Tavşan yemiyorlardı; dolayısıyla tavşan yemeyen Alevilere yakınlık duyacaklardı!
Pulsuz balık yemiyorlardı; o halde sofralarında balık bulundurmayan Mevlevi dergâhlarına yöneleceklerdi.
Tanrı’ya ulaşma yollarından biri de musikiydi; o halde zikir yapan tarikatlara bağlanacaklardı!
Yani Sabetayistlerin, İslâmî bazı tarikatlara gitme nedenleri sadece “kamufle olmak” değildi.
Zohar ile “Vahdet-i Vücud”un anavatanının Endülüs olması rastlantı mıydı sanıyorsunuz?..
Kabala’nın en ihtişamlı kitabı olarak kabul gören Sefer Zohar’ı kaleme alan Endülüslü Yahudi Moşe Şem-Tov de Leon’du (1230- 1305).
Endülüslü Müslüman Muhyiddin Arabî (1166-1239) ise, Vahdet-i Vücûd felsefesini ilk kez sistematik ve ayrıntılı yazıp “kitabî” hale getirdi. Sf.19
Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın