Öyle ki, 1531’de dahi İzmir’de Yahudi yerleşimi yoktur. Oysa Tire, 14, 15 ve 16.yy’larda bölgenin en gelişmiş kentidir. Kentin, İzmir’ den önce bölgenin en hareketli liman kenti olan Kuşadası’nın ulaşım yolu üzerinde bulunuşu ve kervanların Tire’den geçmesi gelişimde etken olmuştur. Öyle ki, belgelerde Gediz’den Kuşadası’na yönelen kervanlardaki deve sayısının 800-1.000 arasında değişmesi canlılığın göstergesidir. Hatta Kervansarayların konaklama gereksinimini karşılayamaması nedeniyle hayvan barınaklarının (Dam) yapımlarının arttığı görülmektedir. Fatih döneminde kent, 26 mahalle ve 1.194 haneye sahiptir. Özellikle Fatih, iskân politikalarında Tire’yi oldukça fazla kullanmıştır. Öyle ki, İstanbul’da açılan ilk Yahudi mabetlerinden biri de “Tire Sinagogu” dur. “Önemsiz bir kent” midir ki İstanbul, Bayburt ve Üsküp iskânlarında Tire temel zeminlerden başlıcasını oluşturmaktadır. Yahudi iskân politikasının alt yapısını kavrayabilmek için Tire’nin iyi tanınması gerekmektedir. Kent, 14.yy’ dan itibaren; Urgancılar, Ketenciler, İpekçiler, Tarakçılar, Takkeciler ve Dokumacılar gibi endüstriyel nitelikli mahallelere sahiptir. Bunlar Cumhuriyet’e değin mahalle adı olarak yaşamışlardır. Ketenci ve İpekçiler adı ise mahalle olarak varlığını hala sürdürmektedir. Kaynaklar, kentin Osmanlı ekonomisinde 19 ürün pazarına hâkim olduğunu göstermektedir. Ayrıca, dış ticaret alanında önemli etkinliğe sahiptir. Özellikle, urgan, pamuk ipliği ve dokuma endüstrisindeki bu hakimiyeti salnamelerde de ifadesini bulmuş görünmektedir. Canlı bir ekonomik merkez oluşu nedeniyle 16.yy’ın sonlarında kentte 28 kervansaray, 20 hamam bulunmaktadır. Ve merkezdeki 1.013 vakıf dükkan sayısı açısından Anadolu’da 4. kenttir. Oysa, İzmir’de 1531’deki dükkan sayısı 50’dir. Sf. 12
Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın