Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Celalettin Arif Bey’in (1) bana ilk verdiği haber, Mustafa Kemal Paşa’nın çok kötü bir çevresinin olduğu, … Mustafa Kemal Paşa’nın Doğu harekâtına taraftar olmadığını ve Doğu Ordusunu Batı’ya çekmek arzusunda olduğunu… bildirdiler.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 837) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Celalettin Arif Bey, 1908’de açılan 2. Meclisi Mebusan’ın Reisi, B.M.M’de de Meclis Başkanı Mustafa Kemal’in vekili ve Erzurum Mebusudur. Erzurum’a gelişi sorun olmuştur.

  • “Mustafa Kemal bir Amerikalı Şaire, barıştan sonra kalpağını hediye etmiş ve O’da alaycı bir şiir yazmış ve her yerde alay etmiştir. Yazık ki gazetelerimizde de bu şiir tercüme edilerek yayınlanmış fakat gerçek, neden sonra anlaşılmıştır.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 821) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal’in karargâhının bir kumarhane, bir sefahat yuvası haline gelmesi doğru mu idi?”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 809) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKALIN NOTU (1993): Karabekir Paşa bu durumu bir şifre yani gizli yazı ile Kemal Paşa’ya bildiriyor.

  • “Yunanlılar Trakya’yı işgal etmiş. Oradaki Kolordu dağılmış. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Paşa attan düşmüş, halk ta korkusundan onu Yunanlılara teslim etmiş.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 801) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Bütün hayatım süresince şunu gördüm ki: Belirli usul ve haklara dayanarak kademe kademe yükselmeyip te bir hamlede birkaç merhale (aşama) atlayanlar, dengesini kaybediyor. Dehâsı (olağanüstü aklı) sayesinde oraya çıkmaya hak kazandığını zannediyor.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 772) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bence Padişahları da başkanları da yanlış işlere yönlendiren tek şey, “Her işi sorumlu ve ilgili olana vererek ve ona güven ile onun fikrine saygı.” gereğini anlayamadıklarından ileri geliyor.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 764) kitabından birebir alınmıştır.

  • “23 Haziran 1920’de harekât yapacaktık (Ermeni Savaşı) gece harekâtın tatili emrini verdiler ve 5 Temmuz’da yeniden Batı’ya bir Fırka göndermekliğimi istediler.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 754) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Karabekir Paşa 23 Haziran 1920’de Ermeni Harekâtını başlatıyor. Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa telgraf ile harekâtı durdurma emri veriyorlar ancak harekât durdurulmuyor ve çok önemli bir başarı elde edilerek, bu savaşı yapan birlikler ile Anadolu’nun kurtuluşuna büyük askeri destek veriliyor.

  • “Bolşevikler bilmiyorlar mı ki öncelikle Laz denilen insanların toplamı 40.000’i aşmaz ve bunlar Batum ile Rize’nin hayli doğusundaki bir bölgede sakindirler (yerleşiktirler). İlkel bir kavim olan 40.000 kişinin, dünyanın hiçbir yerinde oyları (1) sorulmaz. Sonra, Kürtlerden bahis ne demektir? Gerçi Genel Harpten önce (1. Dünya Savaşından önce)bütün dünyada 3 milyon kadar Kürt vardı. Ve çoğu, yani 2 milyona yakını Türkiye’de idi. Bunlardan Rusya’da birçoğu Elviyei Selase’de (Üç vilâyet; Batum, Kars, Ardahan.  Vilâyeti Sitte veya Elviyei Sitte; Yani altı Vilâyet; Erzurum, Harput, Diyarbakır, Sivas, Bitlis, Van, Bunlar Ermenilerin yoğun oldukları yerler. 2009) 300.000, İran’da 700.000 kadar vardı. Fakat Türkiye’dekilerin yoğun olarak bugün mevcudu, bir milyonu belki biraz aşar. Birçokları Rus işgali altında açlık ve sefaletten mahvoldu. İlkellikte Lazlardan geri olan Kürtler, örneğin ayrı oy verseler bu zavallılar başka bir millete yem olmayacaklar mı? Genel Harpten önceki Ermeni nüfusu da Kürtler gibi üç milyon civarındadır. Çoğu Rusya’dadır.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 752, 753) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1993): Burada oy derken milletlerin kendi kendini idare etme hakkı kastediliyor.

     

  • “Van Valisi Mithat Bey bir harabeden  ibaret olan  ve halkı derin üzüntü ve matemler içerisinde yaşayan Van’a pokercilik, içkicilik, Ermeni kadınları ile yaşamak usullerini öğretmekten başka bir şey yapmamıştır…. Ankara’ya alındı. Tekel Genel Müdürlüğü’nde önemli bir yolsuzluk ortaya çıktı. ..Fakat bu önemli konu kapandı. Mithat Bey, Kılıç Ali Bey’in eniştesi olmuş, ikinci Meclis’te de mebus olmuştur.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 749) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal Paşa’nın işi vurmak, kırmak, ezmek, çiğnemek gibi gördüğüm eksikliklerini uygun düştükçe içten öğütlerimle düzeltmeye uğraşıp duruyordum. İlk hamlede bu tabiatından (huyundan) dolayı herkesi aleyhine düşman ediyordu. … Mahalli isyanlarda da önce evham (derin endişe), korku, sonra şiddetli ve yanlış hareketler, isyanları kolaylaştırıyordu. … Eğer tesadüfen Anadolu’ya gelmeseydi, belki de Kuvayı Milliye aleyhine harbe girerdi.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 708) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’nın 6 Mayıs 1920 tarihli cevabi yazısı müthiş bir gerilemedir. Ermenilere karşı yapılacak harekâtın mahzurları (sakıncaları) sayılarak hareketten vazgeçiliyor. Hâlbuki bu hareketin gerekli olacağı bir yıldan beri söylenmiş, tartışılmış ve özellikle İstanbul olayında (İstanbul’un 16. Martta işgali olayı) Mustafa Kemal Paşa hararetli olarak uygulama zamanı ve imkânı hakkında fikrimi soruyor, daha doğrusu zamansız teşvik ediyordu. .. Nisan ortalarında ise başlamaklığımız hakkındaki görüşüm de onaylanmıştı. Doğu hareketini, Heyet-i Temsiliye halinde iken, Mustafa Kemal Paşa’nın, mevsime ve şartlara bakmadan istemesi, İtilaf Devletlerinin İstanbul Meclisi ve Hükümetini imhaya (ortadan kaldırmaya) sebep olsun diye istediğinden şüphem kalmamıştı. Şimdi milli bir Hükümetin reisi olan Mustafa Kemal’in doğu hareketi ile elde edeceği bir şey kalmamıştır. Aksine parlak bir zaferin yerini sarsacağından endişe ediyor. Haberleşmelerle zaman geçirdiğimiz bu günlerde önerim gereği harekete geçseydik, birliklerim en geç 31 Mart 1921 İkinci İnönü Savaşına, hiç değilse Eskişehir’in düşmesinden önce mutlaka Batı’ya yetişebilecek ve olası idi ki Sakarya ricatı da (bozgun şeklinde geri çekilme)olmayacaktı. Sonuçta kesin zafer de belki bir yıl önce olabilirdi.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 701 ile 705 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gümüşhane milletvekili Zeki Bey Trabzon içerisinde faaliyet yapmak üzere İstanbul’dan hareket etmiştir. Gelmekten çekinmesi halinde hal ve hareketlerinin sıkı gözetim altına alınarak halkı fesada teşebbüsü (yeltenmesi) halinde hemen tevkifi ile hakkında tutuklu vaziyette iken Hıyanet-i Vataniye Kanununun tatbik edileceği …

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 649) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU 1993): Bu Zeki Bey demokrat bir insan. Erzurum Kongresinde Mustafa Kemal’e “Üniformanı çıkar diyen da öyle gel!” diyen adam. Mustafa Kemal onu, İnebolu’da karaya çıkar çıkmaz tutuklatıyor. Fakat suçlu bulunamadığından serbest bırakılıyor. Birinci ve ikinci mecliste Mebus oluyor.

  • Tarihimizde bu kadar koyu bir taassuplu (tutuculukla) dini törenle bir meclis açılmamıştır. …acaba yer yer başlayan ayaklanmalara karşı bir sigorta mı olacağı düşünüldü? Ne olursa olsun inanç ile taassubu milli meclisin başlangıç gününden ayırmak daha ihtiyatlı (tedbirli) olurdu. Yani ne cuma gününü seçmeye ve ne de bu kadar velveleye gerek yoktu. Gösterilen bu taassubun devamı mümkün olamayacağından, aksi etkisi daha tehlikeli olabilir. Milli Meclis 23 Nisan Cuma günü pek dindarâne, daha doğrusu, dervişane bir törenle açılmıştır. … 23 Nisan 1920’de 200 civarında Mebus ile açılıyor. Mustafa Kemal Paşa 10 muhalif oya karşı Meclis Başkanlığına seçiliyor.

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 627) kitabından birebir alınmıştır.

  • Padişah, 11 Nisan 1920’de bir emir ile Meclis-i Mebusan’ı kapattığını söylüyor. 

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 578) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1- Meclis-i Mebusan Ankara’da toplanacaktır.

    2- Meclis üyeleri medeni cesaret, fikri yetenek, dini selâbet (dini kökeni temiz) ve milliyetçilik gibi niteliklere sahip olmakla birlikte 25 yaşından küçük olmayıp, kötü şöhrete sahip olmamaları şarttır……  

    4- Gayri Müslimler seçime katılmayacaklardır.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 514) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal Paşa zannediyor ki İstanbul Meclisi her şeye boyun eğecek ve bir sulh kabul ederek kendilerini boşlukta bırakacak. Bu yanlış tahmin ile gereksiz işlerle açık bir biçimde meşgul görünerek İstanbul’da olay çıkmasını hızlandırmaya çalışıyorlar.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 453, 454) kitabından birebir alınmıştır.

       

  • “İsmet İnönü 20 Ocak 1920’de Ankara’ya geldi. 23 Ocak 1920’de tekrar gitti. 6 Mart 1920’de İstanbul’un işgalinden sonra tekrar Anadolu’ya geçti. 6 Nisan 1920’de Ankara’da.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 417) kitabından birebir alınmıştır.

  • “27.12.1919 Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Çok Mahrem (gizlidir):

    “Rawlinson geldi görüştük. Görünürde 15. ve 13. Kolordularda Ateşkes şartları oluşturulmuş mu araştırması. Fakat asıl görevi, gayri resmi olarak haricin ve dâhilin, hatta hükümetimizin dikkatini çekmeksizin benimle görüştükten sonra sizinle görüşmektir. Lord Gurzon (İngiltere Başbakanı) demiş ki: ‘Türkiye’de şimdiye kadar kuvvetli bir hükümet göremediğimizden, barış mümkün olmadı. Mevcut hükümette (İstanbul’daki hükümet) bile bir kuvvet görmüyoruz. Milletin güvenine mazhar (layık) olan Mustafa Kemal Paşa’nın da Barış Konferansında bulunmasını veya barış kararlarına mutabık (kabul etme) kalmasını gerekli görüyoruz.” (1) ….Milet Meclisimizin toplanmasına bir şey kalmadı. Millet ve buna dayanan bir Hükümeti yakın zamanda karşınızda bulacaksınız dedim.  Rawlinson dedi ki: “Bugün İngiltere’deki pek güçlü partiler Türkiye’nin varlığına ve bağımsızlığına çok taraftardırlar. Asya sömürgelerimizin huzurunun ancak bu şekilde mümkün olacağını İngiltere Hükümeti de kabul etmiştir. (2) Diğer devletlerin Türkiye’yi taksim etme (kısımlara ayırma) arzusuna rağmen bu, olmayacaktır. İngiltere Türkiye’nin varlık ve istiklâlini temin ve ekonomik gelişmesine çalışacaktır. Yalnız, endişe edilen nokta, birçok fedakârlık yapıldıktan sonra Türkiye’nin yine bir gün İngiltere’nin düşmanları tarafına geçivermesidir. İşte bu endişe dolayısıyla İngiltere, Türkiye dâhilinde hakiki dostu olacak simalarla (yüzlerle, kişilerle) anlaşmak istiyor. Bunların da tabii Türk milletine nüfuzu (etki gücü) olan kişiler olması lâzımdır

    Ben dedim ki “Türkiye’yi kazanırsanız bizim birkaç subay ve ulemamızdan (okumuşlarımızdan) oluşan bir heyetimiz, sizin yüz bin kişinizin söz dinletemediği yerlerde sükûnet yapar. (3) Tabii aksi de aynı kuvvette. Endişenize gelince, iyi biliniz ki… bugün milletimizin idrak eden veya etmeyen her ferdi, İngiliz dostluğu tarafındadır.” (4) Rawlinson dedi ki:” Biz de bunu anladık, şimdi sizin özel fikrinizi soracağım. Meselâ Cumhuriyet mi iyidir yoksa padişahlık mı? Meselâ ben Cumhuriyet taraftarıyım. Krallık, imparatorluk modası geçti. .. Millet kendi işini kendi görür. (5) 

    Cevaben dedim ki: ” … bize Cumhuriyet olmaz, çünkü geleneksel padişahlığa karşı saygı ve sevgi çoktur. Sonra, biz henüz on yıllık bir meşrutiyete sahibiz… Avrupalılar gibi pek ileri düşünemeyiz.” (6) İstanbul’un durumu, başkentin neresi olacağı konusunu Rawlinson gündeme getiriyor ve İstanbul dışında bir başkent istiyor. (7)

    Dedi ki: “… siyasi açıdan meselâ Bursa’da olacak bir hükümet her şeyden serbesttir.”  Ben dedim ki: “İstanbul’da hükümetimizi serbest bulundurmayacak olanlar Bursa’yı da uzak görmezler. İstanbul aslında bizim geleneksel ve tek yerimizdir.” O dedi ki: “Demek Padişah yine hükümete karışacak, meselâ, halife olarak siyasete karışmasın nerede oturursa otursun tarzını düşünmüyorsunuz. Yani, hükümet eskisi gibi kalacak.”   Ben dedim ki: “Bu bizim Kanun-i Esasimizdir (Esas Kanunumuz yani Anayasamızdı) Bunun da kaldırılması bir sebep altında, ancak millete giderek olur.” Bu görüşmede bu bahsi kapatmak için “Ben bu gibi şeyleri şimdiye kadar hiç düşünmemiştim.” dedim. .. Ben “Kafkas hükümetleri ne olacak?” diye sordum. Dedi ki: “Çeşitli milletler Batum için birbirine girecekler.”  Ben dedim ki: “Ya İzmir, Antalya, Adana ne olacak? Ermeni Hükümeti kurulabilecek mi? Özellikle Rusların Kafkasya’ya gelmesi durumunu göz önüne alınarak..” O dedi ki: “En önemli konu İzmir’dir. Antalya ve Adana bunun yanında hiçtir. İzmir’in boşaltılması ile beraber oraları da kesinlikle ve suhuletle (barış içerisinde) boşaltılır. İzmir için ısrar edenler çoksa da Yunanlıların ne parası ne adamı vardır. Biz de bütün güçlerimizi artık çektik. Bununla beraber İngiltere kamuoyu Yunanlıların aleyhine dönmüştür. Nasıl olsa İzmir’den çıkartılacaklardır. Ermenilere gelince değil sizin tarafa geçmek daha öbür tarafta bile tutunamıyorlar.” … Rawlinson ”Kesin olarak söylerim ki Pontus filan yoktur. Rumların ne şarlatan bir millet olduklarını bilirsiniz. … Endişelerimizi de söyledim. Güçlü şahsiyetlerle çalışmak istiyoruz. .. İstanbul’da iken işittim ki Müdafai Hukuk’ (8) muhalif güçler varmış siz biliyor musunuz?” Ben dedim ki muhalif güç yoktur. Fakat Rum ve Ermeni tohumu bir kaç kişi ve bir kaç gazetenin büyük paralar karşılığı yaygarası vardır ki tabii söz konusu etmeye değmez.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 384 ile 386 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (2007) Ülkenin bir Hükümeti var, Mustafa Kemal’i hangi sıfatla Barış Konferansına çağıracaklar?

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (2007) Rusya’daki ihtilalden sonra İngiltere’nin bu stratejisi doğrudur. BAKKAL’IN YORUMU (3) (2007): Yani bizim halkımız sürüdür diyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (4) (2007): Yazıklar olsun, bu, politik veya diplomatik bir konuşma değil. BAKKAL’IN YORUMU (5) (2007): Yani diyor ki, sen, devletine ihanet etmeye, var mısın?

    BAKKAL’IN YORUMU (6) (1993): İngiltere’nin de idaresi meşrutiyetti. Kâzım Paşa isterim ama milletimiz kabul etmez diyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (7) (1993): Rawlinson İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Gurzon’un kardeşi. Osmanlı Devletinin yıkılıp yerine başka bir devletin kurulacağı kesinmiş gibi diğer konular görüşülüyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (8) (2007): Müdafai Hukuk: Dünya Savaşından sonra Osmanlının istihbarat örgütü olan Teşkilat-ı Mahsus tarafından düşman işgaline karşı kurulmuş direniş örgütü.

  • (Sivas’ta 13 Aralık 1919’da Fevzi Paşa anlatıyor:)

    “Zannediyorum ki İstanbul’daki Kürtlük Merkezi kötülüğe çalışmıyor. İtilaf devletleri (İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya vs.) Türkler aleyhine olduğundan, eğer “doğu illerinden Türkler çekilsin” derlerse, Kürt Milliyetçiliğini göstererek, Ermenileri buraya sokmamak için çalışıyorlar. İstanbul Kürt Cemiyeti muhterem insanlardan oluşmuştur.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 375) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU: Bu cemiyet tarihlerimizde bölücü gibi bahsedilen Kürt Teali Cemiyetidir. Bu akıllıca bir stratejidir. Kürtler için de İngiliz oyuncağı olmamak adına akıllıca bir strateji.

  • “Bütün Kürtlük bölgesinde, en önemli manevi güç: Din. Teşkilata dâhil bazı reislerin düzenli aylıklarını vermek de maddi güç idi.

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 371) kitabından birebir alınmıştır.