2 Ağustos 1920 tarihinde 42. İçtima 2. Celse,:
Abdülkadir Kemali Bey Hakkındaki Soru Önergesi Görüşmeleri:)
Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); “-…. Zemm et (karala) mutlaka bir tesir bırakırsın kaidesine tevfikan (uyarak) beni buraya getirdiler. Dr. Nizamettin Bey bana 30 Mayıs 1920’de vekâlet verdi. Ertesi gün Celalettin Arif Bey ile görüştüm, yapmasan iyi olur dedi. Ertesi gün bu davayı alamayacağımı söyledim. Sf. 54.. … çocuk 18 yaşında imiş, aldım ama Maliye Vekâleti uygun görmedi çıkardım. .. benim gibi aczi mutlak (mutlak zavallılık) içinde bulunan bir adama müsteşarlık vazifesini hemen vermek doğru değildir. Fakat efendiler biz buraya geldiğimiz zaman maalesef en büyük Adliye memuru bendeniz idim, arz ve iddia ederim ki adliye umurunda (hususunda) ehliyetim vardır, Adliye Vekâletini de bizzat (kendim) idare edebilirim.” (doğrudur sesleri.)
Refik Şevket Bey (Saruhan); “-.. hayatımda bir dakika memuriyette yaşamamış ve inşallah da bundan sonra da yaşamam .. Ve inşallah Cenabı Hak beni o mesleğe girmekten muhafaza eder. Bendeniz Celalettin Arif Beyin yanına gittiğim zaman bir arkadaş gibi çalıştım.. O zamana kadar resmi bir sıfatım yoktu, Vakta ki (ne zaman ki) bayram tatili oldu, bendeniz avdette (geri dönmekte) biraz geç geldim, dediler ki; sen Umuru Cezaiye (Ceza İşleri) müdürüsün, bendeniz umuru cezaiye nedir bilmiyorum, .. elimden geldiği kadar çalışıyordum. Bu meyanda vukua gelen İntihabı Memurini Adliye Encümenine (Adliye memurlarını seçim ve tayin komisyonuna) dâhil oldum. .. Bir vekâlet aldım .. kanuna itaat etmeyi pek iyi biliriz.” Sf.56, 57
(Dr. Tevfik Rüştü ve Hamdullah Suphi Beyler işi şahsiyata dökmeyelim (kişiselleştirmeyelim) diyorlar. Bir Mebus Abdülkadir Kemali Bey İle Mehmet Şükrü Bey arasındaki mevzuyu bir komisyonun araştırmasını söylüyor. Adliye Vekiline güvenoyu konuşulurken Dâhiliye Vekilinin cevaplaması gereken sorular ortaya çıkıyor ve celseye ara veriliyor.)
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 42, Celse:2 – Sf. 56, 57) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın