Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • ” 21 Ekim 1921 tarihinde El Cezire’deki Kürdistan İstiklâli (bağımsızlığı) Cemiyetinin Beyannamesi Kürtleri İstiklâle davet ediyordu. ..Kürtlerin gericilikle ayaklandırılmaya çalışıldığı görülüyordu. Nüfuslarından çok, işgal ettikleri sahanın genişliği önemliydi. Kürtlerin başlarındaki şeyhler, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da büyük roller oynayacaklar. Bunların, üniversite ilahiyat bölümünden veya hukuk fakültesinden çıkmış ve Kürtçe öğrenmiş aydın kişilerle bir an önce değiştirilmeleri, Van gölü etrafı olduğu gibi, enine boyuna ikişer Türk kanalıyla, Kürdistan’a yalnız askeri değil dini ve siyasi hâkim olmamız da geleceğimiz için gerekli idi. … Bu Kürtlük meselesi pek basittir. Fakat bilmeyen ellerde en basit yara bile kangren olabilir.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 1050) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Zaferden sonra Bursa’ya geldiğim zaman Fevzi Paşa bana, “Mustafa Kemal Paşa’yı diktatör yapacağız!” demiştir.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 1039) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kemalist tabirinin yayılmasını tehlikeli gördüğümü, 1923 yılı sonunda Bursa’da, Mustafa Kemal Paşa’ya Fevzi Paşa’nın yanında izah ettim, hiç ses çıkarmadı. … 12 Şubat 1922’de Varlık Gazetesi’nde şunları yazdım: “Kemalist deyimi ile bir taraftan Türk varlığını kişi ile geçerli göstererek, milletimizi âleme gelişmemiş tanıtarak, idrakini (algılama gücünü, aklını) küçültmek ve diğer taraftan da bu varlığın, bütün milletin imanına değil, herhangi bir Baş’a bağlı bir parti, bir çete durumu ilan ederek, bu kurtuluş ruhunun bütün İslam milletlerine yayılmasına meydan vermek korkusundandır.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 1017) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1993): Kâzım Paşa, Kemalizm’in İngilizlerin, sömürgelerinin uyanışını engellediğini ima ediyor.

  • “Kötülük yapan birine iyilik yapmak doğru bir şey değildir. Çünkü suçlu hep, suçuna karşı verilecek olan cezayı beklediği için, yapılan iyiliğin, yapılması düşünülen kötülüğü anlamaması için uyutturulmak için yapıldığını zannederek, her zaman kuşkuda bulunuyor, daima sizin kötülüğünüze davranmakla tetikte durduğunu zannediyor. … Bir memlekette, hiç şüphe yoktur ki, her işin esası adalettir. Buna saygı göstermeyenler, buna hâkim olmak isteyenler, şüphe yok ki haydutlardır.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 983 ile 987 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Ani, eski Ermeni hükümdarlarından Bekratlar’ın başşehri imiş. 1045’de Roma İmparatoru tarafından işgal edilmiş. Fakat 19 yıl sonra Alparslan fethetmiş. Sonra sırasıyla İran, Ermeni, Gürcü ve Türkler tarafından işgal edilmiş. 1300’lü yıllarda müthiş bir depremden sonra burası harabe olmuş.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 977) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İsmet Paşa kuvvetleri sağ cenah (kenar) gerisinde toplamış, Fevzi Paşa bunu düzeltmiş, sol cenaha sevk etmiş… Sakarya Meydan Muharebesinin son günü, Mustafa Kemal Paşa savaşı kaybettiğine hükmederek, ricat (geri çekilme) emri vermiş ise de Fevzi Paşa, bunu, sabahki durumu gördükten sonra kumandanlara bildirmeyi uygun görmüş. Hâlbuki sabahleyin düşmanın ricatı görülünce, zaferin bizde kalması temin olmuş. Fevzi Paşa, bana, bu savaştan bahsederken, bunu kendisi kazandığını fakat herkesin Mustafa Kemal kazandırdı zannettiğini söyledi. “Gerçeği neden saklıyorsunuz? ” dedim. “Şimdilik böyle uygun.” dedi. Oysa Fevzi Paşa, İsmet ile birlikte, Mustafa Kemal’in müşirliğe (mareşalliğe, askerlikteki en yüksek rütbeye) terfi etmesi ve Gazilik unvanı verilmesini Meclis’e önermişlerdir. Mustafa Kemal askerlikten liva olarak istifa etmişti. Fevzi Paşa ise Ferik’ti (orgeneraldi). (1)

    Durum pek garipti. Yedeklerin hatalı olarak sağ cenaha toplatıldığını görerek, sol cenaha alıyor, ricat emrini tehir ederek (erteleyerek) felaketi durduruyor. Sonra da Mustafa Kemal Paşa’ya birden bire Müşirlik ve gazilik verilmesini Meclis’e teklif ediyor. Oysa daha sorun bitmemiş, Yunan ordusu takip edilerek kesin zafer kazanılmamış, yani daha yapacak işler var iken, Mustafa Kemal’e askerlikteki son merhaleyi teklif etmiş. İkinci bir zaferde ne ile ve nasıl tatmin olunabilecektir. Bu vahim hata, Afyon saldırısından sonra Mustafa Kemal’e hilafet ve saltanat verme isteğine kadar yürüdü.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 952) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): Kâzım Paşa bu konuda, muhtemelen, Fevzi Paşa Mustafa Kemal’in mareşal olmasını sağlayınca, kendisinin de artık terfi edebileceğini düşündü, diyor.

  • (23.6.  günü Ermeni Üsera Kaymakam’ı, Vartan Mihail Arzumanyan’ın Kâzım Karabekir’e yazdığı mektuptan:) 

    ”…Rusların başlıca fikirleri, Ermenilerin ve Türkiye’nin üzerinden açık denize çıkmaktır….ben, hiçbir dakika şüphe etmiyorum ki, yakın bir zaman içerisinde, Ankara, büyük Osmanlı hükümeti, Ermeniler ve diğer komşu milletler, eski kendi düşmanlıklarını terk ederek, bir biçimde birbirleri ile el ele vererek, genel düşmana karşı (Rusya’yı kastediyor) savaşa atılacaklardır. … inşallah yakın bir günde, Türkler ve Ermeniler için iyi sonuçlanan bir siyaset ortaya çıkar, o zaman hem sizler hem de biz mutlu oluruz.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 943) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Mustafa Kemal Paşa’nın cevabındaki: “Cumhuriyet olmayacak, Türkiye’nin başında Halife-i İslam olacak ve bir hükümdar sultan bulunacaktır.” kaydı beni düşündürdü. İstanbul Cumhuriyet’i kuruyorlar diye endişe ederek propaganda yapıyordu. Padişah ile taraftarları bundan ürküyorlardı. Benim bugün anladığım ise, daha korkunçtu. O da, Mustafa Kemal’in bir zafer sonrası, Hilafet ve saltanatı alması idi. .. Osmanlı Hanedanından bahis yok.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 932) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Stalin şahsen pek Ermeni düşmanıdır. Kafalı (akıllı), enerjik, mümkün mertebe açık sözlü, komiteci ve sevimli bir adamdır. Ruslarla yaptığımız Barış antlaşmasının tek amilidir (sebep olanıdır.)“

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 911) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bana, İstiklâl Harbinde yetki vermek şöyle dursun, Doğu’da bulunmaklığım bile arzu olunmadı. Büyük Zaferden sonra da bu konuyu İsmet Paşa’ya söyledim, bunu, Mustafa Kemal Paşa’ya açmamaklığımı rica etti. Çünkü benim Doğu’da özellikle yetki ile bulunmak lığımdan çekiniyormuş.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 909) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Doğu hareketini barış antlaşması ile taçlandırarak, istiklâl mücadelemiz için bir azim ve iman doğurduğumuzu, Meclis Başkanımız Mustafa Kemal Paşa, bir cümle ile olsun söylemiyorlar.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 897) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kürtlük olayı çıkmaması için, aşiret subayları ile yakından ilişki ve onlara iş bulmak ve o bölgeyi sürekli uyarmak, Doğunun bütün kaynaklarından mevcut olan çok bol miktarda silah ve cephanenin Batı’ya nakli…”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 895) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal Paşa’dan 8.12.1920 tarihinde gelen telgrafta: “… şiddet yanlısı ve cüretkâr ve gerektiğinde kahhar (kahredici) olan bir arkadaşa şahsen ihtiyacım his olunur derecededir. Bu arkadaşın, ordunuzda önemli görev yapmakta olan Miralay (Yarbay) Halit Bey olacağını ümit ediyorum.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 867) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1993): Bu Deli Halit Paşa hakkında çok bilgi var. 1924 yılında Meclis’te İstiklâl Mahkemelerinin acımasız hakimi Afyon Mebusu Kel Ali Çetinkaya tarafından öldürüldüğü iddia ediliyor. Ölümü kim vurduya getirildi. Meclis’te öldürülmüş ilk ve tek mebustur. Deli ve saldırgandır.

  • “Kâzım Karabekir Paşa 31.10.1920’de Ferik (Orgeneral) oluyor. 3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 862) kitabından birebir alınmıştır.

  • “20 Eylül 1920’de Ermeni harekâtına Mustafa Kemal Paşa’nın müsaade eden telgrafı geliyor…. 28 Eylülde de saldırı başlıyor.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 847) kitabından birebir alınmıştır.

  • “8 Eylül 1920’de Moskova’dan gelen altın külçelerini kantarda tarttırdık. Erzurum’da 200 Kg bıraktık, bu kadarını da Ankara’ya gönderdik.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 842) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Celalettin Arif Bey’in (1) bana ilk verdiği haber, Mustafa Kemal Paşa’nın çok kötü bir çevresinin olduğu, … Mustafa Kemal Paşa’nın Doğu harekâtına taraftar olmadığını ve Doğu Ordusunu Batı’ya çekmek arzusunda olduğunu… bildirdiler.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 837) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Celalettin Arif Bey, 1908’de açılan 2. Meclisi Mebusan’ın Reisi, B.M.M’de de Meclis Başkanı Mustafa Kemal’in vekili ve Erzurum Mebusudur. Erzurum’a gelişi sorun olmuştur.

  • “Mustafa Kemal bir Amerikalı Şaire, barıştan sonra kalpağını hediye etmiş ve O’da alaycı bir şiir yazmış ve her yerde alay etmiştir. Yazık ki gazetelerimizde de bu şiir tercüme edilerek yayınlanmış fakat gerçek, neden sonra anlaşılmıştır.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 821) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal’in karargâhının bir kumarhane, bir sefahat yuvası haline gelmesi doğru mu idi?”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 809) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKALIN NOTU (1993): Karabekir Paşa bu durumu bir şifre yani gizli yazı ile Kemal Paşa’ya bildiriyor.

  • “Yunanlılar Trakya’yı işgal etmiş. Oradaki Kolordu dağılmış. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Paşa attan düşmüş, halk ta korkusundan onu Yunanlılara teslim etmiş.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 801) kitabından birebir alınmıştır.