Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Barunak Hovhannesî Papazyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Yozgat, Boğazlı Yan Kasabası)

    Yolda bir kaynak gördük; orada yaralarımı yıkadım. Adam beni annemin yanına götürdü. Annem beni görüp sevindi; yaralarımı yıkadı; yaralarıma ilaç sürdü; beni yatağa yatırdı.

    O Türk’ün iki karısı vardı; annemle de evlendi. Anneme Fatma, bana da İbrahim adını koydu. Beni de sünnet ettiler. Ailemizden sadece ben ve annem kurtulduk; o da annemin Türk’e karı olması sayesinde.

    Annemin o Türk’ten bir kızı oldu. Türk üvey babam adı Turfanda olan başka bir Ermeni kadın daha getirdi. O Turfanda annemin çocuğu olduğu için kıskanmış; Türk gençlerine on altın verip: “Bu çocuğu götürüp, öldürün” demişti. Sf. 533

    1951’de zavallı annem Kayseri’de hastalanmış; Türk’ten olan kızı onu hastaneye götürmüş, iki gün sonra annem yüreğindeki özlemle vefat etmiş. Türkler bir çukur kazıp onu defnetmişler; ama kirlenmemesi için, onu kendi mezarlıklarına defnetmemişler. Zavallı annem garipti; o şekilde de gitti! Böylece, annem beni göremeden vefat etti.   

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 533) kitabından birebir alınmıştır.

        

  • Barunak Hovhannesî Papazyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Yozgat, Boğazlı Yan Kasabası)

    Ermeni kadınlar ise uzun don giyerler; başlarına yazma bağlarlardı. Kızların saçları kalem genişliğinde ince-ince örülür, giysileri açık renk olurdu. Erkeklerin kız seçmeye hakkı yoktu. Ebeveynler seçip, nişan yaparlardı. Erkek kızı görmezdi. Sf. 531

    Düğün havası ve oyunu Türk’tü. Köyün içinde, bol su akan bir kaynak vardı; ona Toros Efendi Kaynağı derlerdi. Bir de su değirmenimiz vardı. Devlet, kaç kovanın, kaç koyunun, ne kadar toprağın varsa ona bakar ona göre vergi alırdı. Devlet ürünün yedi kısmını sana bırakır, bir kısmını kendi alırdı. Sf. 532

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 531, 532) kitabından birebir alınmıştır.

  • Arşakuhi Petrosyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Yozgat)

    “Bir de baktık ki bir tellal geldi; başladı bağırmaya; “Haydi gâvur kesmeye gidelim! Balta, kürek alalım! Gâvur kesmeye gidelim!”

    Orada bir Türk Köyü vardı. Türk kadınlar gelip bizim için gözyaşı döktüler; öyle bir ağladılar ki sanki önlerine cenaze konmuştu. Sf. 527

    O yaralı Ermenileri boğazlamadan evvel onların elbiselerini üzerlerinden çıkardılar ki içlerine dikili altınlar kendilerine kalsın. Tenekeler altınla dolmuştu.Sf. 527

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 527) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sırbuhi Danieli Galtakyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Yozgat, Menteşe Köyü)

    Abilerime gelince 1915 başında jandarmalar köyümüzü kuşattılar ve saldırdılar. Erkekleri topladılar, köyden dışarı çıkardılar ve biz tüfek atışlarının sesini duyduk. Ağlama ve feryatlar içinde köylülerle vadiye gittik; onların cesetlerini getirdik ve gömdük. Ablalarımdan Yester evliydi ve beş yaşında bir oğlu vardı. Türk jandarmalardan biri ablamın kocasını öldürdü, ablamı kaçırıp kendi kadını yaptı, oğlunu da sünnet edip İslamlaştırdı. Henüz evlenmemiş olan diğer ablam Alis’te, başka bir jandarmanın payı oldu. Sf. 526

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 526) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mesrop Manveli Mesropyan’ın Tanıklığı (D. 1900, Yozgat)

    Bu imam 20 Ermeni öksüzü arka arkaya dizmiş ve onlara: “Siz spor yapmayı seversiniz; ben size spor yaptıracağım” deyip kalplerine nişan alarak mavzeriyle arkalarından ateş etmiştir.

    Katliamın ertesi günü sabah gün ağarırken, Ermeni öldürmeyi meslek edinen 400-500 kişi ve ayrıca civardaki Arpa Köyü’nden gelen Türk kadınlar kanlı don-gömlekleri çalmak için akbabalar gibi ölülerin üstüne üşüştüler; bu eylem kısa bir süre sonra vahşice bir kavgaya dönüşecekti. Kavganın nedeni ise sadece kanlı bezleri paylaşma sorunu değildi; bundan önce benzeri görülmemiş, duyulmamış bir nebbaşlık eylemiydi; bunun içinse, uluslararası kıstaslara göre ölüm cezası öngörülmüştür… ve işte Türk kadınlar ölülerin yuttukları ve muhtemelen ya midelerinde, ya da ince veya kalın bağırsaklarında bulunan altınları bulabilmek için, bağırsaklarını baştan sona deşiyorlardı. Sf. 524

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 524) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mesrop Manveli Mesropyan’ın Tanıklığı (D. 1900, Yozgat)

    Bu katliam zevkini pek çok kişiye tattırmak için, Çorum, Kayseri, Boğazlıyan, Avanız ve Haymana’ya kadar Kürtlere telgrafla önceden haber verilmişti. Her türlü pislik, ganimetçi, çocuk hırsızı, kadın hırsızı, eli kanlı cani, hapishanelerden salıverilmiş katil Yaraş Vadisi’nin yakınlarına doluşmuştu. Sf. 522

    Tehcir edilen insanların arasındaki hamile bir kadın doğum sancıları yüzünden yola devam edemiyordu. Jandarmalardan Deli Durakh adında olanı kadını yere yatırdı; başının altına yassı bir taş koydu. Görenler de onu rahatlatmak için böyle yaptığını sandı. Ama o bir taş daha alıp hamile kadının başına vurunca, fetüs can çekişen kadının rahminden dışarı fırladı ve akşam karanlık basıncaya kadar hareket etti.

    En eziyetli ölümlerden biri de ter Hakob’unkiydi. Gâvur keşiş olduğundan, önce sakalını ateşe verdiler; sonra da, affedersiniz, söylemeye dilim varmıyor… Sf. 523

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 522, 523) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mesrop Manveli Mesropyan’ın Tanıklığı (D. 1900, Yozgat)

    Yozgat’a bağlı 25 Ermeni köyünün ortadan kaldırılması işini Ermeni Katili kaymakam Ali Kemal organize etmişti. Tellal ise şöyle bağırıyordu; “24 saat içinde İslam’ı kabul eden aileler tehcirden muaf tutulacak.” Sf. 520

    Az sonra, İktidarın resmi temsilcisi Yozgat Mutasarrıf vekili Kaymakam Ali Kemal, Keller’e ulaşmış, karakol binasının önünde tam Yaraş Vadisinin ortasında, İttihatçı habercinin yaptığı gibi, katliam yapılmasını talep etmiş, kendi önünde 4-5 yaşında melek gibi iki erkek ve kız çocuğu kurban edilmeden arabadan aşağı inmemiştir.

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 520) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mesrop Manveli Mesropyan’ın Tanıklığı (D. 1900, Yozgat)

    Yozgat 1750’li yıllarda Çapanoğlu feodal ailesi tarafından kurulmuştur. Çapanoğlu’nun Deli Karapet adında meşhur bir Ermeni palyaçosu olmuştur. Sf. 519, 520

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 519, 520) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mesrop Hakobi Minasyan’ın Tanıklığı (D. 1910, Samsun)

    Efendim beni bir hizmetkâr gibi çalıştırıyordu. Her gün bana: “Gâvur şu koyunları sür getir!” diyordu. Bana en onur kırıcı işleri veriyorlardı. Kendisi tuvalete oturup bana: “Gâvur taş getir! Kıçımı temizle!” diyordu. Bir gün taşı götürmekte geciktim; efendim bana çok kızdı; büyük bir taşı kaldırıp başıma vuracaktı ki, gelini araya girdi ve böylece kurtuldum. Beni öldürmedi. Sf. 516

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 516) kitabından birebir alınmıştır.

  • Intsa Nışani Çemberciyan’ın Tanıklığı (D. 1898, Amasya)

    1946’da Vatan’a göç ettik. Ermenistan’a [Hayastan] mı geldik, Vayastan’a mı biz de anlayamadık.

    1948’de oğlumu siyasi suçlu olarak yakaladılar; zira o arkadaşlarına üç yüz gram ekmekle doyamadığını söylemişti. O arkadaşları kendisini ele vermişlerdi. Bir ay kalede kaldıktan sonra, mahkeme kararıyla onu Karaganda’daki kömür madenlerinde çalıştırmaya götürdüler. Orada yedi yıl hapis yattı; bizi ise dört kızımızla birlikte Altay Bölgesi’ne sürgüne gönderdiler.

    Türk sürgününden sonra Ermeni sürgününü de yaşadığımız için, ben şansıma lanet okuyarak yaşadım. Ailemiz o soğuk bozkırlarda yedi yıl eziyet çekti. Stalin’in ölümü bazılarına üzüntü verdiyse de, bizim için kurtuluş oldu. Bizi akladılar. Geri döndük. Konut verdiler; ama biz artık sağlığımızı kaybetmiştik; kocam vefat etti. Sf. 515

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 515) kitabından birebir alınmıştır.

  • Intsa Nışani Çemberciyan’ın Tanıklığı (D. 1898, Amasya)

    O zaman iki zabit birbiriyle yarışmaya başladı; birinin elinde kaçırdığı küçük bir çocuk vardı, diğeri ise erkek kardeşimin elinden kaptığı küçük oğlumu tutuyordu. Bu zabitler ellerindekini en uzağa fırlatmak amacıyla bir birleriyle yarışıyordu. Küçük oğlumu o kadar uzağa, sıcak kumların ve taşların üzerine fırlattılar ki, zavallı paramparça oldu. Sf. 514

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 514) kitabından birebir alınmıştır.

  • İmastuhi Stepani Galacıyan’ın Tanıklığı (D. 1904, Sebastiya [Sivas])

    Evinde Ermeni saklayan Türklerin evlerinin kapısının önünde asılacaklarına dair Türk Hükümeti’nden emir verilmiş olmasına rağmen, o Türk, Ali Paşa anneme: “Sizi kurtaracağım” dedi. Memurlarından birine: “Hekimhane’ye vardığınızda, bu kadını ailesiyle birlikte muhtara teslim edin” demiş. Sf. 495

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 495) kitabından birebir alınmıştır.

  • Suren Sargısyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Sebastiya [Sivas], Koçhisar Köyü)

    Sabah Hekimhan’dan çıkıp yolumuza devam ettik; kaderimiz değişmemişti. Kürtler! Her tarafta Kürtler! Yağma yapmaya, halkı soymaya, öldürmeye çalışıyorlardı. Jandarmalar ateş ediyor, kadınlar yardım çağrısında bulunuyor, arabalar iniş çıkışlarla yoluna devam ediyordu. Bir yaşlı kadın arabadan düştü; arkadan gelen arabalar onun üstünden geçti. Sf.477

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 477) kitabından birebir alınmıştır.

  • Suren Sargısyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Sebastiya [Sivas], Koçhisar Köyü)

    Khırkhi Han oldu; onun solunda bir Türk köyü, sağ tarafında ise verimli, buğdayıyla meşhur Ermeni köyü Ulaş vardı. Sf. 476

    Burada, halk iyice istirahat etti; öküzler de otlayıp kuvvet topladı. Dördüncü gün Mancılık Ermeni Köyü’ne vardık. Köy ıssızdı. Terk edilmiş evlerin pencereleri cehennemin şeytanları gibi bize bakıyordu. Ertesi gün Kötü Han’ın önünden geçtik ve beşinci gün Hasan Çelebi adlı insan mezbahası kasabaya ulaştık. Burası, cinayetin doruk noktasına ulaştığı bir yerdi. Sivas sınırını geçmiştik; Kharberd Vilayetiyle, Kürt sınırları arasında bulunuyorduk. Hiçbir erkeğin o sınırın ötesine canlı olarak geçmemesi gerektiğine dair kesin emir vardı; hepsini toplayıp, fark gözetmeksizin öldürmüşlerdi. Sf. 476

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 476) kitabından birebir alınmıştır.

  • Suren Sargısyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Sebastiya [Sivas], Koçhisar Köyü)

    Köyün muhtarı olan amcam Abig Sargısyan oraya buraya koşuyor, zaptiyelerin kibrit çakıp evimizi ateşe vermelerine ve anneme vurmalarına engel oluyordu. Sonunda rüşvet karşılığı evimizi yakmaktan vazgeçtiler; ama zavallı annemi yanlarında götürdüler. Zavallı anneme bütün gece tecavüz etmişlerdi. Ertesi gün onu yarı ölü halde geri getirdiler. Biz çocuklar annemin çevresinde ağlaşıyorduk… Ertesi gün Kınarik ablamı götürdüler; o çok güzeldi ve yeni evliydi; ona da anneme yaptıklarının aynısını yaptılar… Sf. 473

    Yerel jandarmaları yavaş yavaş değiştirdiler; onların yerine Arnavutluk taraflarından gelen vahşi hayvan görünümlü jandarmalar getirdiler. Sf. 474

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 473, 474) kitabından birebir alınmıştır.

  • Suren Sargısyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Sebastiya [Sivas], Koçhisar Köyü)

    Köydeki 10-12 jandarma köyümüzün papazı (papazlık ismiyle Ter Yustos’u) Sargis Mazmanyan’ı eşeğe ters bindirip getirdi. Evdekileri kaba bir şekilde dışarı attılar; ama ben dışarı çıkmadım; beni önemsemediler. Saçları ve cildi yanmış, sakalı yolunmuş ve dişleri çekilmiş papazın tabanlarına nal çakılmış, kafasına sıcak sac geçirilmiş olduğunu gördüm. Zaptiyeler papaza vahşice vuruyorlardı. Annemi döverek getirip, sütunların dibine odun yığdılar. “Bu evi yakacağız!” diye haykırıyorlardı, “bu evde Murad’a yemek vermişsin; onun müfrezesini günlerce saklamışsın! Bu evin sahibi Aram Sargısyan ve arkadaşları ellerinde mavzerlerle dağa çıkmışlar. Gidin o mavzerleri getirin! Onların yerini bize bildirin!” Sf. 473

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 473) kitabından birebir alınmıştır.

  • Suren Sargısyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Sebastiya [Sivas], Koçhisar Köyü)

    Bu şekilde üç-dört ay geçti. 1914 yılının Aralık ayında Enver Paşa’nın geleceği ve köylülerimizin köy sınırları dâhilinde bulunan yaklaşık 4 kilometre uzunluğundaki yolu hazırlamaları gerektiği haberleri aniden köye yayıldı. Birkaç gün sonra, Enver maiyetiyle beraber gelip köyümüzün batı ucunda durdu. Sf. 472

    Ben arabaların sol tarafına geçtim ve bir tümseğin üstünden sürekli Enver Paşa’ya bakmaya başladım. O, oturduğu yerde sinirli hareketlerde bulunuyordu. Gözü bana ilişti; bana nefretle baktı. Onun siyah gözlerinden tüylerim ürperdi. Paltosunun içine gömüldü; halka dehşet verici hayvani bir şekilde baktı. Enver Paşa geçen seferkinin aksine halkı selamlamadan, Allahaısmarladık demeden gitti… Dinlenmek için Seyfe’nin hanında durdular. O, Murad’ı yanına çağırıp son derece öfkeli bir şekilde:

    “Sizinkilerin Kafkasya’da, Rusların tarafında ne işi var? Biz sizinle 1908’de ve Erzurum’da 1914’te ne imzaladık? Bu size pahalıya mal olacak!” demişti. Murad kâfilerden rencide olmuş ve çok üzgün bir halde ayrılmış; Enver’in bazı gönüllülerden şikâyet ettiğini söylemişti. Köyümüz Sivas’tan Erzurum’a giden yolun üzerinde bulunduğu için, memlekette olan bitenler burada çabuk duyuluyordu. Enver Paşa İstanbul’a giderken altı vilayetin valisini Sivas’a davet edip onlara emirler vermişti: Ermeniler katledilecek: erkekler bulundukları yerde katledilecek; kadın ve çocuklar ise Toros dağlarına, oradan da Arabistan çöllerine sürülüp açlık, susuzluk ve bitkinlikten yok olmaları sağlanacak. 1915 yılının Mart sonlarında Sivas valisi Murad’ı yanına çağırmıştı. Murad onun yanına gitmemiş; onun niyetini anlayıp dağlara kaçmıştı. Sf. 473

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 472, 473) kitabından birebir alınmıştır.

  • Manvel Sahakyan’ın Tanıklığı (D. 1901, Sebastiya [Sivas], Gürün)

    Her pazar günü hindi etiyle harisa (keşkek) pişirmek Gürün’de herkes tarafından kabul gören bir gelenekti. Harisayı asla evdekiler yalnız yemezdi; mutlaka yakınlarını yemeğe davet etmeleri gerekirdi. Masanın baş tarafına mutlaka babam otururdu. O, sofrayı kutsar; rakı kadehini kaldırıp içkisini içer, insanlar yemeğe ondan sonra başlardı. Sf. 471

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 471) kitabından birebir alınmıştır.

  • Khoren Gaspari Gülbenkyan’ın Tanıklığı (D. 1895, Sebastiya Sivas], Divriği)

    Divriği ilçesi Sivas Vilayeti sınırları içerisindedir. Şehrin sol tarafından Halis Nehri akar. Divriği’nin etrafı bahçeler ve meyve bahçeleriyle çevrilmişti. Şehre girince binalar neredeyse görünmüyordu; zira onlar tamamen yeşilliklerin içine gömülmüştü. Şehirde üç kilise ve iki okul bulunuyordu: bunlardan biri beş yüze yakın öğrencisi ve on dört öğretmeni olan Ulusal Okul ya da Nersesyan Okulu’ydu. O zamanlar Türkiye’nin taşra şehirleri, özellikle de köyleri çok geri kalmışlık içindeydi. Şehirlerimizde fabrika yoktu ve pek çok kişi gurbete gidiyordu. Sf. 463

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 463) kitabından birebir alınmıştır.

  • Maryam Karacyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Adıyaman)

    Annem mecburen bizi bir ağacın dibine bıraktı; kendisi, bize getirmek üzere ekmek dilenmeye gitti. O zaman bir Türk jandarma geldi; erkek kardeşimi yüzükoyun yere yatırdı; üstüne de büyük bir taş koydu; kendisi de taşın üstüne çıktı. Onu o kadar ezdi ki, zavallı çocuğun karnındakiler, bağırsakları dışarı döküldü ve öldü… Sf. 458

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 458) kitabından birebir alınmıştır.