13-Usûlsüz vüsûl (ulaşma, erişme) olmaz (lâ vusûle illâ bi’l-usûl) Yani bir işi yapabilmek, neticeye ulaşabilmek, ancak o iş için asıl teşkil eden vâsıtaları bilip kullanmakla olur. Usûle metod da denir. Her işin bir usûlü vardır. Meselâ, bir akdi kurmak için gereken bir takım şartlar vardır. Bunları yerine getirmeden o akdi kurmak ve neticelerine kavuşmak mümkün değildir. Meselâ, evlenebilmek için nikâh şarttır. Nikâh için de bu işe elverişli taraflar olmalıdır, taraflar ayrı cinsten olmalıdır, çok yakın akraba olmamalıdır. İki şâhid huzurunda evlenmek hususunda birbirine uygun beyanda bulunulmalıdır. Bunlar olmadan nikâh geçerli olmaz. Yine meselâ, belli bir ilmi öğrenmek, ancak o ilmi elde etmeğe yarayan vâsıtaları kullanmakla olur. İşte bu sebeple İslâm hukukunu öğrenmek için önce usûl-i fıkh denilen ilmi öğrenmek gerekir.
14 – Eşyada aslolan ibahedir (el-aslü fi’l-eşyai’l-ibahe) hakkında yasaklandığına dair hüküm bulunmayan herşey serbesttir, kullanılabilir. Dolayısıyla bir kimseye misafir gittiği yerde ikram edilen şeyleri helal olup olmadığını düşünmeden ve araştırmadan yemesi caizdir. Acaba bu et besmeleyle mi kesilmiştir? Ev sahibi bunu helalinden mi kazanmıştır? Gasp mı etmiştir? Şeklinde düşünmesi doğru değildir. Ancak bunu açıkça biliyorsa yemez. Herkesin elinde bulunan şeyi, yasak yoldan ele geçtiği bilinmedikçe onun mülkü saymak lazımdır. İşte bu hüküm sebebiyledir ki, tütün ve kahve gibi evvelce İslâm dünyasında bilinmeyen şeyler ortaya çıktığında hukukçular bunların mübah olduğunu söylemişlerdir.
15 – Muhallil (helal olanlar) ile muharrim (haramlar) içtima (toplanınca) edince muharrim galebe eder (izâ ictemea’l-muhallilü mea’l-muharrimi ğalebe’l-muharrim) Bir meselede hem helal, hem de haram olduğuna dair emâre varsa, bir başka deyişle bir şey bir bakımdan helal, diğer bir bakımdan haram ise haram yönü ağır basar. Meselâ, talimli bir av köpeğinin getirdiği et helal olmasına rağmen, bu köpeğin yanında bir de talimsiz köpek görülse, avı bunun tutmuş olması ihtimaline binaen o av helal sayılmaz. Bir beldede Müslümanlar ile dinsizler karışık ise, dinsizlerin sayısı çok ise, burada kesilen hayvanı Müslümanın kestiği bilinmedikçe yenilmesi caiz olmaz.
Alıntı; Mecelle 1868 – 1876 – Ahmet Cevdet Paşa, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 8) internet sayfasından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın