Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Seslendirme işaretleri olan harekeler ise H. 1. yüzyılın ikinci yarısında yaşayan genel vali Haccac İbn Yusuf’a nisbet edilmektedir. Klasik dönemin büyük tarihçisi İbn Şabbah’ın “Medine-i Münevvere Tarihi” isimli ünlü eserinin 1, 7-8 sayfalarında kaydettiğine göre, bu, bilgin fakat zalim devlet adamı Haccac İbn Yusuf, Kur’an’ın yeniden yazılmış bir nüshasını hazırlamış ve içinde Medine’nin de bulunduğu büyük İslam kentlerine birer kopyasını göndermiştir. Abbasi halifesi el-Mehdi zamanına kadar Medine’de bu nüsha kullanılıyordu. Sonra Haccac’ın bu nüshasının kullanımından vazgeçildi ve yerine el-Mehdi tarafından Bağdat’tan gönderilen nüsha kondu. Maalesef Haccac’ın nüshası hakkında ayrıntılı bilgi mevcut değildir.” (Prof. Muhammed Hamidullah, Aziz Kur’an, Sf. 43)

      Bu rivayet doğruysa şu sorular çok önemlidir:

      1.Haccac niye yeniden yazdırıyor da Osman nüshasını harekeletip çoğaltmıyor?

      2.Daha önemlisi el-Mehdi niye bu nüshayı kullanmaktan vazgeçiyor?

      3.Ve daha da önemlisi iki nüsha arasında ne gibi farklar vardı?

      4.Ve daha daha önemlisi peygamberin ölümünden yaklaşık 150 yıl sonra bile Kur’an’a nasıl böyle keyfi müdahaleler olabiliyor?

    Ve çok önemli bulduğum, nedense Kur’an tarihiyle ilgili Türk yazarlarda pek göremediğimiz bir rivayet. Sf. 30

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarihi verilere göre yazı, Mekke’ye ilk defa Hz. Muhammedin çağdaşı ve fakat ondan biraz daha yaşlı bir kimse olan Harb (Ebu Süfyan’ın babası) tarafından dışarıdan getirilmiştir. Kur’an, Arap dilinde kaleme alınmış ilk yazılı kitaptır. Sf. 29

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • ÂcZeyd şunları söyledi:

    Zeyd, sözüne devamla der ki: ‘Bunun üzerine Osman bin Affan bana kendisi için bir Kur’an yazmamı emretti ve dedi ki: Yardımcı olarak sana akıllı ve edebi zevki olan bir adam vereceğim, ikiniz Kur’an’ı yazın. Aranızda ne zaman bir anlaşmazlık çıkarsa o konuda bana başvurun. Sf. 28

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.

  • ÂcZeyd devamla şunları söyledi:

      “Ebu Bekir’in emri üzerine ben Kur’an’ı, deri parçaları, kürek kemikleri ve hurma ağacı yapraklarının orta damarları üzerine yazdım. Ebu Bekir’in vefatından sonra Hz. Ömer hilafet makamına geçtiğinde, kendisi (Kur’an’ı) bir tek cilt halinde (Mushaf) yazdırdı ve kendi yanında muhafaza etti. O da vefat edince bu (Mushaf), Hz. Peygamberin dul hanımı ve Ömer’in kızı Hafsa’nın yanında kaldı. Daha sonra Ermenistan daha açık bir ifadeyle bugünkü Erzurum (Erzen-i rum) bölgesi yakınına (bkz. Kastallani, Şerhül Buhari 7/748) tarihçilere göre hicri 25 yahut 30 senesinde düzenlenen askeri sefere katılan Huzeyfe b. Yeman dönüşte (Medine’deki) evine uğramadan önce derhal Halife Hz. Osman’ın huzuruna çıktı ve şöyle dedi. “Ey Halife! İnsanlara dikkat et!” Hz. Osman “Ne var ne oldu?’ dedi. Huzeyfe: “Ben Ermenistan’a düzenlenen askeri sefere katıldım. Bu seferde Iraklılar da Suriyeliler de bulunuyordu. Ne var ki Suriyeliler Kur’an’ı Ubey ibni Kab’ın okuyuşuna göre okuyorlardı ve Iraklıların daha önce duymadıkları şeyleri söylüyorlardı. Bu yüzden Iraklılar onları inkârcılıkla suçluyorlardı. Aynı şekilde Iraklılar da Kur’an’ı okurken İbni Mesud’un okuyuşunu takip ediyorlardı ve Suriyelilerin duymadıkları şeyleri okuyorlardı. Ve Suriyeliler de onları inkârcılıkla suçluyorlardı.”

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zeyd b. Sabit’in Allah’ın vahiylerinden ibaret metinleri toplaması hakkında bir takım itirazların, ileri geri konuşmaların patlak vermesi sonucunda diğer şahıs metinlerinin ve kopyalarının ortaya çıkmasına sebep oldu. Nitekim Humus ve Şam halkının Mikdat b. Al-Asved’in; Kûfe halkının Abdullah b. Mesud’un; Basra halkının Ebu Musa El-Eşari’nin; Suriye halkının genelde Ubay b. Ka’b’ın nüshalarını kabul ettikleri bilinmektedir. Bu Mushafların çoğu Osman’ın cem ettirdiği nüshadan önceki döneme aittir. (Prof. M. Kemal Atik, Karşılaştırmalı Kur’an Tarihi, s. 28) Sf. 25

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mervan b. Hakem’in, Ebu Süfyan’ın yeğeni ve çok ilginç bir tarihi şahsiyet olduğunu, Peygamber tarafından Mekke fethinden sonra Taif’e sürüldüğünü, amcasının oğlu olan Halife Osman tarafından affedilerek önemli görevlere getirildiğini ve daha bir yığın ilginç olaydan sonra Emevîlerin halifesi olup Mervanî kolunun saltanatını başlattığını da belirtelim. Sf. 24

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yazılan Mushaflar Hz. Osman’ın huzurunda Ashab-ı Kirama okundu. İtirazsız tasvip ve kabul gördü. Böylece ashabın icmaı (peygambere sahip çıkanların birlikteliği) sağlandı. Hz. Hafsa’dan getirilen Mushaf da kendisine iade edildi.

    Hz. Osman bu Mushafların dışında kimin elinde Kur’an’dan ne varsa yakılması için emir çıkardı. Hatta bir rivayete göre Mushaf gönderilen şehirlere de “Ben bunların dışındakileri imha ettim, siz de bunların dışında elinizde olanları imha ediniz.” talimatı gönderdi. Musab ibni Sad’ın ifadesine göre bu yaktırma tedbirleri memnunlukla karşılandı.

    “Hz. Osman Hz. Hafsa’dan getirttiği Mushaf’ı çoğaltma işi bittikten sonra geri iade etmişti. Mervan ibn Hakem bu Mushaf’ı Hz. Hafsa’dan istettiyse de Hz. Hafsa ölünceye kadar onu Mervan’a vermedi. Fakat Hz. Hafsa vefat edip defnedildikten sonra Mervan Hafsa’nın erkek kardeşi Abdullah ibn Ömer’e adam göndererek o Mushaf’ı (sahifeleri) getirtti ve yakarak imha ettirdi.” (Prof. Dr. İsmet Ersöz, Kur’an Tarihi, s. 120-122) Sf. 23

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ebu Bekir, Ömer ve Zeyd’e şöyle dedi: ”Peygamberin mescidinin girişine oturun. Biri size Allah’ın kitabından bir ayeti iki şahitle getirdiği takdirde onu kaydedin.”  Sf. 20

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 20) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çünkü bütün kaynaklar Zeyd’e gelen ve iki şahit huzurunda “Ben bunu Peygamberden işittim.” denilen her sözün Mushaf’a alındığını anlatır.  Sf. 19

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Daha sonra Halife Osman döneminde Zeyd b. Sabit başkanlığında bir heyet tarafından peygambere gelen vahiyler, yeniden derlenip düzenlenmiş, çoğaltılmış ve başka nüshalar yok edilerek bu nüshanın geçerliliği sağlanmış, böylece günümüze gelen Mushaf ortaya çıkmıştır. Sf. 15

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hüseyin Kaya o anları şöyle anlattı: “Ama birden silah sesleriyle irkilmeye başladık, kaçışmalar başladı, mermiler o kadar şiddetliydi ki çocukları havada uçuruyordu ve benim o anda Allah inancım kayboldu diyebilirim. Allah varsa bu vahşet karşısında kendisini göstermesi gerekiyordu diye düşündüm ve uzun bir süre o inançla yaşadım.” Sf. 281

    Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 – Sf. 281) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kework Gregoryan (Mehmet Balcı) Anlatıyor;

    “Giderken at arabasında, bir su gördüm ben. Göl gibi… Nasılsa çocuğum ya, suyu görünce babama, “baba” dedim. Ermenice ama “Ne büyük bir deniz!” dedim. Arabacı anladı onu. “Bir daha böyle konuşma!” dedi. “Bu dili” dedi. “Dilini keserler.” O günden sonra… Bak yazacaksın… O günden sonra Ermeniceyi unuttuk biz. Ya!”  Sf. 261

    Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 – Sf. 261) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kework Gregoryan (Mehmet Balcı) Anlatıyor;

    Şimdi biraz önce Ermeni şeysinde; inadını söyledik ya, ben dedim sana, “kırk sene ben kız kardeşimle konuşmadım.” Ya! Ermeni inadı böyle… Sf. 257

    Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 – Sf. 257) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kework Gregoryan (Mehmet Balcı) Anlatıyor;

    Amcam on beş sene Amerika’da kalıyor. Geliyor sonra Marsilya’da beş sene de orada otelcilik yapıyor. Geliyor tekrar Elazığ’a… Elazığ’ı bilir misin, bilmem. Xulvank var orada (Xulvank manastırının olduğu yer; Şahinkaya köyü-y.n.). Xulvank’in yarısını bir Türk’le beraber satın alıyorlar. Kavaklık, bilmem neler. Sf. 256

    Tapu Müdürü: “Oğlum Ermeni malı diye bir şey yoktur” kelimesini ben buradan duydum. Ermeni’ye mal yoktur, yani o mal gitti. O köy, Xolvenk köyünün yarısı aslında amcamındır. Sf. 258

    Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 – Sf. 256, 258) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kework Gregoryan (Mehmet Balcı) Anlatıyor;

    Türkiye’de o anda “Ermeni malı” diye bir şey yoktur. Ermeni malı olan mallar… Yani o yasaklanmıştır. Ermeni malı yoktur. Affedersin yani derlerdi ki, “Bir Ermeni ata binemez” Ya! Yani sen Kürt’sün ya da Türk’sün ata binebilirsin ama bir Ermeni binemez. O kadar aşağılık görüyorlardı Ermenileri o zamanlar. Sf. 256   

    Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 – Sf. 256) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ermenilerle Aleviler arasında kız alıp verme yoktu… Hiç duymadım. Yani o anda yoktu. 38 öncesi de yoktu yani demek istiyorum. Kız almak vermek öyle pek yoktu.

    Kirvelik vardı. Birkaç aile babamla kirve olmuşlardı, kirvelik yapmışlar. Sf. 255

    Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 – Sf. 255) kitabından birebir alınmıştır.

  • Varmış eskiden. Çok varmış köyde, o Zımek’te on iki tane kilise pagı var. Pag bilirsin nedir? Pag yıkılmış, viran olmuş bina, yıkıntı demek. Sf. 254

    Kilisenin yanı sıra bir de Vank vardı. Ama o daha yukardaydı. Yani manastır varmış orada da. Vank demek manastır demek Ermenice’de. Diğeri normal kilise. Sf. 255

    Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 – Sf. 255) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ermeni kökenli bir kadının Alevilere has bu terimleri içtenlikle ve inanarak kullanması çok ilginç ve dikkat çekici.

    Başka bir ilginç ve dikkat çekici nokta ise Kırmançi’yi çok iyi konuşması. Kendi dilini biliyor mu, ne kadar bildiği konusunda ise bilgi sahibi değiliz.

    Gerek 1915 ve gerekse 1938 katliamlarında insanlar yakalandıkları yerde katledilmiyor. Toplanıyor ve belirli yerlerde genelde su kenarlarında veya görünmeyen kuytu yerlerde, uçurum kenarlarında, dere ağızlarında toplu halde öldürülüyor. Buna neden ihtiyaç duyulmuş? Bu enteresan! Sf. 182

    Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 – Sf. 182) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunlar etnik bakımdan Ermeni kimliğini sahiplenmekle birlikte inanç kimliği olarak Alevi-Kızılbaş kimliğini benimsediklerini söylemektedirler. Sf. 166

    Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 – Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.