Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “4 Mart 1925 tarih ve 578 Sayılı Takriri Sükûn Kanun: 

    Madde 1 Gericiliğe ve isyana ve memleketin sosyal düzenini ve huzur ve sükûnunu ve emniyet ve asayişini ihlâle (bozmaya, zarar vermeye) bais (sebep olan) bütün teşkilat, teşvikat (teşvikler), ve teşebbüsat (teşebbüsler, girişimler), ve yayını Hükûmet Reisi, Cumhurreisi’nin tasdiki (onayı) ile re’sen (doğrudan doğruya) ve idareten men’e (yasak etmeye) yetkilidir.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 107) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İsmet Paşa Hükümetinin İçişleri ile ilgili programının 2. Maddesinde: Ayaklanma bölgesinde bir İstiklâl Mahkemesi kurulacak. Diğer memleket parçasında işlenen, siyasi ve asayiş (güvenlik) suçlarına bakan, Ankara istiklâl Mahkemesi kurulacak. Ayaklanma Bölgesi İstiklâl Mahkemesi idam cezasını derhal, Ankara İstiklâl Mahkemesi ise Meclis onayından sonra infaz edecektir. İç politika durumu ile ilgili bütün teşkilat , tesisat ve yayın, Hükümetin isteği ve Cumhurbaşkanının onayı ile men’ (yasak) edilecektir…. sahip ve yazarları Ankara İstiklâl Mahkemesine sevk edileceklerdir. 4 Mart 1925 günü Hükûmet güvenoyu aldı, aynı gün Takrir-i Sükûn Kanun’u çıktı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 102) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Takrir, ağızdan çıkan kararlar, sükûn ise sessizlik demek. Bu kanun yazılı ve sözlü her türlü karar ve görüş açıklamalarını kapsamına alıyor. Suskunluk yasası, susturma yasası da denilebilir.

  • “2 Mart 1925’de CHP gurup toplantısında konu görüşüldü, başbakan Fethi Okyar Sıkıyönetimin yeterli olacağını, Mustafa Kemal ise İsmet İnönü’yü tatilden çağırmış, her ikisi de bu olayı şiddetle bastırmak niyetinde idiler ve bu olayın geniş çaplı bir karşı devrim olduğunu düşünüyorlardı. Yapılan oylamada Sertlik yanlıları 94’e 60 kazanınca Fethi Bey Hükûmeti İstifa etti. Mustafa Kemal Hükûmet kurma görevini İsmet Paşa’ya verdi. Rauf Bey (Rauf Orbay) Fethi Bey’in, bu ayaklanma dolayısı ile Sıkıyönetim ilanı ve diğer tedbirleri çoğunluk sağlayarak aldığını şimdi ise azınlıkta kalmasına bir anlam veremediğini, Fethi Bey’in bu konuda bir açıklama yapmasını istedi. Fethi Bey kısa bir açıklama yaptı, Milletvekilliğinden istifa etti, birkaç gün sonra Paris’e Büyükelçi olarak gitti. İsmet Paşa 4 Mart 1925’te Hükûmeti kurdu.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): Kâzım Karabekir, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adına, sıkıyönetimi yürekten desteklediğini belirtmişti.

  • “16 Şubat 1925’de Palu’dan başlayan ayaklanma, Darahini’nin (Genç’in) ele geçirilmesiyle sürdü. Şehir yağmalandı. İsyancılar 3 kola ayrıldılar; bir kol Diyarbakır’ı, bir kol Bingöl’ü, bir kol da Muş’u ele geçirecekti. 21 Şubat’ta ilk kez ordu birlikleriyle karşılaştılar, bir süvari alayını pusuya düşürerek esir ettiler. Halk bunlara yardım ediyordu, ellerinde yeşil bayrak ve Kur’an vardı. 5 Mart 1925’te Elazığ’ı işgal ve yağma ettiler… Şeyh Abdullah Varto ve Muş’u aldı, Erzurum’a ilerlemeye başladı. 7 Mart’ta Şeyh Sait dört koldan Diyarbakır’a saldırdı. 8 Mart’ta yenilip kaçtılar….18 Şubat’ta İçişleri Bakanı Cemil Uybedin bu olayı küçük bir eşkıya olayı şeklinde bakanlar kuruluna duyurdu…21 Şubat 1925’te bölgede sıkı yönetim ilan edildi.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Bu isyan hakkında daha ayrıntılı bilgiler var.

  • “Şeyh Sait, Cibranlı Halil, Yusuf Ziya ve Abdülkadir Kürt Ayaklanmasını 1924 yılında örgütlüyorlardı. Bu durumu Şeyh Sait ile aynı yörede (Hınıs’da) yaşayan Hormek Aşireti Mustafa Kemal’e Erzurum’a gelişinde bildirdi….Hormek Aşireti ayaklanmaya karşı çıkacağını söyleyince, Şeyh Sait Hınıs’tan kalkıp kardeşinin yanına, Diyarbakır’daki Piran’a geldi. Bu sırada köyden 5 suçluyu götürmeye gelen Jandarma ile silahlı çatışmaya girdi ve 1926’da yapmayı düşündükleri Kürt İsyanı 1924 yılının Aralık ayında ayaklanma şeklinde başladı. Şeyh Sait Elazığ’ın Palu ilçesinden olup Nakşibendî Tarikatı’nın büyüklerindendir. Palu’da yayla olmadığı için Hınıs’a gitmişti. Ticaret için sık sık Suriye’ye giderdi, zengindi.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 92, 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Cibranlı Halil Bey’in de önayak olduğu “Kürt Teali (Yüceltme) Cemiyeti”nin amacı İngiliz Mandasında (korumasında) bir Kürdistan kurmaktı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2011): Fevzi Çakmak’ın Karabekir’e söylediğine göre bu Cemiyet Ermenilerin vatan talebine karşı kurulmuş taktiksel bir örgüt.

  • “1878 Berlin Antlaşması’nın 61.Maddesiyle Ermenilere ıslahat, Kürtlere güvenlik teklif ediliyordu….Abdülhamit’in ıslahat yapmak için görevlendirdiği Şakir Paşa her biri 1.200 kişiden oluşan 36 Kürt alayı kurdu. Kurulan bu Hamidiye Alayları, yöredeki Kürt Aşiretleri arasında ve Kürtlerle Ermeniler arasında çatışmalara yol açtı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri, Prof. Dr. Ergün Aybars, (1993 – Sf.84) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Hamidiye Alayları, Osmanlı’nın eski yöntemi olan “İti ite kırdırma, kalanı da kendisinin kırması” anlayışına göre, gerek Kürt’leri kendi aralarında, gerekse de Kürtlerle Ermeniler arasında kırımlara sebep olmuştur. Bu tarihten sonra Ermeni isyanları yayılmıştır.

  • “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (Gelişmeci Cumhuriyet Partisi) 17.11.1924’te kuruldu. Genel Sekreteri Ali Fuat Cebesoy (Mustafa Kemal’in Okul ve silah arkadaşı, Selanikli, Sabetayist, Mason, Nâzım Hikmet’in Dayısı), Genel Başkanı da Kâzım Karabekir’dir.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 74) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): TCF birkaç ay yaşadı, Şeyh Sait İsyanı sonrası kapatıldı ve kurucuları İstiklâl Mahkemesi’nde yargılandı.

  • “Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda (Anayasa’da) yapılan değişiklikle “Türkiye Devletinin dini, Din-i İslam’dır.” ibaresi kondu.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Oysa 1921’deki Meclis’in çıkardığı Teşkilatı Esasiye Kanununda devletin dini yoktu.

  • “27.12.1923 günü Ömer Lütfi hakkında karar verildi 5 yıl kürek mahkûmiyeti. Gerekçe; Ömer Lütfi’nin Meşrutiyeti (yetkinin meclis ve padişah arasında paylaşıldığı sistemi)  Hilafetin papalık gibi kalmasını istemesi.” Ö. Lütfi Bey “Vatan sağ olsun” dedi. İstiklâl Savaşında Anadolu’ya silah ve cephane yollayan Ali Osman ihbar üzerine “Cumhuriyete ve Mustafa Kemal’e küfrettiği” için bir yıl hüküm giydi. 20 Ocak 1924’de İstanbul İstiklâl Mahkemesinin görevine son verildi, 13.2.1924’de de verdiği tüm cezaları affetti.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 63, 64) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU: Bu mahkeme bundan sonra gelecek olanlara göre çok insaflı, sebebi yaklaşan Lozan görüşmeleri olabilir, sadece korkutmak için bu cezaları yeterli görmüş olmalılar.

  • “Madde 1 – Din’i veya Mukaddesat’ı Diniyye’yi (dinin kutsal değerlerini) siyasi amaçlara esas veya alet etmek maksadı ile cemiyet kurulması yasaktır. Bu gibi cemiyetleri kuranlar veya bu cemiyetlere girenler, vatan haini addedilirler. Din’i veya Mukaddesat’ı Diniyye’yi alet ederek, şeklen, devleti tebdil (değiştirme) ve tağyir (farklılaştırma) veya devletin emniyetini ihlâl veya Mukaddesat’ı Diniyye’yi alet ittihaz (kabul) ederek, her ne şekilde olursa olsun, halk arasında fesat ve nifak (ara bozuculuk) ilkası (konulması) için, gerek tek tek, gerekse müçtemian (toplanarak) kavli (sözlü) veya yazılı veyahut neşriyat icrası suretiyle (yayın yapmak yoluyla) harekette bulunanlar yine vatan haini addolunurlar (kabul edilirler).”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Hüseyin Cahit Bey savunmasında “Sizden merhamet istemiyorum., yalnız adalet istiyorum” der.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “10 Aralık 1923’te İstanbul’a gelen İstiklâl Mahkemesi heyeti 11.12.1923’te Tanin Gazetesi sahibi ve Müdürü Hüseyin Cahit (Yalçın), İkdam Gazetesi sahibi Cevdet ve müdürü Ömer İzzettin, Tevhid-i Efkâr Gazetesi sahibi Velid ve Müdürü Hayri Muhittin Beyler “Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun” 1. Maddesine göre tutuklandılar. 14 Aralık’ta Baro Başkanı Lütfi Fikri Bey, Hilafet yaveri Ekrem Beyler de gözaltına alındı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İstiklâl Mahkemesi Savcısı’nın bir emri ile her vatandaşın tutuklanabileceğini ve bunun için “Tevkif Tezkeresine” (Tutuklama Emri yazısına) gerek olmadığını… İstiklâl Mahkemelerinin Millet Meclisinin kararı ile kurulduğunu, sivil asker tüm yöneticilerin mahkemenin emrinde olduklarını, idam yetkisinin Meclis’e ait olmakla beraber, gerekirse mahkemenin de infaz (cezanın uygulanması) yapabileceğini anlattı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Cumhuriyet’in ilanından sonra, 8.12.1923’de Ağa Han ve Emir Ali’nin, Hilafet’in Papalık gibi, kalmamasını isteyen mektubuna istinaden (dayanak yaparak) Başvekil İsmet Paşa, İstiklâl Mahkemesi Kanununu teklif etti ve kabul edildi. Ve bu mektupları yayınlayan gazetelerin sahipleri, yöneticileri ve önemli yazarları mahkemeye sevk edildiler. İlk önce İstanbul Barosu Başkanı Lütfi Fikri Bey gözaltına alındı ve tutuklandı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 30, 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İsmet İnönü’nün, Lozan dönüşü Meclis’te çok münakaşalar (tartışmalar) oldu. Bir ara Ali Şükrü Bey’e çok sinirlenen Mustafa Kemal, ellerini cebine sokarak üzerine yürüdü.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU: Trabzon Mebusu, Ali Şükrü Bey, bu toplantıdan birkaç hafta sonra Mustafa Kemal Paşa’nın Muhafız Alayı komutanı Laz Topal Osman tarafından kaçırıldı ve boğularak öldürüldü.

  • “Sait Halim Paşa’ya da Halifeliği satması için büyük para teklif edilmiş, o, bunu reddetmişti; aynı teklifin İsmet Paşa’ya da yapılmış olduğu ileri sürülüyordu. Bu görüşte olan Rauf Bey (Rauf Orbay) bunu ömrü boyunca sakladı..”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU: Çok ilginç, halifeliği satın almak isteyen kim? Bahsedilmemiş.

  • “1920 den 31.7.1922’ye kadar bu mahkemelerin idam kararları temyiz (kararın yeniden görüşülmesi için bir üst mahkemeye başvurma hakkı) edilmiyordu. Sonra, idam kararları TBMM’nin onayına bırakıldı.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 4) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İstiklâl Mahkemesi 1920’de kurulmuş, 1927’ye kadar çalışmış, ancak kanun 1949’da yürürlükten kaldırılmıştır. .. Bu konuda, Ahmet Süreyya Özgeveren’in anıları, Faik Günday’ın “İzmir Suikastının İçyüzü” adlı yazısı, Kılıç Ali’nin hatıraları belli başlı kaynaklardır. .. En önemli belgeler TBMM arşivindedir. Arşivde duruşma dosyaları, mahkemenin yazışmaları ve karar defterleridir. Ancak dosyalar İçişleri Bakanlığınca alınmıştır.”

    Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars (1993-Sf. 4) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1994): Bu mahkemelerin dava dosyaları bile ortada yok.

  • “CHP Genel Sekreteri, Mahmut Şevket Esendal, sanayi ve sanayi medeniyetinin düşmanı geçiniyordu. Bu medeniyete vertikal (dikey) medeniyet derdi. Hasreti Ortaçağ’a idi. Sanayinin dünyaya felaket getirdiğine ve bizim kendimizi bu afetten mümkün olduğu kadar korumamıza taraftardı.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 464) kitabından birebir alınmıştır.