Yunus Emre’nin bir tarikat mensubu olduğu gerçeğinin üstü hep örtülüyordu; bu bir “sol tarikat” marifetidir öte yamaçta, yirmili yılların başında, Moskova’da Doğu Üniversitesi’nde tahsil görmüş bir Nâzım Hikmet, Hurufî Bedrettin’e materyalizm yükleyebiliyordu,
Profesör A. Yaşar Ocak, “Geniş çapta eski İran dinlerinin kalıntılarını, Hıristiyanlık. Kabbalizm ve Neoplatonizm’e ait inanç ve telakkileri mistik bir karakterle birleştirerek Esterabad’da onaya çıkan Hurufilik,” demektedir. Bir tarif okuyoruz, bir din veya bir senkretik mezhep sayanlar oluyor;
“Kabbalistik etkilerle, harflere esrarengiz anlamlar yükleyerek sistemini bu temele dayandırdığı için”, Hurufilik olarak bilindiğini de not ediyor. Harfler mezhebi veya dini diyebiliriz; harflerin dilini aşırı ölçüde ön plana çıkarması nedeniyle Kabbala ve buradan da Judaizm ile özdeşleştirenlere çok rastlıyoruz Kurucusu Fazlullah idi, Esterabad’da gelişti; Timur tarafından idam edildiğini de biliyoruz, 1394 yılındadır, izleyicileri takibata uğradılar, yakalananlar öldürüldüler, kaçanlar, Suriye’den Anadolu’ya ve oradan da Rumeli’ye geçtiler;
Bedrettin’in Hurufi olduğu haberini almış oluyoruz; Bedrettin’in ikliminde Hurufilik yeşermektedir. Sf. 215, 216
Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 215, 216) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın