Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “20-21 Mayıs 1931 tarihli Milliyet’te Hazine-i Evrak’taki (Devlet Arşivleri dairesindeki) evrakı (belgeleri) fersude (yıpranmış, erpimiş) evrak olarak Maliye Bakanlığı satmış! 200 balya imiş. Tabii 5-10 lira gibi önemsiz bir şeye satmıştır. Bu evraklar arasında önemli tarihi belgeler olduğu malumdur (bilinen şeydir). Bu bir büyük cinayettir. Bu cinayeti Maliye Bakanlığı yapmış, Bakan Mustafa Abdülhalik’in emriyle satılmış. Herif domuz, Arnavut’tur. Vaktiyle de İzmir Valisi iken Türkiye’deki bütün Arnavutları İzmir’e topluyordu. Bu evrak Bulgarlara satılmış, tarihimizde böyle hıyanet görülmemiştir.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım VI – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1718 ile 1719 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “19 Mart 1931 tarihli Milliyet’te bir komisyonun daireleri gezip Arap harfleri ile yazılı kıymetli evrakı yaktırdığı yazılı. 2 Nisan 1931’de Milliyet’te çıkan bir istatistiğe göre 1928-1929 yılında bütün okullardaki öğretmen adedi; 18.483 olup13.635’i erkek, bunların 15.750’si ilkokullarda 2.248’i ortaokullarda, 485’i yüksekokullarda imiş. Öğretmen adedi 4 yılda 2.234 adet artmıştır. Bence ehil olanlar %10’u geçmez.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1708 ile 1709 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “İstanbul’da çok zengin bir adam kulampara imiş. Hamama gitmiş, güzel! Bir tellak aramak için. Tam soyunmak üzere iken içeriden “Vurun! Hamamın namusu var! Tellaklara tecavüz ediyor!” diye sesler gelmiş. Adam yanlış yere geldim diye dönecekken, Hamamcı “Efendim gitmeyin, o dövdüğümüz kişi cıbıl (parasız), âleme gösteri olsun diye dövdük onu, bunu zaman zaman yaparız!” demiş. Bu tip hamamlara (homoseksüel ilişkilerin yaşandığı hamamlara) Şengül Hamamı denir.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1697) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Yakup Kadri 28 Nisan 1931 tarihli Milliyet’te bir makale yazmış; Başlığı “Plan”. “CHP’yi programsızlıkla suçlayanlar Büyük Lider’in geçen günkü beyannameleri sırasında dillerini tutmuş olsalar gerektir. Bu veciz (önemli ve değerli söz), vakur (ağırbaşlı), ve civanmerdâne (mertçe, açıkça) beyanname, yalnız alelâde (sıradan) bir parti programı değil, bir ülkeyi yeni baştan bina etmekte olan dehai bir mimarın planıdır. Türk devrimlerinin vasıflarını (niteliklerini) derinden tetebbu (inceleme) edenler, bilirler ki bu devrimlerde iş ve hareket daima program, yani düstur (kural) haline gelmiş nazariyeyi (bakış açısı, ideoloji) önlemiştir. Bu tarz devrimlerden biri de İtalya’daki faşizm hareketidir. … Mussolini genç faşist ordusuyla Roma üzerine yürürken cebinde bir yazılı devrim programı taşıyordu. Ama İtalya başbakanı on yıl geçen uzun iktidar devresi sırasında bu programın hiçbir maddesini uygulayamadı. Çünkü faşizm, durmaksızın yürürken, durmaksızın gelişen canlı bir şeydi ve bunu bir takım donmuş kalıplar içine hapsetmenin ne imkânı ne de gereği vardı. Türk devrimlerini yapan harikulade insanın, hilkat (yaratılış)gibi sürükleyen şeyler doğuran yaratıcı dehasını da önceden böyle kaideler içine almanın imkân ve gereği yoktur. … eski demokrasiler mukadder (kaçınılmaz, kaderci) partilerin dikenleri üstünde, endişeli, hasta ve bezgin, sağdan sola, soldan sağa dönüp duruyorlar. Hepsinin kapısında siyasi tartışmaların kaçınılmaz sonu olan kızıl gözlü ihtilallerle canavar dişli anarşi bekliyor. Yeni Türkiye’nin büyük toplum mimarının dâhiyane planını koynumuzda iyi saklayalım.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1717 ile 1718 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Bir gün Büyükada’da kulüpte oturuyorlarmış Birçok kalabalık varmış, tarihçi Ahmet Refik de Mustafa Kemal’in masasına oturmuş. Mustafa Kemal bu adama pek kızgın imiş. Sebebi de Yavuz Selim’i övücü yazılar yazdığı içinmiş. Mustafa Kemal Ahmet Refik’e “Sen cahilsin, eşeksin, hayvan!” diye söylenmiş. .. Nihayet “Şu masa üzerine çıkacaksın, Cahilim, eşşeğim, diye bağıracaksın!” demiş. Ahmet Refik çıkmış, öylece bağırmış. Bu sefer Mustafa Kemal “Siktir burdan!” diye kovmuş.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1692, 1693) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Yahya Kemal (Beyatlı) Ankara’ya gelmiş. İsmet’e yolsuzluklardan şikâyet etmiş. İsmet “Bunları Gazi’ye de söyle, seni ona götüreyim.” demiş. .. İçilmiş, aptal Yahya Kemal Mustafa Kemal’e yolsuzluklardan şikâyet etmiş. Mustafa Kemal dinlemiş, dinlemiş sonunda “Sen bir şairsin, böyle şeylere karışma!” deyip kıçını dönmüş. Yahya Kemal oteline dönmüş, sabah olup ayılınca çok korkmuş. Beni bu adam asar deyip kimseye haber vermeden hemen İstanbul’a ve derhal Avrupa’ya kaçmış. Yine, kendisini Avrupa’da vurdurtur diye izini kaybettirmiş. Nihayet Cenevre’de Tevfik Rüştü’yü (Dışişleri Bakanı, Aras) görmüş. Tevfik Rüştü onu Madrid’e sefir (büyükelçi) yollamış. … Zavallı, cebin ve gafil Yahya Kemal şimdi evham (vehimler, derin korku ve şüphe) içinde imiş. Madrid’de Sefarethanede kilit kilit üstüne oturuyormuş.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1696, 1697 ) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Kibrit Şirketi’nden İsmet Paşa 20 bin liralık aksiyon hediye almış. Kambur kardeşine (Rıza) Belediye’nin frigorifik işini vermiş, etleri cebren (zorla) hiç olmazsa 24 saat oraya sokuyor, kilo başına 20 kuruş alıyormuş. Halk da sadece Kambur’un şerefine eti 20 kuruş fazla ile yiyor. Utanmaz İsmet bunlara rağmen namus şampiyonu rolü oynuyor!” 

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1691) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

    BAKKAL’IN YORUMU (2008): “Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalıdır.” dediği iddia edilen adam. Rooswelt’ın bu ünlü sözünü İsmet Paşa’ya mal ettiler.

  • “İstanbul’da İş Bankasına Çiş bankası diyorlar… Tabii Mustafa Kemal ve İsmet’in dalkavuklarına ve zorbalarına, mebuslarına borçlar veriyormuş. Meselâ Yakup Kadri’ye (Karaosmanoğlu) 20 bin liralık borç vermiş.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1692) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • 2 Kânunusani  (Ocak) 1931 tarihli Milliyet geldi. Bir türbeye mum diktiklerinden otuz kadın tevkif edilmiş (tutuklanmış). Genelkurmay’a ait MAH adında İngilizlerin gizli servisi gibi bir teşkilât yapmışlar. Bir de Mustafa Kemal yaveri Rasuhi Bey’in başkanlığı altında ayrıca böyle bir casus ve katil teşkilâtı (kurumu, örgütü) yapmışlar.

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım VI – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1672) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Mecdi Sadrettin, bu çocuk güzel yüzlü bir gençti. Eski Karadağ sefiri (Büyükelçisi) Sadrettin Bey’in oğludur. Yüzüne pudra, dudaklarına kızıllık sürerdi. Ankara’da birçok bakan ve mebus onu sıraya çektiler! Bilhassa (özellikle)Meclis Başkanı Kâzım’ın metresi idi. .. Sonra Mustafa Kemal ona bir evlatlığını vermiş. Yani Damadı Hazret-i Şehriyâri..!”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1680) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Mustafa Kemal İzmir’de bir nutuk vermiş. Diyor ki; “Hedefimize varmak için kanunlarımız müsait (uygun) değilse tadil eder (değiştirir) yeniden yaparız. En sonunda gerek ve mecburiyeti görürler. Bu yolda her şeyin üzerine çıkarız!” Menemen’de 3-4 Nisan’da 28 kişiyi asıyorlar, 6 Nisan’da seçim yapıyorlar!”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1677) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “1 Şubat 1931 Bugün gelen Milliyet’te Divan-ı Harp, Menemen 1. Kısım Mahkemesinin bittiği, Mustafa Kemal’in İzmir’de olduğu, Divan-ı Harp Başkanı Mustafa Paşa’nın İzmir’e gidip Gazi’ye saygılarını bildirdiğini yazıyor. Anlaşıldı. Mustafa Kemal kararın arifesinde Divan-ı Harp Reisini yanına çağırdı, şunları ve şu kadar insanı as diye emir verdi. .. 4 Şubat 1931 Bugünkü Paris gazeteleri dün Menemende 28 kişiyi astıklarını, mahkûmların bir düziye suçsuz olduklarını söyleyerek, sehpada boyunlarına ip takıldığını ve asıldıklarını yazıyorlar.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1677, 1678) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “8 Kânunusani (Ocak) 1831 İstanbul’dan mektup aldım. Maarif Bakanlığı Matbaa-i Amire’ye (devlet matbaası amirliğine)emir vermiş, ne kadar eski yazı ile yazılmış kitap varsa hepsini yaktırmış. Mahmut Kaşgâri ve benzeri kitaplar orada idi.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1673) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Meclis’te Kel Ali “Serbest Fırka çok halt etti, memleketi felakete götürdü. Bunu kanla temizlemek lâzımdır!”  diyor.. … İsmet’e Meclis’te İshak Efendi adında bir mebus “terör lâzımdır.”, Erzurum Mebusu Aziz adında biri “Olağanüstü bir mahkeme kurulmalıdır.” demişler. Menemen’de olay yerinde 1.500 kişi varmış. Bütün kasaba halkı imiş. Subay’ın (Kubilay) başını kesen Derviş’i alkışlamışlar. … subayın cenaze törenine halktan kimse katılmamış. .. Menemen Belediye Başkanı ve Oranın Türk Ocağı Başkanı Şehidin mezarında yapacakları konuşmaya şunu eklemişler; “Menemenliler alınlarına sürülmek istenen tertipli ve kasti lekeyi nefretle reddederler!” Bunu konuşma metninden çıkartmışlar.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1662 ile 1670 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Bir gün Necip Asım, Sadri Maksudof ve diğerleri de varmış. Gazi, Necip Asım’a “Ege ne demektir.” diye sormuş. O bir takım malayani (boş, anlamsız) şeyler söylemiş. Gazi uşak azarlar gibi “Çok cahilsin. Bir şey bilmiyorsun. Sus sus!” demiş. .. Ve nihayet dinleyin ben size öğreteyim demiş. “Ege’nin aslı eğe dir.” demiş çünkü bu kelime Türkçedir, ada demektir, demiş.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1649) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “İstanbul’dan yeni gelmiş biri ile görüştüm. Çok şey anlatıyor. Feci şeyler. Kürtleri Ağrı Dağında tamamen imha ettik diye Kumandan Salih Paşa tebliğ yaptı. Meğerse Kürtler karlar içerisinde iki Fırkamızı imha etmişler. Müthiş masraf olmuş. Kürtler dağdan bizim araziye inmişler. Asker silahlı Kürtlere bir şey yapamamış fakat pek çok köy yakmışlar.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1647) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Mustafa Kemalin Yalova’da üç köşkü varmış. Birini İsmet’e hediye etmiş. Bozüyük’te Çolak İbrahim’in kereste fabrikasının yanında Mustafa Kemal’e mükemmel bir köşk yapılmış. Belki oradan geçer de biraz oturur diye imiş.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1645) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

    BAKKAL’IN NOTU (2022); Mustafa Kemal malvarlığının bir kısmını Cumhuriyet Halk Partisine, bir kısmını evlatlık edindiği kişilere ve İsmet İnönü’nün çocuklarına verilmesini vasiyet eder. Malvarlığının çok büyük bölümünü ise devlete bağışlar. Bu bağış işi olmasaydı bile yasal mirasçısı olmadığı için bu mallar zaten devletin mülkiyetine geçecekti. Hayata 28 lira maaşla başlamış ve öldüğü zaman maaşı 5000 liradır. Ayrıca babadan kalma bir malvarlığı da olmadığına göre bu zenginliğin nasıl oluştuğunu düşünmemek mümkün değil. 1938 yılında sağlığı iyice bozulan Atatürk, 5 Eylül’de mutemedi ve Çankaya Köşkü Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’ı yanına çağırtarak, mal varlığını tespit etmesini ister. Soyak’ın hazırladığı liste şöyledir: 1) 582 dönüm çeşitli meyve bahçeleri, 2) Çeşitlerde 650 bin fidan. 3) 400 dönüm Amerikan Asma Fidanlığı. Burada 560 bin kök bağ çubuğu. 4) 220 dönüm bağ. Burada 88 bin adet bağ çubuğu vardır. 5) 370 dönüm çeşitli sebze yetiştirmeye elverişli bahçe. 6) 220 dönüm 6 bin 600 ağaçlı zeytinlik. 7) 27 dönüm 1.654 (bin altı yüz elli dört) ağaçlı portakallık. 8)15 dönüm kuşkonmazlık. 9) 100 dönüm park ve bahçe. 10) 2 bin 650 dönüm çayır ve yoncalık. 11) 1.450 (bin dört yüz elli) dönüm yeni tesis edilmiş orman. 12) 148 bin dönüm ziraata elverişli arazi ve meralar. 13) 45 adet büyük ve küçük idare binası ve ikametgâh, bütün mefruşat ve demirbaşları ile beraber. 14) 7 adet 15 bin baş koyunluk ağıl. 15) 6 adet Aydos ve Toros yaylalarında tesis edilen mandıralar. 16) 8 adet at ve sığırlara mahsus ahır. 17) 7 adet umumi ambar. 18) 4 adet hangar ve sundurma. 19) 4 adet lokanta, gazino, ve eğlence yerleri, lunapark. 20) 2 adet çeşitli imalat yapan fırın. 21) 2 adet, çiçek ve süsleme nebatı yetiştirmeğe mahsus yer. (Toplam Bina 51 adet) 22) Bira Fabrikası: (Yılda 7 bin hektolitre üretme kapasitesine sahip.) 23) Malt Fabrikası. 24) Buz Fabrikası; (Günde dört bin ton buz üretme kapasitesine sahip) 25) Soda ve gazoz fabrikası: (Günde 3 bin şişe soda ve gazoz üretebilecek kapasitede.) 26) Deri Fabrikası. 27) Ziraat Aletleri ve Demir Fabrikası. 28) Süt Fabrikaları; Biri Ankara diğeri ise Yalova’da olan bu iki fabrika günde 30 bin litre süt ve bir ton tereyağı üretme kapasitesinde. 29) İki yoğurt İmalathanesi. 30) Şarap imalathanesi: Yılda 80 bin litre şarap üretme kapasitesine sahip. 31) Değirmen. 32) İstanbul’daki bir çelik fabrikasının yüzde kırk hissesi. 34) Biri Ankara’da, diğeri Yalova’da kurulu iki tavuk çiftliği. 35) Yalova’da ki çiftliklerde iki hususi iskele ve liman tesisatı. 36) Üçü Ankara’da ve İkisi İstanbul’da beş satış mağazasının bütün tesisat ve demirbaşları. 37)Orman çiftliğinde; hususi sulama tesisatı, kanalizasyon, telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler, hususi yollar, içme su tevziatı şebekesi. 38) Yalova Çiftliğinde; hususi su tesisatı, telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler ve yollar. 39) Silifke Tekir Çiftliği’nde; hususi sulama tesisatı, beton köprüler. 40) Orman Çiftliğinde kurulu Çiftlik Müzesi ve ufak mikyasta hayvanat bahçesi tesisatı. Bunların işletme levazımı ve bütün demirbaşları. 41) 13 Bin baş koyun. Kıvırcık, merinos, karagül, karaman ırklarıyla bunların melezleri. 42) 443 Baş sığır, Simental, Hollanda, Kırım, Jersey, Görensey, Halep yerli ırklarıyla bunların melezleri, yeni üretilen Orman ve Tekir cinsleri. 43) 69 baş İngiliz, Arap, Macar, yerli ve bunların melezleri koşum ve binek atları. 44) 2 bin 450 baş tavuk, Legorn, Rodayland ve yerli ırklar. 45) 16 adet traktör, 13 adet harman ve biçer döver makinesi ve bilcümle ziraat işlerini görmekte bulunan ziraat işlerini görmekte bulunan ziraat alet ve edavatının Tamamı. 46) 35 Tonluk bir adet deniz motoru. Yalova çiftliğinde. 47) 5 adet, çiftliklerin nakliye işlerinde çalıştırılan kamyon ve kamyonet. 48) 2 adet çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan binek otomobili. 49) 19 adet, çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan, binek ve yük arabası.” (Kaynak; İsmail Cem, Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi  Sf. 261-264 arası)

  • “Seçimde Valiler, jandarmalar, tehdit ile halkı Serbest Cumhuriyet Fırkasına oy vermekten men ediyorlarmış. .. Son gelen gazetelerdeki bilgiye göre her yerde belediye seçimleri oluyor. Her tarafta kahır çoğunlukla Halk Partisi kazanıyor. Halk, seçimde yolsuzluk yapılıyor diye bar bar bağırıyor. Valiler, kaymakamlar her türlü hile cebir ve fesadı yapıyorlar… Ödemişte muhalifleri tevkif etmişler. Bir başka yerde idari olarak muhalefet partisini kapatmışlar. Önceki günkü Temps Gazetesi’nde Antalya seçimlerinde otuz yaralı olduğu yazılı. Sebebi hükümet birinci seçimde kazanamamış, seçimi iptal etmiş, bundan dolayı çatışma çıkmış. İzmir’de halk meğerse “Kahrolsun Mustafa Kemal!” diye bağırmışlar. Bu haberi alan Mustafa Kemal köpürmüş:” Bunlar on bin kişidir gidip hepsini keseyim.” diye bağırmış.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1641 ile 1645 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “İzmir Valisi Arnavut Kâzım Paşadır. Mürtekip (Zimmetine para geçiren kişi), namussuz biridir. Mustafa Kemal’in göz bebeğidir.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1636) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “İttihatçılarda tek adam değil, bir heyet diktatördü.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1635) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.