Mevlevilik, Yunusiliğin daha entelektüel halidir ve sadece yasakları delmek anlamına geliyordu.
“Atatürk, okul tatillerinde Selanik’e döndükleri zaman Mevlevi tekkesini ziyarete giderler, orada Mevlevi ayini dinler semah seyredermiş”, bu iddia, Büyük Kurtarıcıyı, bir müntesip (katılmış, üye olmuş) olmasa bile bir Mevlana hayranı yapmaktadır.
Kültür Müsteşarı Mehmet Önder, önce şu bilgiyi veriyor: “20 Mart 1923 Salı günü Konya’ya gelen Atatürk, Konya’da kaldığı bir iki gün içinde, hem bu müzeyi, hem de Mevlana Dergâhı ve Türbesi’ni ziyaret etmiş, kendisine verilen bilgileri dikkatle dinlemişti. Özellikle Mevlana Dergâhında üç saatten fazla kalmış, kendisi için yapılan sema ayinini hayranlıkla seyretmiş, Mevlana’yı takdir dolu sözlerle anmıştı.” Çok ilginç, bu dergâh ziyareti ve ayin, Nevruz’a denk geliyor; fakat bunu bir tesadüf olarak görüyorum.
Müsteşar Önder, 30 Kasım 1925 tarihli, tekke, türbe ve zaviyelerin kapatılması kanununu “devrim” olarak gösterme alışkanlığını sürdürüyor; fakat bir de, “Türkiye’deki bütün türbe, tekke ve zaviyeler kapatılır ve eşyaları müzelere kaldırılırken, Atatürk, Konya’daki Mevlana Dergâhı ve Türbesi’nin kapatılmayarak, mevcut eşyası ile birlikte, müze olarak düzenlenmesini ve ziyarete açılmasını emretmişlerdi” malumatını ekliyor. Sf. 326, 327
Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 326, 327) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın