Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Tokyo Teknoloji Enstitüsünde Isao Karube’nın geliştirdiği “tazelşk çipi ” balığa takılıyor, balık bayatlayınca rengini değiştiriyor. Bu sistemin diğer besinler için de uygulanmasına çalışılıyor. Metafor= Tırtılın kelebeğe dönüşmesi sürecidir. BST adlı bir hormon ineklerin süt verimini % 30-40 arttırıyor. … Toronto Üniversitesinden Dr. Robert Haynes “Günümüzde genleri belirleyebiliyor, tartabiliyor, ölçebiliyor, sayabiliyor, değiştirebiliyor, kopya edebiliyor ve test tüplerinde mutasyona (değişime) uğratabiliyoruz, hücreden hücreye aktararak türler arasındaki sınırları zorlayabiliyoruz.” diyor…”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 220 ile 232 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Etkin bir lider, insanlara, şirketin hedeflerini ve bu hedeflere nasıl ulaşılabileceğini ve şirket kararlarının arkasındaki örgütleyici güç olmak zorundadır. Etkin bir liderin bağlılık kazanması için, ahlaklı, açık sözlü, hoşgörülü ve teşvik edici davranarak bir kusursuzluk örneği yaratması lâzımdır. Bilgisiz bir kişi sorumluluk yüklenemez, bilgili bir kişi ise sorumluluktan kaçamaz. Günümüzde buyurucu yöneticilerin yerini, öğretici, kolaylaştırıcı ve yol gösterici yöneticiler alıyor. .. Motorola Inc. şirketi her yıl 99.000 çalışanının 1/3 ünü eğitimden geçiriyor. Amerikan şirketleri işyerinde eğitim ve öğretime 210 Milyar Dolar harcıyor.”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 200 ile 208 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “500 Yıl önce Akdeniz’den Atlantik’e doğru kaymaya başlayan yükseliş trendi Pasifik’e doğru dönecek…. Pasifik kuşağının yükselişinin ana nedenleri, itici güçlerinin ekonomi oluşu, bu kuşakta 1.000’in üzerinde dil kullanılması ve dünyanın en çeşitli dinsel ve kültürel geleneklerin olması ile Eğitime büyük ağırlık verilmesi. .. Birleşmiş Milletler standartlarına göre, Güney Kore, gelir dağılımı adaleti açısından dünyanın en iyi ülkesidir. Güney Kore dünyanın en büyük çelik tesisi ve tersanesine sahiptir…. ABD de yetişkin nüfusun % 25’i üniversite mezunudur…. Japon öğrenciler haftada 5.5 gün ve yılda 240 gün okula gidiyorlar. ABD’de 180 gün. …G. Kore’de her yıl 32.000 mühendis mezun oluyor, bu rakam ABD’den yüksek Japonya ile aynı ve 256 Üniversitenin 206’sı Hyundai, Daweoo gibi şirketlere ait. … Asya-Pasifik kuşağı, yoksul bir ülkenin, insan kaynaklarını yeterince değerlendirdiği takdirde, doğal kaynakları olmaksızın da kalkınabileceğini tüm dünyaya kanıtlamıştır.”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 163 ile 196 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Alman Şansölyesi Otto Van Bismarck 1883 te Hükûmet tarafından finanse edilen Sosyal Sigorta uygulamasını başlattı. Ve 1889 yılında, 70 yaşındaki tüm işçilere emeklilik fonu kurulmasını sağladı. Refah ile ilgili yönelimler şöyle olacaktır; kamu konutlarından ev sahipliğine, Ulusal sağlık hizmetinden özel seçeneklere, Hükûmet düzenlemelerinden pazar mekanizmalarına, refah programından çalışma programına, Hükûmet tekelinden rekabetçi girişimlere, Devlet endüstrisinden özelleştirilmiş şirketlere, Devletin sosyal güvenlik planlarından özel sigorta ve yatırıma, Vergi yüklerinden vergi indirimlerine.”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 156 ile 162 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007) Yazarlar bu kitabı hazırlarken, Sovyet sistemi çökmemişti. Sovyetlerin çökmesi, kapitalist hatta karma ekonomileri farklı bir yere götürdü, çalışanların sendikalarından ya da Sosyalizme kaymaları endişesinden kurtulan yönetimler, tekellerin eline düştü, bütün dünyada çalışan veya orta halli kesimlerin yaşam standardı geriledi. 

  • “Çince konuşan insan sayısı 800 milyon, İngilizce anadili olanlar 12 ülkede 400 milyon, 400 milyon kadar da yabancı dili İngilizce olanlar var. İngilizce evrensel dil olma yolunda ilerliyorsa bunun sonucu bellidir; İngilizce konuşulan ülkelerin kültürleri egemenlik sağlayacak. Dünya dili olarak İngilizceyi çekici kılan etmenlerden birisi de, kötü biçimde kullanılmasının kolay oluşudur.  Gittikçe artan homojenleşme karşısında, tüm insanların, ister dini, ister kültürel, ulusal, dil’sel yada ırksal olsun, kendi kimliklerini koruması gerekmektedir. Bir Katalan şairi olan Joan Brossa “Dilim olmaksızın kültürüm da olmaz ve kültür baskıya karşı kullanılabilecek en iyi silahtır.”  Katalonya’nın başkenti olan Barselona İspanyanın ekonomik başkenti olmuştur. Francisco Franco Katalancayı yasaklamıştır. … Kültürel milliyetçilik derinlerde yatıyor, bir meydan okumayla karşılaştığında yada uygun bir ortam bulduğunda yüzeye çıkması pek zor olmuyor.”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 114 ile 139 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dünyada Hükümetlerce yönetilen ekonomilerden, piyasalar tarafından yönetilen ekonomilere doğru köklü bir geçiş gözüküyor. .. Rubik küpünün yaratıcısı Macar matematikçi Erno Rubik bir yılda, ülkesine, sanayi mamulü ihracatından getirdiği paradan daha çok kazandırdı.”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 111) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1990’lar boyunca toplumun boş zamanlarını değerlendirme etkinliği olan sporların yerini sanat alacak…. MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü)  Başkanı Paul E. GRAY “Profesyonel bir mühendis, toplumsal bir sistem içerisinde yaşayıp çalıştığından, kültür ve insanla ilgili değerleri anlamak zorundadır.”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

      

  • “21. Yüzyılın en heyecan uyandırıcı atılımları, teknoloji sayesinde değil, insan olmanın ne anlama geldiğinin daha iyi anlaşılması sayesinde gerçekleştirilecektir…. Artık politikacıların görevi: (uluslararası bir görev) tüm ekonomilerin evrenselleşmesini kolaylaştırmak için politik yapıları yeniden düzenlemektir. Avrupa ile Amerika arasına 1988’de çekilen fiber-optik kablo 40.000 görüşmenin aynı anda yapılmasını sağlıyor. … 1991’de döşenen kablo ile 80.000 görüşmeye çıktı. … Hammadde ağırlıklı ürünlerden kaçış var…. Enerji sarfı da azalıyor. Dünya üretimini arttırırken enerji tüketimi azalmaktadır. OECD ülkelerinde kullanılan elektriğin % 35’i nükleer sistemlerden elde ediliyor. Fotovoltaik pillerin (Güneş ışığını elektriğe çeviren paneller) üretim fiyatı düşecek. Petrol sorun olmaktan çıkacak. Kişisel vergiler aşağıya çekilecek. 1984 ten buyana 55 ülke vergi oranlarını aşağıya çekecek. …ürünlerin boyut ve ağırlıkları azaldıkça deplasmanı o derece kolaylaşıyor. … Japonya, Kore, Tayvan, Tayland, Malezya, Endonezya ve Singapur’da ekonomik patlamalar görülecek…. 1945’ten bu yana dünyanın en zengin 44 ülkesi arasında hiç savaş çıkmadı….  Dünya nüfusunun % 5’inin yaşadığı ABD dünya üretiminin % 25’ini yapıyor…. Amerika’ya inanılmaz yaratıcılığını ve yenilikçiliğini de kazandıran işte bu ırk karışımının zenginliğidir… Hollanda’nın Rotterdam limanı dünyanın en büyük limanı… Manş tünelinin maliyeti 11 milyar dolar….”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 16 ile 55 arası) Kitabından birebir alınmıştır.

  • “Evrensel ekonomik patlama

    Sanatta yeniden doğuş

    Serbest piyasa sosyalizminin doğuşu

    Evrensel yaşam tarzları ve kültürel milliyetçilik

    Refah devletinin özelleştirilmesi

    Pasifik kuşağının yükselişi ( Japonya, Kore, Çin, Endonezya… ) 

    Kadın liderlerin on yılı

    Biyoloji çağı

    Üçüncü bin yıldaki dinsel yeniden doğuş

    Bireyin zaferi”

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene – Sf.13) (Siyasi – Tezler)

      

  • 1982’de yazılan “Büyük Yönelimler” kitabında 1980’lerin yönelimleri şunlardı:

    Endüstri toplumundan bilgi toplumuna

    İşgücü ağırlıklı teknolojiden yüksek teknolojiye

    Ulusal ekonomiden dünya ekonomisine 

    Kısa dönemden uzun döneme

    Merkezi yönetimden yerel yönetime

    Kurumsal yönetimden kendi kendine yönetime

    Teslimiyetçi demokrasiden katılımcı demokrasiye

    Hiyerarşilerden şebekelere

    Kuzey yarımküreden Güney’e

    Kısıtlı seçeneklerden çeşitli seçeneklere.  

    Bu yönelişler sürmektedir.

    Alıntı: Megatrends 2000 – John Naisbitt ve Patrisia Aburdene (1992, Sf. 12) Kitabından birebir alınmıştır.

  • Harputlu Hacı Hayrı Bey’ in bir kıt’a şiiri;

    “İstekle değil içtiğimiz bade velâkin”

    “Hicr ateşini zehr ile söndürmek içindir.”

    “Mey, neş’eye de keyfe de mahsus değildir.”

    “Erbab-ı gâmı belki tez öldürmek içindir.”

    Alıntı: Harput Yollarında – İshak Sunguroğlu (1992, Sf. 267) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Nami Mahmut Mithat Efendi (1848 – 1911) Adıyaman’da (Adıyaman şehir merkezinin adı: Hüsn-ü Mansur’da.) bir yolsuzluğu incelemeye gitmiş. Raporlarını Malatya’ya göndermiş. Yolsuzluk yapanlar bir denk (koli) sabunu rüşvet vererek bu raporu boşa çıkarınca.  Aşağıdaki güzel beyti (iki mısralı şiir) yazmış;  “Hüsn-ü Mansur’da nice zahmet ile ortaya çıkardığım pislikleri, yüz denk sabun paklayamaz.”

    Alıntı: Harput Yollarında – İshak Sunguroğlu (1992, Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Halide Edip (Adıvar) Hanım; “-İzmir’i aldıktan sonra artık biraz dinlenirsiniz Paşa’m! Çok yoruldunuz.” dedi. “-Dinlenmek mi? Yunanlılardan sonra Birbirimizle dövüşeceğiz, birbirimizi yiyeceğiz!“. “-Neden? O kadar çok yapılacak iş var ki !” “-Ya bana muhalefet etmiş olan adamlar?” “-Bu bir Millet Meclisi’nde doğal değil mi?” .. Bu söz üzerine Mustafa Kemal’in gözlerinde tehlikeli bir parıltı geçtiğini gördüm. Muhalif Mebuslardan bir ikisinin adını anarak, “-Bu adamlar halkça linç edilseler yeridir!” dedi.”

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 566) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (1992): Yozgat’ın Akdağmadeni ve Kırıkkale’nin Keskin dolaylarında çok sayıda Ortodoks Türkler varmış. Keskin Metropoliti Papa Eftim, Türk Ortodoksların ruhani lideri olarak İstanbul Patriğinin Elenizm propagandasına karşı çıkıyor ve Anadolu’nun birliği için çalışıyor.

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 470 ile 475 arası) kitabından notlar alınmıştır.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1992): Yunan Başkumandanı Papulas askerlerinin bizim siperlere çarpıp durduğunu ve bunun zararlı olacağını görüyor. Fevzi Paşa’nın ifadesiyle “Ağırlıklarını da alarak savaş alanından çekilmeye başlamıştır.” Tarih 8 Eylül 1921. Bu sefer biz 12 Eylül 1921 günü Yunan’a karşı saldırıya geçiyoruz. Sakarya Meydan Savaşı 22 gündüz ve 22 gece süren, dünyanın en uzun süren meydan savaşıdır. Bu savaş sonunda Yunan’ı Sakarya Nehri’nin batısına çekilmeye mecbur ediyoruz. Düzgün bir biçimde bu hatta çekiliyorlar. Türk Ordusu on bin ölü, on beş bin yaralı, Yunan Ordusu ise on iki bin ölü, yirmi üç bin yaralı veriyor.

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 439 ile 462 arası) kitabından notlar alınmıştır.

  • “Gazi cepheyi gezerken ata bineceği zaman ayağı kayıp attan düşünce üç kaburgası kırılıyor.”

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 430, 431) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal, Direksiyon Konağı’ndan ayrılmış. Çankaya denen Papazın Bağındaki küçük konağa taşınıyor. Bu köşk de İstanbul’da Şişli’deki kiralık evinin sahibi olan Madam Kasapyan’a aitti.”

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 428) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey’in kaleme aldığı ve Mustafa Kemal imzalı tebrik telgrafı;

    “Bütün dünya tarihinde sizin İnönü Meydan Savaşlarında yüklendiğiniz görev derecesinde ağır bir görev yüklenmiş kumandanlar azdır… Siz orada yalnız düşmanı değil, ulusun makûs talihini de yendiniz!

                                                                                                          Mustafa Kemal “”

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 422 ile 425 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1992): Ocak ayındaki I. İnönü savaşının nasıl bir şey olduğu belli değil. Önce Yunanistan savaş alanını terk ediyor ve bu I. İnönü Zaferi oluyor. Çerkez Ethem birliklerinin ortadan kalkması ile Yunanistan artık saldırmaktan başka bir şey düşünmüyor. Bu arada Yunanistan’daki siyası durum da iyileşiyor, Kralcı Ahali Partisi iktidara geliyor ve komutanların çoğu değişiyor. .. Yunan Birlikleri 23 Mart 1921’de yeniden saldırıya geçti. II. İnönü Zaferinin gecesi yani 30 Mart 1921 İsmet, sabah muhtemel (olası) Yunan saldırısından korkup İnönü mevzilerini bırakarak çekilmeye karar verdi. Yazdığı şifreyi hemen Mustafa Kemal’e gönderdi. 1 Nisan sabahı Mustafa Kemal’e gelen telgrafta da genel çekilme emri verdim diyor. Ve birkaç saat sonra gelen telgrafta ise düşman çekiliyor diyor.  İşte; İnönü Zaferlerinin perde arkası budur. Her ne hikmet ise bu zaferlerden 3,5 ay sonra 21 Temmuz’da Yunanistan bütün cephelerde saldırıya geçti, askerlerimiz darmadağın bir biçimde kaçtı. Yunanistan’ın 27 bin kişilik ordusu Gediz – Afyon Meydan Muharebesinde 80 bin kişilik ordumuzu bozguna uğrattı. Türk harp tarihinin görülmemiş yenilgisini aldık.

  • “Mustafa Kemal Harbiye’den ve Kurmay Okulundan sınıf arkadaşı Albay Asım (Gündüz) Bey’i İstanbul’da buldurup Anadolu’ya çağırdı.”

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 416) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1992): Temmuz 1921 Büyük Bozgun veya Afyon yenilgisi de denilen ağır kayıp sonucu Yunan Sakarya’ya geliyor. Mustafa Kemal Paşa cephede Albay Asım Bey’den “Ne yapalım?” diye soruyor.

  • (1) “Yazıda;  “… Yeşil Ordu örgütüne özgü Talimatnamenin Bursa Mebusu Şeyh Servet Efendi’ce ve öbür bildirinin de Tokat Mebusu Nazım Bey’in kardeşi Lütfi Efendi’ce dağıtıldığı…”

    Mustafa Kemal hemen işi adalete intikal ettirmek üzere Ankara İstiklâl Mahkemesi Başkanlığı’na bir yazı gönderdi…. kısa bir süre sonra Tokat Mebusu Nazım, Afyonkarahisar Mebusu Mehmet Şükrü Beylerle, Bursa Mebusu Şeyh Servet Efendi’nin dokunulmazlıkları kaldırıldı ve hemen tutuklanarak Ankara İstiklâl Mahkemesine verildiler. 9 Mayıs 1921 günü yargılama bitti;

    “-TBMM Hükümetini devirerek Ulus’un isteğine aykırı bir hükûmet kurmaya çalışmak suçundan sanık; Çerkez Ethem, Tevfik (Ethem’in kardeşi), Reşit (Ethem’in Ağabeyi) Yüzbaşı İbrahim (Subayların hepsi Ethem’in adamları) Jandarma Yüzbaşı Sami, Kurmay Yüzbaşı Halil, Polis Artin, Manyaslı Şevket, Çerkez Ahmet, Reşat, Binbaşı Abdullah, Mülkiye Kaymakamı Lütfü, Silahlı olarak bu suçu işleyip sonra düşman yanına kaçtıkları anlaşıldığından hepsinin idamına…  Tokat Mebusu Nazım.. Vatana İhanet Kanununun 12. Maddesi gereğince on beş yıl kürek cezasına, Bursa Mebusu Şeyh Servet ile Mehmet Şükrü’nün beraatına..”  Ayrıca Yeni Dünya Gazetesi Başyazarı Arif Oruç ise tutukluluk süresi yeterli görülerek savaşın bitimine kadar Hükümet’in istediği bir yerde ikamete mecbur edildi. Yeni Dünya süresiz kapatıldı.””

    Alıntı: Kutsal İsyan V – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 411 ile 413 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1992): Ethem Bey ve Yeşil Ordu saf dışı bırakıldıktan Mustafa Suphi ve 16 arkadaşı da Karadeniz’de boğdurulduktan sonra sırada Ankara’daki Bolşevikler vardı. Hem de muhalefete de bir gözdağı vermek gerekiyordu. Bu sırada Ali Fuat ve Rıza Nur’dan oluşan heyet Moskova ile uzlaşıyor, öte yandan Yunan her cephede saldırısını ve zaferlerini devam ettiriyordu. Nurettin Paşa 19 Ocak 1921 tarihli bir şifre ile Bolşevik faaliyetlerini Genelkurmay’a şikâyet ediyor, Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) Paşa hemen Bakanlar Kurulu Başkanlığı’na 24 Ocak 1921 tarihli yazıyı yazıyor.