Önceden beri Balkan devletlerinin aralarında anlaşmalarına engel olan şey kilise ihtilâfı idi. Bulgaristan, Rum Ortodoks Kilisesinden ayrılarak millî kilisesini kurdu, Fener Patrikhanesi ise bunu kabul etmeyerek Bulgar Kilisesini aforoz etti. Sırbistan da millî kilise davasındaydı. Karadağ, Sırbistan, Bulgaristan ve Osmanlı Makedonya’sında bulunan okul, manastır, vs nin hangi cemaate ait olacağı hususunda büyük anlaşmazlıklar doğdu ve bu hal Balkan devletlerinin herhangi bir konuda anlaşmasını imkânsız kıldı. Abdülhamid bu anlaşmazlıktan ustaca istifade ederek bu unsurların Osmanlı Devleti aleyhine birleşmelerine mani olmuştu. Meşrutiyet devrinin tecrübesiz idarecileri bu meseleye de el attılar. Onların düşüncelerine göre kilise meselesi, Rumeli de unsurlar arasında daimi bir huzursuzluk konusu oluyor. Bu mesele halledilirse Hristiyan tebaa arasında devlete bağlılık artacaktı. Bunun üzerine Kiliseler Kanunu hazırlandı. Buna göre Ortodoks cemaatine ait dinî bir müessese, o yerde hangi unsur nüfus bakımından çoğunlukta bulunuyorsa ona ait olacaktı. 2 Temmuz 1910’da çıkan kanundan sonra Rumlarla Balkanlılar arasında hiçbir ihtilâf kalmadığından Osmanlı Devleti aleyhinde kolayca birleştiler. Sf. 200
Alıntı; Şemsi Paşa, Arnavudluk ve İttihad-Terakki – Müfid Şemsi, Haz; Ahmed Nezih Galitekin, (Nehir Yayınları, Kasım 1995 – Sf. 200) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın