Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Arapların Heredot’u olarak tanınan Mesudi’nin sık sık kaynak olarak kullanılan Altın ve Mücevher Tarlaları adlı kitabında bu konuda neler söylendiğine bir göz atalım:

    Hazar başkentinin geleneğinde yedi yargıç bulunur. Bunların ikisi Müslümanların davaları için (şeriata göre), ikisi Hazarların davaları için (Tevrat’a göre), ikisi Hristiyanların davaları için (İncil’e göre), biri de Saqaliba, Rus ve öteki putperestlerin davalarını, putperest kurallarına göre çözmek üzere bulunurlar… Bu kentte (Hazar Kağanının kentinde) birçok Müslüman tüccar ve sanatçı bulunmaktadır. Bunlar, kente, adil ve güvenli olduğu için gelip yerleşmiştir. Burada büyük bir camileri, kral sarayından daha yüksek bir minareleri, çocuklarının Kuran ilkelerini öğrenebildiği okulları bulunmaktadır.” Sf. 59

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbni Fadlan’dan,

    Yalnızca Başkirlerin “Phallus” putu onun ilgisini çekiyor. Tahtadan yapılmış bir penise tapmanın nedenlerini çevirmenine soruyor, aldığı cevabı da şöyle not ediyor: “Çünkü ben de dünyaya buna benzeyen bir nesneden geldim ve beni yaratan bir başka güç tanımıyorum.” Sf. 42

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kadınları, ne kendi erkeklerinin ne de yabancıların yanında peçe kullanıyor; vücutlarını da örtmüyorlar. Bir gün bir Oğuz’un evinde oturuyorduk. Karısı da yanımızdaydı. Biz konuşurken kadın bir ara vücudunun görünmemesi gereken bir tarafını açıp kaşıdı… Hepimiz gördük. Hemen ellerimizle gözlerimizi kapatıp, “Allah’ım, sen bize günah yazma,” diye yakardık. Kocası güldü, çevirmenimize şunları söyledi: “Sizin önünüzde açılmamızın nedeni, gördüğünüz halde kendinizi tutmayı öğrenesiniz diyedir. Çünkü ulaşamazsınız. Böyle olması, gizli olup da elde edilebilir olmasından daha iyidir.” Zina bu insanlara çok yabancı. Ama birisinin zina işlediğini öğrenirlerse, onu iki parçaya ayırıyorlar. Bunu yapmak için günahkârı iki ağacın dallarına bağlıyorlar, sonra deviriyorlar ağaçları. O adam ikiye bölünüyor.”

    İbn Fadlan, bu günahı işleyen kadının da aynı biçimde cezalandırılıp cezalandırılmadığını anlatmıyor. Sf.40, 41

    Aynı sayfada, Bulgarların kadın erkek bir arada nehirlerde çıplak yüzdüğünü, Oğuzlar gibi utanmaz olduklarını anlatırken büyük şaşkınlık gösteriyor.

    Eşcinselliğe gelince bu davranışın Arap ülkelerinde pek olağan olduğu bilinmektedir. İbn Fadlan, bunun “Türkler arasında çok büyük günah sayıldığını” anlatıyor. Sf. 41  

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 40, 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ertesi gün Türklerden biri karşımıza çıktı. Görünüşü pek çirkin ve kirliydi, davranışları kaba ve nefret uyandırıcıydı. O sırada sağanak yağmur altında ilerliyorduk. O, “Durun!” diye bağırdı. 3000 hayvan ve 5000 kişiden oluşan kervan olduğu yerde durdu. Adam, “Biriniz bile bir adım ileriye geçmeyeceksiniz” dedi. Emrine uyup durduk.  “Biz Kudarkin’in (vali) dostlarıyız” dedik.” Sf. 40

    “Bunlar deri çadırlarda oturan göçebe insanlar. Bir süre bir yerde kalıp, sonra başka yere gidiyorlar. Yol üstünde bunlara ait çadırların her yanda kurulu olduğunu görüyoruz. Yaşayışları güç, ama kendileri de yollarını yitirmiş eşekler gibi davranıyorlar. Onları tanrıya bağlayan bir dinleri yok. Mantıklarını da kullanmıyorlar. Hiçbir şeye tapmıyorlar. Başlarındakilere “Bey” diyorlar, içlerinden biri beye danışmak istediği zaman ona gidip, “Bey, falanca işte ne yapayım?” diye soruyor. Ne yapacağına, aralarında yaptıkları toplantıda hep birlikte karar veriyorlar. Ama kararı verip uygulamaya geçecekleri zaman, içlerinden en basit, en aşağılık olanları bile ortaya çıkıp, karara karşı gelebiliyor.” Sf. 40

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sık sık karşılaştıkları kar fırtınalarından birinde İbn Fadlân bir Türk’le yan yana yolculuk ederken Türk ona yakınmış: “Başbuğ bizden ne istiyor? Öldürecek bizi soğukta! Ne istediğini bilsek, hemen verir kurtulurduk?” demiş. İbn Fadlân buna cevap olarak, “Bütün istediği ‘Allah’tan başka Tanrı yoktur’ demeniz,” diye karşılık verince, Türk gülmüş: “Doğru olduğunu bilsek, söylerdik,” demiş. Sf. 39

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sözcüğün de Çinceden geldiği ve gerçekte bir tepenin adından alındığı öne sürülmektedir. Ama sonradan bu sözcük, belirli özelliklere sahip dilleri konuşan, yani “Türki” dilleri konuşan bütün kavimlere mal edilmiştir. Dolayısıyla Türk deyimi, ortaçağ yazarlarının ve bazı çağdaş yazarların kullandığı anlamda bir ırktan çok, bir dil grubunu anlatan bir deyimdir. Bu açıdan bakıldığında Hunlar ve Hazarlar da “Türki” uluslardır. Hazarların dili, bilindiği kadarıyla Türkçenin Çuvaş lehçesidir. Sf. 21

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ermeni bir yazar da şu satırlarla karşımıza çıkıyor: “Hazarların büyük bir çoğunluğu küstah, iri yarı, kirpiksiz, kadın gibi uzun saçlıdır.” Sf. 19

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örneğin bir Arap tarihçisinin şu satırlarına göz atalım: “Hazarlara gelince, bunlar insanların yaşadığı toprakların en kuzeyinde, yedinci iklime yakın yerde yerleşmişlerdir. Saban burcunun altındadırlar. Ülkeleri soğuk ve rutubetlidir. Bu yüzden ciltleri beyaz, gözleri mavi, uçuşan saçları genellikle kızıl ve gür, bedenleri iri yarı, huyları soğuk kişilerdir. Ana nitelikleri vahşiliktir.” Sf. 19

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hazar kabileleri, yeniçağın başlamasından önce Orta Avrupa bölgelerine, özellikle Rusya ve Polonya topraklarına göç etmiş, buralara yerleşmiş bulunmaktadır. Doğu Avrupa’da Yahudi topluluklarının en fazla yoğunlaştığı bölgelerin buraları olduğu da bilinmektedir. Tarihçilerin pek çoğu bu gerçeğe dayanarak Doğu Avrupa Yahudilerinin ve dolayısıyla dünya Yahudilerinin bir bölümünün, belki de büyük çoğunluğunun Sami ırkından olmayıp Hazar soyundan olmaları olasılığı üzerinde durmaya yönelmişlerdir. Sf. 14

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bundan birkaç yıl sonra, MS 740 yılında Hazar Hanı’nın, sarayının ve askeri komutanlarının Yahudi dinini benimsediğini ve bu dinin Hazarların resmi dini durumuna geldiğini görüyoruz. Sf. 13

    Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hadisler, kesinlikle peygamberden sonra üretilmiş dinsel ürünlerdir. Yine sanıldığının aksine hadisler İslam’a özgü ürünler de değildir. Yahudilerdeki Talmud örnek alınarak zamanla çeşitli ihtiyaçlara dayalı olarak ortaya çıkmış ürünlerdir. Sf.188

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 188) kitabından birebir alınmıştır.

  • Câbir’den:

    Allah Resulü buyurdu: “Efendilerinden izinsiz evlenen herhangi bir köle zânî (zina yapmış) sayılır.” [Ebû Dâvud ve Tirmizî.] Sf. 187

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 187) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ebu Umame;

    “Ne mutlu hem Allah’a kulluğunu, hem efendisine hizmetini, güzelce yaparak ölen köleye! Ne mutlu ona! Ne Mutlu Ona!” (Hadislerin Dili, s.198; Hemmam, s.119; Abdürrezak, Buhari, Müslim, Ahmed b. Hanbel’in kitaplarında da var). Sf.182

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 182) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ebu Umame;

    Peygambere: “Cennet ehli, cinsî ilişkide bulunacak mı?” diye sordular. Şöyle buyurdu: “Evet, bezmeyen zeker (erkek cinsel organı) kesilmeyen bir şehvet ve oldukça şiddetle…” Sf.182

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 182) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hatice’den:

    Dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Senden olan çocuklarım nerede olacak?”

    “Cennette” buyurdu.

    “Hiç amel etmeden mi?”

    “Onların (büyüdüklerinde) ne yapacaklarını Allah en iyi bilendir.”

    Ya senden önce olan çocuklarım?”

    Onlar ateşte olacak.”

    Hiç günah işlemeden mi?”

    (Büyüdüklerinde) onların ne yapacaklarını Allah en iyi bilendir” buyurdu. [Taberânî Mu’cemu’l-Kebir’de ve Ebû Ya’lâ.] Sf. 179

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 179) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbn Ömer’den:

    [Allah Resulü (sav) buyurdu:] “Hastalık bulaşması ve uğursuzluk diye bir şey yoktur. (Uğursuzluk) ancak üç şeyde olur: At, kadın ve ev.” Sf. 177

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Peygamber (sav), Ebû Bekr, Ömer ve Osman (Fatiha sûresinin 4. âyetini) ‘Mâliki yevmiddin’ şeklinde okurlardı. ‘Meliki yevmiddîn şeklinde ilk okuyan Mervân olmuştur.” Sf. 173

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 173) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ebû Hureyre’den:

    Allah Resulü (sav) buyurdu: “Karın ağrısından ölen şehittir. Karın ağrısının devası baldır.” [İkisi Rezîn’e ait.] Şehitliğin bir hadiste bu kadar ucuzlatılması demek ki İslâmî kesimin bir anlayışı. Akit Gazetesi yazarı Hasan Karakaya’yı da şehit saymışlardı. Sf. 175

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 175) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aişe’den:

    “Peygamber (sav) gece bir adamın bir sûre okuduğunu duydu ve dinledi, sonra şöyle buyurdu: ‘Allah onu esirgesin! Unutturulduğum falan âyetleri bana hatırlattı.’ Sf. 172

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 172) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ebu Zer’den;

    “Ey Allah’ın Nebîsi! Allah beni sana feda etsin, taşlıkta seninle konuşan kimdi? Sana karşılık veren kimse duymadım (kiminle konuşuyordun öyle?)”

    “O Cibrîl idi. Taşlığın yanında bana göründü ve şöyle dedi:

    «Ümmetine müjdele: Her kim, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölürse cennete girer.»

    Dedim ki: «Ey Cibril! Zina etse de, hırsızlık yapsa da mı?» «Evet» diye cevap verdi.

    Ben de aynı soruyu sordum:

    “Ey Allah Resulü, (gerçekten) zina etse de, hırsızlık yapsa da mı?”

    “Evet” buyurdu.

    Sonra yine sordum:

    “Hırsızlık yapsa da zina etse de mi?”

    “Evet, içki içse de!” buyurdu. [Buhârî ve Müslim.] Sf. 166

    Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.