Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Bütün bunlardan şu garip sonuca ulaşırız ki; peygamber hakkındaki hadislerin en çoğunu aktarmış olan, doğuluların bu kadar körü körüne güvendiği, peygamberin yaşamı ve alışkanlıkları hakkında en küçük ayrıntıya varıncaya kadar en çok bilgi vermiş olarak kabul edilen adam, kendi adını bile açık ve doğru biçimde bildirmemiştir. Sf. 77

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • Burada Ebu Hüreyre’nin çağdaşlarından başka birinin yani Abdullah bin Ömer(ö.73 h.)’in açıktan açığa Ebu Hureyre’nin kendi maddi çıkarlarına uygun birtakım hadisler yaymakta olduğunu söylediği de görülür. Sf. 76

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ebu Hureyre’nin hiç sıkılmak bilmediği kesindir. Sf.75

    Ebu Hureyre’de Hıristiyanlık etkisi çok açıktır. Bu yalnız bir eğilim şeklinde kalmamış, İncil’den cümleler almak, İsa’nın sözlerini Muhammed’in ağzıyla söyletmek derecelerine varmıştır.

    Muhammed güya şöyle demiş: “Biz en sonuncuyuz. Bir gün gelecek en birinci olacağız!” Oysaki bu İncil’in bir fıkrasıdır. Başka bir yerde yine Muhammed şöyle demiş; “Allah, sağ elin verdiğini sol el görmeyecek biçimde sadaka verenleri (ceza gününde) gölgesiyle himaye edecektir.” Bu Matyu (Matta) 6.3’ten alınmış mükemmel bir intihaldir. Sf. 75, 76

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 75, 76) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hadis rivayetini ağır bir mesuliyet olarak görüp ihtiyatı elden bırakmayan ve dolayısıyla bilinçli olarak az rivayeti tercih eden bazı sahabeler, Ebu Hureyre’nin çok hadis rivayet etmesine itiraz etmişlerdir. Sf. 68

    Şurası unutulmamalıdır ki Ebu Hureyre, İslamiyet’i pek geç kabul etmiş ve Muhammed’i vefatından üç sene önce tanımıştır (Hacer, c.4, sayfa 39). Bütün bu süre içinde peygamber ile beraber oturmuş olması da kesin değildir. Kendisine ait bilgiler gerçekte o kadar azdır ki asıl isminin ne olduğu bile belli değildir. Sf.74  

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 68, 74) kitabından birebir alınmıştır.

  • Talmud’daki hikâyeler Yahudi halkı için hayati önem taşımaktadır, çünkü Yahudi kanunu Tevrat’taki bir cümleyi okuyup onu sözcüğü sözcüğüne hiçbir zaman uygulamamıştır. Örneğin Tevrat’ta geçen göze göz, dişe diş sözü, “Eğer biri seni kör ettiyse, sen de gidip onu kör etmelisin!” şeklinde anlaşılmaz ve Yahudi kanununda böyle uygulanmaz. Yahudi kanununa göre: Toplumda iki kör kişinin ortaya çıkmasının kime ne yararı olacaktı? Bu yüzden bu söz her zaman iki biçimde anlaşılır. Sf. 51

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hadis İslam’a özgü değildir. Müslümanlar hadis uygulamasını Yahudilerden almışlardır. Sf. 50

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 50) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudilik ve İslam’ın en önemli ortak noktalarından biri, ilahi vahiy olarak kabul edilen Tora (Tevrat) ve Kur’an yanında bunların açıklaması mahiyetinde Talmud ve Sünnet’in yani hadislerin bulunmasıdır. Temelde Talmudlar (Bavli ve Yeruşalem) ve Hadisler şu an karşımızda yazılı halleriyle dursalar da aslında her ikisi de büyük ölçüde sözlü çabanın ürünüdürler. Sf. 46

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 46) kitabından birebir alınmıştır.  

  • Hadisler, peygamberin vefatından bir süre sonra, İslam devleti büyüyüp Müslüman coğrafya genişledikçe ortaya çıkan, bireysel ve toplumsal çeşitli sorunlara dini temelde çözümler bulmak ve bunları dini bir kurala dönüştürmek amacıyla ortaya çıkmıştır. Hadislerin ortaya çıkışında Yahudiliğin örnek alındığını söyleyebiliriz. Sf. 31

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ebû Umâme(ra)den: “Peygamber(sav)e ‘Cennet ehli, cinsî ilişkide bulunacak mı?’ diye sordular. Şöyle buyurdu: ‘Evet, bezmeyen zeker (erkek cinsel organı), kesilmeyen bir şehvet ve oldukça şiddetle’ buyurdu.” [Rûdani, Büyük Hadis Külliyatı, c.3, s.489] Sf. 20

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 20) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ebu Hureyre(ra)den: [Allah Resul (sav) buyurdular ki:] “Sizden biri ayakta su içmesin, kim unutarak içerse kussun.” [Rûdani, Büyük Hadis Külliyatı Camiül fevaid, c.2, s.241]

    Enes(ra)den: ‘Peygamber (sav) gece-gündüz aynı saatler içinde on bir kadından ibaret olan bütün hanımlarını dolaşırdı. Enes’e sordular: ‘Buna gücü yeter miydi?’ ‘Aramızda O’na otuz kişilik (cima: cinsel ilişki, tb) kuvveti verildiğinden söz ederdik.’ dedi.”

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 20) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak İslami literatürde ve hadis ilminde hadis, sadece peygambere ait sözler değildir. Sf. 16

    Kısacası, hadis sözcüğüyle peygamberin sözlerinin kastedildiği geniş ve yaygın bir inançsa da bu tanımlar da gösteriyor ki hadis sadece peygamberin sözlerini değil, davranışlarını da içerdiği gibi sadece peygamberin değil sahabelerin hatta onlardan sonraki iki kuşağın söz ve davranışlarını da içermektedir. Sf. 19

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 16, 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazı âlimler, hadis teriminin kapsamım daha da genişleterek sahâbe ve tâbiînin şahsî beyan ve fetvalarını da bu kapsama almışlar; Hz. Peygamber’e ait olan hadislere merfu, sahâbeye ait olanlara mevkuf, tâbiîne ait olanlara da maktu adını vermişlerdir. (ibn Hacer, Tehzîbü’t-Tehzîb, c. VII, 33) Sf.16

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 16) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hadis, her ne kadar İslami bir terim ve İslami bir disiplin olsa da, sözcüğün kendisinin bile İbranice ile ortak olduğu ve Yahudilerde Talmud diye hadis benzeri kutsal sözlerin bulunduğunu da bu arada belirtelim. Sf. 8

    Bu sözcük İbranice #xdş ‘yeni olma’ kökü ile eş kökenlidir. İbranice kök Aramice/Süryanice aynı anlama gelen #xdt kökü ile eş kökenlidir.” Sf. 15

          Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 8, 15) kitabından birebir alınmıştır.

         BAKKAL’IN NOTU (2020); Hadis, hadise kelimesi ile aynı kökten geliyor.

  • Avatar: Hindu mitolojisinde bir tanrının insan biçimiyle dünyaya inmesi. Sf. 565

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 565) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şeriati, Batılılaşmanın Müslümanları kendi kültürel köklerine yabancılaştırdığına inanıyordu ve bu düzensizliği ortadan kaldırmak için Müslümanlar inançlarının eski simgelerini yeniden yorumlamalıydılar. Sf. 545

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 545) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1882’de, Rusya’daki ilk Yahudi kıyımından sonraki yıl, bir grup Yahudi Filistin’e yerleşmek üzere Doğu Avrupa’dan ayrıldı. Kendi ülkeleri olana değin Yahudilerin eksik ve yabancılaşmış insanlar olarak kalacaklarına inanmışlardı. Tarihteki olaylar Siyonistleri kendi dinlerinin ve Tanrılarının işe yaramadığına inandırdığından cüretli laik bir hareket olarak Sion’a (Kudüs’ün antik adı) dönüş özlemi başladı. Rusya ve Doğu Avrupa’da Siyonizm, Karl Marx’ın kuramlarını uygulamaya koyan devrimci sosyalizmin bir yan çalışmasıydı. Yahudi devrimciler yoldaşlarının Çar kadar antisemitik olduklarını fark etmişlerdi ve komünist bir rejimde yazgılarının düzelmeyeceğinden korkuyorlardı: Olaylar yanılmadıklarını gösterdi. David Ben Gurion (1,886-1973) gibi ateşli genç sosyalistler bavullarını toplayıp Filistin’e yelken açtılar; Yahudi olmayanlar için ışık olabilecek örnek bir toplum yaratmaya ve sosyalist mutluluk döneminin habercisi olmaya kararlıydılar. Sf. 526, 527

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 526, 527) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1925’ten 194l’e kadar İran Şahı olan Rıza Han, Atatürk’e hayrandı ve benzer bir politikaya soyundu: Peçe yasaklandı; mollalar tıraş olmaya ve geleneksel sarık yerine kep giymeye zorlandılar; Şii imam ve şehit Hüseyin onuruna yapılan geleneksel kutlamalar yasaklandı.

    Freud, herhangi bir dinsel baskı uygulamasının yalnızca zararlı olabileceğini ustalıkla görmüştü. Cinsellik gibi din de yaşamı her düzlemde etkileyen bir insan gereksinimidir. Baskı altına alınmışsa, sonuçları herhangi sert cinsel baskı kadar patlayıcı ve zarar verici olabilir. Müslümanlar yeni Türkiye ve İran’a kuşku ve hayranlıkla baktılar. Sf. 513

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 513) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hegel’in kuramları gibi Nietzsche’nin kuramları da bir sonraki Alman kuşakça, ateist bir ideolojinin “Tanrı” düşüncesi kadar zalim bir savaş etiğine önderlik edebileceğini hatırlatacak biçimde, Nasyonal Sosyalizm politikalarını doğrulamak için kullanıldı. Sf. 508, 509

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 508, 509) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sigmund Freud (1856-1939) Tanrı inancını olgun insanların bir yana bırakacakları bir aldatmaca saydı kuşkusuz. Tanrı düşüncesi bir yalan değildi ama psikolojiyle çözülmesi gereken bilinçaltının bir oyunuydu. Kişisel tanrı yüceltilmiş baba figüründen başkaca bir şey değildi: Böyle bir tanrı isteği, adalet, doğruluk ve yaşamın böylece sürüp gitmesi için güçlü, koruyucu bir babaya duyulan çocukça bir özlemden çıkmıştı. Çaresizliğe dayanma duygusuyla insanlarca korkulan ve tapınılan Tanrı bu isteklerin bir yansımasıydı yalnızca. Din insan ırkının çocukluk dönemine aitti; çocukluktan olgunluğa geçişte gerekli bir aşamaydı. Toplum için gerekli olan etik değerleri yaşama geçirmişti. Buna karşın, şimdi o insanlık reşit olmuştu, Tanrı geride bırakılmalıydı. Bilim, yeni logos, Tanrı’nın yerini alabilirdi. Sf.507

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 507) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1882’de Friedrich Nietzsche Tanrı’nın öldüğünü ilan ettiği zaman benzer biçimde şiddetli taktiklere başvurmuştu. Sf. 505

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 505) kitabından birebir alınmıştır.