İsmail Kemal Bey, Balkan harbinin karanlık günlerinde İstanbul’a gelerek Sadrâzam Kâmil Paşa ile görüştü. Buradan Romanya-Viyana-Treyeste yoluyla Draç limanına gitti. Gayesi Sırp ve Yunan ordularını ilerleyişini durdurmak için Arnavutluk istiklâlini Draç’da ilân etmekti.
Bu şehire varır varmaz eşrafı toplantıya davet etti. Bunlara durumu anlattıktan sonra Arnavutluk istiklâlini ilân etmekten başka çare kalmadığım söyledi. Toplantıda bulunanlar hayret ve endişe içinde afallayıp kaldılar. Kimse ağzını açıp bir tek kelime söylemek kudretini gösteremedi. Bunun üzerine İsmail Kemal Bey müftüye dönerek fikrini söylemesini istedik Müftü de:
’’-Efendim, aramızda ahlâk ve irfanıyla hepimizin itimat ettiği Metropolit Efendi vardır, evvelâ onun mütalâasını dinleyelim.” dedi.
Bunun üzerine derhal ayağa kalkan Rum Metropoliti, Osmanlılık lehine heyecanlı bir nutuk söyledi. Fasih bir Türkçe konuşan ve pek ince bir diplomat olan bu din adamı, sözlerine şunları ekledi:
“-Ben İzmir’de bir Osmanlı olarak doğdum, görevime başlamadan evvel Osmanlı Devleti’ne ve onun hükümranlık haklarına sadık kalacağıma dair yemin ettim. İşkodra kalesi düşmana kahramanca dayanmaktadır. Harp devam ediyor ve bir sulh imzalanmış değildir. Bu şartlar dâhilinde ben Osmanlı hükümetine ihanet edemem.”
Metropolit Efendinin bu yaman konuşması toplantıyı altüst etti. Sf. 43
Alıntı; Şemsi Paşa, Arnavudluk ve İttihad-Terakki – Müfid Şemsi, Haz; Ahmed Nezih Galitekin, (Nehir Yayınları, Kasım 1995 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın