“İsmet’in Anadolu’ya geç gelmesinin sebebi yeni evli oluşuydu.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 578) kitabından birebir alınmıştır.
“İsmet’in Anadolu’ya geç gelmesinin sebebi yeni evli oluşuydu.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 578) kitabından birebir alınmıştır.
“Ferit Paşa (Sadrazam Damat Ferit) işgal kuvvetlerine karşı bir kuvvet elde etmek ihtiyacını hissetmiş. Bir rivayete göre de bu ihtiyacı hisseden Vahdettin’miş. Bu kuvvet Anadolu’da, Ordular ve halktan askeri bir kuvvet yapıp bunu işgal kuvvetlerine ve Padişah’a muarız (arızalı, karşıt) gösterip bunlara istiklâl (bağımsızlık) talep ettirmekmiş (istetmekmiş). Bu projeyi fiile (uygulamaya) çıkartmak için Mustafa Kemal’i uygun görmüşler. Padişah Mustafa Kemal’e para vermiş. Keza Hükûmet bütçesinden de ona birkaç bin lira vermişler ki bunun ilmühaberini (yazısını) Paris’te Republique, Enchance gazeteleri yayınladı. Padişah ve Ferit Mustafa Kemal’i çağırmışlar, işi söylemişler. Kendisini memur edip, eline de bir ferman vermişler. Aynı zamanda bu işi yapacağına ve kendisine verilen emirleri dinleyeceğine, bir gün emir verilince vazgeçeceğine dair namusu üzerine de yemin ettirmişler.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.565-566) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (2007): Alıntı: “Mütareke, Mondros Ateşkes anlaşmasından sonrası günlerinde Mustafa Kemal İngilizlere yakın görünmeye önem vermiştir. Ünlü casus Rahip Frew ile ahbaplık etmiş, İngiliz yetkililerle temas kurmaya çalışmıştır. Pera Palas otelinde Daily Mail muhabiri Word Price’tan kendisini İngiliz yetkililerle konuşturmasını istemiştir. Word Price’a göre Mustafa Kemal şöyle der: “Eğer İngilizler, Anadolu için sorumluluk kabul edecek olurlarsa, İngiltere yönetiminde bulunan tecrübeli Türk Valileri ile çalışmak gereğini duyacaklardır. Böyle bir yetki çerçevesinde, hizmetlerimi sunabileceğim uygun bir yerin mevcut olup olamayacağını bilmek isterim.” diyor. World Price bunu İstihbarat Subayı Albay Heywood’ a iletir., o, “İşsiz Türk generalleri kendilerine iş arıyorlar ” diye üzerinde durmaz. Mustafa Kemal’in 17 Kasım 1918 tarihli Minber gazetesinde demeci çıkar: “İngilizlerin Osmanlı Milletine gösterdikleri saygı ve insanlık karşısında, yalnız benim değil, bütün Osmanlı Milletinin, İngilizlerden daha çok iyiliğini isteyen bir dost olamayacağı inancıyla duygulanması pek doğaldır.” diyor. 18 Kasım 1918 Vakit Gazetesinde Mustafa Kemal:” Britanya Hükümetinin, Osmanlılara karşı olan iyi niyetinden kuşku duymak istemem.” diyor. … İngilizlerle anlaşmak üzere olduklarını söyleyen Sadrazam Damat Ferit’in bakanlarını hemen kutlar ve çok sevindiğini belirtir. Damat Ferit, Baş tercüman Ryan’a Mustafa Kemal’le yemek yediğini, bağlılığı konusunda ondan yeterli teminat aldığını, onu bağlı bir subay ve centilmen saydığını belirtir. Böylece Samsun yolu açılır. Gazeteci Clair Price, Mustafa Kemal için,” Biz onun hem müttefiklerin hem de Osmanlı Hükümetinin temsilcisi olup, daha sonra Erzurum Valiliği yapmak üzere düşünüldüğünü biliyoruz.” diyor. 5 Mart 1920’de İngiltere Başbakanı Llyod George, Mustafa Kemal’den Erzurum Valisi diye söz ediyor. Kurtuluş Savaşında da Mustafa Kemal İngilizlerle, çeşitli zamanlarda temas aramıştır.” Doğan Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi I – Sf. 121 ve 122
“Suriye’ye tayin ediliyor. İngilizlere müthiş surette mağlup oluyor, orada İsmet’te bir Kolordu Kumandanı. (Mustafa Kemal) az kalsın esir oluyor. Ali Fuat ve İsmet kurtuluyor perişan Anadolu’ya kaçıyorlar. Mustafa Kemal bu yenilgiden sonra İstanbul’a geliyor. Hem de İzinsiz. Perişan ordu enkazını arkasında bırakarak. Bu Ordu İngilizlere 65.000 esir vermişti. … Hürriyet ve İtilaf Fırkasına giriyor. O zaman eski Konya Mebusu Zeynel Abidin Hoca Partinin en nüfuzlu adamı. Ondan İstanbul Merkez Kumandanlığını istiyor.. Tabii vermiyorlar.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 564) kitabından birebir alınmıştır.
“İtalyanların Trablus’a saldırısında Fethi ve Enver gibi bu da oraya gidiyor, fakat bir iş görüp kendini gösteremiyor. Orada gözünde “iritis” hastalığı oluyor. Bu hastalık frengiden olur.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 562) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1994): Frengi cinsel ilişki yolu ile bulaşan, o zamanın şartlarında ölüme kadar götüren kötü bir hastalık. Halen frengi mikrobu taşıyan insanların evlenmesine müsaade edilmiyor.
“Mustafa Kemal Sivas’tan Ankara’ya geleceği zaman (Aralık.1919) Ali Fuat Paşa onu himaye etmiş (korumuş) ama Ankara Valisi Ref’i Cevat’ın babası Muhittin Paşa, İngilizlerin adamı olduğundan, Vali’yi ortadan kaldırmak gerekmiş. Kırşehirli Rıza’ya söylemişler. Beş on atlı ile gelmiş Vali’yi şehirde gezmeye çıkarmış, Çankırı kapısının yakınında pusu kurmuş, Vali’yi yakalayıp götürmüş. Bunun üzerine Mustafa Kemal Ankara’ya gelebilmiş. Ama Mustafa Kemal bu kere de Rıza’ya iftira edip İngiliz casusu diyor. İlgisi yok. Rıza’nın yüreğinin içini öğrendim, aksine pek vatanperver. İş açık, Mustafa Kemal bu adamdan, kendisini de bir gün yakalayıp dağa götürür diye korkuyor. … Beş altı yıl sonra zavallıyı hiçbir sebepsiz darağacında sallandırıverdi.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf.537) kitabından birebir alınmıştır.
“Mustafa Kemal gece gündüz içiyor, bol ve açık fuhuş yapıyor.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 537) kitabından birebir alınmıştır.
“Namuslu bir adam, pek fazla bir taassup (dini tutuculuk) halinde dindarlığı var.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 535) kitabından birebir alınmıştır.
“Bir gün bir çeyrek saat sokaktan geçenleri saydım. Üç insan ile 25 eşek geçti. Dedim; “Burada eşek daha çok.” Gülüştük. Eşekler ekseri yaya kaldırımından, köylü ise caddeden yürüyor.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 534) kitabından birebir alınmıştır.
“İstanbul’da meclis kapanınca Mustafa Kemal her tarafa emirler vermiş. Her şehirden adeta sokaktan toplarcasına beşer kişiyi Mebus diye yollamışlar. Bu mebuslardan bir kısmı da korkup gelmemiş, zorla yollamışlar. Meselâ Sinop’tan Arnavut Rıza köye kaçıp saklanmış, jandarma ile bulup yollamışlar.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf.534) kitabından birebir alınmıştır.
“Kaymakam Mahmut Bey Geyve’de Mustafa Kemal’in mektubunu sunuyor, “Siz İngiliz aleti, vatan hainisiniz.” yazılı. Ankara’ya vardık, Mustafa Kemal ile görüştük. Anlattık. İstanbul ile ilişkiye hiç yanaşmıyorlar.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf.522) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (2007): Nasihat Heyeti diye gelmişler; Rıza Nur ve Yusuf Kemal Tengirşek. Kemal Paşa bu ikisini Bakan yaptı, önemli görevler verdi.
“Meclis’in son toplantısı açıldı. Kürsüye çıktım, Protestoname’yi (Meclis’in İngilizler tarafından işgalini protesto eden bildiriyi) okudum. “Meclis’i geçici ve süresiz olarak tatil ediyoruz ve bu darbeyi bütün dünya Meclislerinde protesto ve bu belgemizi tarihe tevdi ediyoruz (bırakıyoruz)” dedim. Reis oylamaya koydu, ittifakla (bütün üyelerin kabulü ile) kabul edildi.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 519) kitabından birebir alınmıştır.
“Bunun kadar adi, değersiz, ahlakı zayıf, bir adam azdır.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 518) kitabından birebir alınmıştır.
“Bir komisyon kuruldu, Misak-ı Milli’yi yaptı. Komisyonda, Rauf, Abdülaziz Mecdi, Yusuf Kemal (Tengirşek), ben ve on kadar arkadaş vardı. Rauf ve Mecdi Suriye’yi de hududa dâhil etmek istediler ben reddettim.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf.515) kitabından birebir alınmıştır.
“Mustafa Kemal “Beni Reis seçecekseniz!” dedi ve artık bunu tutturdu. Derken İstanbul’a gelmeye kalktı, İzmit’e kadar da geldi. Dr. Adnan (Adıvar) ve galiba Rauf (Orbay) gidip vazgeçirdi.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf.513) kitabından birebir alınmıştır.
“Hükûmet her tarafta seçim emirleri verdi. Mustafa Kemal Sivas’a dönmüş, Valileri elde etmeye, seçimi kendi isteğine göre yapmaya çalışıyor. Seçim hazırlıkları sırasında büyük bir sorun çıktı, Mustafa Kemal beni istemiyor.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf.507 ile 511 arası) kitabından birebir alınmıştır.
“Tevfik Paşa Kabinesinin Harbiye Nazırı Süleyman Şefik Paşa; “Herkes servet yapıyor. Biz böyle duruyoruz. Gerçi sizin için küçük ama İstanbul Polis Müdürlüğünü kabul ediniz. Varidatlı (varlıklı, geliri iyi olan) bir memuriyettir. Ortaklaşa servetimizi yapalım.” dedi. “Ben bu işin ehli değilim yanlış kapı çaldınız.” dedim.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf.504) kitabından birebir alınmıştır.
“Mısır’da ne kadar İtilafçı (Hürriyet ve itilaf Partisi yandaşları olup ittihatçı karşıtlarıdır. Rıza Nur gibi sürgündeler) varsa onları İngilizler ilk hamlede alıp İstanbul’a götürdüler. Bunlar burada hafiyeleri (gizli elemanları, casusları) idi. Ali Kemal ve benzerleri “İngilizler ne derse yapalım. Ancak böyle istiklâl (bağımsızlık) alabiliriz. Yoksa isyanlar iflah olmaz.” diyorlar.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 501) kitabından birebir alınmıştır.
“Sadrazam İzzet Paşa Kabinesinden Rauf’u (Rauf Orbay Paşa) ateşkesi imzalamak için Mondros’a yollamışlar. Bu adam (Rauf) her bulunduğu işte bir zekâ gösterememiş, daima berbat etmiştir. En muzır (zararlı) bir Ateşkes imzaladı. Ve hatta bunu, Hükümete haber verip de ondan cevap gelmesini beklemeden yapmıştır.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 483) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1994): Mütareke yılları denilen zaman 1918 ve 1919 yılları. Rıza Nur’un Rauf hakkındaki görüşü isabetli.
“Çalışma, gürültü, kavga, vatan hasreti, gelecek endişesi birde yeni evlilik, fazla cinsel ilişki beni çok zayıflattı… bunlar beni memleketteki gibi yeniden nevrastenik yaptı.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 447) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, 1910 yılında İttihatçılara muhalefet ettiği için, Cenevre’ye sürgüne gönderildi, bu sürgün 1918 yılına kadar sürdü. 1913 yılında Paris’te Eski Serasker Şükrü Paşa’nın evlatlığı İffet ile evlendi. Mısır’a geçti 1918 yılında İttihatçılar yönetimi terk edince Türkiye’ye döndü.
“Bulgar ordusu Tekirdağ’ında ve daha yukarılarda bulunuyordu. Gelibolu Şibih Ceziresini (kısmını) savunmak için bir Ordu gönderilmişti, bu ordunun Erkân-ı Harbi (kurmay subayları) Fethi ve Mustafa Kemal’di. Enver’in tertibi (düzenlemesi) üzerine aynı zamanda bunlar da Bulgarlara hücum edeceklerdi, Bulgar fırkalarını mahvedeceklerdi. Tertip yapıldı fakat Enver’in hücumunu beklemeden Mustafa Kemal Bulgarlara hücum etti ve perişan olup kaçtı. .. Bunun araştırılması için Miralay Sadık Sabri gönderilmiştir. Bu adam oraya çıkar çıkmaz iskelede Kolağası Ali İhsan’ı (Ali İhsan Sabis Paşa) görmüş. O bu felaketin Mustafa Kemal’in hıyaneti üzerine olduğunu söylemiştir. Mustafa Kemal’in bu hıyaneti yapmasının sebebi, Enver’in şeref kazanmaması, bu şerefi kendisinin almasıdır. Sadık Sabri gidip işi mezkûr fırkaların subaylarından soruşturmuş, hepsi de bu işte hıyanet olduğunu söylemişler. Sadık Sabri bunu Mustafa Kemal’e sormuş, cevap verememiş. Bunları bizzat Sadık Sabri’den öğrendim.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 407, 408) kitabından birebir alınmıştır.