Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kenan ülkesine yerleşmeden önceki İsraillilere “Musa’dan önceki İbraniler” denir. İbranilerin, göçebe oldukları zaman kesiti, avcılıktan göçebeliğe geçişin ilk zamanları olduğundan, ailede kadın hâlâ ileri haklara sahipti. Çocuklar analarının klanından sayılırlardı. Bu geleneğin bir kalıntısı olarak, ana, uzun zaman çocuklarının adını seçme hakkını muhafaza etti. Çoğu zaman kadın kendi ailesi ile oturuyor, kocası da arada sırada gelip onu ziyaret ediyordu. Bu âdetin Musa zamanında, halen devam ettiğini biliyoruz. Musa, Midyan’lı bir kadınla evliydi, kadın da oğulları ile birlikte kendi memleketinde kalmıştı. İbrani ailesinde çadır sahibi kadındı, kocası onun yanına gelip oturabilirdi. Tekvin’in Yahova metnine göre: “Erkek anası ile babasını terk edecek ve karısına bağlanacaktı.” İleride bu âdetin Arap yarımadası bedevilerinde de geçerli olduğu görülecektir.

İbrani toplumu, çevresindeki yerleşik medeniyetlerin etkisi ile kısa bir süre içinde babaerkil aile düzenine geçti. Kadın, kocanın malı oldu. Koca, efendisi, Baal’i idi. Koca, karısını, babasından, o yoksa erkek kardeşinden satın alıyordu. Bu en eski zamanlarda, babanın, çocuklarını, üvey çocuklarını, torunlarını yargılayıp, mahkûm etme ve hatta öldürme hakkı vardı. Tekvin’de de görülen bu hak, daha sonraları Tesniye’nin yazılması ile sınırlanmıştır. Ama baba daima oğul ve kızlarını, köle olarak satma hakkına sahipti. Musa öncesi İbraniler, pınarlara, dağlara (Sina dağı bu yüzden kutsal bir dağdır), belli ağaçlara taparlardı. Sina dağındaki Tanrıya El derlerdi. Tanrı El gittikçe daha önemli bir Tanrı olacaktır. Musa öncesi İbranilere göre, ölüler, diğer dünyada, Şeol’de, yaşamaya devam ederler. Ölüler, olağanüstü bir kudret ve bilgi edinirler ve ruhlar (Elohimler) haline gelirler. Genel kanı ve inanışa göre, İbraniler, İbrahim’in yönetiminde, Sümer’in Ur kentinden, Kenan ülkesine göç ettiler. Önce, bir süre Harran’da durdular ve daha sonra Kenan ülkesine gittiler. İbrahim’in babasının bir tapınakta rahip olduğu ve bu nedenle İbrahim’in gökyüzü ve Sümer dini hakkında çok bilgili olduğu söylenir. İbrahim, karısı Sarah öldükten sonra, Kenan ülkesinde, Hebron’da toprak satın alıp yerleşti. İbrahim’in torunu Yakup, Şekem’e, yani bu günkü Nablus’a yerleşti. Yakup’un oğulları ki bunlar İsrail’in on iki kabilesinin atalarıdır, bir kıtlık sonucu Mısır’a göç ettiler. Hatırlanacağı gibi Mısır’da köle yerine işçi çalıştırma daha yaygın bir anlayıştı. Mısır’ın kendi halkı yapılmakta olan çalışmalara yetmediğinden, Mısır’a çevre ülke halkları çalışmaya giderlerdi. Hele Mısır’ın zengin olduğu dönemlerde, tapınakların, kamu binalarının inşaatı çok miktarda işçiye ihtiyaç gösteriyor, ihtiyaç yabancı işçi sağlanarak gideriliyordu. Yukarda özetlenen gelişmeler, M.Ö. 1900 ile 1500 yılları arasına aittir.  

Alıntı; Bizimkiler II (Devletler) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , ,

Yorum bırakın