Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • -Bu konuda bir sorununuz olmadığına inansanız bile glüteni hayatınızdan çıkarın.

    -Daha az karbonhidrat, daha fazla yağ ve lif tüketin.

    -Gerçek, işlenmiş ve yapay şeker kullanmayı bırakın.

    -GDO’lu ürünlerden uzak durun.

    -Aşırı protein almaktan kaçının.

    -İnanılmaz; yumurtaya kucak açın. Sf. 49

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Uykusuzluk leptini azaltır, dolayısıyla beyniniz daha fazla kaloriye ihtiyacı olduğu sinyalini alır; egzersiz leptinle ilgili sinyalleri, aynı zamanda insülin duyarlılığını artırır. Sf. 44

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır.

  • Leptine direnci olan kişiler asla tokluk hissetmez ve durmadan yerler. Gedgaudas leptin direncini obezitenin “Kutsal Kâse”si olarak adlandırıyor. Aynı şekilde çok fazla insülin, insülin direncine ve diyabete yol açar; gıdalardaki aşırı karbonhidrat ve şeker içeriği ise leptin direncine yol açar. Yüksek dozdaki insülin de beynin leptin hassasiyetini azaltır. Sf. 43

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • Leptin ve ghrelin sizin başlıca iştah hormonlarınızdır. İnsülin enerji kullanımını ve tüketilen besinin depolanmasını denetlerken leptin ve ghrelin açlık ya da tokluk hissinizi denetler, yeme alışkanlıklarımızı durdurur ya da sürdürürler. Sf. 43

    Kısacası bunu şöyle sağlıyor: Yağ hücreleri dolup genişleyince leptin salgılıyorlar. İçerdikleri maddeler enerji sağlamak için yakılıp yağ hücreleri küçülmeye başlayınca musluk azar azar kısılıyor ve daha az leptin salgılanıyor. Zamanla ghrelin salgısı sayesinde yeniden açlık hissetmeye başlıyorsunuz ve aynı süreç yeniden yaşanıyor. Sf. 43

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsülini parçalayan enzimler aynı zamanda Alzheimer hastası olanların beyinlerinde yumaklar ve plaklar oluşturan amiloid beta proteinini de parçalamaktaydı. Sf. 42

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • İyi haber şu ki hormonal disfonksiyona genellikle beslenme yoluyla ve bu kitapta açıklanan eylem planıyla çözüm getirilebilir.

    Buradaki kilit unsurlardan biri probiyotikler (“yaşam için”), yani besinlerden ve gıda takviyelerinden aldığınız canlı bakterilerdir. Son dönemlerdeki dikkate değer araştırmalar bu probiyotiklerin bedenin en önemli hormonlarından biri olan insülinin, aynı zamanda iştah ve metabolizmayla ilgili diğer hormonların dengelenmesinde ne kadar önemli olduklarını ortaya koydu; bunlar insülin direncini ve diyabeti azaltabiliyor, hatta yok edebiliyor.

    İzin verirseniz size insülin ve metabolizmayla bağlantılı diğer önemli hormonlar hakkında kısaca bilgi vereyim. Bildiğiniz gibi insülin bedenin en önemli hormonlarından biridir. Pankreas tarafından üretilen taşıyıcı bir protein olan insülinin başlıca görevi besinlerden glikoz şeklinde sağladığımız karbonhidrat temelli enerjiyi kullanılmak üzere hücrelere aktarmaktır. İnsülin kan dolaşımınızda hareket ederek glikozu alıp yakıt olarak kullanacak olan tüm hücrelere taşır. Hücrelerin ihtiyacı karşılandıktan sonra artakalan glikoz karaciğerde glikojen olarak biriktirilir ya da yağ hücrelerinde stoklanır.

    Normal, sağlıklı hücreler insüline tepki vermekte hiçbir sorun yaşamaz. Öte yandan çok fazla modern karbonhidrat tüketmekten kaynaklanan sürekli glikoz akımı sonucu yüksek oranda insüline maruz kalan hücrelerimiz buna uyum sağlar ve hormona karşı “direnç” oluşturur. Bu da pankreasın daha fazla üretmesine neden olur ve neticede glikozun hücrelere ulaşması için daha fazla insülin gerekir. Oysa bu aşırı doz, kan şekerinin tehlikeli oranda düşmesine, bunun sonucunda da fiziksel rahatsızlıklara ve beyin temelli paniğe yol açar. Sf. 40, 41

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 40 ile, 42 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örneğin, kısa süre önce, glütende bulunan gliadi adındaki bir proteinin tıpkı bağırsaklarda olduğu gibi kan-beyin bariyerindeki geçirgenliği de artırdığı belirlendi. Bu, glüten içeren besinler ile nörolojik sorunlar arasındaki ilişkinin açıklanmasına yardımcı olabilir. Eğer sızıntılı bağırsak sendromunun kötü bir şey olduğu kanısındaysanız, beyindeki bir sızıntının nelere yol açacağını bir düşünün! Aslında kan-beyin bariyerinde yaşanan sorunlar Alzheimer, felç, beyin tümörü, multipl skleroz, menenjit, kuduz, hastalık nöbetleri ve hatta otizmle ilişkilendirilmiştir. Sf. 37, 38

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 37, 38) kitabından birebir alınmıştır.

  • Batı’nın tipik beslenme tarzı çok fazla kalori bulundurmakla beraber neredeyse hiç prebiyotik lif içermez. Bu yüzden olağanüstü miktarda kalori almamıza karşın sindirim sistemimiz bizim aç kaldığımıza inanır! Beden de aç kalma yanılgısına düşerek besinlerden mümkün olduğu kadar çok kalori sağlamaya çalışır. Sf. 37

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Prebiyotikler bedenlerimizin sindiremediği ama bağırsak bakterilerinin severek tükettiği özel bir tür besinsel liflerdir ve Taht Beyin Yaşam Planı’nın önemli bir kısmını oluştururlar. Prebiyotikler çoğunlukla karbonhidrat olarak sınıflandırılırlar zira birçok meyve ve sebzede bulunurlar. Sf. 36

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 36) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örneğin, 2015’te Avrupa’da yapılan çığır açan bir araştırma çoğunlukla dysbiosis olarak bilinen sağlıksız bağırsak mikrobiyomu ile Parkinson hastalığının ortaya çıkışı arasında güçlü bir bağlantı bulunduğunu ortaya çıkardı. Hatta kimileri bağırsak mikrobiyotasını ya da bağırsak florasını beynin “barış elçileri” olarak adlandırıyor. Sf. 33

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hem beyin hem de kalp, kan şekeri yerine ketonlar kullanıldığında yaklaşık yüzde yirmi beş daha etkili çalışır. Harcadığımız toplam enerjinin yüzde yirmisini beynimiz kullanmaktadır ve sağlıklı, normal beyin hücreleri ketonlarla beslenerek gelişir.

    Nörolojik hastalıkların hepsinin kendine özgü özellikleri ve nedenleri olabilir ama ortak noktalarından biri yetersiz enerji üretimidir. Sf. 31

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aynı şey kolesterol için de geçerlidir. Yüksek kolesterol içeren besinleri tüketmek bizim kolesterol düzeyimizi etkilemez ve yüksek kolesterol düzeyinin kalp hastalığı riskini artırdığı iddiası doğru değil. Son yüz bin kuşaktır hayvansal protein ve doymuş yağ tüketmekteyiz. Oysa bize doymuş yağın tehlikeli olduğu söylendi. İnsanlarda anne sütünün yaklaşık yüzde elli oranında yağ içerdiği gerçeği doymuş yağın değerini ve önemini ortaya koymakta.

    Dolayısıyla karbonhidrat tüketimini önemli oranda azaltır ve kalorilerinizin çoğunu yağdan alırsanız ne olur? Bedeninizi yağ yakan bir makineye dönüştürürsünüz. Sağlıklı yağlar ve bitkisel lifler içeren, düşük karbonhidratlı ve çok az proteinli bir beslenmeyle bedeninizi yakıt olarak glikoz yerine yağ kullanmaya teşvik edersiniz. Daha belirgin bir şekilde söyleyecek olursak, bedeninizi keton adı verilen özel bir maddeden enerji elde etmeye zorlarsınız. Karbonhidratların yokluğunda karaciğeriniz, tükettiğiniz besinlerde bulunan yağ asitlerini ya da bedeninizdeki yağları kullanarak ketonları üretir. Daha sonra bu ketonlar kan dolaşımına girerek yakıt olarak kullanılmak üzere beyne ve diğer organlara ulaşırlar. Ketojenik diyet adı verilen, kalorilerin yüzde seksen ila doksanını yağdan, geri kalanını ise meyve ve sebzeler gibi lifli karbonhidratlardan sağlayan bu beslenme Tahıl Beyin Yaşam Planı’nın temelini oluşturmaktadır. Sf. 30

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 30, 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlara karbonhidrattan tamamen arındırılmış ama kolesterol dâhil bol bol besinsel yağ içeren bir beslenme biçimiyle hayatta kalabileceğimizi ve gelişeceğimizi söylediğimde bazen şaşkın bakışlarla karşılaşıyorum. Oysa günümüzde bu değişiyor. Yakın zamanlara kadar bize beynin var olmak için glikoza ihtiyacı olduğu ve bizim de bunu karbonhidratlarla sağladığımız söyleniyordu. Sonunda bilim araya girdi ve bunu açıklığa kavuşturdu: Evet, beynin glikoza gereksinip vardır ama bedenlerimiz bu glikozu üretebilir. Tekrar ediyorum; Bizi şişmanlatan şekerdir, besinsel yağlar değil. Sf. 29, 30

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 29, 30) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tahıl Beyin’in ana fikirlerinden biri metabolizmamızın tercih ettiği yakıtın, karbonhidrat değil de yağ olduğu ve tüm insanlık evrimi boyunca bunun geçerliliğini koruduğuydu. Sf.29

    İnsanlar sürekli olarak “yağsız”, “az yağlı”, “çok tahıllı”, “tam tahıllı” etiketleri olan gıdalara, beyne ve bedene karşı saldırıya geçen içeriklere sahip besinlere yönelmeyi sürdürüyor. Sf. 29

    İnsanların beslenmesinde karbonhidrat ihtiyacı neredeyse sıfırdır. Sf. 29

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kariyerim boyunca Batı bilim dünyasının beni en etkileyen keşfi, kilo fazlalığı ve beyin işlevsizliği riski dâhil olmak üzere çoğu hastalığın ve dejeneratif durumun temelde iltihaplanmadan kaynaklandığı oldu. Sf. 27

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu hususları göz önünde bulundurarak programın ana hedeflerini inceleyelim:

    -iltihaplanmayı azaltmak ve kontrol altına almak

    -bedeninizi yağ kullanarak yağ yakan bir makineye dönüştürmek

    -bağırsaklarınızdaki yararlı bakterilerin oranını dengelemek

    -hormonlarınızı dengelemek, insülin seviyenizi düşürmek ve leptin hassasiyetinizi artırmak

    -genlerinizi kontrol altına almak

    -yaşamınızı dengelemek Sf. 26, 27

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 26, 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çoğumuz maalesef proaktif önlem yaklaşımından ziyade son derece reaktif bir yaklaşımla yaşamımızı sürdürüyoruz. Hayatta bir sürü şeyin peşinden koşar, diğer sorumluluklarımızı yerine getirir ve diğer insanlarla ilgilenirken kendimize özen göstermeyi ihmal ediyoruz. Sf. 25

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • Beyin ile omurilik arasındaki iletişimi engelleyen ve otoimmün bozukluklara yol açan multipl skleroz (MS) dünyada yaklaşık iki buçuk milyon insanın yaşamını etkiliyor ki bunların neredeyse yarım milyonu Amerika’da yaşıyor. Bir MS hastasının ömür boyu süren tedavi masrafları ortalama 2,1 milyon doları aşıyor ve tıp alanında başı çeken uzmanlar bu hastalık için henüz ufukta tedavi görünmediğini belirtiyorlar. Sf. 19

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu, How Yoga Works isimli kitaptan bir alıntıydı ve özet olarak yaşamımızdaki en büyük hedeflere ulaşabilmemiz için “yaşadığımız bu küçük dünyada gün boyu başkalarının zarar görmesini önleme yollarını arayan alçak gönüllü ve mutlu bir ruh haline sahip olmaya çalışmamız” öneriliyordu. Sf. 13

    Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Blunt, reformlar karşısındaki en büyük mânilerden birinin şeriat; yani farz, vacip, sünnet, haram vs. gibi İslâm âlimlerinin Kuran, sünnet, kıyas ve icmâ yoluyla evlilik, alışveriş, cezalar vs. gibi hayatın her sahasına dair koymuş oldukları fıkıh kaideleri olduğunu anlatıyordu. Sf. 509

    Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 509) kitabından birebir alınmıştır.