderme yapıyor. Sanki tarih bir gaza bir frene basıyor. Üçüncü Selim tahta çıkışının 11. gününde ilk Meşveret Meclis’ini topluyor. Islahatlar (iyileştirmeler) hakkında görüş soruyor. İlk ıslahat ta İlmiye sınıfında oluyor. İlmiye sınıfı, toplumla iç içe ve çok güçlü. Ama bozulma, çok büyük. Rastgele müderris (üniversitede ders veren, öğretmen) ve kadı olunması söz konusu.

  • “Tv seyretmenin bir kayıp olduğunu, bir devrimci veya sosyalistin bu lükse sahip olmadığını anlatmak gerek. Televizyonun boykot edilmesini savunmuyorum. DPT’de iken bizler televizyonun Türkiye’ye sokulmasına karşı çıktık.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 126, 127) kitabından birebir alınmıştır.

  • “CHP… köylü ideolojisinin temsilciliğini üstleniyor. … Köylü de tekerleme ile konuşmayı sever.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 124) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1628 yılında ilk kez bir eski yeniçeri komutanı, ulemanın başı olan Şeyhülislamın desteğini alarak Sadrazam (Başbakan) oldu.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 109) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Köylü kültürü, aslında bazı folklorik öğelerinden ayıklandığı zaman, bir kültürsüzlük oluyor. TRT kültürsüzlüğü propaganda etmek anlamında köylü kültürünü sunuyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üçüncü Selim, 1789 yılında 28 yaşında tahta çıktı. …. Fransız İhtilali’nin çağdaşı ve sıcak bakıyor. (Sf. 119) Selim yel değirmenlerine hücum etti.  

    Yenilikçi embriyonik bir biçimde Don Kişot’tur.. Yenilikçi aydın her zaman bir “saf akıllı” olmalı.

    Çok akıllı veya pek hesaplı, ancak düzenin adamıdır.   Düşüncede ampirist politikada popülist, her zaman …. kuş beyinlidir. Sf. 120  

    (Üçüncü Selim’in) şakacı bir kişiliğe sahip olduğu anlaşılıyor.    ….     Şakacı olmayan bir kimsenin ciddiyetinin, hiçbir değeri olamayacağını düşünüyorum.   

    Sevmesini bilmeyen bir kimsenin nefreti, yalnızca bir hastalığa işaret olur. Affedemeyen bir kalp, kinden kurur.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 119, 120) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2008): Bu tezlere benzer bir anekdot: Elazığ Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Makine Bölümü 2. sınıf öğrencisiydim. Okul Ülkücülerin kontrolüne girmek üzereydi, okula gelmek isteyen solcu öğrenciler zorla sınıftan çıkartılıyorlardı. Böyle gergin bir günde yüksek matematik dersi hocamız Ordinaryüs Profesör İhsan Koz sınıfa yönelik olarak şunları söyledi; “Üç duygu var ki, insan bu duygulardan birini bile uzun zaman taşırsa ruhsal yapısı bozulur. Bu duygular; Kin, nefret ve kıskançlık duyguları.” Bu tezleri doğrulayan çok insan ve olay gördüm.

  • “Türk Entelijansiyası son derece ilginçtir; Koçi Bey Lâyihasını (İkinci Selim’e sunulan, ülkenin durumu hakkındaki görüşleri) çok beğeniyor. Hâlbuki Türk Entelijansiyasına aşağılık kompleksini enjekte ediyor. (Arnavut asıllı Koçi Bey Lâyihasından bir kısım): “Her zümreye, milleti ve mezhebi bilinmeyen, şehir oğlanı, Türk, Çingene, Tatar, Kürt, ecnebi (yabancı), Laz, Yörük, katırcı, deveci, hamal, ağdacı yol kesen, yan kesici ve diğer çeşitli kimseler katılıp, usul ve kaideler bozuldu.” diyor.” (1)

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 108 ile 112 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): 1830’lu yıllarda yazılmış bu lâyiha da Koçi Bey genellikle yeniçeri ocağını bozan hususlardan bahsediyor. “Düzen kalktı.” diyor. Ölenlerin yerine ulufe (Yeniçeri ikramiyesi) alanlardan, veledeş dinilen ve yeniçerinin çocuğunun da Ocağa yazılması için sahte çocuk gösterilerek ulufe alınmasından bahsediyor. “Yeniçerilik Kâğıdı (esami denilen Yeniçeri maaş kâğıdı) satılmaya başladı.” diyor. Yeniçeri ölmüş ama maaşı alınmaya devam ediliyor diyor. Türk Entelijansiyasına aşağılık kompleksi enjekte etmemesi gerekir, çünkü Osmanlı Türk asıllıları Ocağa veya Devşirme Ocağına almıyor. Burada amaç, Türk’ü aşağılamak değil Ocağın bozulma sebeplerini göstermektir.

  • “Bilim, düşünme ile ilgilidir. İçinde düşünme unsuru olmayan arşivcilik veya belge toplama, ampirsizimdir. Ampirizm bilimsel yoksulluktur. Türk tarihçiliği son derece yoksuldur. Bütününe hiç güven olmaz.  

    Aydın aydının kurdudur….

    İhtilaller kopukluğu vurgular. Her yeni doğan yerleşinceye kadar, gökten indiği izlenimi vermeye çabalıyor.   

    İkinci Mahmut zamanında Türkiye’de Moltke var; Prusyalı subay Moltke; “Her iki memlekette de (Rusya ile Türkiye’yi kastediyor.) devrim halktan gelmemiş, tersine kendilerine yukarıdan zorlanmıştır. Her ikisinde de halklar muhafazakâr, Hükümetler ihtilâlci unsurlardı, çünkü sadece devlet dümeninde oturan insanlar bir yenileşme zorunluluğunu anlamışlardı.” diyor. (1)

    Her türlü yenlik hareketinin karşısında iki parti var; Ulema ve Yeniçeri.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf. 97 ile 107 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN (1) NOTU (1995): Ayrıca Moltke, Rus Çarı II. Petro’nun ülkesinde dinamik bir halk olmasına rağmen Türkiye’de halkın yılgın oluşunu vurguluyor.