Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

1-  Hüküm işin başlangıcına izâfe olunur  (yüdâfü’l-hükmü hasbe’l-evâhir) Yani bir işin hükmü, o işin başından itibaren geçerlidir.  Dolayısıyla ölümünden geriye doğru bir sene içinde ölüm hastalığı denilen durumdaki bir kimsenin yaptığı malî tasarruflar vasiyet hükmünde olup borçlu değilse mal varlığının üçte birinden yerine getirilir  

2-  Hüküm zâhire (açık olana, görünür olana) göre verilir  (el-hükmü li’z-zevâhir)  mahkemede hâkim da’vâcının haklı olduğunu bilse bile delillere göre hükmeder, bilgisine göre değil. Eğer delil yoksa da’vâyı reddedecektir 

3-  Hüküm neticeye göre verilir  (el-ibretü li’l-havâtîm) Bir işin, bir sözün ne ma’nâya geldiği ancak sonunda, yani o iş veya söz tamamlanınca anlaşılır 

4-  Rızâya ilm, hürmeti nefy eder  (tenfi’l-hürmetü’r-rızâ li’l-ilmi)   Dolayısıyla bir kimse dostunun haberi olmaksızın bahçesine girip meyvelerinden yediği takdirde dostunun memnun olacağını bilir veya çok zannederse yemesinde mahzur yoktur.  Misafirlikte de herkes önüne konulan şeyi yer, başkasına veremeyeceği gibi evine de götüremez, çünki ibâhe edilmiştir.  Ancak ev sahibinin buna râzı olduğu bilinirse artık mahzuru olmaz  

5- Şart-ı vâkıf, nass-ı şâri’ gibidir  (en-nass’ul-vâkıf ke-nassı’ş-şâri’) Yani vakıf yapanın koyduğu şarta, kitab ve sünnet hükmü gibi uyulması gerekir.  Tabiî bunun için şartın meşru, yani naslara uygun olması aranır. Bu prensibi Hanefîler kabul eder 

6-  Kesret-i ilel ile tercih vâki’ olmaz  (lâ yeka’u’t-tercihü bi- kesreti’l-ilel)  Sebeplerin çokluğu o işin önemli olduğunu göstermez, yapılması hususunda da bir öncelik tanımaz.  Tercihe esas olan sebeplerin çokluğu değil, kuvvetidir.  Bir başka deyişle kemmiyete değil, keyfiyete bakılır.  Bir meselede birden çok delilin olması hükmü etkilemez.  Bazen birkaç hadîs söz konusu olduğu halde o iş müstehab kabul edilebildiği gibi, tek bir hadîsin işaret ettiği işe farz da denilebilir.  Halîfe seçiminde halkın çoğunun değil, muayyen meziyetleri taşıyan birkaç kişinin tercihi önem taşır.  Bu kâideyi Hanefîler kabul ederken, Şâfi’îler etmezler.

Alıntı; Mecelle 1868 – 1876 – Ahmet Cevdet Paşa, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 3) internet sayfasından birebir alınmıştır.

Posted in , , , ,

Yorum bırakın