Bazı gizli birliklerin ardından illegal siyasal partilerin kurulması gerçekleşti, bunlar arasında sadece Marksist eğilimli Hınçaklar, Ermenilerin hem Osmanlı İmparatorluğundan hem de Rus Çarlığından bağımsız olması için savaşım veriyor ve bağımsız, cumhuriyetçi bir ulusal devletin kurulması için çaba harcıyorlardı. Buna rağmen Batı Ermenistan’daki kırsal nüfusun geniş kesimleri özellikle tutucu ve siyaset dışı kaldı. Sassun’da 1894 yılında çifte boyunduruğa karşı (yani ağır Osmanlı vergilendirmesine ve Kürtlerin baskısına karşı) meydana gelen yöresel köylü ayaklanması kanlı bir biçimde bastırıldı. İstanbul’daki Ermeni nüfusun düzenlediği bir protesto gösterisi, Sultan II. Abdülhamit’in gerici hükümeti tarafından gerekçe olarak kullanılarak, ülke çapında açıkça hazırlanan kıyım, 300 bin dolayında insanın canına mal oldu.
II. Abdülhamit’e karşı siyasal muhalefet yürütmekle birlikte, 1908 yılına iktidara gelen Türk milliyetçileri, onun imha çabasını çok daha geniş boyutlara vardırarak, o sıralarda Küçük Asya’da sayıları 2,5 milyon olan en büyük Hıristiyan ulusları Rumlar ve Ermeniler (ve de Süryaniler, y.n.) – terörle sürdüler ya da soykırımla yok ettiler. Sf. 42
Alıntı; Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları (Garabet Haçeryan’ın İzmir Güncesi) – Dora Sakayan, Ç: Atilla Tuygan (Belge Yayınları 1. Baskı Ocak 2005 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın