Çünkü tarih, zenginlik demek. Tarihsizlik, yoksulluk demek. Ve sormak gerek: Türkiye’nin kaç tane yazılmış edebiyat tarihi var? Yazılmış edebiyat tarihi olmayan bir ülkenin dışarıya edebiyatçı çıkarmaya çalışması bir ham hayaldir. Bir reklâmdır. Şimdi sormak gerek: Türkiye’nin kaç tane yazılmış düşünce tarihi var? Sistematik olmaktan çok uzak, çözümsel derinlikten çok yoksun, Hilmi Ziya’nın Çağdaş Düşünce Tarihi, yakın zamanlara kadar ancak Hacı Bayram’daki MSP kitapçılarında bulunabiliyordu. Çok şükür, bu tek kitabın şimdi yeni baskısı yapıldı. Düşünce tarihi olmayan bir ülke düşün ihraç edebilir mi? Ve yine sormak gerek: Türkiye’nin felsefe tarihi var mı? Nermi Uygur’un Türk Felsefesinin Boyutları, bir kez değil beş defa okunsun, içinde Türkiye’ye özgü bir felsefe kırıntısı bulunabilir mi? Felsefesi bu kadar fukara bir ülkenin dışa sunulacak düşün ürünü ya da edebiyatı olur mu? Sf. 381
Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 381) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın