Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Sağlam para, denk bütçe kuralına öylesine bağlanılmıştı ki, para adeta fetiş haline getirilmişti. II. Dünya savaşı yıllarında nüfus başına düşen bütün pamuklu dokuma miktarı yılda 6 metre, şeker 4 kg, diğer üretimlerimiz de bunun gibiydi.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 453, 454) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU: Şevket Süreyya’nın anlattıklarının özeti: Türkiye yaklaşan 2. Dünya Harbinden de bihaberdi (haberi yoktu). Bir Muamele Vergisi Kanunu ile küçük işletmelerin, büyük fabrika olmaları adeta engelleniyor, sermaye birikimi oluşmuyordu. Yaklaşan savaşa göre, Almanya ve Rusya sanayi bazında hazırlık yapıyordu. Biz ise uyuyorduk.

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 453, 454) kitabından not alınmıştır.

  • “Bir aralık CHP Genel Sekreteri Recep Peker, “Liberal demek vatan haini demektir.” demiştir.””

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU: Devlet Partisi olan CHP’nin genel Sekreteri olması, hatta daha sonra Başbakan bile olması işi daha da vahim kılıyor. Aynı kişi, sanırım Başvekil iken Eskişehir’de “açız” diye bağıran seçmene “Bok yiyin!” demiş.

  • “Şevket Süreyya Aydemir, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, İsmail Hüsrev Tökin, Vedat Nedim Tör, Şevki Yazman, Burhan Belge’den oluşan bu guruba Kadro denilmektedir. Kemalizm’in fikri temellerini kurmaya, onu geliştirmeye çalışan insanlardır.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 445) kitabından birebir alınmıştır.

  • “O zaman uluslararası kalitede her şeye karşı Ankara’da büyük bir ürküntü vardı. Hatta din bile gayri milli olduğu ve uluslararası bir nizam (düzen) ifade ettiği için yadırganıyordu. Uygarlığın, bütün ileri memleketler için müşterek vasıflarında bile, şüpheli noktalar seziyorlardı.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 422) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU(1993): Şevket Süreyya’yı istiklâl Mahkemesi 10 yıla mahkûm etmişti, Afyon cezaevinde iken 1926 Cumhuriyet Bayramı’nda bazı mahkûmların affedilmesi ile 1,5 yıl yatıp çıktı. İkinci bir sefer 40 kişilik bir gurupla tevkif edildiler, savcı idamını istemiş, berat etmiş, dava arkadaşları ile yolları ayrılmış.

    BAKKAL’IN YORUMU (1993): Diğer muhalifler de eğildiler, mesela Nazım, Hasan izzettin, Sabahattin Ali , Mustafa Kemal’e bağlılıklarını bildirdiler, ona şiir veya kitap yazdılar ve Nazım Hikmet hâriç diğerleri bedenlerini kurtardılar.

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 408) kitabından notlar alınmıştır.

  • “Cumhuriyetin idame (devamı) ve muhafazası (korunması) için yapılacak bir hareket, ne kadar şiddetli bile olsa doğrudur.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 404) kitabından birebir alınmıştır.

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 404) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Anadolu’da toprak ile kadının sanki sahibi belli değilmiş gibi, kavgalar hep bunların etrafında çıkıyor. Bu da bizim henüz yerleşememiş olmamızdan gelir.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 400) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İstiklâl Mahkemesinde yargılanıp idam edilen Kırşehir Mebusu Rıza Bey, Padişahın gönderdiği Ankara Valisi’ni dağa kaldırdığını, Atatürk’e Ankara’nın yolunu açtığını ve onu Çankaya’ya kendisinin oturttuğunu söylerdi.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 380) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (1993): Şevket Süreyya, Türkiye’ye döndükten sonra, komünizm suçundan istiklâl Mahkemelerine çıkmış ve 10 yıla mahkûm olmuş. Bu mahkemenin ilk celsesine (duruşmasına) giderken, hâkim, Hikmet Şevki adındaki bir gazeteciyi şapka taktığı için dövmüş. İkinci celsede, o arada Şapka Kanunu çıktığı için, Şevket Süreyya aynı hâkimi şapkalı görmüş.

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 367) kitabından anekdot olarak alınmıştır.

  • “Değerli insanlardan kaçındılar, ellerinin altında daha çok komiteci (gizli örgütçü) ruhlu demagoglar tutunabildi. Demagogun itibar gördüğü yerde ise, idealizm biter ve diktatör silahlarını kuşanır.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): İttihat ve Terakkicilerle ilgili olan bu tespit doğru, benzer sorunlar ve sonuçlar yaşandı ve yaşanıyor.

  • “Kaba bir Alman Militarizminin arzusu, milletin kaderine, İttihatçıların (İttihat ve terakki Cemiyetinin) eliyle damgasını vurdu.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mütarekeden (Mütareke: Ateşkes, Burada 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasını kastediyor) sonra, teşkil edilen (oluşturulan) bir parlamento komisyonu, Harp Kabinesinin (savaş sırasındaki Hükümetin) kovuşturma ve soruşturmasını yapar. Bu komisyonun hazırladığı zabıtlara (tutanaklara) göre o dönemin Meclis-i Mebusan (Osmanlı döneminin Millet Meclisi) Reisi Halil Bey harbe girişimizin nasıl olduğunu bilmiyor. Hatta Halil Bey, harbe nasıl girdiğimizden Enver Paşa’nın da haberinin olmadığını, Enver Paşa’nın kendisine Türkiye’den kaçtıktan sonra yemin ederek teyit ettiğini (doğruladığını) söylüyor. Talat Paşa da Hatırat’ında harbe girişimizden malumatının (bilgisinin) olmadığını söylüyor. Şeyhülislam Cemalettin Efendi de Hatıratında aynı şeyi söylüyor. Zamanın Sadrazamı Sait Halim Paşa da Divan-ı Harp huzurunda devletin harbe girişinden kendisinin haberinin olmadığını söyler. Cemal Paşa da habersiz.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 281) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Enver Bey, kurmay binbaşı iken, üniformalı üç tane fotoğraf çektirir ve bir sadakat yazısı ile birlikte Padişah Abdülhamit’e gönderir. Sarayın adabı üzere (Edep: terbiye. Adap, edebin çoğulu) Enver Bey Saray’ın avlusundan geçerken Padişah da gizlice izler ve Enver’i damatlığa layık görmez ve âdeti üzere 20 altın verip gönderir. O zamana kadar Abdülhamit düşmanı olan bu adama arkadaşları kızarlar. O da Padişaha damat olarak İttihat ve Terakki’nin fikirlerine daha iyi hizmet edeceğini umduğunu söyler. Bu olayı, Enver Bey’in amcası olan Halil Paşa anlatır.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam, Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf.278) kitabından birebir alınmıştır

  • “Türkiye’de ilk İttihat ve Terakki Cemiyeti 1889 yılında, önce tıbbiye mektebinde birkaç tıbbiyeli arasında kuruldu.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 275) kitabından birebir alınmıştır

  • “İttihat ve Terakki iktidara geldikten sonra (1908), bu rejimin bir sıra tedhişler (hükümet terörü) ve suikastlarla yüz kızartıcı bir balkan politikacılığından ayrılamamasında Dr. Nâzım’ı da sorumlu gösterirler.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): Dr. Nazım 1926’da İzmir Suikastı davasında idam edildi.

  • “Rus ovası halkının tarihinde, denge veya ılımlılık yoktur. Rus tarihinde insanlar, cemaatler ve fikirler, daima bir uçtan bir uca atılırlar. Daima iki kutup arasında yaşarlar.”

    Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İktidara gelirken vergi koyacağını açıklamayan partiler, iktidara gelince vergi koyamazlar çünkü seçmenden bu yetkiyi almamışlardır. Çok dereceli seçim sistemi demokratik rejimlerde rastlanmayan bir yöntemdir.”

    Alıntı: Sosyal Demokrasi Gündemi – Faik Bulut (1993– Sf. 133 ile 146 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sosyal demokrat bir parti, sosyal demokrasinin evrensel ilkeleri ile tutarlı politikalar izleyen bir partidir. Bu ilkeler arasında kalkınmacılık yoktur. ..  Yani sosyal demokrasi bir kalkınma ya da sanayileşme yöntemi değildir, hiçbir zaman da olmamıştır.”

    Alıntı: Sosyal Demokrasi Gündemi – Faik Bulut (1993 – Sf. 101, 102) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1930’lardaki hızlı büyümenin de planlama sayesinde değil, planlamaya rağmen gerçekleştiği, Sovyet halkının insanüstü fedakârlıklarını yansıtan yüksek iş ve tasarruf oranlarından kaynaklandığı görüldü.  Planlama kavramı, ekonomik kararların merkeze aktarılmasının ideolojik kılıfını oluşturur, merkez bürokrasisinin ekonomi üzerindeki gücüne meşruiyet (haklılık) verir. Planlama, üretici birimlerin ellerinden tüm karar verme inisiyatifini (Kendi kendine karar verip uygulamayı) alır ve onları merkezdeki garip bir bürokratik idari yapının pasif uygulayıcılarına dönüştürür.”

    Alıntı: Sosyal Demokrasi Gündemi – Faik Bulut (1993 – Sf. 90, 91) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): 30’lu yıllarda Sovyetlerdeki büyüme Marksist-Leninist ideolojinin olağanüstü motivasyon etkisinden kaynaklanmış olmalı.