Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Sedrak Grigori Poğikyan’ın Tanıklığı (D. 1890, Aleksandret [İskenderiye])

    Fakat her şey tekrar değişti. 1936’da Fransız Anlaşmasıyla Aleksandret sancağı muhtar bir idari birim olarak Suriye’nin bünyesine girdi; Türkiye bu konuda talebini sundu. 1937’de Fransa’nın da rızasıyla Türkiye askeri güç soktu; bundan sonra Hatay Muhtar Cumhuriyeti kuruldu. O günlerde küçük kızım Alis doğdu.

    1939’un ortalarında, yöre halkının iradesinin tersine ve Suriye’nin muhalefetine rağmen Türkiye’yle birleştirilir. Ermeniler evlerinden yurtlarından uzaklaşmaya başladılar. Temmuz – Ağustos aylarında 40.000 Ermeni uzaklaştı. 20.000 Arap da uzaklaşıyor. Sf. 697 

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 697) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sedrak Grigori Poğikyan’ın Tanıklığı (D. 1890, Aleksandret [İskenderiye])

    Aleksandret küçük bir Ermenistan’a dönmüştü; Ermeniler çoğalmış, aileler kurmuşlardı. Yakın bir Türk arkadaşım vardı, şöyle derdi: “Ermeni’yi ne kadar kesersen, o kadar sık yetişir.” Bizim evde Türkçe konuşmuyorduk, her tarafta “Türkçe konuşma! İki milyonu hatırla!” çağrısı vardı. Sf. 696

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 696) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sedrak Grigori Poğikyan’ın Tanıklığı (D. 1890, Aleksandret [İskenderiye])

    Araplar iyi yürekli, vicdanlı bir halktı. Kimler ki Halep’e ulaşabildi sağ kaldılar. Arap Hükümeti varlıklı Ermenilerin ricası ve yardımıyla ‘İmarethane’ olarak anılan bir fukaralara yardım evi kurdu. Beni oraya gözetmen olarak atadılar. Orada sürgünden kıl payı kurtulmuş Ermeni kadınlar ve kızlar çalışıp, besleniyordu. 1915-1918 yılları masum Ermenilerin kanının aktığı üç korkunç yıldı. Sf. 695

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 695) kitabından birebir alınmıştır.

  • Harutyun Vardanyan’ın Tanıklığı (D. 1887, Dörtyol)

    Manuk Çavuş, yazar Grigor Zohrap’ı kurtarmak amacıyla zaptiyelere verilmek üzere yüz elli altın topladı. Ama Zohrap bunu kabul etmedi ve: “Bu milleti kime bırakacağım?” dedi.

    Cemal Paşa Zohrap’ın sınıf arkadaşıydı; ona altı tepsi içinde çeşit çeşit yiyecekler gönderdi; ama Zohrap bunları almayı reddetti ve şöyle dedi: “Bana iyilik yapmak istiyorsa, Talat’la konuşup herkesi kurtarsın!”

    Zohrap’ı dört-beş gün Otel Baron’da tuttuktan sonra, Harran Ovası’nda öldürdüler. Sf. 689 

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 689) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sandukht Hekimyanın Tanıklığı (D. 1908, Ayntap [Antep])

    1946 yılında Ermenistan’a geldik.

    1965 yılının 24 Nisanı Ermeni Soykırımının 50. yılında Erivan sokakları, Türkler tarafından işgal edilen Batı Ermenistan ve Kilikya’daki ata topraklarının talebiyle tek bir sesle Topraklar! Topraklar!’ diye haykıran, göstericilerle dolmuştu. Büyük vatansever olan oğlum Gevorg da gösterilere aktif bir şekilde katıldı; KGB geceleyin geldi ve onu götürdü. Sonra onun buzlarla kaplı Sibirya’ya sürgün edildiğini duyduk. Beş yıl oldu onu görmedim. Bilmiyorum geri gelecek mi gelmeyecek mi? Sadece ölmeden önce onu son kez görseydim…[Zavallı kadın ağlamaya başladı – V. S.]. Sf. 686

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 686) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tigran Gevorgi Cebecyan’ın Tanıklığı (D. 1888, Ayntap [Antep])

    Zeki Paşa atlılarına, eğer sağ kalanlar da varsa tamamıyla yok olmaları için, ölülerin üzerinden üç-dört kere basarak geçmelerini emreder. Onun sözlerine inanmayan sadece dört genç cesetlerin altında saklanmış olarak kalırlar ve gece çıkarak Suvar’a kaçarlar. Onlar bize gelip bunları anlattılar. Diğer taraftan Paşa o kadar intikamla dolmuştu ki, Ermeni muhacirler konusunda Çeçenlere de güvenmiyor, kendisi bizzat gidip öldürüyordu. Sf. 680

    İzleyen gün bir Ermeni’ye rastladım ve ona burada kalan 200 Ermeni ailenin ev yapma meselesinin ne kadar doğru olup olmadığını gizlice sordum. Adam bana “Kardeş, Zeki Paşa denilen insan yiyici canavarın sözlerine asla inanmayın! Ben Everek’te olduğum zaman o, oranın valisiydi. Böylesi insanlara az rastlanır. Everek’te papaz ve vardapetlerin ayaklarına nal çaktırarak dolaştırırdı. Onun elinden kurtuluş yok, sadece kaçan kurtulur” dedi. Sf. 680

    Gün ağardığı gibi 1.500 altını tamamladık ve Çeçenlere teslim ettik; götürüp Zeki Paşa’ya verdiler. Ermeniler biraz rahatladılar. Bir saat geçmeden on iki Çeçen çadırlara gelip Ermenilere, “doğrudur siz 1.500 altın verdiniz, fakat erkeklerin Suvar idare binasına gitmeleri ve bir kâğıt imzalayarak, ‘biz o parayı Zeki Paşa’ya değil Hilâl-i Ahmer’e [Kızılay] bağışladık’ demeleri zorunlu” dediler. Kabul etmemek mümkün değildi. Sf. 680

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 680) kitabından birebir alınmıştır.

  • Vergine Torosi Mayikyan’ın Tanıklığı (D. 1898, Maraş)

    Katliamdan sonraki üçüncü gündü; ama çömlekçi fırını gibi kızarmış olan kilisenin duvarları hala sıcaktı. İçeri girdim ki ne göreyim! Türk kadınların her biri kilisede bir yer kapmış kimsenin kendi sınırından içeri girmesine izin vermiyor ve birbirine bağırıyor: kim sınırımı aşarsa öldürürüm!…’

    Benimle gelen kadın bana dönerek dedi ki: ‘Gâvur pis olsa da altını temizdir…’

    Elekten geçirilmiş külün içinde erimiş bir altın parçası bulduklarında, o canavar görünümlü kadınların sevinci görülmeye değerdi… Sf. 675

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 672) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gayane Aduryan’ın Tanıklığı (D. 1909, Zeytun)

    Gelip beni de bir yere götürdüler. İngiliz miydi, neydi bilmiyorum; iyi bir insandı; o bana sordu: “Ermeni misin?”

    “Hayır” diye cevap verdim; zira beş yıl boyunca bizi o kadar alıştırmışlardı ki, artık biz de Ermeni olmadığımıza inanmıştık.

    “Hiç akraban var mı?” dedi.

    “Hiç kimsem yok” dedim, “yalnız küçük, zayıf bir annem vardı, herhalde o da ölmüştür.”

    O zaman beni küçük, zayıf bir kadının oturduğu başka bir odaya götürdüler. O kadına sordular: “Bu mu senin kızın?” Ona daha önce üç kız göstermişlerdi. O da: “Hiçbiri benim kızım değil” demişti. Ama beni görünce: Dudakları titreyerek ağlamaya başladı; konuşamadı; yalnız: “Gayane!” dedi.

    Ben annemin sesini hatırladım: “Anne!” dedim ve birbirimize sarıldık; ikimiz beraber ağlamaya başladık; ama ben Ermenice konuşmayı unutmuştum. Sf. 672

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 672) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sedrak Gaybakyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun)

    Günü birinde bir Arap beni gördü; herhalde bana acıdı; beni alıp götürdü; evlat edindi. Deveci oldum. Yalınayaktım ve saçlarım uzamıştı; su yoktu ki, yıkanayım; yıkanmak için, deve idrarını yaparken başımı altına tutuyordum… Sf. 669

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 669) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun)

    Hamile olan bir kadın vardı; o, kocasına: “Ohannes, günahı benim boynuna; bana bir kurşun sık dedi.” Kocası gözlerimizin önünde kafasını bir o tarafa, bir bu tarafa çevirip, doğmamış çocuğuyla birlikte Türklerin eline geçmesin diye karısını tüfekle vurdu; sonra da gidip Aram Bey’in grubuna katıldı. Sf. 666

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 666) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun)

    Sonra, herkesin serbestçe kendi memleketine dönebileceği emri geldi. Ama biz Zeytunlular toplanıp bir hesap yaptık; kırk beş bin kişiden yalnızca bin elli sekiz can kaldığını hesapladık. Pek çok Zeytunlu, Arabistan’ın Der Zor bölgesinde katledilmişti. Onları katledenler de Kafkasya Çerkezleriydi. Habur Nehri’nin kıyısında üç tane Çeçen Köyü vardı. Zamanında, Çar Nikolay o Çeçenleri sürgün etmişti. Ermenileri katledenler onlardı; Araplar değildi. Sf. 665

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 665) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun)

    Sürgün zamanında da, Arabkir taraflarından pek çok Ermeni’yi katletmek için Der Zor’a götürmüşler. O göç sırasında Arabkirli Ermeni bir ailenin çok sevimli, dünya güzeli bir kızı varmış; o kadar güzelmiş ki, gökteki güneşe: “sen doğma, ben doğacağım” diyebilirmiş. Ve Cemal Paşa o dünya güzeli Ermeni kızını görmüş; onu alıp haremine götürmüş. Cemal Paşa onu çok sevmiş. O Ermeni kızı bir gün Cemal Paşa’ya: “Paşa! Rica ediyorum, o Ermeniler masum bir millettir; bir yolunu bul; onları katlettirme. Bu da senin Ermenilere yaptığın bir iyilik olsun” demiş.

    O zaman, Cemal Paşa elinde emirle Ermenileri katletmek için geldiğinde, ben Arabistan’da, Şam’ın civar köylerindeydim; Cemal Paşa: “Bu Ermenilerin isimlerini değiştirelim, ben de ‘burada Ermeni kalmadı; hepsi din değiştirdi; artık katledecek Ermeni kalmadı’ diye telgraf çekerim” diye düşünmüş.

    Ben o zamanlar on altı yaşındaydım. Cemal Paşa Ermenilere şöyle dedi: “Siz yine Ermeni kalın; yalnızca isimlerinizi değiştirin; uydurma isimler alın; ben de ‘Burada Ermeni kalmadı, artık hepsi din değiştirdi…’ diye telgraf çekeceğim.”

    Bana Hüseyin ismini koyduklarını hatırlıyorum. Bütün Ermeniler isimlerini değiştirmişlerdi. Ermenileri kurtarmak için her birine uydurma isimler koymuşlardı. Cemal Paşa şöyle demişti: “Ben öleceğim; ama Ermeniler benim ismimi tarihe altın harflerle yazacaklar.” Sf. 664

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 664) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun)

    İki-üç gün sonra o adam yeniden geldi; onun iki öküzü ve iki ineği daha kudurmuştu. O hayvanları da bize verdi; onları da pişirdik ve yedik. Sonra, köydeki Arapların inekleri de kudurdu. Onlar bize: “Ermeniler gelin! Bizim kudurmuş hayvanlarımızı vadiye götürüp kesin ve yiyin” dediler.

    O kudurmuş ineklerin kulakları, kuyrukları dikiliyor ve hayvanlar insanın üzerine saldırıyordu. Hangi hayvan o kudurmuş hayvanın kan kokusunu alsa, kendisi de kuduruyordu ve böylece, köydeki pek çok hayvan kudurdu. Araplar onları bize veriyor, biz de hayvanları vadiye götürüp kesiyor ve yiyorduk. Araplar bize un, bulgur veriyorlardı. Ama bizim aramızda da tifüs hastalığı baş gösterdi; damadımız Nazaret, onun kızı Nuritsa ve başkaları gibi pek çok kişi hastalanıp öldü. Sf. 663

    O zamanlar Fransız Ordusu’nda bin beş yüz Ermeni gönüllü vardı. Ona, Ermeni Lejyonu adı veriliyordu; her yerden Musadağlılar, Kesablılar, Hüseynikliler (1), Adanalılar, her yerden fedailer Fransızlara yardım etmeye gitmişti; zira Kilikya’yı Ermenilere vermeyi vaat etmişlerdi. Sf. 663

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 663) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2015); Hüseynik, Harput’un bir köyü.

  • Gürci Harutyuni Keşişyan’ın Tanıklığı (D. 1900, Zeytun)

    Bu şekilde, aç-susuz bir-iki gün yürüdük. Yorgun düşüp, bir yerde uyuduk; ben, annem ve annemin kucağındaki üç yaşındaki erkek kardeşim… Gözlerimizi açıp baktık ki, birkaç kadın ateş yakmış, et pişiriyorlar. Beni ve annemi de çağırdılar. Ben açtım; ben de yiyeyim diye gittim; ama annem endişeyle oraya buraya koşuşturup üç yaşındaki erkek kardeşimi arıyordu. Meğer biz uyurken grubumuzdaki kadınlar açlıktan ne yapacaklarını düşünmüşler. Annem uyurken üç yaşındaki çocuğu götürmüş, ateşin üstünde pişirmişler; yiyorlar. Bana da bir parça verdiler. Ben de çocuktum; ne olduğunu bilmiyorum; başladım yemeye. Annem deli gibi yanıma geldi; et yediğimi gördü. Bir şey demedi; ama elimden tuttu ve beni çekip götürdü. O kadınların grubundan uzaklaştık. Sonra, çok seneler sonra, annem yediğimin erkek kardeşimin topuğu olduğunu anlattı. Bunu yazma; ayıptır; ama gerçek bu... [Diye ekledi olayların yaşayan görgü tanığı – V. S.]

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 651) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hovsep Bıştikyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun)

    1915 yılma kadar, Zeytun’da otuz bin Ermeni vardı. Türkiye’de yalnız Zeytun’un nüfusu sadece Ermenilerden oluşuyordu. Sf. 652

    Aynı Çeçenler sonbaharda mallarla birlikte geri geldiler; bunlar hem İstanbul taraflarından, hem Konya tarafından, ülkenin her tarafından getirilen Ermenilerin serveti, elbiseleri, takıları, altınları, paralarıydı, ne istersen, aklından ne geçerse vardı! Ne maldı ama! Altınları tencereyle ölçtüklerini gözümün ucuyla görüyordum; o kadar çoktu ki! Ağam Çeçenlerin reisi olduğu için aralarında bölüşüp gittiler… Sf. 656

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 651) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yebruhi Sargisi Cırdıkhyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Hacın)

    Bir de bakmışlar ki, Türkler çoktan kendilerini dört yandan kuşatmışlar. Dacikler gidip o diğer genç kızları sürükleyerek kaçırmışlar; benim kocamın kız kardeşi güzel Nazeli, ağabeyine sarılmış ve ona şöyle demiş: “Ağabey! Vur beni! Bak diğer kızları götürdüler.”

    -Seni nasıl vurayım? Demiş. Sargis kocam.

    -Tüfeğinde bir tane fişek var.

    Ağabeyi kız kardeşinin çaresiz kaldığını ve Daciğe de teslim olmak istemediğini görüp, adil bir ölümle ölmesi için kız kardeşini vurmuş. Kendisi Türk üniforması giymiş olduğundan kurtulmuş; ama yaralanmış. Sf. 647

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 647) kitabından birebir alınmıştır.

  • Vrej Edüryan’ın Tanıklığı (D. 1906, Adana)

    O yüzbaşının askerleri gelip bizi kumların içinden çıkardılar; bir kamyona bindirdiler ve askeri hastaneye götürdüler. Alman bir doktor vardı; o bizi tedavi etti. Ama Gukas dayanamadı; öldü. Bir tek ben kaldım.

    Yüzbaşının adı Selahattin’di. Bana: “Biz Ermeni çocuklarına karşı savaşmıyoruz” dedi ve beni alıp İstanbul’a götürdü; bir yetimhaneye koydu. Yüksek mevkideki bir Türk devlet memuru beni evlat edindi; adımı, Muzaffer Hidayet koydu. Sf. 637

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 637) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mikayel Keşişyan’ın Tanıklığı (D. 1904. Adana)

    1909 Adana Katliamı sırasında ben beş yaşındaydım. O dehşet verici geceye “Camuz Dellendi”, yani “Manda Delirdi” adı verildi; zira gerçekten de Sultan çıldırmıştı. Onun emriyle insanları boğazladılar; otuz bine yakın Ermeni öldürdüler; evlerini yıktılar, yaktılar, küle çevirdiler. Katliamdan sonra kim canlı kaldıysa, onları toplayıp Adana Nehri’nin kıyısına götürdüler. Sultan Abdülhamit’e haber verdiler: “Bütün Ermenileri ırmağın kıyısında toplanmıştır; emrinizi bekliyoruz.” Bir tarafta su vardı; diğer tarafta ise ateş.

    Babam beni kucaklamıştı. Olan biteni onun omzunun üzerinden seyrediyordum. Annem de bizimle beraberdi; halkı ırmağın kenarına doldurmuşlardı. Sultan’dan af emri geldi. Bize de: “Padişahım çok yaşa!” dedirttiler. Eve döndük; ama öldürülenler öldürülmüşlerdi. Evlerimize dönüp yaşamaya devam ettik. Sf. 634

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 634) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sırbuhi Makaryan’ın Tanıklığı (D. 1903, Adana)

    Meğer Türk kocası bizim o güzel Arusyak’ımızı takip etmiş; Adana’ya kadar gelmiş; kaldığı yeri bulmuş ve: “Size büyük bir meblağ veririm; yeter ki karımı bana teslim edin” demiş.

    Türkler babamla görüşmeye geldiler. Babam düşünmek için vakit istedi. Görüşüne başvurmak için diğer kız kardeşinin kızını da getirtti. Onun aracılığıyla Arusyak’ın fikrini sordular. O da: “Hayır! O çok iyi bir insandı; bana çok iyi baktı; ama ben daciğe (Müslümana) karı olmam. Hamileyim; ama doğacak çocuğumu kendi ellerimle boğacağım.” Dedi.

    Gerçekten de dediğini yaptı. Doğum sırasında kendisinin ve çocuğunun sorunlarını kendi kendine çözdü ve öldü. Sf. 634

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 634) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dolores Grigori Zohrap-Lıebmann’ın Tanıklığı (D. 1892, İstanbul)

    Annem elimden tutup, beni de tanıdık Türklerin evlerine gidiyorduk. Annem onlara: “Yalvarırım bize yardım edin! Grigor Zohrap gibi bir mebusa elinizi sürmeye hakkınız yok” diyordu. Ama kimse onu dinlemiyordu.

    Evimize kadar gelen Talat’ı [Paşa], onu o kadar iyi hatırlıyorum ki, babam götürüldükten sonra bir gün sokakta beni gördü, tanıdı, eliyle selamladı; ama ben kafamı çevirdim. O hep bizim evimize gelirdi. Pek çok insan evimize gelirdi. Talat gelip babamla kâğıt oynardı; kulüpte görüşürlerdi; iyi dosttular; ama Türklerin dostluğuna güvenilmez. Sf. 626

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 626) kitabından birebir alınmıştır.