Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Ekim 1896’da Rus Çar’ı İngiltere’de iken, İngiliz Başbakanı Lord Salısbury Osmanlı Ülkesini paylaşmayı önerir, Çar, “Otokrat ve dost bir Hükümdara karşı yapılacak bir baskıya katılmayacağını” söyler.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır

  • “Müttefikler, ABD Başkanı Wilson’ın isteği üzerine 10.Ocak.1917’de savaş amaçlarını açıkladılar: “..uygar dünya bilmektedir ki, Müttefiklerin savaş amaçları, her şeyden önce ve zorunlu olarak… Türklerin kanlı istibdadına (baskısına) düşmüş halkların kurtarılmasını ve Avrupa uygarlığına kesinlikle yabancı olan Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa dışına atılmasını içerir.” Halifeliğin Türklerden alınıp, kurulacak Arap devletlerine, Şerif Hüseyin’e verilmesi planlanıyor.””

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır

  • “Mondros’un ne olduğunu kavrayan tek kişi Mustafa Kemal’dir. 8.11.1918’de Sadrazam İzzet Paşa’ya “İngilizler Kabineyi de biz yapalım diyebilirler.” diye yazıyor ve doğru çıkıyor. Sadrazam Damat Ferit “Osmanlı Devleti’nin, itilaf (yenildiğimiz devletler) ordularının işgaline karşı çıkamayacağını ama bir Yunan işgaline asla razı olamayacağını”  söyledi.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 18 ile 20 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1-Ahmet Süreyya Özgeveren: 1888 Sındırgı doğumlu. İstanbul hukuk fakültesi mezunu, 2. Meclis’te Balıkesir Mebusu iken İstiklal Mahkemesi Savcısı olarak görev aldı. İsyan Bölgesi İstiklal Mahkemesinde de görev aldı, anılarını Dünya gazetesine 1957’de anlattı.

    2-Ali Çetinkaya: (Afyon) 1878 Afyon doğumlu, Harbiye mezunu, 1 ve 2. dönem Afyon Mebusu. 1925’te İstiklâl Mahkemesi başkanı oldu. 1934-39 yılları arasında Bayındırlık Bakanlığı yapmış, 1949’da ölmüş, eski İttihatçı. (1)

    3.Ali Zırh 1881 Rize Doğumlu, hukukçu.

    4-Ali Saib Ursavaş: 1887 Kerkük doğumlu, Harbiye mezunu, Urfa Mebus, Şark istiklâl Mahkemesinde üyelik ve Başkanlık yaptı, 1939’da öldü.

    5- Asaf Hakkâri: 1883 Bursa doğumlu, Hukukçu, Hakkâri Mebusu iken İstiklâl Mahkemesine seçildi.

    6- Avni Doğan Bozok, 1892 Yozgat doğumlu, Mülkiye (Siyasal Bilgiler) mezunu, Bozok Mebusu iken Şark İ. Mahkemesine seçildi. 27 Mayıs 1960 ihtilâlinden sonra Kurucu Meclis üyeliği ve Devlet Bakanlığı yaptı. “Kuruluş, Kurtuluş ve Sonrası” adlı kitabı var.

    7-Cevdet İzrap 1871 Antep doğumlu, Amerikan Koleji ve Fransa Ecol Journale mezunu, Kütahya Mebusu Ankara İstiklâl Mahkemesi üyesi oldu.

    8-Hacim Muhittin Çarıklı: 1.Cilt

    9-İbrahim Tolon:  1880 doğumlu, Harp Okulu mezunu, Kocaeli Mebusu iken Şark İstiklâl Mahkemesine seçildi. 

    10-İhsan Eryavuz: 1.Ciltte

    11-Kılıç Ali: 1.Cilt 

    12-Lütfi Müfit, 1874 İstanbul Doğumlu, Harp Okulu mezunu.

    13-Mazhar Müfit Kansu: 1873 Denizli doğumlu, öğretmen, kaymakam, mutasarrıflıklar yapmış. 1 yıl Şark İstiklal Mahkemesi başkanı, Mebus.

    14-Necip Ali Küçüka 1893 Denizli, Hukukçu.

    15-Refik Koraltan- 1891 Divriği doğumlu, Hukukçu, İstanbul İ. Mahkemesi üyesi. Demokrat Parti kurucusu.

    16-Reşit Galip: 1893 Rodos. Askeri Tıbbiye mezunu, Aydın Mebusu iken Ankara İ. Mahkemesi üyesi seçildi.

    17-Vasıf Çınar: Saruhan 1895, Hukukçu, İzmir Mebusu, İstanbul istiklâl Mahkemesi Savcısı, Tevhid-i Tedrisat (Eğitimin Birleştirilmesi) Kanununu hazırlayan Mebus.

    (31 Temmuz.1922 tarih ve 249 No.lu İstiklâl Mahkemeleri Kanununun ve değişikliklerin tam metni arşivde)”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Prof. Dr. Ergün Aybars, (1993 – Sf. 435) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2007): Ali Çetinkaya, Enver Paşa’nın 1. Dünya savaşından önce kurdurduğu 10.000 kişilik gizli bir ordunun mensubu idi. 

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Çok iyi bir çalışma yapılmış, ancak Ergün Aybars objektif değil, yapılan hukuk dışı işleri zorunlu imiş gibi göstermeye çalışıyor, buna rağmen kitap çok şey anlatıyor.

  • Takrir-i Sükûn Kanunu 4.03.1927 tarihinde iki yıl daha uzatıldı. TBMM istiklâl Mahkemesine, 3.11.1926 tarihinde tebrik ve takdir yazısı gönderdi.

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Prof. Dr. Ergün Aybars, (1993 – Sf. 395) kitabından birebir alınmıştır.

  • “9.11.1914’de İngiltere Başbakan’ı Asquith, Parlamentolarında “Osmanlı Devleti kılıcını çekmiştir ve kılıçla ortadan kaldırılacaktır. Türk İmparatorluğu savaşa girmekle intihar etmiştir.””

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 5) kitabından birebir alınmıştır

  • “Duyun-u Umumiye’nin (genel dış borçlar idaresi, IMF gibi)İngiltere Temsilcisi Sir Adam Block savaş nedeni ile İstanbul’u terk ederken:” Eğer Almanya kazanırsa, siz de Alman sömürgesi olacaksınız, İngiltere kazanırsa, mahvoldunuz.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Churchill diyor ki; “…Türkiye’nin, eski dostumuz dediği, İngiltere tarafından cezalandırılmaya hazır olduğunu..””

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): İngiltere ve ittifak devletleri (Fransa, İngiltere, İtalya) Yunan İşgali sırasında bize silah ve cephane sattılar, belgeleri var. Ankara’nın veya Osmanlı’nın İtilaf devletleri ile bir savaş yapma ve kazanma şansı zayıftı, onlar için de bir işgal akıl kârı değildi.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1993): Mondros Ateşkes anlaşmasını 1918’de imzalayan Rauf Orbay Paşa, Mondros’u övücü sözler söylüyor ama hatıralarında bunu yalanlıyor. Ve İngilizlerin Türkiye’nin güçlü olmasından yana olmaları gerektiği görüşünde ve Osmanlı İngiliz dostluğundan dem vuruyordu. Yine Mondros’ta İngiliz Amirali Calthorpe’un sözüne güvenerek Yunan işgalinin kapısını kapatmadığını söylüyor.

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 15 ile 18 arası) kitabından not olarak alınmıştır

  • “İngilizler, Kürt-Türk ayrılığı ve Kürt-Ermeni yakınlığı sağlamaya çok uğraşmışlar. Karabekir Paşa’nın “Kürdistan’ın Ermenistan olacağını anlatmakla sorun kolay çözülür.” sözü haklı çıkmıştır.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır

  • “Maraş eşrafı (şereflileri, yani ileri gelenleri) Fransızları çok iyi karşıladılar. Bir kısım Maraş eşrafı, başta Mutasarrıf (şehrin resmi sorumlusu) olmak üzere, Fransız Dışişleri Bakanlığına telgraf çekerek, Maraş askeri Valiliğinin, Osmaniye’nin Fransız askeri valisi Andrea’ya verilmesini istedi. ‘Türk istiklâl harbi, Güney Cephesi, Genelkurmay Yayını cilt:4 Sf. 59’ Kısaca Güneyde milli direnme, dört yıl savaştığımız işgalci devletlerden çok, Ermenilere karşı başlamıştır.

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Neden? Çünkü Ege’nin efeleri nasıl ki Rumların geri gelip de mallarına sahip çıkmalarından korkup silaha sarılmışlarsa ki çoğunun amacı budur, çoğunun mazisi zorba derebeyidir, tıpkı Çerkez Ethem gibi,  Güneyliler de Ermenilerin geri dönüp mallarını isteyecekleri korkusu ile ve çoğunlukla eşraf tarafından, dini motivasyon da kullanılarak, direnişe geçmişlerdir.

  • “İngiltere Başbakan’ı Lloyd George 25.02.1920 de Lortlar kamarasında, “Geçen Eylül’e kadar Maraş Bölgesi İngilizlerin İşgali altında idi ve o zaman bölgede düzen sağlanmış idi, ..bölgenin himayesi Fransızlara bırakılınca Türk milliyetçi hareketi yayıldıkça yayıldı ve daha çok tehdit edici bir hal aldı. Bunun nedeni olarak işgal birliklerinin üçte ikisinin Cezayirli ve Ermenilerden Kurulu olması idi.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.

  • Churchill; “Yenilmiş Türkiye başını kaldırıp da yenen’in İngiltere olduğunu görünce, rahat bir nefes aldı.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 5) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Rauf Orbay, İstiklâl Mahkemesinin hakkında verdiği mahkûmiyet kararını Londra’da öğrendi, oradan da Avusturya’ya geçti. “Memleket dâhilinde şüphe edilmeyecek mahkemelerin duruma hâkim olduğu tarihe kadar memlekete dönmeyeceğim.” dedi. 10. yıl affından sonra da, “Şakilerle (eşkıyalarla)katillerini serbest bırakan bir genel affı, kendime şamil(kapsayan)saymıyorum.” dedi. Çok ısrar edilince 5 Temmuz 1935’te yurda döndü.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 380 ile 390 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Asılanlar, Mebus Şükrü, Edib, Arif (Albay, Ayıcı Arif, Mustafa Kemal’in silah arkadaşı), Abidin, Hafız Mehmet, Halis Turgut, İsmail Canbolat, Ziya Hurşit, Çopur Hilmi, Laz İsmail, Gürcü Yusuf, Baytar Rasim ve Rüşdü Paşa. Gıyabında idama mahkûm edilenler ise: Kara Kemal (1) ve Abdülkadir.” (Eski Ankara Emniyet Müdürü)   

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 348) kitabından birebir alınmıştır.

      BAKKAL’IN NOTU (1) (1993): Kara Kemal, Terakkiperver Fırkanın programını yapan adam, çok zengin, yargılamanın başladığı 17 Temmuz’dan on gün sonra 27 Temmuz’da öldürüleceğini anlayınca intihar etti. 

    BAKKAL’IN YORUMU (1993): Mahkeme hukuku da asmış oldu! 17 Haziranda suikast olacaktı, 10 Temmuz’da yeni ceza yasası çıkartıyorlar, suçun işlendiği tarihten 40 gün sonra çıkartılmış bu yasaya göre 15 kişiyi idam ediyorlar.

  • “18 Mart 1927’de Mustafa Kemal Ali Fuat Cebesoy’u sofrasına davet etmiş, “Paşaları senin hatırın için affettim “demiş.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 384) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Bu doğru olmasa gerek. Paşaların duruşmasının karar gününde çok sayıda yüksek rütbeli subay mahkeme salonunu doldurarak güç gösterisi yapmış. Özellikle Kâzım Karabekir Ordu’da çok sevilen ve sayılan bir komutan. Harp Okulu tarihinin o zamana kadarki en başarılı mezunu.

  • “Mustafa Kemal Sofya’da Ataşemiliter (Askeri ateşe) iken silah, cephane ve buğday bağlantısı yapmış. O sırada Maliye bakanlığından istifa etmiş olan Cavit Bey buna mani (engel) olmuş. Mustafa Kemal buna çok kızmış “Böyle bir adam asılmayı hak eder.” demiş.” (Lord Kinross’ın Atatürk kitabı Sf.68, 69)

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 384) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Bu müthiş bir iddiaya , askeri memur ithalat bağlantısı yapıyor, o sırada, Bulgaristan bizden yeni ayrılmış ve ilişkilerimiz çok kötü. Zaten çok kibar bir insan olarak suikast, ihtilâl gibi işlere meyilli olmayan, Cavit Bey’i astırmaması gerekirdi.

  • “İntihar ederek ölmüş olan Kara Kemal hakkında istiklâl Mahkemesinin kararı: Banka ve şirketlerinin feshi ve dağıtılmasına, idarelerinin Hükümete bırakılmasına, para, eşya ve mücevherlerinin Devlet hazinesine bırakılmasına karar verildi.

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 383) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Kara Kemal İttihatçıların İaşe Nazırlığını yapmış önemli bir kişi. Adalet mülkün temeli idi ama vatandaşın malı böylece yağma edildi, miras hukuku nerde kaldı?!

  • “26 Ağustos 1926’da İstiklâl Mahkemesi kararını verdi. Cavit Bey, Dr. Nâzım Bey (1) Ardahan Mebusu Hilmi Bey ve Nail Bey idam, Ali Osman Vehbi, Hüsnü, İbrahim Edhem, Rauf ve Rahmi Beyler onar yıl kalebentliğe mahkûm edildiler, 37 sanık berat (bağışlandı) etti. Aynı gece sabaha doğru idam edildiler.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 383) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): İstiklâl Mahkemesi’nin verdiği idam kararlarının infaz edildiği anda, idam sehpasına bir kaç yüz metre mesafede, balo tertiplenmişti, Mustafa Kemal Paşa baloda dans ederken ona Cavit Bey’i astıkları haberi veriliyor.

    BAKKAL’IN NOTU (1996); Avrupa çapında Mason, Üstadı Azam, çok akıllı ve teşkilatçı, İzmir Kapanisi, Yahudi, Sabetayist.

  • “10 Ağustos 1926’da Cavit Bey’in sorgusu başladı. Salon dolu, ilgi büyüktü. Cavit Bey’in sorulara verdiği cevap mahkemeyi tatmin etmeyince, Mahkeme Başkanı Ali Bey:  “istiklâl Mahkemesi kanaat-i vicdaniyeye (vicdani kanaatine) göre karar verir.” dedi. Cavit Bey sorgusunun sonunda “Vereceğiniz karar mesut zamanlarınızda bir istifham (şüphe) işareti ve bir sual şeklinde vicdanlarınızı rahatsız etmesin.” dedi. Cavit Bey idam sehpasında bile metanetini (dayanıklılığını) bozmadı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 377 ile 384 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Yani mahkememizde delilin bir önemi yok, biz, vicdanımıza göre karar veririz diyor. Bu mahkemenin temyizi yok, avukat kullanılmıyor, delile gerek duymuyor, tüm sivil ve askeri personele emir verebiliyor. Acayip bir mahkeme.