Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Başta Vezir-i Azam olmak üzere 22 devlet adamının (20’si Türk, ikisi de Osmanlı hizmetinde bulunan yabancı) özel raporlarını hazırlayıp padişaha sundular. Avrupalı olanlar, Osmanlı Ordusunda görev yapan Fransız kökenli Bertrand ve İsveç ataşeliği mensuplarından D’ohsson idiler.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim (1995- Sf. 157) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Üçüncü Selim 1791’den sonra Viyana’ya elçi atadığı devrin bilim adamı, Ebubekir Ratıp Efendi’ye; “Avusturya’daki tüm devlet kuruluşlarını bizzat incelemesini ve bunların bir rapor halinde kendisine bildirilmesini.” emretti. Sekiz ay Viyana’da kalan Ebubekir Ratıp Efendi yaptığı tüm incelemeleri kaleme aldığı seyahatnamesinde toplayarak İstanbul’a gelince Padişah’a arz etti.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim, (1995- Sf. 157) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Bir gurup yenilikçi Üçüncü Selim’i tekrar tahta çıkartmak için Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa’ya sığınıyorlar.  Alemdar başkente girince, Padişah olan Dördüncü Mustafa haber alıyor ve Üçüncü Selim’i tekrar tahta çıkaracaklarını düşünerek alternatifleri ortadan kaldırma emri veriyor. Üçüncü Selim derhal öldürülüyor, 29.07.1807. İkinci Mahmut sarayın damına çıkartılarak kurtarılıyor…. daha sonra İkinci Mahmut tahta çıkınca Alemdar Paşayı sadrazam yapıyor. Mahmut 17 Kasım 1808’de Dördüncü Mustafa’yı öldürtüyor.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim, (1995- Sf. 170) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ulemanın büyük bir bölümü ıslahata karşıydı.   Sadrazam İsmail Paşa, yeniçeri ve ulemayı Nizam-ı Cedit’e (yeni Düzen anlamına gelen askeri ve sivil uygulamalara) karşı ayaklandırıyor. Üçüncü Selim Nizam-ı Cedit’i geri çağırıyor isyancılarla savaşmakta geri adım atıyor. Hoşnutsuzluk sürüyor ve Mayıs 1807’de Kabakçı Mustafa İsyanı patlıyor. Sadaret Kaymakamı Köse Musa Paşa, Nizam-ı Cedit birliklerini görevlendirmedi, Padişaha da yanlış bilgi verdi ve 500 kişilik bir isyancı ordusu saraya girdi.   

    Üçüncü Selim isyancıların isteği doğrultusunda Nizam-ı Cedit’in kaldırılmasını içeren fermanı imzaladı. On bir devlet adamını asilere teslim etti. Asiler onları parçalayarak öldürdüler. Sadaret Kaymakamı Köse Musa Paşa ve yandaşları öldürülenlerin bütün taşınır ve taşınmaz mallarını hazineye vermeyip aralarında paylaştılar. Kısa bir süre sonra İradı Cedit hazinesini (Yeni Gelirler Hazinesini) ortadan kaldıran ferman da çıktı. 

    Ve Köse Musa Paşa ile Şeyhülislam Topal Ataullah Efendi (Sabetayist) anlaşarak bir fetva ile Üçüncü Selim’i tahttan indirip Mustafa’yı getirmeye karar verdiler.  

    Üçüncü Selim “Böyle isyankâr tebaanın hükümdarı ve halifesi olmaktansa olmamak daha iyidir.” diyerek padişahlığı bıraktığını açıkladı. 29.05.1807 ve Dördüncü Mustafa tahta çıkartıldı.  İstanbul’da devlet ile yeniçeri ocağı arasında… Osmanlı tarihinin hiç tanık olmadığı bir anlaşma yapılmıştır.

    31.05.1807’de yapılan bu anlaşmaya göre “Bu isyan hareketinden dolayı, Yeniçeri ocağının kesinlikle sorumluluk altında tutulamayacağı, buna karşılık olarak ta Ocağın devlet yönetimine karışmayacağı”  yazılmıştır.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim, (1995- Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kuruluşundan önce ve sonra yoğun propaganda yapıldı. Yeniçerilerin Rus saldırısı karşısında İstanbul’u koruyamayacaklarını yaymaya başladılar. Onların toplanmasının en az iki ay süreceği anlatıldı.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim, (1995 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Doğan Avcıoğlu’ndan alıntı:)

    “Fakir ve mütevazı ailelerden gelen ordu, Türkiye’mizin ileri hamlelerinde dayanılacak en sağlam güçlerden biridir. Memleketimizin batılılaşma hareketlerinde, ordu, daima ilericilerin safında yer almıştır. Bugün de, ilerici kuvvetlerin anayasadan da güçlü teminatı ordudur.    .. Batı’da ordu, burjuvazinin tam bir aleti olmuştur. Batıda ordu, daima gerici kuvvetlerin safında yer almış, haklarını arayan işçilere kurşun yağdırmıştı.”  YÖN 12 Eylül 1962

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 678) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Doğan Avcıoğlu, demokrasiyi kurmak için, geri ve kokuşmuş kurumları yıkmak ve bunun için de her zaman jakoben önlemlere başvurmak gerektiğini biliyor.  Tarih, jakobenleri olmayan demokratik devrim kaydetmiyor. Doğan Avcıoğlu bunu biliyor, yazıyor ve bu tür’e devrimci demokrat adı veriliyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 632, 633)

  • “Eylem, duymak demektir.   

    Duymak, eylemle mümkün oluyor.   

    Toplumsal duyarlılık, durmayı affetmiyor. Kütlelerde sürekli hareket var; ancak zaman zaman kütle içindeki sonsuz hareketlilik birbirini yok ederek atalet doğurabiliyor. Bunun için, kütle içindeki sonsuz hareketliliği bir vektöre çevirebilmek için, teori ve örgütlülük gerekiyor; teori bütün hareketlilikleri toplayarak değiştiriyor ve örgüt, değiştirerek işlevsel yapıyor.  Fakat kütledeki hareketlilik kütlesinin de zaman zaman yükseldiği oluyor; bireysel ve kütlesel yiğitlenmeler, kütlenin hareketlilik düzeyini çoğaltıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 614) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Türkiye’nin Truman Doktrinini Uygulama Anlaşması 12 Temmuz 1947 günü imzalanıyor ve aynı gün İsmet, Celal Bayar’ı (CHP’nin muhalifi Demokrat Partinin Başkanı) çağırıyor ve Recep Peker, iddiaların aksine DP’nin vatanperver olduğunu ilan ediyor. Yeni gündem yaratıyor ve halk gündemi fark edemiyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 561) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1876 Yılı darbesini Mithat Paşa ..  Üniversite öğrencilerine dayanarak yaptı.    

    1908 yılındaki doğal çıkışı İttihat ve Terakki Cemiyeti örgütledi bir sivil – subay küçük burjuva örgütüydü. 1909 Hamit’in tahttan indirilmesini, çoğunluğu sivil gönüllülerden oluşan Hareket Ordusunun Yeşilköy’de topladığı Kurucu Meclis ile gerçekleşti.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 514) kitabından birebir alınmıştır.

  •              “Ser Yaveri Hazreti Şehriyâri Naci Beyefendi’ye  (Gayet mahremdir)

    …   Tevfik Paşa Hazretleri eğer zorlukla karşılaşmışlarsa Sadaretin derhal İzzet Paşa Hazretlerine verilmesi ve müşarünileyhin de (Söz konusu kişinin de), esası Fethi, Tahsin, Rauf, Canbulat, Azmi, Şeyhülislam Hayri ve acizlerinden (Kemal Paşa kendisini söylüyor) kurulu bir kabine oluşturulması zaruridir.  … Uygun ise bu kişilerin Şevketmeap efendimize (padişahımıza) arzını rica ederim. Teşrinievvel 1918

                                                                     Fahri Yaver-i Hazreti Şehriyâri

                                                                             Mustafa Kemal”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 520) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Aydın, bir toplumun belleğidir.   

    Günlük yazı yazan gazeteci ise kıt bir mizahla günlük olgulara mantık içermeye çalışan eksik bir aklı temsil ediyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 520) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Soğuk savaş, korku ile sürdürülen, sıcak savaştır.  

    Korkanların korkularını çoğaltmalarına ve yaymalarına dayanıyor.”  İstanbul basını, dün ve bugün hep Dışişleri bakanlığının bir uzantısı olarak çalıştı.  

    Soğuk savaşla birlikte önce ABD de entelektüel yaşam, önemli ölçüde, sona eriyor.   George Kennaan, ABD’li çok önemli bir diplomat ve doktrin adamı, ABD yönetimini, Sovyetlerin sarılmasına ikna etti. ABD Dışişleri Soğuk Savaşa yönelince çok şaşırdı. Kennaan, Truman doktrininin içine Türkiye’nin de alınmasına şiddetle karşı çıkıyor. “Türkiye de ciddi bir komünist sızması yoktur” diyor. “Türklerin korkularından başka korkacakları bir şey bulunmuyor.” diyor Kennaan.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 560) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Soğuk savaş yılları 1950 ile 1990 arası, ABD’nin komünist yayılma tehlikesini öne çıkarıp, bir yandan Sovyetlerin ekonomisini silahlanma yarışı ile çökertmek diğer yandan Türkiye gibi ülkelerin yönetimini kontrol altında tutarak sömürü düzenini kalıcı kılmak için yararlandığı çok başarılı bir siyasettir.

  • “Dr, Mustafa Kemal’in her adımında bir hikmet buluyor ve her ürkekliği ya da zigzagını bir planlı hareket olarak göstermeye çalışıyor. Kemal Paşa övgüsünde Dr. Hikmet, Doğan Avcıoğlu’nu çok gerilerde bırakıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 509) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Üstelik Dr. Hikmet Kıvılcımlı 1937 Donanmayı İsyana Teşvik Davasından Nazım Hikmet, Kemal ve Nuri Tahir kardeşler gibi yıllarca hapis yatıyor.

  • Dr. Hikmet Kıvılcımlı; ” … Demokrasi ilk Osmanlılarda süslü bir söz değil, basitçe yaşanan bir hayattı.” 

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 507) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Emek, insanın uyguladığı bir enerjidir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 504) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Marks’a göre bütün yaratıcılığın temeli, somutun zenginliğinde soyutlamadır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 503) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Çok sayıda ağacı, çok yönlü inceleyerek orman hakkında genel düşünceler ya da tasarımlar ortaya koymak gibi. Ve en basit sınıflama için de soyutlamak gerek; birbirinden çok farklı ağaçların bir orman olduğunu düşünebilmek gibi.

  • “Af ile hapisten çıkıyor, ancak, memuriyet hakkını kaybediyor.  Bu kez Mustafa Kemal’in meddahlığını yapıyor ve… “Ben Aşkım” manzumesini yazarak yayınlıyor ve kamu görevine dönüyor.”

    (Sabahattin Ali’nin şiirden bir kıta;)

    “Seni çıkarsam ömrüm başlamadan bitiyor

    Kısacası gönlümü verdim ulu Gazi’ye. 

    Göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor.”  

    Sabahattin Ali’nin hapis olmasına sebep olan da yine bir şiiri;

    “İsmet girmedi mi hâlâ hapise,

    Kel Ali’nin boynu vurulmuş mudur?”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 481) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Nazım hapiste iken dokuma tezgâhları kuruyor ve piyasaya iş yapıyor. Geçimini kazanıyor. Dava arkadaşlarına ve evine sürekli para gönderiyor. …. Semiha Berksoy… Bursa’ya giderek Nazım ile seviştiklerini anlatıyor. Nazım Semiha Berksoy ile otelde bir araya geliyor, iki jandarma otelin kapısında bekliyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 482) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Nazım’ın davası Mustafa Kemal Paşa’nın ordu içinde şiddet ve korku saçma amacına yöneliktir. Nazım hapiste iken bütün burjuvayı sevindiren “Memleketimden İnsan Manzaraları”nı yazıyor. Bu bir Kuvayı Milliye Destanıdır.

  • “Kendi içlerinde ve çevreleriyle mücadeleyi kaldıramayan birimler, karşısındakilerle mücadele edemiyorlar.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 439) kitabından birebir alınmıştır.