Hatice, ölüm döşeğinde kaldığı üç gün süresince başı Resulullah’ın kolunda, eli elindeydi.
El Bahili nakleder; Haticetül Kübra can acısından ziyade ayrılık acısıyla inleyince Resul ağladı, dedi ki; Ey cümle âlem kadınlarının bezeneği ve övüncü, cennet seni özler. Var orada Miraç Gecesinden beri nikâhlım olan Asiye, Meryam, sonra alacağım Aişe ve diğer kadınlarla buluş!”
Hatice; “… benden sonra yer yüzünde süreceğin safalar hem sana hem de o hanımlara mübarek olsun. Onlar benim ortağım değil kız kardeşlerimdir.”
Hazreti Fatıma’ya ukde olmuş bu vaka. Nihayet dayanamamış sormuş; “Babacığım, sen annemi hiçbir zaman kıskançlıkla yaralamadın. Onun üstüne ne bir nikâhlı ne cariye aldın. Nasıl oldu da ecel üstü böyle perişan ettin?”
Peygamberimiz; “Hiçbir kadın annen gibi ne sevildi ne yücelendi ne de bundan böyle sevilir, yücelenir. Onda bir tek şey eksikti. Kadının asıl şehitlik mertebesi; sevgiliyi bir başka kadınla görmektir. Hatice bu hali yaşamamış, bir bakıma noksan kalmıştı. Ondan böyle davrandım.” Hatice ona cariyeler, kızlar buldu o istemedi.
Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 62, 63) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın