Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Yunan Orduları İzmir’de denize döküldükten sonra, TBMM orduları,  İngilizlerle karşı karşıya kalır. İzmir Konsolosu Sir Harry Lamb Mustafa Kemal’e gayrıresmi (resmi olmayan bir biçimde) olarak, “Siz İngiliz Hükümetine savaş mı ilan ediyorsunuz?” diyor. Mustafa Kemal “Siyasal ilişkiler kurulmamıştır ki, yeniden savaş ilan olsun.” Yani bizim için 1. Dünya Savaşı bitmemiştir diyor. (1)

    İngiliz Kabinesi 15 Eylül 1922’de tekrar toplanır. Churchill, Yunanistan, Sırbistan ve Romanya’dan Türklere karşı askeri birlik istenmesini önerir. Lloyd George da aynı görüştedir. İngiliz Hükûmeti bu ülkelerden askeri katkı ister, yardım alamazlar, Dominyonlara (sömürge ülkelere) yardım telgrafı çekilir. 16 Eylül 1922’de İngiliz Hükümetinin yayınladığı bildiride Mustafa Kemal’in Boğaz ve İstanbul’a girmesinin, İngiltere’nin sömürgesi olan İslam ülkelerinde çok olumsuz etkileri olacağı, dolayısı ile gerekirse kuvvet kullanılması öngörülür. (2)       

    Eylül 1922’de İstanbul’dan dönen Amirallik Birinci Lordu Lee, İstanbul’da İngiliz prestijinin, Fransız ve İtalyanlara oranla, çok yüksek olduğunu bildirir.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 190) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2007): 7 Eylül 1922’de Ordularımızın başarısı, İngilizleri boğazlar konusunda endişelendiriyor. Çünkü orada halen Osmanlı İmparatorluğu var.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (2007): İngiltere’nin Mustafa Kemal’in zaferinden bu kadar endişelenmesinin en önemli sebebi, Müslüman sömürgelerin de cesaretlenerek İngiltere’ye karşı ayaklanmasıdır, bundan korkuyorlar.

  • “Mustafa Kemal, Mayıs 1922’de Başkomutanlığın süresinin uzatılması konusunda, Meclis’i, zaferden sonra köşesine çekileceğine inandırmış. Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ve Rauf Orbay Paşalara da bu konuda söz vermiştir.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İngiltere Başbakanı Lloyd George 15 Ağustos 1921’de “Kral Konstantin Ankara’ya” emrini verdikten sonra, Avam Kamarasında (1) şöyle der: “Türk ayaklanmasını bastırmak için, Anadolu’nun dağlık bölgelerine kadar İngiliz ordularını gönderemeyeceğimize göre, İngiltere önünde tek bir şık vardı: o da her iki tarafı sonuna kadar vuruşturmaktır.””

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1993): İngiliz başbakanı Ege’deki Yunan birliklerinin Ankara’ya doğru yürümesini emrediyor. Doğan Avcıoğlu Türk Yunan savaşını Türk İngiliz savaşı olarak değerlendiriyor.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1993); Halk Meclisinde, bir de senato gibi Lordlar Kamarası var.

  • “İngiliz Prof. Arnold Toynbee The Western Question adlı eserinde “Türkiye’ye uygulanacak barış koşullarını kabul ettirebilmek için gerekli kuvveti, İngiliz Hükûmeti, Doğuda bulundurmak imkanından yoksundu, ..”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 164 ile 170 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): Avcıoğlu’nun analizinin özeti; 1.Dünya Savaşının sonuna doğru, İngiltere’nin sömürgelerinde milli kurtuluş hareketleri, İskoçya’da da isyan var. Ve işçi grevleri iç savaş boyutuna ulaşmış durumdaydı. Almanya’da da işçi grevleri, Marksist hareketler, Almanların savaşta yenilmesinde en önemli etkendi. Prof. Toynbee 1917-1918 yılları arasında İngiltere İstihbarat başkanlığı, 1918 yılında da Dışişleri Bakanlığı’nın İntelligence (haber alma) servisinde çalışmıştır. 1921’de Anadolu’da geniş bir inceleme gezisi yapmış ve Türkiye’nin haklılığını görmüştür. Yani Mustafa Kemal’i haklı bulmuştur. Oysa 1920 yılında General Towshend; “Ben sadece, Mustafa Kemal’e yaklaşmamızı istediğimi, söylemek istiyorum” diyor, Başbakan Lloyd George ise “asi bir generali muhatap sayamayacağını” belirtir. Nisan 1921’de İngiltere, Türk-Yunan savaşında tarafsız kalma tezini ortaya atar.

  • “İngilizlerin Desteği İle İzmir’de 24 Ekim 1921’de bir Çerkez Kongresi düzenlenmiştir. Rumbold’un 13.12.1921 günü İngiltere Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği raporunda: “İzmir’deki Çerkez Kongresi’nde Anadolu Çerkezlerinin Karadeniz kıyısında toplanıp, İngiliz himayesi altında özerk olmayı istediklerini” bildiriyor.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 156) kitabından birebir alınmıştır

     

  • “Türkiye 1922 yılında Özdemir Bey’i Musul’un Revandiz bölgesine gönderir. Görevi Irak Kralı Faysal’ın bu bölgeyi işgal etmesini önlemektir. Özdemir Bey Revandiz’de bazı aşiretlerin desteğini sağlayınca karşısında İngilizleri bulur. İngiltere, Revandiz’i havadan bombalamaya başlar. Özdemir Bey 30 Ağustos 1922’den bir gün sonra İngilizlere karşı Derbent savaşını verecek ve İngilizleri tam bir yenilgiye uğratacaktır. 18 Eylül’de de Revandiz-Erbil yolu üzerindeki önemli bir bağlantı yeri olan Şaklava ilçesini işgal edecektir. Süleymaniye’nin tehdit altında olduğunu gören İngilizler Süleymaniye bölgesinin, İngiliz mandası altında, bağımsızlığını ilan ederler. Şeyh Mahmud’u Kürdistan hükümdarı yaparlar. Şeyh Mahmut, Özdemir Bey’in Emir subayı, Yüzbaşı Fevzi Bey’e  “İngilizler, Türklerle Kürtlerin arasını açmak istiyor.” der. Ve birlikte Süleymaniye üzerine yürünmesini önerir. Özdemir Bey Genelkurmay’a bu öneriyi götürür ama izin verilmez. Gerekçe de Mudanya Ateşkes Antlaşmasının imzalanmış olmasıdır. Ama İngiltere Türk egemenliği altındaki ilçe ve köyleri bombalamaya devam eder. Nihayet Nisan 1923’de bir kısım aşiretleri de kazanarak bölgeye egemen olur.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 154 ile 156 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İngiliz Yüksek Komiseri Amiral de Rabeck, İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a “Sadrazam Damat Ferit bana geldi. Bana, anlaşmaya (Mondros’a) göre Kürtler ayrı bir devlet olacaktır, Kürtler hiçbir zaman Mustafa Kemal’i sevmezler, çünkü o Bolşevikliği istiyor. Siz Mustafa Kemal’den nefret ediyorsunuz çünkü o sizin yaptığınız anlaşmayı kabul etmiyor. O halde Kürtleri Mustafa Kemal’e karşı birlikte kullanalım dedi.” diyor. İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye adlı kitaptan. Bu kitapta Lord Curzon’un Damat Ferit’in bu önerisini teşekkürle geri çeviriyor.”

     Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi 1, Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf.140) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Sadrazam, İngilizlerin Mustafa Kemal’i sevmediklerini düşünüyor. Mustafa Kemal ve arkadaşları ona İngiliz ajanı dediler. Damat Ferit, Abdülhamit’in kız kardeşi Mediha Sultan ile evli, Arnavut asıllı.

  • “20.12.1919’da İngiltere Büyükelçilik Baş tercümanı Ryan (İngiliz ajanı) “Panislamizm’i (İslam birliği ideolojisi) ezeceğiz. Bu, tıpkı Batıdaki milliyetçilik gibidir. Bizim şimdiki hedefimiz; bölmek, arkadaş gibi davranıp kazanmak ve sonra hükmetmek olmalıdır.”  Prof. Toynbee  “İngilizler Musul’u işgal ettikleri andan itibaren Kürt milliyetçiliğini teşvike (özendirmeye) koyulmuşlardır.””

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 140) kitabından birebir alınmıştır

  • “3 Martta Ali Rıza ve Salih Paşa Hükûmeti istifa ediyor. Yeni gelen Salih Paşa Hükûmeti de istifa ediyor. 5 Nisan’da Damat Ferit Hükûmeti geliyor.” 

     Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 136) kitabından birebir alınmıştır.    

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Mustafa Kemal Paşa’nın ve İngilizlerin yaptığı büyük baskı sonucunda ülkede Hükûmet krizi yaşanıyor. 10 Nisanda Şeyhülislam Dürrizade, Mustafa Kemal’in aleyhine fetva veriyor.

  • “5 Mart 1920’de İstanbul’un işgali kararlaştırıldı. İngiltere Başbakanı Lloyd George; “Mustafa Kemal Paşa bir çeteci değildir. Türk Hükümetinin atadığı Erzurum valisidir. Bu Türk valisi bizim müttefiklerimize saldırsın (Maraş direnişini kastediyor) biz hiç bir harekette bulunmayalım bu olmaz.” İlk iş olarak Mustafa Kemal’in atılmasını istemedi. Sonra “Müttefik kuvvetlerle İstanbul’u işgal etmeliyiz” dedi. İstanbul 16 Mart 1920’de işgal edildi.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 135) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal, Ali Galip olayını kullanarak Damat Ferit Hükümetini düşürmüş ve milislere daha yakın bir Hükûmet kurulmuş. Buna da İngilizler karşı çıkmıştır.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 133) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): Harput Valisi Ali Galip Sivas Kongresini dağıtmak için İngiliz binbaşısı Noel’le birlikte Kürtlerden bir kuvvet toplamıştı. Bu olay, çok tabansız düzmece bir şey. Başarı şansı zaten yokmuş. Olaya İngiliz parmağı olduğu görüntüsü verilmiş.

  • Mütareke (Mondros Ateşkes anlaşmasından sonrası) günlerinde Mustafa Kemal İngilizlere yakın görünmeye önem vermiştir. Ünlü casus Rahip Frew ile ahbaplık etmiş, İngiliz yetkililerle temas kurmaya çalışmıştır. Pera Palas otelinde Daily Mail muhabiri Word Price’tan kendisini İngiliz yetkililerle konuşturmasını istemiştir. Word Price’a göre Mustafa Kemal şöyle der: “Eğer İngilizler, Anadolu için sorumluluk kabul edecek olurlarsa, İngiltere yönetiminde bulunan tecrübeli Türk Valileri ile çalışmak gereğini duyacaklardır. Böyle bir yetki çerçevesinde, hizmetlerimi sunabileceğim uygun bir yerin mevcut olup olamayacağını bilmek isterim.” diyor. World Price bunu İstihbarat Subayı Albay Heywood’a iletir., o, “İşsiz Türk generalleri kendilerine iş arıyorlar ” diye üzerinde durmaz.(1)

    Mustafa Kemal’in 17 Kasım 1918 tarihli Minber gazetesinde demeci çıkar: “İngilizlerin Osmanlı Milletine gösterdikleri saygı ve insanlık karşısında, yalnız benim değil, bütün Osmanlı Milletinin, İngilizlerden daha çok iyiliğini isteyen bir dost olamayacağı inancıyla duygulanması pek doğaldır.” diyor. (2)

        18 Kasım 1918 Vakit Gazetesinde Mustafa Kemal: “Britanya Hükümetinin, Osmanlılara karşı olan iyi niyetinden kuşku duymak istemem.” diyor. … İngilizlerle anlaşmak üzere olduklarını söyleyen Sadrazam Damat Ferit’in bakanlarını hemen kutlar ve çok sevindiğini belirtir. Damat Ferit,  Baş tercüman Ryan’a Mustafa Kemal’le yemek yediğini, bağlılığı konusunda ondan yeterli teminat aldığını, onu bağlı bir subay ve centilmen saydığını belirtir. Böylece Samsun yolu açılır.  Gazeteci Clair Price, Mustafa Kemal için, “Biz onun hem müttefiklerin hem de Osmanlı Hükümetinin temsilcisi olup, daha sonra Erzurum Valiliği yapmak üzere düşünüldüğünü biliyoruz.” diyor. 5 Mart 1920’de İngiltere Başbakanı Llyod George, Mustafa Kemal’den Erzurum Valisi diye söz ediyor. Kurtuluş Savaşında da Mustafa Kemal İngilizlerle, çeşitli zamanlarda temas aramıştır.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 121, 122) kitabından birebir alınmıştır

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (2007): Türkiye çapında pek çok vatansever asker, siyasetçi İngilizler tarafından toplanıp Bekirağa Bölüğüne konuldu İngiltere Dışişleri 25 yılını dolduran tüm gizli belgeleri açıklıyor, Türkiye ile ilgili olanlar uluslararası diplomatik sorun oluşturacağından bizim ile ilgili belgeleri açıklamıyor.  

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (2007): İnanılmaz bir demeç.

  • “Kâzım Karabekir Paşa’nın 15. Kolordusundan başka, öteki Kolordular bir iskelet haline getirilir.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 111) kitabından birebir alınmıştır

    BAKKAL’IN NOTU (2007): 15. Kolordu’nun Sovyet yayılmacılığına karşı bir güç olarak bulunması, İngiltere’nin de yararına olmalıdır.

  • “İngiliz İmparatorluğu için Türkiye ile savaşın özel bir önemi vardır. Osmanlı Halifesi, İslam dünyasının başı idi ve İngiltere İmparatorluğu içerisinde her şeyden çok Müslüman vardı. Ayrıca Türk İmparatorluğu deniz yollarının üzerinde duruyordu. Gidiş-geliş yolları ve Doğu’daki prestijimiz açısından, Türklerin bize savaş ilan eder etmez yenilip itibarlarını yitirmeleri çok önemli idi. Türk Ordularının üç sefer yılı boyunca, eş koşullar altında bizi arka arkaya bir takım savaşlarda yendikten sonra yenilmiş olmaları, Doğuluların kafalarında kötü bir izlenim bırakmıştır.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır

    BAKKAL’IN NOTU (1993): 1.Dünya Savaşında Osmanlının 22-23 milyon, İngiltere’nin 450 milyon nüfusu var. İngilizler Mütarekeden sonra bile yani Osmanlının ölüsünden bile çekiniyorlar.

  • “Mustafa Kemal’in Falih Rıfkı Atay’a anlattığına göre: “Enver Paşa Mustafa Kemal’e “Hindistan’a sefer yapmak isteyip istemediğini” sorar. Emrine üç Alay asker verebileceğini söyler. Mustafa Kemal Paşa reddeder. Talat Paşa neden reddettin diye sorunca Mustafa Kemal “Eğer böyle bir şeye imkân olsaydı sizin emrinizi beklemezdim, kendim gider kuvvet bulur, Hindistan’ı fetheder, İmparator olurdum” der.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır

  • “1898’de Şam’da Selahattin-i Eyyubi’nin türbesini ziyaret eden Alman İmparatoru: ” ..30 milyon Müslüman inanmalıdır ki, Alman İmparatoru her zaman onların dostu olacaktır. “

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Teşkilat-ı Mahsusa (Özel kuruluş, MİT) tam bir ihtilalci örgüt, sömürge devletlerdeki İslami ve milli mücadeleleri örgütlemiştir. Enver Paşa Teşkilat-ı Mahsusa ile bir yandan İslam ihtilâlleri planlayıp dururken, Almanya da buna çanak tutuyor hatta finanse ediyordu.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır

  • “31.07.1908, Meşrutiyetten bir hafta sonra, İngiltere Dışişleri bakanı Sir Edward Grey Büyükelçisine şu mesajı gönderiyor: “Ola ki Türkler gerçekten meşrutiyeti kurar ve onu yaşatıp güçlendirirlerse… bunun Mısır’daki etkisi müthiş olur ve ta Hindistan’da dahi kendini duyurur. Türkiye’de iyi işleyen bir meşrutiyet var iken ve orada işler iyi giderken, bizim, aynı şeyi isteyerek ayaklanan Mısır halkına karşı silah kullanmamız, çok büyük hata olur.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 54) kitabından birebir alınmıştır

  • BAKKAL’IN NOTU (2007): 1908, İngiliz Büyükelçisi Sir Gerard Lowther İstanbul’a geldiğinde, büyük saygı gösterisiyle karşılanıyor, hatta bindiği arabayı atlar değil de halk çekiyor. Alçalmanın ölçüsü kaçmış.

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 52) kitabından not olarak alınmıştır

  • “Abdülhamit’in Bağdat demiryolunu 1902’de Almanya’ya vermesi, İngiltere’nin yaşamsal çıkarlarını tehdit ediyor ve Abdülhamit’in Almanya tarafından desteklenen İslam Birliği politikası Osmanlı’nın idam fermanı oluyor.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi 1, Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf.42) kitabından birebir alınmıştır.