Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Salta ve şalvardan ibaretti giysimiz. Bizim yöresel kıyafetimizdi. Mavi kumaştandı. Mavi çuhadan da olurdu. Sf. 191

    Bu mavi ve beyazlar daha çok biz Ermenilerin giysilerinin rengiydi. Sf. 191

    Alıntı; Turna Nereden Gelirsin? – Hagop Mıntzuri, (Aras Yayınları 2. Baskı, 2012 – Sf. 191) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2015); Harput folklor ekibinin kıyafeti de mavi ve beyaz renklerden oluşuyordu. Belde beyaz ipek veya saten kuşak olurdu, sonra bunlar Ermeni rengidir diye, koyu renk şalvar cepken ve çirkin bir kuşak bağladılar oysa o renkler belki de Harput’un ortak rengiydi.

  • Kürt kadınları gelir, ellerini üstümüze koyar, “piş piş” yaparlardı. Harsiglerimize benzemeyen kadınları görünce seslerimizi daha da yükseltirdik. Sf. 73

    Alıntı; Turna Nereden Gelirsin? – Hagop Mıntzuri, (Aras Yayınları 2. Baskı, 2012 – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.

  • Güzellikleriyle ünlü Tamzaralı kadınları gördüler açık kapıların eşiğinde. Zara-Zimara-Tamzara, ille Tamzara. Tamzara’dakiler en güzelleriydi. Karşılıklı üçer kişilik Tamzara barını ve şarkısını hatırladılar. “Tamzara’nın tandırları, beyaz beyaz baldırları, le le le le Tamzara,” Sf. 44

    Alıntı; Turna Nereden Gelirsin? – Hagop Mıntzuri, (Aras Yayınları 2. Baskı, 2012 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır.

  • Biz kırıntıya “losunk” derdik. Ne kadar küçük, ufacık olursa olsun veya bir ceviz, dut kırıntısı yere düşmüş olsa bırakmaz, toprağıyla moprağıyla yerdik. Sf. 57

    Alıntı; Turna Nereden Gelirsin? – Hagop Mıntzuri, (Aras Yayınları 2. Baskı, 2012 – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mırza Dağı, Munzur (Mıntzuri) sıradağlarıdır. Sf. 9

    Alıntı; Turna Nereden Gelirsin? – Hagop Mıntzuri, (Aras Yayınları 2. Baskı, 2012 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ermeni malını gizler, Kürt üstünde taşır” Sf. 311

    Alıntı; Arevik (Dersim Tertelesinde Bir Ermeni Kızı) – Haydar Işık, (Satırarası Yayınları 1. Baskı, 2013 – Sf. 311) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kin ve intikam insani duygulardır, ancak bilesin ki, kin insanın bütün yeteneklerini yok eder. Sf. 260

    Alıntı; Arevik (Dersim Tertelesinde Bir Ermeni Kızı) – Haydar Işık, (Satırarası Yayınları 1. Baskı, 2013 – Sf. 260) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer Osmanlı seni çağırıyorsa; ya vergi almak, ya askere almak, ya da öldürmek içindir. “Bu devlet eşek olsa bile binme.” Sözünü unutmayınız. Sf. 210

    Alıntı; Arevik (Dersim Tertelesinde Bir Ermeni Kızı) – Haydar Işık, (Satırarası Yayınları 1. Baskı, 2013 – Sf. 210) kitabından birebir alınmıştır.

  • Miralay Kâzım, Bedros Bey’e elçiler gönderip teslim olmasını isterken, diğer yandan çepeçevre sarıldığını ihsas ettirmişti. Bedros Bey’e yazdığı birinci mektupta:

    “Xuş vergisini verirse sorun kalmaz.” deyince, Bedros Bey:

    “Xuş vergisini verir. Ancak hemen ardından askerlik çağı gelenler istenir. Amele Alaylarında Ermeni gençleri bitirildikten sonra, tenkil ve tehcir başlar. Ben bu tarzı çok iyi biliyorum. Ne de olsa ben de İttihat Terakki üyesi bir Osmanlı zabitiydim.” Sf. 84

    Alıntı; Arevik (Dersim Tertelesinde Bir Ermeni Kızı) – Haydar Işık, (Satırarası Yayınları 1. Baskı, 2013 – Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kürtlerin “Sûka Ermeni”, Türklerin “Gavur şehri” dedikleri Xuş, ovada her yele açık güvensiz bir ada gibiydi. Sf. 83

    Alıntı; Arevik (Dersim Tertelesinde Bir Ermeni Kızı) – Haydar Işık, (Satırarası Yayınları 1. Baskı, 2013 – Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tuğgeneral Atikkan’dan sonra yine NATO’da görevli Amerikan Tuğgenerali Curtis söz aldı. General Curtis’in, bir arkadaşımızın Kruşçef’in bir sözüyle ilgili sorusuna verdiği cevap ise pek yerinde ve pek askerce idi. “Kruşçef, bir harp vukuunda ABD, Türkiye’nin cenaze namazına bile yetişemez, demiş. Ne dersiniz?» sorusuna, General Curtis şu cevabı verdi: «Bir harp vukuunda kimin cenaze namazının daha önce kılınacağı bilinemez.» Sf. 71

    Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • Daha önce de sözünü ettiğim birtakım gariplikleri düşündükçe, İsrail’in ilk cumhurbaşkanı Hayim Weizmann’ın, Yahudileri tanımlayan şu özdeyişini anmamak elde değil:

    «Yahudiler de herkes gibidir, ama biraz daha fazla.»

    Evet, ilericilikte nasıl herkesten daha ileri olabiliyorlarsa, gericilikte de herkesten daha gerici olabiliyorlar. Korkaklıkta nasıl herkesten daha korkak oluyorlarsa, cesarette de herkesten daha cesur olabiliyorlar.

    İstanbul: Haziran 1959 Sf. 64

    Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ben Gurion kitap okurken, ya da kitaptan söz ederken, yanında hiçbir konuda konuşulmasına izin vermezmiş. Devlet işlerinden bile. Ama devlet işleri sırasında, bir kitap hakkında konuşabilirmiş. Sf. 56, 57

    Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 – Sf. 56, 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ben Gurion, Başbakanlıktan ayrıldıktan sonra, New York Times’da yayınlanan bir yazısında şöyle demiş:

    “Eğer iktidar bir amaç değil, yurda ve ulusa hizmet için bir araç ise, her sorumlu devlet adamı, zamanla kendi kendine şu soruyu sormalıdır. Acaba tekdüzeliğin bir kurbanı mı olmuştur? Gerçekle karşılaşmak yeteneğine hâlâ sahip midir? Her şeyin sonunda bağlı olduğu sade yurttaşın durumundan haberi var mıdır?”

    “Kendini, ülkenin yazgısını saptayan tek kudret olarak gören devlet adamı, zararlı ve tehlikelidir.” Sf. 56

    Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ne var ki, yazılı bir anayasası bile bulunmayan İsrail’de fikir ve ibadet özgürlüğü, söz ve basın özgürlüğü gibi ana özgürlüklerle, can ve mal korunması güvenlik altındadır. Sf. 53

    Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudilerin Filistin’e yerleşmeleri, kendilerini tarıma vermeleri olayı, yirminci yüzyılın başında büyük bir gelişme kaydediyor. İlk kurulan köylerde kişisel emek ve özel mülkiyet esasları üstünken -ki bu tip köylere «Moşova» deniliyor- daha sonra 1904 -1914 tarihleri arasında gelen ve ikinci göçmen akımına dâhil olan bir grup gencin öncülüğüyle, ortak köy yöntemi kuruluyor. İlk denemeleri 1909’da Degama ve 1910’da Merhavia’da yapılan bu ortakçılık, Siyonizm örgütünce de tutularak Filistin’de yaygın bir hal alıyor. Sayısı bugün 228’e yükselen bu tür köylere «kibutz» deniliyor.

    «Kibutz»larda her şey ortak. Çalışma da, kazanç da. Kibutz’da yaşayanların çalışmalarına karşılık, konut, gıda, giyim kuşam; eğitim; kültür ve toplumsal gereksemeleri sağlanıyor. Çocuklar kendileri için ayrılan yuvada bakılıyorlar. Yemekler yemekhanede yeniliyor. Hamam ortak, kütüphane, eğlence hep ortak. Gizlilik yalnız yatak odalarında tanınmış. Sf. 49

    Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ve başbakanları Ben Gurion’un dilinde şu şekilde ifadesini bulmuş: “Ya biz çölü yeneceğiz, ya da çöl bizi yenecek.” Bu kadar kesin konuşan Ben Gurion: “İsrail, aynı zamanda hem Hint Okyanusu’na, hem Atlas Okyanusu’na, Süveyş kanalına bağlı kalmadan çıkabilen, bir Akdeniz ülkesidir.” Sf. 45

    Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tevrat’ta «Ve sizi bütün memleketlerden toplayacağım ve sizi kendi toprağınıza getireceğim.» (Hezekiel XXXVI – 24) «Ve atalarınıza verdiğim memlekette oturacaksınız ve siz benim kavmim olacaksınız ve ben sizin Allah’ınız olacağım.» Sf. 29

    Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bizim İsrail’de bulunduğumuz günlerde, Romanya’dan gelmesi beklenen göçmenler için hazırlıklar vardı. Romen hükümeti ne gibi bir politik düşünceye dayandığı iyice anlaşılamayan ani bir kararla, 30.000 Romanyalı Musevi’ye İsrail’e göç izni vermişti. Ama bu cidden tuhaf bir izindi. Örneğin, İsrail’e göç için on yıl önce pasaport isteyen ve izin çıkmadığından, bu işten tamamen ümidini keserek evlenip, çoluk çocuk sahibi olan bir Romanyalı Musevi, kendisine izin tebliği üzerine, çok kısa bir süre içinde Romanya’yı terk etmeye zorlanmış ve karısını, çocuklarını bırakarak İsrail’e gelmişti. Sf. 28, 29

    Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 – Sf. 28, 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • Daha 1917 yılında İngiliz Hükümetinin, Siyonist liderlerle uzun görüşmeler sonunda, Balfour Bildirisini yayınlayarak, Filistin’de Yahudiler için bir vatan kurulması fikrine taraftar ve yardımcı olduğunu açıklaması, Kutsal Topraklara Yahudi göçünü hızlandırmış. 1918 yılında 56.000 kişi olan Filistin’deki Musevi nüfusu, 15 Mayıs 1948 yılında 665.000 kişiye çıkmış. Bu büyük nüfus artışının 484.000’i otuz yıllık manda yönetimi dönemindeki göçlerle sağlanmış. Sf. 25

    Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.