Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Şeyh Sait, Cibranlı Halil, Yusuf Ziya ve Abdülkadir Kürt Ayaklanmasını 1924 yılında örgütlüyorlardı. Bu durumu Şeyh Sait ile aynı yörede (Hınıs’da) yaşayan Hormek Aşireti Mustafa Kemal’e Erzurum’a gelişinde bildirdi….Hormek Aşireti ayaklanmaya karşı çıkacağını söyleyince, Şeyh Sait Hınıs’tan kalkıp kardeşinin yanına, Diyarbakır’daki Piran’a geldi. Bu sırada köyden 5 suçluyu götürmeye gelen Jandarma ile silahlı çatışmaya girdi ve 1926’da yapmayı düşündükleri Kürt İsyanı 1924 yılının Aralık ayında ayaklanma şeklinde başladı. Şeyh Sait Elazığ’ın Palu ilçesinden olup Nakşibendî Tarikatı’nın büyüklerindendir. Palu’da yayla olmadığı için Hınıs’a gitmişti. Ticaret için sık sık Suriye’ye giderdi, zengindi.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 92, 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Cibranlı Halil Bey’in de önayak olduğu “Kürt Teali (Yüceltme) Cemiyeti”nin amacı İngiliz Mandasında (korumasında) bir Kürdistan kurmaktı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2011): Fevzi Çakmak’ın Karabekir’e söylediğine göre bu Cemiyet Ermenilerin vatan talebine karşı kurulmuş taktiksel bir örgüt.

  • “1878 Berlin Antlaşması’nın 61.Maddesiyle Ermenilere ıslahat, Kürtlere güvenlik teklif ediliyordu….Abdülhamit’in ıslahat yapmak için görevlendirdiği Şakir Paşa her biri 1.200 kişiden oluşan 36 Kürt alayı kurdu. Kurulan bu Hamidiye Alayları, yöredeki Kürt Aşiretleri arasında ve Kürtlerle Ermeniler arasında çatışmalara yol açtı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri, Prof. Dr. Ergün Aybars, (1993 – Sf.84) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Hamidiye Alayları, Osmanlı’nın eski yöntemi olan “İti ite kırdırma, kalanı da kendisinin kırması” anlayışına göre, gerek Kürt’leri kendi aralarında, gerekse de Kürtlerle Ermeniler arasında kırımlara sebep olmuştur. Bu tarihten sonra Ermeni isyanları yayılmıştır.

  • Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (Gelişmeci Cumhuriyet Partisi) 17.11.1924’te kuruldu. Genel Sekreteri Ali Fuat Cebesoy (Mustafa Kemal’in Okul ve silah arkadaşı, Selanikli, Sabetayist, Mason, Nâzım Hikmet’in Dayısı), Genel Başkanı da Kâzım Karabekir’dir.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 74) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): TCF birkaç ay yaşadı, Şeyh Sait İsyanı sonrası kapatıldı ve kurucuları İstiklâl Mahkemesi’nde yargılandı.

  • Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda (Anayasa’da) yapılan değişiklikle “Türkiye Devletinin dini, Din-i İslam’dır.” ibaresi kondu.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Oysa 1921’deki Meclis’in çıkardığı Teşkilatı Esasiye Kanununda devletin dini yoktu.

  • “27.12.1923 günü Ömer Lütfi hakkında karar verildi 5 yıl kürek mahkûmiyeti. Gerekçe; Ömer Lütfi’nin Meşrutiyeti (yetkinin meclis ve padişah arasında paylaşıldığı sistemi)  Hilafetin papalık gibi kalmasını istemesi.” Ö. Lütfi Bey “Vatan sağ olsun” dedi. İstiklâl Savaşında Anadolu’ya silah ve cephane yollayan Ali Osman ihbar üzerine “Cumhuriyete ve Mustafa Kemal’e küfrettiği” için bir yıl hüküm giydi. 20 Ocak 1924’de İstanbul İstiklâl Mahkemesinin görevine son verildi, 13.2.1924’de de verdiği tüm cezaları affetti.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 63, 64) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU: Bu mahkeme bundan sonra gelecek olanlara göre çok insaflı, sebebi yaklaşan Lozan görüşmeleri olabilir, sadece korkutmak için bu cezaları yeterli görmüş olmalılar.

  • “Madde 1 – Din’i veya Mukaddesat’ı Diniyye’yi (dinin kutsal değerlerini) siyasi amaçlara esas veya alet etmek maksadı ile cemiyet kurulması yasaktır. Bu gibi cemiyetleri kuranlar veya bu cemiyetlere girenler, vatan haini addedilirler. Din’i veya Mukaddesat’ı Diniyye’yi alet ederek, şeklen, devleti tebdil (değiştirme) ve tağyir (farklılaştırma) veya devletin emniyetini ihlâl veya Mukaddesat’ı Diniyye’yi alet ittihaz (kabul) ederek, her ne şekilde olursa olsun, halk arasında fesat ve nifak (ara bozuculuk) ilkası (konulması) için, gerek tek tek, gerekse müçtemian (toplanarak) kavli (sözlü) veya yazılı veyahut neşriyat icrası suretiyle (yayın yapmak yoluyla) harekette bulunanlar yine vatan haini addolunurlar (kabul edilirler).”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Hüseyin Cahit Bey savunmasında “Sizden merhamet istemiyorum., yalnız adalet istiyorum” der.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “10 Aralık 1923’te İstanbul’a gelen İstiklâl Mahkemesi heyeti 11.12.1923’te Tanin Gazetesi sahibi ve Müdürü Hüseyin Cahit (Yalçın), İkdam Gazetesi sahibi Cevdet ve müdürü Ömer İzzettin, Tevhid-i Efkâr Gazetesi sahibi Velid ve Müdürü Hayri Muhittin Beyler “Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun” 1. Maddesine göre tutuklandılar. 14 Aralık’ta Baro Başkanı Lütfi Fikri Bey, Hilafet yaveri Ekrem Beyler de gözaltına alındı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İstiklâl Mahkemesi Savcısı’nın bir emri ile her vatandaşın tutuklanabileceğini ve bunun için “Tevkif Tezkeresine” (Tutuklama Emri yazısına) gerek olmadığını… İstiklâl Mahkemelerinin Millet Meclisinin kararı ile kurulduğunu, sivil asker tüm yöneticilerin mahkemenin emrinde olduklarını, idam yetkisinin Meclis’e ait olmakla beraber, gerekirse mahkemenin de infaz (cezanın uygulanması) yapabileceğini anlattı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Cumhuriyet’in ilanından sonra, 8.12.1923’de Ağa Han ve Emir Ali’nin, Hilafet’in Papalık gibi, kalmamasını isteyen mektubuna istinaden (dayanak yaparak) Başvekil İsmet Paşa, İstiklâl Mahkemesi Kanununu teklif etti ve kabul edildi. Ve bu mektupları yayınlayan gazetelerin sahipleri, yöneticileri ve önemli yazarları mahkemeye sevk edildiler. İlk önce İstanbul Barosu Başkanı Lütfi Fikri Bey gözaltına alındı ve tutuklandı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 30, 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İsmet İnönü’nün, Lozan dönüşü Meclis’te çok münakaşalar (tartışmalar) oldu. Bir ara Ali Şükrü Bey’e çok sinirlenen Mustafa Kemal, ellerini cebine sokarak üzerine yürüdü.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU: Trabzon Mebusu, Ali Şükrü Bey, bu toplantıdan birkaç hafta sonra Mustafa Kemal Paşa’nın Muhafız Alayı komutanı Laz Topal Osman tarafından kaçırıldı ve boğularak öldürüldü.

  • “Sait Halim Paşa’ya da Halifeliği satması için büyük para teklif edilmiş, o, bunu reddetmişti; aynı teklifin İsmet Paşa’ya da yapılmış olduğu ileri sürülüyordu. Bu görüşte olan Rauf Bey (Rauf Orbay) bunu ömrü boyunca sakladı..”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU: Çok ilginç, halifeliği satın almak isteyen kim? Bahsedilmemiş.

  • “1920 den 31.7.1922’ye kadar bu mahkemelerin idam kararları temyiz (kararın yeniden görüşülmesi için bir üst mahkemeye başvurma hakkı) edilmiyordu. Sonra, idam kararları TBMM’nin onayına bırakıldı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 4) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İstiklâl Mahkemesi 1920’de kurulmuş, 1927’ye kadar çalışmış, ancak kanun 1949’da yürürlükten kaldırılmıştır. .. Bu konuda, Ahmet Süreyya Özgeveren’in anıları, Faik Günday’ın “İzmir Suikastının İçyüzü” adlı yazısı, Kılıç Ali’nin hatıraları belli başlı kaynaklardır. .. En önemli belgeler TBMM arşivindedir. Arşivde duruşma dosyaları, mahkemenin yazışmaları ve karar defterleridir. Ancak dosyalar İçişleri Bakanlığınca alınmıştır.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars (1993-Sf. 4) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1994): Bu mahkemelerin dava dosyaları bile ortada yok.

  • “CHP Genel Sekreteri, Mahmut Şevket Esendal, sanayi ve sanayi medeniyetinin düşmanı geçiniyordu. Bu medeniyete vertikal (dikey) medeniyet derdi. Hasreti Ortaçağ’a idi. Sanayinin dünyaya felaket getirdiğine ve bizim kendimizi bu afetten mümkün olduğu kadar korumamıza taraftardı.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 464) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sağlam para, denk bütçe kuralına öylesine bağlanılmıştı ki, para adeta fetiş haline getirilmişti. II. Dünya savaşı yıllarında nüfus başına düşen bütün pamuklu dokuma miktarı yılda 6 metre, şeker 4 kg, diğer üretimlerimiz de bunun gibiydi.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 453, 454) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU: Şevket Süreyya’nın anlattıklarının özeti: Türkiye yaklaşan 2. Dünya Harbinden de bihaberdi (haberi yoktu). Bir Muamele Vergisi Kanunu ile küçük işletmelerin, büyük fabrika olmaları adeta engelleniyor, sermaye birikimi oluşmuyordu. Yaklaşan savaşa göre, Almanya ve Rusya sanayi bazında hazırlık yapıyordu. Biz ise uyuyorduk.

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 453, 454) kitabından not alınmıştır.

  • “Bir aralık CHP Genel Sekreteri Recep Peker, “Liberal demek vatan haini demektir.” demiştir.””

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU: Devlet Partisi olan CHP’nin genel Sekreteri olması, hatta daha sonra Başbakan bile olması işi daha da vahim kılıyor. Aynı kişi, sanırım Başvekil iken Eskişehir’de “açız” diye bağıran seçmene “Bok yiyin!” demiş.

  • “Şevket Süreyya Aydemir, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, İsmail Hüsrev Tökin, Vedat Nedim Tör, Şevki Yazman, Burhan Belge’den oluşan bu guruba Kadro denilmektedir. Kemalizm’in fikri temellerini kurmaya, onu geliştirmeye çalışan insanlardır.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 445) kitabından birebir alınmıştır.