Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Kur’an’ı Kerimde Sâbiîlerden üç yerde bahsedilir. Bakara Suresi’nin 62. ayetinde, “İman edenlerle, dinini kabul edenler, Nasranîler, Sâbiîler içinde Allaha ve ahiret gününe inananlar ve yararlı işler işleyenler, Nezdî İlahi’deki (Tanrı katındaki) mükâfatlarına erecekler ve hiçbir korkuya uğramayacaklar, hiç de mahzun olmayacaklardır.” Maide Suresi’nin 72. ayeti de, yukarıdaki ayetle aynı anlamdadır. Yalnız ‘Sâbiîler kelimesin “vav” harfi ile merfu ve “Nasraniler” kelimesiyle yer değiştirmiştir. Hac Suresi’nin 17. ayetinde, “iman edenler, Yahudi olanlar, Sâbiîler, Nasranîler, Mecusiler, Müşrikler yok mu, Hak Teâlâ her şeye hakkı ile şahittir” diye buyrulmaktadır. Sf. 97

    Alıntı; Din Bu II (Tabu Can Çekişiyor) – Turan Dursun, (Kaynak Yayınları 4. Baskı Aralık 1990 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bütün sâbiîlerin üç duası vardır. Bir ölünün cesedine temas ettikten sonra gusl ederler; domuzun, köpeğin, pençeli yırtıcı kuşların ve güvercinin eti haramdır. Sünnet yaptırmazlar; boşanmaya ancak hâkim kararı ile müsâade ederler ve iki kadın ile evlenmeği kabul etmezler.

    Sâbiîler önce El Cezire’nin şimalinde yayılmışlardı ve merkezleri eski Harran’da idi; dîni merasim dilleri Süryânîce idi. Halife al-Ma’mûn onları takip ve mahvetmek istedi; fakat fikrî meziyetleri kendilerine müsâmaha gösterilmesini temin etti. Sf. 93

    Alıntı; Din Bu II (Tabu Can Çekişiyor) – Turan Dursun, (Kaynak Yayınları 4. Baskı Aralık 1990 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • Asya ve Afrika’daki birçok kavimler gibi, eski zamanlarda Yemen, Hicaz, Suriye ve Irak Azaplarının güneş kültü ile amil oldukları ve Muhammed’in pek eski cetlerinden birinin “güneşin kulu” manasına gelen (Abdüşşems) adını taşımış olması ve en az 3-4000 sene önce inşa edilmiş olan Kâbe binasının bidayeten (başlangıçta) güneş kültü için kullanıldığı göz önüne getirilince yukarıdaki iki arabın 2-3000 sene evvelki ecdatlarının salik oldukları güneş kültünde derin manası olan burma sarıkları alelade bir baş sargısı veya Araplığın zahirî bir alameti olarak taşıdıklarında şüphe yoktur. Sf. 64

    Alıntı; Din Bu II (Tabu Can Çekişiyor) – Turan Dursun, (Kaynak Yayınları 4. Baskı Aralık 1990 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.

  • İşbu izahat üzerine, Yukatan ve Guatemala kıtalarında yaşayan ve ırk itibariyle Maya milletine mensup olan Kişe ve Kakşikel kabilelerinin (Kişe kişi demektir) gerek millî rakslarında ve gerek güneşe tazimen (hürmeten) yaptıkları ayin esnasında, Tun namında mukaddes bir dünbelek kullandıkları ve bunu çalanlara karşı derin bir hörmet gösterdikleri hakkındaki malumata muttali olduktan sonra dünbelek sözümüzün başındaki “dün” ve Kudüm kelimesinin sonundaki düm lahikasının, kişe ve kakşikel dillerinde mübarek dünbelek manasına gelen tun sözünün aynı olduğu göze çarpmakta ve bu surede Kudüm sözünün, hem eski Türkçede ve hem de Kişe ve Kakşikel dillerinde mübarek mukaddes manasına olan ”ku” ve Kişe, Kakşikel dillerinde dünbelek anlamında olan “tun” yani mübarek dünbelek demek kolan “kutun” sözünden çıkmış olduğunda şüphe kalmamaktadır. Sf. 57

    Alıntı; Din Bu II (Tabu Can Çekişiyor) – Turan Dursun, (Kaynak Yayınları 4. Baskı Aralık 1990 – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak onlar (Sâbiîler), 7 yıldıza ve 12 burca saygı göstermek gerektiğini söylerler ve bunların suretlerini (resimlerini, heykellerini) tapınaklarında yapıp bulundururlar. Bunların kadim (öncesiz ve sonrasız) olduklarını da söylerler. Bunlara kurbanlıklarla ve darıyla yakınlaşmaya çabalarlar. Bir gündüz ve gece içinde, Müslümanların namazlarına benzer 5 vakit namazları vardır. Ramazan ayında da oruç tutarlar. Namazlarında, Kâbe’ye, el Beytul-Harama dönerler (kıbleleri Kâbe’dir). Mekke’ye ve Kâbe’ye saygı gösterirler. Ölü etini, kanı, domuz etini haram sayarlar. Müslümanlara haram sayılan kurbanları onlar da haram sayarlar. Hindistanlılar da Buda’ya (ya da putlara) yıldızlar adına tasvir (resim, heykel) ve saygı anlamında buna benzer bir yol izlerler. Arap toplumundaki putların kökenini de bu oluşturur. Sf. 47

    Alıntı; Din Bu II (Tabu Can Çekişiyor) – Turan Dursun, (Kaynak Yayınları 4. Baskı Aralık 1990 – Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu kitabın, “Askere Din Kitabı”, ilk önce Cumhuriyet’in ilk yıllarında tertip edildiğini anlıyoruz, “Diyanet işleri Riyaseti Celile’sine” yazısı, 26 Mart 1925 tarihlidir ve “ordunun maneviyat dersleri içinde en mühim kısmı diyanete müteallik tedrisattır” cümlesiyle başlıyordu, “Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Müşir Fevzi” imzası var. Osmanlı Dönemi’nin son harbiye vekillerindendi, şimdi Cumhuriyet’te genelkurmay başkanı oldu, İbrani asıllı olma ihtimali yüksek ve tarikatçı olduğu kesindir, Fevzi Çakmak’ın, Şeyh Sait isyanı ile telaşlanarak askere din dersine sarıldığını görüyoruz. Nakşibendi kalkışmasına daha çok din ile cevap verilecekti; ama kısa zaman sonra tam tersine bir yola geçildiğini biliyoruz. Sf. 377

    Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 377) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sonunda, İsrael Devleti, 14 Mayıs 1948 tarihinde kuruldu, ancak, bundan iki haftadan daha kısa bir zaman öncesinde de, İstanbul’da “Hürriyet Gazetesi” yayına başladı. Sf.369

    Hürriyet’in kurucusu Sedat Simavi’nin İbrani asıllı olduğunu ve gazetenin ilk günlerinde bir “Yahudi Gazetesi” iddiası o kadar yaygındı ki Simavi bir başyazı ile bunu yalanlamak zorunda kalıyordu. Yalanlasa da, bu düşünceyi kazıması kolay olmamıştır; demek ki eskiden “İbrani” sayılıyordu, restorasyonu önümüzdedir. Sf. 370

    Çok kısa bir hatırlatma verimli olabilir ve Munis Tekinalp’ı hatırlıyor ve hatırlatıyorum. Diğer çalışmalarımda ayrıntısı var, burada son derece kısa bir özet ile yetiniyorum. Asıl adı Moiz Cohen idi ve 30 Aralık 1909 tarihte Hamburg’da toplanan Dünya Siyonizm Kongresinde, Osmanlı İmparatorluğunu, tabii Yahudileri, temsil etti; ancak, Jön-Türk İhtilali’nden sonradır ve temsil resmidir. Burada, dünya Yahudilerini, sadece Filistin’e değil, Osmanlı mülkünün başka yerlerine de yerleşmeye davet ediyordu, “vaad edilmiş toprak” tarifi var. Burada, Yahudileri, Osmanlı’da “bazı gizli güçlere karşı” konuşlanmaya çağırdığı açıktır. Bir “denge unsuru” olacaklar ve “böylelikle Osmanlı’nın ve Yahudilerin çıkarları çakışacaktır;” Moiz Cohen’i, Ziya Gökalp’ı yetiştirenlerin birisi sayabiliriz, Kemalizm’i kodifiye etti. Sf. 370

    Ernest Jackh’ın ise başka bir haberi var; Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’nin Hazar Yahudilerinin varlığını öğrendiğinde, bu bilgiye, pek büyük değer biçtiğini ileri sürüyor. Bundan, Paşa Hazretleri, Yahudilerin Türk oldukları sonucuna varmaktadır. İstanbul’da hahambaşı kanalıyla, Yahudileri, Türkiye’ye göçe çağırdığını not ediyor ve Hahambaşının bu doktrine katılmadığını öğreniyoruz. Pek itibar etmediler ve Filistin’i tercih ettiler. Sf. 370

    Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 369, 370) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tan Olayı, Türkiye’de komünist tehlikesi olduğu konusunda İngiliz ve Amerikan yöneticilerini uyarmak için düzenlendi. Zincirli Hürriyet Olayı, Truman Doktrinini haklı göstermek için planlandı. Solcu Profesörler Olayı, Marshall Planı’ndan önemli bir pay almak için sahneye kondu.

    Şubat 1948: CHP’nin İlkokullara Din Dersi Ve İlahiyat Fakültesi Kararı

    2 Nisan 1948: Solcu Profesörler Üniversite’den Çıkarıldı

    4 Ocak 1949: Sabahattin Ali’nin Öldürüldüğü Açıklandı

    14 Ocak 1949: Sebülülreşatçı Şemsettin Günaltay Başbakan Oldu

    28 Mart 1949: Türkiye, İsrael Devleti’ni Tanıyan İlk Ülke. Sf. 359

    Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 359) kitabından birebir alınmıştır.

  • Belki de şu yeterlidir, Şemsettin Günaltay’ın hitabesinin bir bölümü şudur:  ”İlk mekteplerde din dersleri okutturmaya başlayan Hükümet’in başkanıyım. Bu memlekette, Müslümanların namazlarını öğretmek, ölüklerini yıkamak için imam-hatip kursları açan bir Hükümet’in başkanıyım. Bu memlekette, Müslümanlığın yüksek esaslarını öğretmek için İlahiyat Fakültesi açan bir Hükümet’in başkanıyım.” Demek ki, 1949 yılının ortasına geldiğimizde, artık ilkokullara din dersi konmuş, imam-hatip kursları açılmış ve ilahiyat fakültesi kurulmuştu; dine dönme başlamıştır, diyebiliyoruz. Bunlar, 1949 yılında başbakan olan ve Sebülülreşatçı Şemsettin Bey’in ifşaatı durumundadır. Osmanlı’dan kalma, /şecaat arz ederken merd-i kipti sirkatin söyler sözünü doğruluyor. Sf. 352

    Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 352) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2015); Bu dine yönelişte Rusya’daki sistemin yayılma korkusu da var, İsmet Paşa, Sosyalizmden korunmak için halkın dindarlaşmasını ön görmüş olabilir.

  • Hangisi önceliyor, çünkü İsrael Devleti’nin kuruluşu, 1946 yılında kesinleşmiş görünüyor ve Amerika’nın Türkiye’yi himayesi altına aldığını ilan etmesi, 1947, bu halde, İsrael Devleti’nin kuruluşunun, 1948 ve Türkiye’nin dünyada tanıyan ilk devlet oluşunun, 1949, öncesindedir. Acımasız bir Elen düşmanlığı ile çıkan Hürriyet Gazetesi ile Sefarad-renkli Demokrat Partisi’nin kurulması ise bir ve iki yıl evvelin hazırlıkları durumundadır. Sf. 344

    Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 344) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye politikasında, Londra’da, politikacılar ve yüksek kamu görevlileri birlikte ele alındığında, iki parti vardı; bunlardan birisi, Türkiye’de tampon devlet kurmak isteyenler ve diğeri ise Türkiye’yi tampon devlet olarak kurmak isteyenlerdi, Churchill bu ikinci partinin lideridir. Bu ikinci parti, ayrıca, Türkler ile Araplar arasına bir “tampon Kürt Devleti” gereğine inanmaktadır. Bunun çok açıklıkla ifade edildiğini görüyoruz. Sf. 330

    Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 330) kitabından birebir alınmıştır.

  • Anadolu Türklerine ilk komşu Türkler, Azerilerdir. Öyleyse, Sevres’deki Ermenistan ve muhtemel Kürt Devleti Projeleri’nin, Anadolu Türkleri ile Azeriler ve oradan da İç Asya Türklerinin arasına bir duvar çekme işi olduklarını kolaylıkla söyleyebiliriz. Sf. 329, 330

    Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 329, 330) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şunu söyleyebiliyoruz, Birinci Dünya Savaşı başladığında, Büyük Britanya, Panislamizm ve Pantürkizm’den çok korkuyordu. Tabii, Birinci Dünya savaşı sona erdiğinde, Londra, Osmanlı gücünü, bizim Kemalist tarihte okuduğumuz ölçüde görmüyordu, Sf. 329

    Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 329) kitabından birebir alınmıştır.

  • Profesör Olson, İngiliz ajanlarından söz ederken, a former minister in a cabinet of Mustafa Kemal’s government during the period 1921-1924, diyordu ve ezcümle, 1921-1924 yıllarında, Mustafa Kemal’in kabinesindeki bir bakanın da, İngilizler için casusluk yaptığını haber veriyor.  Mustafa Kemal Hükümeti’ndeki bu ajan-bakan, İngilizlere sürekli olarak, “Ankara never really thought of employing large military forces to secure”, Ankara’nın, Musul’u almak için ciddi askeri güç kullanmayı hiçbir zaman düşünmediğini diyormuş, bu bilgiyi, Olson’a borçluyuz. Sf. 328

    Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 328) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarih rastlar mı, Koçgiri Ayaklanmasının en şiddetli olduğu tarihte, Ankara’da Meclis’te içinde “Türk” ve “Müslüman” geçmeyen bir manzume “İstiklal Marşı” olarak kabul ediliyordu, 12 Mart 1921 tarihindedir. Aynı şekilde, Musul-Revanduz’u, Özdemir Komutasındaki Türk kuvvetlerinin, Türk “Gerillaları” diyebiliriz, İngilizlerin ağır hava bombardımanı altında, teslim ile boşalttığı tarih, 23 Nisan 1923 idi ve kesintiye uğramış olan Lozan görüşmelerinin tekrar başladığı tarih de 23 Nisan 1923 olmaktadır. Demek ki, Musul’u teslim etmek, Lozan’ı almak anlamına geliyordu, tarih buradadır. Musul’dan tekrar çıkılırken Lozan’a tekrar girilmektedir; bundan sonra geriye kalan, Musul’un teslimini tescil etmektir. Sf. 327

    Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 327) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kürtlerin asimilasyonu da, Yahudilerin Kudüs’te toplanmaları ve dolayısıyla İsrael Devleti de Hamit ile başlamaktadır. Sf. 325

    Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 325) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sykes, sonradan değişikliklere uğrasa da, Türkiye’nin en son ve kullanılabilir parçalanma haritasını yaptı ve Balfour Deklarasyonu’nu hazırlayanlar arasında yer aldı. Lloyd George, İsrael Devleti’nin temellerini attı, Musul’a el koydu ve Yunanileri İzmir’e çıkarttı ve orada bıraktı. Böylece, istemese de, kurulmakta olan Türkiye Cumhuriyeti’ne bir zafer hazırladı ve büyük bir moral gücü kazandırdı. Özet, budur.

    İzmir’e, Yunanileri çıkaran ve arkasından Sevres’i hazırlayan Lord Lloyd, Cumhuriyet’in kuruluşunu en çok kolaylaştıran adamdır. Sf. 317

    Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 317) kitabından birebir alınmıştır

    .

  • “Emrediniz, dünyanın en iyi insanı ve en cömert düşmanı olurlar, emrediniz, babalarını döverler, annelerinin bağırsaklarını deşerler ve bütün bunları da sükûnet içinde yaparlar, sanki bir iş yapmıyorlar ya da çok iyi bir iş yapıyorlar, bu havadadırlar. Umutsuzluktan kaynaklanan ya da sıtma-vurmuş insanda görünen bir ataletleri var; en dayanıklı ve şevksiz askerler işte bunlardır.” Lawrence, Türklerden değil sanki bir sürüden söz etmektedir. Araplara âşık ve Türklerden tiksinmektedir. Sf. 310

    Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 310) kitabından birebir alınmıştır.

  • Burada bir “gizli tarih” sırrı ile karşılaşabiliyoruz, Churchill, Eylül 1921 memorandumunda, Mustafa Kemal’in makul ve uzlaşmaya hazır olduğunu ifade ediyor ve bunu, Londra’da müzakereler yapan Dış İşleri Vekili Bekir Sami’nin yaklaşımından çıkarıyor; buradan hareketle bir tarihsel karanlığı açmamız mümkün görünüyor. Çünkü biz resmi tarihimizde, Bekir Sami’nin, Londra’da, kendi inisiyatifi ile fazla tavizkâr olduğu şeklinde yazıyor ve okuyorduk; bu nedenle görevden alınmıştı, doğru kabul ediyorduk. Sf. 301

    Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 301) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sır mı, Rumlar, Hürriyet’i getiren İttihat ve Terakki Fırkasını, bütünüyle bir “Yahudi Partisi” olarak görüyorlardı ve İttihatçı iktidarı ile iktidarları ve rahatlarının tehlikede olduğunu düşündüler. Sf. 316

    Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 316) kitabından birebir alınmıştır.