Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Köprülüzâde Fâzıl Ahmet Paşa’nın kumandasındaki ordunun 1665 senesinde Avusturya Seferinden İstanbul’a dönüşünde orduda bizzat bulunmuş olan İngiltere’nin İstanbul Sefareti memurlarından Riko (Ricaut) meşhur eserinde şunları yazmaktadır;

“Harp zamanında içkiden perhiz hâlinde bulunmak onların askerlerini muti (itaatkâr) ve müteyakkız (aportta, hazırlıklı) ve kanaatkâr bulunduruyor; bu perhiz sayesindedir ki onların ordugâhında ne gürültüye ne de niza (kavga) ve fesada tesadüf olunur (rastlanılır); Osmanlı Ordusu hareket hâlinde iken geçtikleri yerlerdeki ahalinin yağmaya uğraması, kız ve kadınlarına tecavüz ve taarruz edilmesi gibi ahvalden (hallerden) şikâyet edildiği vâki değildir; askerler ahaliye edna (aşağılık) mertebede (derecede) iz’acatta bulunmazlar (rahatsızlık vermezler); askerler elde etmek istedikleri eşyayı pazarlık ederdi ve bedelini peşin olarak vererek satın alırlar; bence bu adalet ve hakkaniyet hâlidir ki Türklerin tertip ve muvaffakiyetlerine sebep olmakta ve İmparatorlukları büyümektedir. Şarap istimâli (kullanımı) öyle şiddetle memnuiyet (yasaklanmışlık) altındadır ki, Ordu hareket etmezden birkaç gün evvel müteaddit (çeşitli) zabitler (subaylar) yola çıkarılır ve Ordunun güzergâhında bulunan bütün meyhaneler kapatılır ve şarap satanların idam olunacakları boru sesleri ile ilan olunur. Türklerin Ordugâhı daima temiz ve pâktır; en mütemeddin (medeni) milletin en iyi şehri o kadar temiz halde değildir; çukurlar dolup taaffüne (kokmaya) başlayınca orası toprak ile doldurulup başka yere çukur açılır; çitler evvelki yerden kaldırılarak bu yeni abdesthanenin etrafına konur, bu suretle ki bütün Ordugâhta ufak mertebede murdarlık ve pislik bulunmaz.” Sf. 258, 259

Alıntı; Kapıkulu Ocakları II (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 258, 259) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , ,

Yorum bırakın