Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 16 Nisan’da yakalanan Şeyh Sait ve 38 arkadaşı, 6 Mayıs 1925’de Diyarbakır’a getirildiler.

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Şark İstiklâl Mahkemesi duruşmasında yargılanan Molla Süleyman Oğlu Mahmut, Cemil Paşazadelerin Şeyh Sait’in düşüncelerini kabul ettiklerini işittiğini söyleyince, Mahkeme, Cemil Paşazadegil’den Cevdet, Kadri, Memduh ve Muhittin Beyler tutuklandı ve Şeyh Sait ile birlikte yargılandılar.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 144) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Urfa Siverekli Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kâtibi Emekli Yarbay Fethi Bey’in mahkemesinde: Hatıra Defteri incelenmiş, defterde “bakla, mercimek, şalgam” gibi kelimelerin şifre (gizli yazı) olmasından şüphe edilmiş, Fethi Bey bunu reddetmiş. Bu ayaklanma ile bir ilişkisinin olmadığını söylemiş, hatta Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının programındaki dine hürmetkârlık umdesini (kuralını) da beğenmediğini söylemiştir. Yine de 5 yıl kürek cezasına mahkûm edilmiştir. Ve Şark istiklâl Mahkemesi 25.05.1925 tarihinde tüm Valiliklere bir yazı yollayıp, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının tüm şubelerinin kapatılmasını bildirdi. Bu emir uygulandı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): Bir mahkeme ve bir kişinin haksız mahkûmiyeti ile bir parti kapatılıyor.

  • “Savcı Süreyya Bey ile hâkim Lütfi Müfit Bey, görev alanları konusunda tartışıyorlar. Savcı İstiklâl Mahkemelerinin sadece “İstiklâl Mehâkimi (Mahkemeleri) Kanunu” kapsamındaki suçlarla ilgileneceğini, hâkim ise daha geniş kapsamlı düşünüyor. Ve “Bizim belli bir amacımız vardır. Ona varmak için ara sıra kanunun üstüne de çıkarız” diyor. Zaten Mustafa Kemal, 16.01.1923’de İzmit’teki basın toplantısında “İnkılâbın kanunu mevcut kanunların üzerindedir.” diyor.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 140) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): Hükûmet, hâkim Lütfi Beyden yana tavır alıyor ve Savcı Süreyya Bey yalnız kalıyor.

  • “22.04.1925 Günü, Üçüncü Ordu Müfettişi Kâzım Diyarbakırlı Paşa Silvan’daki bazı asilerin ve Şeyh Şemsettin’in sığınmak istediğini, bu konuda Şark istiklâl Mahkemesi’nin görüşlerinin ne olduğunu Mahkeme’ye soruyor. Mahkeme ve Hükûmet bu olayların tüm ileri gelenlerinin ezilmesi, yok edilmesi görüşünde direniyor.  Üçüncü Ordu Müfettişi Kâzım Diyarbakırlı Paşa, ayaklanmanın af yoluyla daha kolay, daha çabuk sona erdirileceği görüşünde. Bunu Genelkurmay aracılığı ile Hükümete duyuruyor.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 138 ile 140 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Şark istiklâl Mahkemesi İsmet Paşa’ya başvurarak bu ayaklanmada bazı Milletvekillerinin de adlarının geçtiğini, bunları sorgulamak için Hükûmetin bir formül bulması gerektiğini yazıyor. Hükümet, Meclis’in toplanıp ta karar vermesinden başka yolu yok, diyor.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 136, 137) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Şark istiklâl Mahkemesinin ele aldığı ilk önemli dava Siverekli Şeyh Eyüp ve Dr. Fuat Bey’in davası. Şeyh Eyüp, Şeyh Sait’i tanımıyor, sadece Terakkiperver Fırkayı seviyormuş ve Parti’nin Urfa Kâtibi Fethi Bey’in arkadaşı, idam edildi. Dr. Fuat Bey ise Osmanlının son Sadrazam’ı Damat Ferit Paşa’ya gönderdiği mektuptaki bilgilerle idama mahkûm oldu.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 134, 135) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2022): Memleketimizde sevmek de sevmemek de suç sayılabiliyor. Devam ediyor!

  • “İlk sanık, Urfa’da Seferberlik (1)  aleyhine propaganda yapmaktan tutuklu olan Urfa Mutasarrıfı ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının Urfa Şubesi Kâtibi olan Emekli Yarbay Fethi Bey.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996); Seferberliğin kelime anlamı: Daha önce askerlik görevini yapmış olanların, savaş hali nedeni ile yeniden ve topluca askere alınması. Buradaki anlamı I. Dünya Savaşındaki yani 1915 yılındaki Seferberlik.

  • “İsyan Bölgesi İstiklâl Mahkemesi diğer adı Şark İstiklâl Mahkemesi heyeti, Diyarbakır’a 12 Nisan 1925’de vardıklarında, Üçüncü Ordu Müfettişi Kâzım Diyarbakırlı Paşa, Heyet’e, bütün yöreyi asi olarak gördüğünü ve buna göre tedbir alınması gerektiğini teklif etmiştir.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Abdurrahman Chassen’in (Kurdistan and The Kurds) adlı kitabında verdiği bilgiye göre: Bu olaylardan sonra, 206 köy ve 8.758 ev yıkılmış ve 15-20 bin kişi ölmüştür. O zamanki para ile maliyeti 20 milyon Paund’dur.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1505 Sayılı Kanunla Hükümete arazi istimlâk (kamulaştırma: vatandaşın malını devletleştirme) hakkı tanındı. İstimlâk edilecek araziler “Türk ve Türk Kültürüne bağlı göçmenlere verilecekti” 1515 sayılı kanunla da daha geniş kapsamlı bir uygulama başladı. Hükümet, 24.12.1926’da 1.500 mütegallibe (zorba, derebeyi) ile asi (isyankâr) ailenin Batı’ya nakli için Meclis’e önerge verdi ve Meclis de yetki verdi.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Diyarbakır’da Umumi Müfettişlik kuruldu, başına da Mahmut Tâli Bey (1) getirildi. 30.000 mavzer (beş kurşun atabilen ve zamanın en iyi Alman tüfeği) ve 130.000 silah verildi.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993); Mustafa Kemal’in yaveri, yakın koruması yani,  Mahmut Tâli Öngören Selaniklidir

  • “İsmet Paşa (Başvekil) 19 Mayıs 1925 günü, Samsun’da “TBMM’nin kanunlarına karşı gelenlerin derhal cezalandırılacaklarını ve Hükûmetin geçmişte işlenen suçları izleyerek sahiplerinin cezalandırılacağını” söyledi.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 122) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Yeni çıkan bir kanunun, çıkış tarihinden önceki olaylara da uygulanması yani makabline şamil olması tam bir hukuksuzluk. 1876’da Mecelle’de yasaklanmış bir uygulama.

  • “3 Mayıs 1925’ten itibaren bölgeye dışarıdan gelen gazete, dergi ve postalara sansür uygulanmaya başladı. 31 Mayıs’ta da Fransızca gazete ve mektuplara da sansür uygulandı.

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 121) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1993): Mademki bu isyanı İngilizler tahrik etmiş o halde neden İngilizce yayınlara değil de Fransızca olanlara yasak konulmuş? O zamanlar Fransızcanın daha çok bilinmesi bir neden olabilir mi?

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Bu isyanın, Kürt-İslam esaslı değil de,  sadece Kürt isyanı olduğu ve İngiltere’nin Musul konusunun görüşüleceği 1925 yılında bizi zayıf düşürmek için yapıldığını isyandan çok sonra ortaya atıldı. Bu isyanı doğru yorumlayamayınca, isyanın sebeplerini de göremedik ve ortadan kaldıramadık. O sebeplerin sonucu olan Kürt isyanları devam ediyor.

    BAKKAL’IN NOTU (2019): Bu isyan, büyük çoğunluğu dindar hatta Kürtlere göre daha dindar olan Zaza aşiretlerin katıldığı bir isyandır.

  • “Ayaklanma Nisan ayı ortasında tamamıyla bastırıldı ve Şeyh Sait ele geçirildi… Yakalanan suçlular “İsyan Bölgesi İstiklâl Mahkemesi’nce yargılandı, Sıkıyönetim Mahkemelerine verilmediler… Ayaklanma bastırıldıktan sonra 20.4.1925’de, İnönü’nün Meclis’e verdiği önergede: Meclis tatile gireceğinden İstiklâl Mahkemelerinin görev sürelerinin 6 ay daha uzatılması, Meclis’in tatilde olduğu süre içerisinde Ankara İstiklâl Mahkemesinde verilecek idam cezalarının da Meclis onayına gerek kalmadan uygulanması ve Sıkıyönetimin 7 ay daha uzatılması, Hükûmet adına teklif edildi. Bu önergeye Tunceli asıllı İstanbul Mebusu Feridun Fikri Bey (Demokrat insan, hukukçu) karşı çıktı, Kâzım Karabekir de Ankara İstiklâl Mahkemesinin idam kararlarının Meclis’e gelmemesi hükmüne karşı çıktı.  21 Nisan’da önerge çoğunlukla kabul edildi. .. İstiklâl Mahkemeleri Kanunu her altı ayda bir uzatılarak, bu Mahkemeler 7 Mart 1927’ye kadar devam etti.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 117 ile 120 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Şeyh Sait yakalandı isyan bitti ama Kürt bölgesindeki tedip (terbiye etme) hareketi aylarca sürdü.

  • “Kâzım Karabekir; Takrir-i Sükûn hakkında Meclis’te konuştu: “.. Bu tedbir yüzünden Meclis kürsüsünden söylenenlerin bile, halka iletilemeyeceğini ve halk egemenliği esasının yıkılacağını… İsmet Paşa Hazretleri eğer İstiklâl Mahkemelerini ıslahat aleti zannediyorsa pek ziyade (fazla) yanılıyorlar.” diyor….  Hükûmet önce İstanbul basınını İstiklâl Mahkemelerine sevk ederek (göndererek) susturdu.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 105-108) kitabından birebir alınmıştır.

  • “4 Mart 1925 tarih ve 578 Sayılı Takriri Sükûn Kanun: 

    Madde 1 Gericiliğe ve isyana ve memleketin sosyal düzenini ve huzur ve sükûnunu ve emniyet ve asayişini ihlâle (bozmaya, zarar vermeye) bais (sebep olan) bütün teşkilat, teşvikat (teşvikler), ve teşebbüsat (teşebbüsler, girişimler), ve yayını Hükûmet Reisi, Cumhurreisi’nin tasdiki (onayı) ile re’sen (doğrudan doğruya) ve idareten men’e (yasak etmeye) yetkilidir.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 107) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İsmet Paşa Hükümetinin İçişleri ile ilgili programının 2. Maddesinde: Ayaklanma bölgesinde bir İstiklâl Mahkemesi kurulacak. Diğer memleket parçasında işlenen, siyasi ve asayiş (güvenlik) suçlarına bakan, Ankara istiklâl Mahkemesi kurulacak. Ayaklanma Bölgesi İstiklâl Mahkemesi idam cezasını derhal, Ankara İstiklâl Mahkemesi ise Meclis onayından sonra infaz edecektir. İç politika durumu ile ilgili bütün teşkilat , tesisat ve yayın, Hükümetin isteği ve Cumhurbaşkanının onayı ile men’ (yasak) edilecektir…. sahip ve yazarları Ankara İstiklâl Mahkemesine sevk edileceklerdir. 4 Mart 1925 günü Hükûmet güvenoyu aldı, aynı gün Takrir-i Sükûn Kanun’u çıktı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 102) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Takrir, ağızdan çıkan kararlar, sükûn ise sessizlik demek. Bu kanun yazılı ve sözlü her türlü karar ve görüş açıklamalarını kapsamına alıyor. Suskunluk yasası, susturma yasası da denilebilir.

  • “2 Mart 1925’de CHP gurup toplantısında konu görüşüldü, başbakan Fethi Okyar Sıkıyönetimin yeterli olacağını, Mustafa Kemal ise İsmet İnönü’yü tatilden çağırmış, her ikisi de bu olayı şiddetle bastırmak niyetinde idiler ve bu olayın geniş çaplı bir karşı devrim olduğunu düşünüyorlardı. Yapılan oylamada Sertlik yanlıları 94’e 60 kazanınca Fethi Bey Hükûmeti İstifa etti. Mustafa Kemal Hükûmet kurma görevini İsmet Paşa’ya verdi. Rauf Bey (Rauf Orbay) Fethi Bey’in, bu ayaklanma dolayısı ile Sıkıyönetim ilanı ve diğer tedbirleri çoğunluk sağlayarak aldığını şimdi ise azınlıkta kalmasına bir anlam veremediğini, Fethi Bey’in bu konuda bir açıklama yapmasını istedi. Fethi Bey kısa bir açıklama yaptı, Milletvekilliğinden istifa etti, birkaç gün sonra Paris’e Büyükelçi olarak gitti. İsmet Paşa 4 Mart 1925’te Hükûmeti kurdu.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): Kâzım Karabekir, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adına, sıkıyönetimi yürekten desteklediğini belirtmişti.

  • “16 Şubat 1925’de Palu’dan başlayan ayaklanma, Darahini’nin (Genç’in) ele geçirilmesiyle sürdü. Şehir yağmalandı. İsyancılar 3 kola ayrıldılar; bir kol Diyarbakır’ı, bir kol Bingöl’ü, bir kol da Muş’u ele geçirecekti. 21 Şubat’ta ilk kez ordu birlikleriyle karşılaştılar, bir süvari alayını pusuya düşürerek esir ettiler. Halk bunlara yardım ediyordu, ellerinde yeşil bayrak ve Kur’an vardı. 5 Mart 1925’te Elazığ’ı işgal ve yağma ettiler… Şeyh Abdullah Varto ve Muş’u aldı, Erzurum’a ilerlemeye başladı. 7 Mart’ta Şeyh Sait dört koldan Diyarbakır’a saldırdı. 8 Mart’ta yenilip kaçtılar….18 Şubat’ta İçişleri Bakanı Cemil Uybedin bu olayı küçük bir eşkıya olayı şeklinde bakanlar kuruluna duyurdu…21 Şubat 1925’te bölgede sıkı yönetim ilan edildi.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Bu isyan hakkında daha ayrıntılı bilgiler var.