Tanzimat, halkçı olmamak bir yana, halka güven de beslememektedir; halkla ilgili tek çizgisi, halkı değiştirmek istemesidir.
Bu nokta, Türkiye tarihinin ufkunun ötesinde de, ilgi çekici görülmelidir; yüzyıl sonrasının Kemalizm’i kadar Tanzimatçılığın da nihaî başarısızlığı, getirdikleriyle birlikte, ele alınmak durumundadır. Tanzimat, hiçbir alt yapıya sahip olmadan, çok dinli ve çok milletli bir emperyal düzen kurmak istiyordu; “millet” sözünü kabul ediyor ve bunları, hukuk belgelerine geçirerek, Müslüman olmayan halklar için kullanıyordu. Bütün dinlere ve bütün halklara uzak olmak zorundaydı; bunu, Tanzimat’tan çok sonra ve Tanzimat’la karşılaştırıldığında mükemmel ekonomik ve teknolojik bir baza (zemine, tabana) rağmen, ne monopolist (tekelci) düzen, Amerika Birleşik Devletleri ve ne de Sovyet sosyalizmi, başarabilmiştir.
Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 173) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın