14. yüzyılda çıkan bir veba salgınında İsviçre ve Güney Fransa’da halk bunun suçunu Yahudilere yüklemiş ve yüzlerce zavallıyı diri diri yakmıştı. Günümüzde bile bütün savaşların, bütün krizlerin, her türlü kötülüğün Yahudiler yüzünden olduğuna gerçekten inanan insanlar yok mudur? Ortaçağda, hatta Yeniçağ’da halk kitlesi birikmiş çeşitli acıların doğurduğu öldürme arzusunu Yahudilerde tatmin ediyordu. Böylece, Avrupa’daki Yahudilerin tarihi, zincirleme bir sürgün etme, yağma, ırza geçme, öldürme ve katliamlar dizisi oldu. Bunlar M. S. I. binde henüz tek tek olaylar halindeydi. Bu zamana aşağı yukarı bir sessizlik dönemi diyebiliriz. Ama gene de 613’te, Yahudiler İspanya’dan çıkarıldılar, aynı iş, başlarına 629’da Fransa’da, kral Dagobert’in emriyle geldi. Ama asıl M. S. II. bin, gerçekten azap ve işkence devri oldu.
Örneğin: Haçlı Seferlerinde, Kudüs’te yapılan katliamlar, uydurma iddialarla Yahudileri insan kurban etmek ya da Hıristiyanların kutsal ekmeğini (Höstie) kirletmekle suçlamalar ve bunlar için binlerce Yahudi’yi idam etmeleri, yüzyıllar boyunca oturdukları yerlerden sürmeler, nihayet 1290’da toptan İngiltere’den, 1394’te Fransa’dan ve İspanya Arap devletinin son bulmasıyla 1492’de İspanya’dan kovmalar ki bu sonuncusu en korkuncu olmuştu.
Bu zulümler sırasında sadece Yahudilerin öldürülmesiyle yetinilmiyor, onların din ve kültürü de yok edilmek isteniyordu. Hahamlarla birlikte Talmud ve Tevrat nüshaları da yakılıyordu. Nasılsa Öldürülmeyen Yahudiler, sivri bir şapka giymek zorunda bırakılmış ve böylece herkesin hakaretine ve saldırmasına terk edilmişti. Sf. 281, 282
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 281, 282) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın