Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

24 Nisan 1920 tarihinde 2. İçtima 3. ve 4. Gizli Celseler

Yeni hükümet şekli ile ilgili görüşmeler var.

(Bu gizli Celse ile ilgili o zaman hiçbir tutanak tutulmamış. Meclis zabıtlarını kitap haline getiren Meclis eski başkanlarından Kâzım Öztürk’ün kendi notlarından aktardığı notlar var. Ama TBMM arşivindeki Gizli Celse Zabıtlarını 2014’de inceledim Mustafa Kemal Paşa’nın aşağıdaki beyanatının aynısı var muhtemelen açık celse ile gizli celse tutanakları karıştırılmış:)

  Mustafa Kemal Paşa Devamla; “-… Turanizm politikasını kendi arzumuzla takip etmek istemedik. …  Harbi Umuminin (genel harbin, Birinci Dünya Savaşının) neticesini gördükten sonra, Suriye’de İngilizler ve Fransızların tarzı idaresine (idare şekline), muhakkirâne olan (hakir gören, aşağılayan) idaresine hedef olduktan sonra, bu aksamdaki (kesimlerdeki) ehli İslâm (Müslümanlar) pek büyük bir hataya duçar olduklarını (düştüklerini) takdir ettiler ve onu müteakip (takip eden günlerde) bir kısmı kendi dâhillerinde (içlerinde) müstakil (bağımsız) olmak fakat yine bir suretle, bir şekilde camiai Osmaniye dâhilinde (Osmanlı topluluğu içerisinde) bulunmak cihetini (yönünü, tarzını) düşündüler. ..  Diğer bir kısmı, daima ileriye gittiler. Bize hiçbir şekil ve surette istiklâlin (bağımsızlığın) lüzumu (gereği) yoktur, biz Halifemiz ve padişahımıza merbut (bağlı) olarak camiai Osmaniye dâhilinde (Osmanlı topluluğu içerisinde) bulunacağız dediler. .. Suriyeliler herhangi bir devleti ecnebiye ile münasebetinin (ilişkinin) kendileri için binnetice (sonuçta) esaret (esirlik) olacağına kani oldular (ikna oldular, inandılar). Bundan dolayı bize teveccüh ettiler (yöneldiler). … dedik ki; artık bu hututu millimiz dâhilinde (milli sınırlarımız içerisinde) bulunan menabii insaniyeyi (insan kaynaklarımızı) ve menafii umumiyeyi (genel menfaatimizi) hududumuzun haricinde (dışında) israf etmek (boşa harcamak) istemeyiz.  Suriyeliler de hududu dâhilinde ve hâkimiyeti milliye (milli egemenlik) esasına müstenit olmak (dayalı olmak) üzere serbest ve müstakil (bağımsız) olabilirler. Irak’a gelince; … onlar bizimle temas aradı ve alelıtlak (ne olursa olsun) eskisi gibi bir Osmanlı memleketinin cüz’ü (parçası, bölümü) olmağı kabul ettiler. Fakat biz onlara Suriyelilere söylediğimiz noktai nazarı (bakış açımızı) söylemekten başka bir şey yapmadık …. kendi dâhilinizde kendi kuvvanızla kendi mevcudiyetinizle (varlığınızla) müstakil (bağımsız) bir devlet olunuz. Biz her şeyden evvel istiklâllerinizin teminine (elde edilmesine) çalışıyoruz.     İtalyanlar sureti umumiyede (genel görünüşleri itibarı ile) mülayim (ılımlı) bir vaziyet almışlardır. Kendileriyle hiçbir vak’a (olay) hadis olmadı (ortaya çıkmadı).”

  Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;2, Gizli Celse: 3, 4 – Sf. 36 ile 38 arası) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , ,

Yorum bırakın