Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Kürdistan’ı Ermenistan yapmak istiyorlar, fakat Kürt kardeşlerimizi çiğnetmeyeceğiz, diye, bütün Kürtleri şerbetlemiştim.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İngiltere’nin Türkiye’deki toplam askeri gücü, bir fırkadır.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007); Bir Fırka yaklaşık 7.500 kişi olmalı.

  • “Mustafa Kemal Paşa Halit Bey’e (Deli Halit Paşa’ya) diyor ki; “Sen de ben de menkubuz (görevden alınmışız), İstanbul Hükûmeti bizi istiyor. Günün birinde Karabekir bizi tutuklayıp İstanbul’a gönderebilir. İkimizin istikbali (geleceği) aynı düşünmeye ve aynı çalışmaya bizi mecbur ediyor. Karabekir’e itimat etme (güvenme). Şu şifreyi (gizli parola) al, icabında doğrudan duruma hâkim olmayı sağla. Gerektiğinde talimatı ve işleri sana yazarım.” diyor. Bunu bana bizzat Halit Paşa 1924’de Ankara’da anlattı.

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 78, 79) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1993) Mustafa Kemal Trabzon Kumandanı Halit Paşa’yı Karabekir’e karşı kullandı. Deli Halit Paşa sonra Meclis’te feci şekilde öldürüldü.

  • “Erzurum Kongresi sırasında Mustafa Kemal Paşa aleyhinde müthiş propagandalar oluyordu. Mustafa Kemal Paşa, azlolunmasına ve kendisinin de askerlikten istifasına rağmen, ne üniformasını ne de Padişah kordonunu (Vahdettin’in Yaveri olduğunu simgeleyen bir kordon) atamıyordu. Erzurumlular nihayet (sonunda)  şu kararı bana, Müdafi Hukuk Reisi Hoca Raif ve azadan (üyelerden) Necati Bey vasıtası ile (aracılığıyla), Mustafa Kemal Paşa’nın ikametgahında (kaldığı yerde) tebliğ ettiler (bildirdiler); ..”Biz, Mustafa Kemal Paşa’nın kongreye gelmesinin bizim için iyi mi kötü mü olacağına karar veremedik. Aleyhte birçok sözler vardır. .. Siz girsin derseniz seçilecektir, onayınız yoksa kabul olunmayacaktır.” .. Askerlikten istifa ettiği halde hala üniforma ve yaver kordonu taşıması ihtirasına delilmiş. Kumandanlık üniformasını tahakküm (hükmetmek) için taşıyormuş. Bu cereyan (akım) Mustafa Kemal Paşa’nın kulağına da gidiyordu. Ve tabiatıyla ıstırap ve endişe içinde kıvranıyordu. Erzurum Kongresi olmadığı takdirde bir hiç olacağını kendisi de söylemişti. (1)

    Kongreye Mustafa Kemal Paşa başkan seçildi. Başkanlık kürsüsünde Miralay üniforması ve Padişah kordonu ile çıkması, kendisini uygunsuz bir duruma maruz bırakıyor. Gümüşhane delegesi Zeki Bey Başkanlık kürsüsündeki Mustafa Kemal Paşa’ya hitapla; ‘Paşa, önce arkanızdaki elbisenizi ve göğsünüzdeki kordonunuzu çıkartınız da sonra başkanlığa başlayın. Tahakkümden korkuyoruz.’ diyor. Kemal Paşa çok zor durumda kalıyor. O akşam üniformayı atmaya mecbur oldu.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 78) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1)(1993): Kâzım Paşa, Mustafa Kemal Paşa’nın Kongreye katılmasını ve hatta başkan seçilmesini istiyor. Zeki Bey Meclis’te de demokrat tavrını sürdürüyor.

  • “24 Haziran 1919’da Posta Telgraf Müdürü Refik Halit (Karay) Bey (1) telgrafhanelere ilan ediyor ki, “Mustafa Kemal Posta ve Telgraf işlerine karıştığı için azlolunmuştur (3. Ordu Müfettişliği görevinden alınmıştır) telgraflarını kabul etmeyiniz.” diyor. Akşam Mustafa Kemal Paşa’nın yanına gittim, yine mabeyin (Padişah Özel Kalemi) ile muhabere edildi (haberleşildi). Başkâtip Fuat Bey, Kemal Paşa’ya, görevine son verildiğini bildirdi. Ben, istifayı uygun görüyordum. Bütün çevremiz de bu fikirde idi. Azledilmesinin ordu ve halk üzerinde kötü tesir yaratacağından korkuyordum. … Nitekim de öyle oldu, Kemal Paşa pek üzgündü.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 61 ile 68 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2012); Roman yazarı, Karaim Yahudilerinden.

  • BAKKAL’IN NOTU (1993): 1 Haziran 1919’da İsmet Paşa, Kazım Karabekir Paşa’ya mektup yazıyor ve Amerikan mandasından bahsederek desteklediğini belirtiyor. 07.06.1919’da Hüsrev Gerede, Havza’dan Mustafa Kemal’in yanından Kâzım Paşa’ya mektup yazarak Amerikan mandasını uygun bulduğunu belirtiyor.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Manda: Yabancı bir kelime, İngilizcesi Mandate, Fransızcası Mandat. Birinci Dünya savaşından sonra kimi az gelişmiş ülkeleri kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek üzere bir büyük devlete verilen vekillik.

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 55 ile 57 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 23.06.1919’da Mustafa Kemal Amasya’dan Kâzım Karabekir’e telgraf çekiyor:

    Bolşevizm’in (komünizmin) anlaşılması ve görüntüsü dahi müzakere edilerek (görüşülerek), esasen Kazan, Orenburg, Kırım vesaire gibi (ve diğerleri gibi) İslam ahalisi bunu kabul ederek, diyanet (din işleri), anane (gelenek) gibi işlerle zaten alakadar olmadığından (ilgilenmediğinden) bunun memleket için bir sakıncası olamayacağı düşünüldü.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Şevket Turgut Paşa 1339’da (1923) İstanbul’da görüştüğümüz zaman, şu izahatı verdi (açıklamayı yaptı); “Senin Erzurum Kongresinde Milli birlik ve milli mukavemeti (direnişi) hazırladığını biliyordum. Kemal Paşa’nın senin istirkabla (rekabet ederek) işi bozacağına ve şahsını esas tutarak (öne çıkararak) ‘Benden sonra tufan’ düsturu ile çalışacağına yalnız ben değil Fevzi (Çakmak) Paşa da iman ettiğimizden Kemal Paşayı da İngilizler istediğinden, seni müfettişliğe getirmeyi düşündüktü.” dedi.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Mustafa Kemal’i Anadolu’ya gönderdikleri zamanki hükûmet mensuplarının düşünceleri buymuş.

  • “Trabzon Metropoliti Hrisantos 2 Mayıs 1919’da Paris sulh (barış) konferansına verdiği muhtırada; “Aynı mıntıkanın (bölgenin)Müslüman ahalisi 232 bini Lazistan sancağına ait olmak üzere 1.068.000 kişidir. Pontus mıntıkası için 836 bin Müslüman kalıyor. Pontus Müslümanları çeşitli millettendirler; 340 bini hakiki Türk, 200 bini Sürmeneli, 50 bini Kafkasyalı, 200 bini Oflu, 5 bini Stavriyondur. Stavriyonlar Hıristiyan’dır. .. Oflu ve Tonyalılar kendilerinin aslen Rum olduklarını unutmamışlardır. Ofluların Müslüman edilmesi 180 yıllıktır. Bunlar henüz Hıristiyan adetlerini ve İncil-i Mukaddes’i muhafaza ediyorlar. Kadınları sadece Rumca konuşurlar.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 26) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (1993): Kâzım Karabekir Paşa, Gülcemal vapuru ile İstanbul’dan Anadolu’ya hareket etmeden bir gün önce, 11 Nisan 1919 günü Mustafa Kemal Paşa ile ameliyatından sonra hasta yatağında görüşüyor, Mustafa Kemal Paşa, Kâzım Paşa’nın Anadolu’ya geçme konusundaki teklifine net bir cevap vermiyor. Paşa’nın ne ameliyatı olduğundan bahsetmiyor.

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 15) kitabından not olarak alınmıştır.

  •  (29.12.1918 günü Zeyrek’te Karabekir’in kardeşinin evinde İsmet Paşa’nın söyledikleri;)

    “Gördün mü Kâzım? Her şey mahvoldu, .. Benim hiçbir umudum kalmadı. Ben kararımı sana söyleyeyim mi Kâzım? Köylü olalım, askerlikten istifa edelim, senin kaç liran var? Birleşelim Kâzım Ağa, İsmet Ağa olalım çiftçilikle hayatımızı sürdürelim. ..” der.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 16) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU: İsmet Paşa bu sırada Osmanlının Harbiye Nezareti Müsteşarıdır. Elini taşın altına koymuyor, Ankara hareketine katılmakta ağır kalıyor.

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): Ali Fuat’a göre Mustafa Kemal Paşa Osmanlı Devletinin geleceği hakkında şöyle düşünüyor: “Osmanlı Devleti’ndeki yabancı unsurlar mutlaka kendi devletlerini kuracaktır. Bu tasfiyeyi meşrutiyet kurulunca Meclis veya meşruti idare yapmalıdır.” diyor. Bu sıralar Olimpos Gazinosunda içiliyor. İran ve Yunanistan’daki ihtilâllerden söz ediliyor ve Mustafa Kemal de o gece sabaha kadar ihtilâlci nutuklar atıp “Neden bir Mustafa Kemal çıkmasın!” diye defalarca bunu söylüyor.

    Alıntı: Sınıf Arkadaşım Atatürk – Ali Fuat Cebesoy (Baha Matbaası 1967- Sf. 118 ile 121 arası) kitabından not alınmıştır.

  • “Sason İsyanını, o zaman yüzbaşı olan (1) Cemal Madanoğlu anlatıyor; “Vergi toplamaya bir askeri birlik ile çıkan Kaymakam, Harbak Köyü’nde Ağa Teteri Bedik’in evine misafir oluyor. Bir Yüzbaşı Ağanın gelinine sarkıntılık edince olay çıkıyor. Köylüler (ağanın adamları) kaymakam ve adamlarını öldürüyorlar.””

    Alıntı: Belgelerle Dersim Raporları – Faik Bulut (1992 – Sf. 212) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2007): Sonra 1970’de askeri darbe yapma hazırlığında yakalanan ve general olarak ordudan atılan Cemal Madanoğlu.

  • (Kanundan, madde madde özet çıkartıldı);  

    Madde 1- Tunceli’ne muvazzaf  (hâlen görevde olan subay) bir Komutan-Vâli öngörülüyor. Bu Vâli Paşa Bakanların hatta Bakanlar kurulunun yetkisine haiz (sahip) olacaktır. (1)

    Madde 2- Vali Paşanın, görevlilerin tayinlerini yapma ve Vilâyetin hudutlarını değiştirme yetkisi var.  

    Madde 9- Cumhuriyet Savcıları hazırlık tahkikatlarında (ön araştırmalarda) hâkimlerin yetkisine haizdirler (sahiptirler) (2)

    Madde 29- Vilâyet sınırları içerisindeki ceza mahkemeleri kararları temyiz edilemez (Bir üst mahkemeye başvurulamaz)

    Madde 31- Vâli ve Kumandan gerekli görürse, kişi ya da aileleri Vilâyet içinde yer değiştirmeye ve Vilâyet dışına atmaya yetkilidir.  

    Madde 33-İdam hükümleri Vali ve Kumandan tecil etmezse (ertelemez ise) infaz olunur. (yerine getirilir)

    Madde 35- Bu kanun hükümleri makabline şamildir. (bu kanundan önce işlenmiş suçları da kapsar, geriye dönük geçerlidir.) (3) 

    Bu kanunun 37 maddesinde 1.1.1940 tarihine kadar yürürlükte kalacağı hükmü olmasına rağmen 4-5 kere bu süre uzatılmış ve 1.1.1947’de yürürlükten kalkmıştır.

    Alıntı: Belgelerle Dersim Raporları – Faik Bulut (1992 – Sf. 238 ile 240 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2007): Tuncelililer hâlâ Vâli’ye Vâli Paşam derler. Demek ki derin korku izleri yaratılmış.

    BAKKAL’IN NOTU (2) (2007): Hukuk da rafa kalktı, hem hâkim hem savcı olacak.

    BAKKAL’IN NOTU (3) (2007): Evrensel hukuk kurallarına aykırı.

  • Yerleşim Kanunu)(14 Haziran 1934) Kanunun dibacesinde (gerekçesinde, ön sözünde) “…Anadili Türkçe olmayan nüfus terekkümlerinin (yoğunlaşmalarının)  men’ine (yasaklanmasına) ve mevcutlarının dağıtılması şekillerine ve bu suretle hars vahdetinin (kültür birliğinin) korunmasına ait tedbirlerin ittihaz (alınması) ve tatbiki (uygulanması) için Hükümete kanuni salahiyet (yetki) alınması düşünülmüştür.”

    Alıntı: Belgelerle Dersim Raporları – Faik Bulut (1992 – Sf. 212) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1992): Bu yasa Mustafa Kemal’in Osmanlı fikrine karşı ortaya koyduğu antitez olan “Türkçülük” düşüncesinin bir uygulaması idi. Bu kanunla halka yer değiştirtmek (tehcir) konusunda, Meclis, Hükümet ve İçişleri Bakanı’na geniş yetkiler verilmiştir.

  • “İstiklâl harbi boyunca Mustafa Kemal hep “Türkiye Milleti” diyor, 1 Mart 1923’de “Türk Milleti” diyor ve 29 Ekim 1923’den sonra hiç Türkiye Milleti demiyor.”

    Alıntı: Belgelerle Dersim Raporları – Faik Bulut (1992 – Sf. 212) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İsyana toplam üç Kolordu ve iki Süvari Alayı katılmıştı.”

    Alıntı: Belgelerle Dersim Raporları – Faik Bulut (1992 – Sf. 210) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Çok büyük bir askeri güç.

  • “Baluşağı Aşiretinden bir kişi  (Bu kişi Samsun’da yaşıyor ve vatansever bir insan) “Laz Topal Osman çok büyük fenalıklar yaptı, her pisliğe bulaştı.”

    Alıntı: Belgelerle Dersim Raporları – Faik Bulut (1992 – Sf. 203) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yiksor (İksor) bölgesine insanları toplamışlar, 550 kişi kadar, tam kurşuna dizecekler,  Fevzi Çakmak geliyor ve bu insanları kurtarıyor.”

    Alıntı: Belgelerle Dersim Raporları – Faik Bulut (1992 – Sf. 202) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bexteran (Bahtiyar) aşireti Reisi Şahin Bey’in üvey kardeşi Pırço (Şahin Bey’in) kafasını keserek Hükümete teslim etti. Seyit Rıza kendiliğinden teslim oldu, Aşireti ve Yusufan ve Demenan Aşiretleri teslim olmaması için çok baskı yaptı.”

    Alıntı: Belgelerle Dersim Raporları Faik Bulut (1992 – Sf. 199) kitabından birebir alınmıştır.